Bir anlamda içine hayat üfleyeceksiniz.Вы как бы вдохнёте жизнь в неё.
Bir anlamda içine hayat üfleyeceksiniz.Ще й вдъхнете живот.
Bir anlamda içine hayat üfleyeceksiniz.אתה תנשוף בו רוח חיים.
Bir anlamda içine hayat üfleyeceksiniz.سوف تعطي للكتاب نفس الحياه.
Bir anlamda içine hayat üfleyeceksiniz.一方的な伝達手段はよく目にします
Bir anlamda inanılmaz.Algo increíble.
Bir anlamda inanılmaz.Bijna ongelofelijk.
Bir anlamda inanılmaz. Daha sonralarda cep telefonları ortaya çıktı. Mesajlaşma, resimler, ses ve video vs.Depois, apareceu o telemóvel, o texto, as imagens, o áudio, o vídeo.
Bir anlamda inanılmaz.Incredibil, într-un fel.
Bir anlamda inanılmaz.Irgendwie unglaublich.
Bir anlamda inanılmaz.Plutôt incroyable.
Bir anlamda inanılmaz.Proprio incredibile.
Bir anlamda inanılmaz.Thật không thể tưởng tượng được.
Bir anlamda inanılmaz.Valami hihetetlen.
Bir anlamda inanılmaz.Невероятно.
Bir anlamda inanılmaz.Просто потрясающе.
Bir anlamda inanılmaz.Це доволі неймовірно.
Bir anlamda, kitlece düzenlenmiş yaratıcılığı edinmek için hesaplama evrenini kullanabiliriz.Bizonyos értelemben a számítási univerzum tömegre szabott kreativitást adhat nekünk.
Bir anlamda, kitlece düzenlenmiş yaratıcılığı edinmek için hesaplama evrenini kullanabiliriz.Chúng ta có thể sử dụng vũ trụ này để đem lại sự sáng tạo tùy biến.
Bir anlamda, kitlece düzenlenmiş yaratıcılığı edinmek için hesaplama evrenini kullanabiliriz.De alguna manera, podemos usar el universo computacional para lograr creatividad en masa personalizada.
Bir anlamda, kitlece düzenlenmiş yaratıcılığı edinmek için hesaplama evrenini kullanabiliriz.En un sens, nous pouvons utiliser l'univers computationnel pour obtenir une créativité de masse sur mesure.
Bir anlamda, kitlece düzenlenmiş yaratıcılığı edinmek için hesaplama evrenini kullanabiliriz.In gewisser Hinsicht können wir das rechnerische Universum nutzen, für massenhafte individuelle Kreativität.
Bir anlamda, kitlece düzenlenmiş yaratıcılığı edinmek için hesaplama evrenini kullanabiliriz.어떤 의미에서, 우리는 계산적 우주를 이용하여 대량 맞춤형 창조성을 얻을 수 있죠.
Bir anlamda, kitlece düzenlenmiş yaratıcılığı edinmek için hesaplama evrenini kullanabiliriz.We kunnen het universum van de berekeningen gebruiken om 'mass customized'-creativiteit te maken.
Bir anlamda, kitlece düzenlenmiş yaratıcılığı edinmek için hesaplama evrenini kullanabiliriz.במובן מסוים אנו יכולים להשתמש ביקום החישובי להשגת יצירתיות המותאמת להמונים.
Bir anlamda, kitlece düzenlenmiş yaratıcılığı edinmek için hesaplama evrenini kullanabiliriz.وبمعنى آخر، بإمكاننا إستعمال الكون المحوسب للحصول على كم كبير من الإبداع المبوّب.
Bir anlamda, kitlece düzenlenmiş yaratıcılığı edinmek için hesaplama evrenini kullanabiliriz.クリエイティビティのマスカスタマイゼーションができるのです Wolfram Alphaを使って
Bir anlamda klasik "piller kutuya dahil değildir" durumu yani.Bizonyos értelemben, ez a klasszikus helyzet: "elemet a csomagolás nem tartalmaz".
Bir anlamda klasik "piller kutuya dahil değildir" durumu yani.Dans un sens, on peut l'assimiler à la formule classique "piles non incluses".
