Bir anlamda mecbur kaldım, yani,Κι αυτό επειδή έπρεπε κάποια στιγμή να πω,
Bir anlamda mecbur kaldım, yani,Защото трябваше, в определен момент, да кажа,
Bir anlamda mecbur kaldım, yani,Потому что в определённый момент мне пришлось спросить себя:
Bir anlamda mecbur kaldım, yani,Тому що в якийсь момент я повинен був себе спитати:
Bir anlamda mecbur kaldım, yani,כיוון שהייתי חייב, בנקודה מסוימת, לומר,
Bir anlamda mecbur kaldım, yani,لانه وجب علي في لحظة من اللحظات أن أسأل نفسي ..
Bir anlamda mecbur kaldım, yani,「自分はここで何をしているんだ?
Bir anlamda molekülümüzün iskeleti olarak görebilirsin ve adlandırmamızın da. .Je kunt het zien als de ruggegraat van ons molecuul en dus ook de ruggegraat van onze benaming.
Bir anlamda molekülümüzün iskeleti olarak görebilirsin ve adlandırmamızın da. .여러분을 이것을 이 분자의 등뼈라고 할 수 있고, 우리가 이름 짓는 것의 핵심이라고도 할 수 있습니다.
Bir anlamda molekülümüzün iskeleti olarak görebilirsin ve adlandırmamızın da. .Můžete tak trochu vidět, že je to základ molekuly, a také základem našeho pojmenovávání.
Bir anlamda molekülümüzün iskeleti olarak görebilirsin ve adlandırmamızın da. .Μπορείτε να τη θεωρήσετε σαν τη "ραχοκοκαλιά" του μορίου μας και κατά συνέπεια τη "ραχοκοκαλιά" της ονομασίας.
Bir anlamda molekülümüzün iskeleti olarak görebilirsin ve adlandırmamızın da. .Перед вами, так сказать, хребет нашей молекулы, а также основная часть нашего названия.
Bir anlamda molekülümüzün iskeleti olarak görebilirsin ve adlandırmamızın da. .و يمكن اعتبارها بمثابة العمود الفقري و أساس الجزئ وأيضا العمود الفقري للتسمية
Bir anlamda, orada bizden biri olmak zorundadır.Er moet iets van ons inzitten.
Bir anlamda, orada bizden biri olmak zorundadır.In gewisser Weise muss etwas von uns darin ein.
Bir anlamda, orada bizden biri olmak zorundadır.Într-un sens, trebuie să fie ceva ca noi.
Bir anlamda, orada bizden biri olmak zorundadır.In un certo senso, devono somigliarci in qualche modo.
Bir anlamda, orada bizden biri olmak zorundadır.어떤 의미에서는, 우리와 유사한 뭔가가 있어야만 합니다.
Bir anlamda, orada bizden biri olmak zorundadır.W pewnym sensie musi się tam znajdować coś nam odpowiadającego.
Bir anlamda, orada bizden biri olmak zorundadır.В някои отношения трябва да си приличаме.
Bir anlamda, orada bizden biri olmak zorundadır.Подразумевается, что отчасти они такие же, как и мы.
Bir anlamda, orada bizden biri olmak zorundadır.במובן מסוים, חייב להיות משהו כמו אצלנו.
Bir anlamda, orada bizden biri olmak zorundadır.في مجال معين يجب أن يكون هناك شيء يشبهنا
Bir anlamda, pazarlama işinin çoğu CEO'yu reklam kampanyasının iyi olduğuna ikna etmek.그러므로, 어떤 측면에서는, 많은 마케팅이 CEO에게 이것이 좋은 광고 캠페인이라고 설득하는 것에 관한 것입니다.
Bir anlamda, pazarlama işinin çoğu CEO'yu reklam kampanyasının iyi olduğuna ikna etmek.CEOを納得させることなのです これはよい広告キャンペーンということですね そこには計画通りにいかないことがあります
Bir anlamda, pazarlama işinin çoğu CEO'yu reklam kampanyasının iyi olduğuna ikna etmek.Dus, in zekere zin, gaat veel marketing over het overtuigen van een CEO dat dit een goede reclamecampagne is.
Bir anlamda, pazarlama işinin çoğu CEO'yu reklam kampanyasının iyi olduğuna ikna etmek.Gewissermaßen, geht es im Marketing viel darum, einen CEO von einer guten Kampagne zu überzeugen.
Bir anlamda, pazarlama işinin çoğu CEO'yu reklam kampanyasının iyi olduğuna ikna etmek.Så, på något sätt, mycket av marknadsföring handlar om att övertyga en VD om att "det här är en bra kampanj"
Bir anlamda, pazarlama işinin çoğu CEO'yu reklam kampanyasının iyi olduğuna ikna etmek.Szóval, egy bizonyos értelemben, a marketing nagy része meggyőzni egy igazgatót, hogy ez egy jó kampány.
Bir anlamda, pazarlama işinin çoğu CEO'yu reklam kampanyasının iyi olduğuna ikna etmek.Więc w pewnym sensie, duża część marketingu to przekonanie CEO, że ta kampania reklamowa jest dobra.
Bir anlamda, pazarlama işinin çoğu CEO'yu reklam kampanyasının iyi olduğuna ikna etmek.ולכן, במידה מסויימת, הרבה מהשיווק זה לשכנע את המנכ"ל שזה קמפיין מוצלח.
Bir anlamda, pazarlama işinin çoğu CEO'yu reklam kampanyasının iyi olduğuna ikna etmek.لذلك ، بمعنى ما ، والكثير من التسويق على وشك إقناع الرئيس التنفيذي هذا هو جيد حملة إعلانية.
Bir anlamda piyade erleri daha çok McDonalds'ta siparişlerinizi alanlar gibidir.Bizonyos értelemben a sorkatonák olyanok, mint azok, akik felveszik a rendelésed a McDonald's-ban.
Bir anlamda piyade erleri daha çok McDonalds'ta siparişlerinizi alanlar gibidir.Das Fußvolk ist also den Leuten sehr ähnlich, die bei McDonald's Ihre Bestellung aufnehmen.
Bir anlamda piyade erleri daha çok McDonalds'ta siparişlerinizi alanlar gibidir.De certo modo, os peões são muito parecidos com as pessoas que recebem os pedidos ao balcão dum McDonald's.
Bir anlamda piyade erleri daha çok McDonalds'ta siparişlerinizi alanlar gibidir.Deci într-un anumit sens, infanteriştii se aseamănă mult cu persoanele care-ţi iau comanda la McDonald's.
Bir anlamda piyade erleri daha çok McDonalds'ta siparişlerinizi alanlar gibidir.Dus op een bepaalde manier is het voetvolk net als de mensen die jouw bestelling opnemen bij McDonald's.
Bir anlamda piyade erleri daha çok McDonalds'ta siparişlerinizi alanlar gibidir.그래서 어떤 측면에서는 이들 보병들은 맥도날드에서 주문을 받는 사람들 같은 존재죠.
Bir anlamda piyade erleri daha çok McDonalds'ta siparişlerinizi alanlar gibidir."Szeregowcy" przyjmują zamówienia, jak w McDonaldzie. "Szeregowcy" przyjmują zamówienia, jak w McDonaldzie.
Bir anlamda piyade erleri daha çok McDonalds'ta siparişlerinizi alanlar gibidir.V jistém smyslu jsou řadoví vojáci jako lidi, kteří vás obsluhují u McDonald's.
Bir anlamda piyade erleri daha çok McDonalds'ta siparişlerinizi alanlar gibidir.Така че, в някои отношения, уличните пласьори са като хората, които ви взимат поръчката в Макдоналдс.
Bir anlamda piyade erleri daha çok McDonalds'ta siparişlerinizi alanlar gibidir.Так что в некотором смысле, "пехотинцы" очень похожи на людей, которые принимают ваш заказ в Макдоналдсе.
Bir anlamda piyade erleri daha çok McDonalds'ta siparişlerinizi alanlar gibidir.אז במובן מסוים, חיל הרגלים דומים מאד לאנשים שמקבלים מכם את ההזמנה ב"מק'דונלדס".
Bir anlamda piyade erleri daha çok McDonalds'ta siparişlerinizi alanlar gibidir.فالجنود هم كالأشخاص الذين يأخذون الطلبات في مكدونلدز.
Bir anlamda piyade erleri daha çok McDonalds'ta siparişlerinizi alanlar gibidir.同じだといえます
Bir anlamda resme baktığımızda kendimizi evimizdeymiş gibi hissetmemizi istemiş.V jistém smyslu nás zve, abychom se cítili jako doma.
Bir anlamda resme baktığımızda kendimizi evimizdeymiş gibi hissetmemizi istemiş.Він ніби закликає нас почуватись як вдома.
Bir anlamda resme baktığımızda kendimizi evimizdeymiş gibi hissetmemizi istemiş.То ни кани да се чувстваме като у дома си.
Bir anlamda şehrin yapaylığından kaçarak sığınılacak bir liman oluyor.Et un type de refuge du caractère artificiel du cité. >> Dr.
Bir anlamda şehrin yapaylığından kaçarak sığınılacak bir liman oluyor.Свого роду притулок від штучного міського побуту.
Bir anlamda, siz bunu söyleyemezsiniz.D'une certaine façon, vous ne pouvez pas dire cela.
Bir anlamda, siz bunu söyleyemezsiniz.En cierto modo, no puede decir eso.
Bir anlamda, siz bunu söyleyemezsiniz.In gewisser Weise können Sie das nicht sagen.
Bir anlamda, siz bunu söyleyemezsiniz. İnsanlık gereği buna inansanız bile, bunu dillendiremezsiniz.Pomimo, że uważacie tak jako ludzie, nie możecie tego powiedzieć.
Bir anlamda, siz bunu söyleyemezsiniz.그런 생각을 대중앞에서 말하기 힘들지도
Bir anlamda, siz bunu söyleyemezsiniz.Theo một phương diện nào đó, ngài không thể nói vậy.
Bir anlamda, siz bunu söyleyemezsiniz.U kunt dat eigenlijk niet zeggen.
Bir anlamda, siz bunu söyleyemezsiniz.Вие сте избран. В известен смисъл, не можете да кажете това.
Bir anlamda, siz bunu söyleyemezsiniz.Ну, вот Вас избрали. И Вы, в определённом смысле, уже не можете говорить такие вещи.
Bir anlamda, siz bunu söyleyemezsiniz.גם אם בתור בן אדם, אתה מאמין לזה,