Bir anlamda klasik "piller kutuya dahil değildir" durumu yani.De certa maneira, podemos pensar nisto como o clássico "pilhas não incluídas".
Bir anlamda klasik "piller kutuya dahil değildir" durumu yani.De cierto modo, si quieres pensarlo así, es el clásico: "Baterías no incluidas"
Bir anlamda klasik "piller kutuya dahil değildir" durumu yani.Hvis du tænker over det er det den klassiske "batteri ej inkluderet".
Bir anlamda klasik "piller kutuya dahil değildir" durumu yani.Într-un fel, seamănă cu clasicul "bateriile vândute separat."
Bir anlamda klasik "piller kutuya dahil değildir" durumu yani.In un certo senso potete pensarlo come il classico "batterie non incluse".
Bir anlamda klasik "piller kutuya dahil değildir" durumu yani.In zekere zin, als je erover nadenkt is dit het oerklassieke "batterijen niet meegeleverd."
Bir anlamda klasik "piller kutuya dahil değildir" durumu yani.어떤 면에서 생각해 보면 이건 전형적인 "배터리 불포함" 제품과 같은 거죠.
Bir anlamda klasik "piller kutuya dahil değildir" durumu yani.Thật đơn giản nếu bạn nghĩ về nó theo cách cổ điển "không có ắc-quy."
Bir anlamda klasik "piller kutuya dahil değildir" durumu yani.Υπό μία έννοια, πρόκειται για την κλασική περίπτωση "δεν περιλαμβάνονται μπαταρίες".
Bir anlamda, orada bizden biri olmak zorundadır.だから宗教絵画であれば 神はグラマーとは言えない
Bir anlamda klasik "piller kutuya dahil değildir" durumu yani.В деякому розумінні, мова йде про класичну концепцію "елементи живлення продаються окремо"
Bir anlamda klasik "piller kutuya dahil değildir" durumu yani.В известен смисъл, можете да погледнете на това като класическото: "батериите не са включени в цената"
Bir anlamda klasik "piller kutuya dahil değildir" durumu yani.В том же смысле, что и классическое "батарейки не прилагаются".
Bir anlamda klasik "piller kutuya dahil değildir" durumu yani.במובן מסוים אפשר לחשוב על זה כמקרה קלאסי, "הבטריות אינן כלולות."
Bir anlamda klasik "piller kutuya dahil değildir" durumu yani.بمعنى أنه إذا فكرت في هذا بطريقة تقليدية " البطارية ليست مشمولة "
Bir anlamda klasik "piller kutuya dahil değildir" durumu yani.「バッテリーは含まれていません」というものです それぞれを二つに切り離した場合
Bir anlamda mecbur kaldım, yani,Bởi vì tôi đã phải, trong một lúc nào đó, nói rằng
Bir anlamda mecbur kaldım, yani,Därför att jag var tvungen att vid en viss punkt säga
Bir anlamda mecbur kaldım, yani,Denn an einem bestimmten Punkt musste ich mir sagen:
Bir anlamda mecbur kaldım, yani,Egy ponton azt kellett mondanom magamnak:
Bir anlamda mecbur kaldım, yani,Fordi jeg skulle, på et bestemt punkt, sige,
Bir anlamda mecbur kaldım, yani,하지만 어느 순간 이런 궁금증이 밀려왔어요.
Bir anlamda mecbur kaldım, yani,Koska minun piti tietyssä vaiheessa sanoa:
Bir anlamda mecbur kaldım, yani,Omdat ik op een bepaald moment moest zeggen:
Bir anlamda mecbur kaldım, yani,Parce que j'ai dû, à un certain point, me dire,
Bir anlamda mecbur kaldım, yani,Pentru că a trebuit, la un moment dat, să spun
Bir anlamda mecbur kaldım, yani,Perché a un certo punto ho dovuto dire:
Bir anlamda mecbur kaldım, yani,Ponieważ musiałem w pewnym momencie powiedzieć:
Bir anlamda mecbur kaldım, yani,Porque, a dada altura, tive de perguntar,
Bir anlamda mecbur kaldım, yani,Porque tenía que hacerlo, en un cierto punto, digo,
Bir anlamda mecbur kaldım, yani,Protože v jednu chvíli jsem si musel říct