Ancak MÖ 2000'lerde Teb kenti gerçek anlamda bir başkent niteliğini kazandı.Možno hovoriť o brazílskom modeli, nakoľko sa za niekoľko dekád stalo z provinčného mesta de facto hlavné.
E60 önceki modellere göre teknolojik anlamda oldukça büyük bir sıçrama kaydetmiştir.E60 predstavuje významný krok vpred v technológii oproti predchádzajúcej generácii.
Meydan çeşmesi özelliğini kaybetmesi, görsel anlamdaki algısını da değiştirmiştir.Pre túto významnú príležitosť si upravila aj svoj vzhľad do retro štýlu.
Her anlamda yardımcı olmaya çalışır.Pomáha pri všetkých neduhoch.
Teorik Buhar sıkıştırmalı çevrim gerçek anlamda sistemlere tam olarak uygulanamamaktadır.Magnetron sa priamo nedá regulovať v tom pravom slova zmysle.
Artık Karşıyaka'nın koltuğu ciddi anlamda sallanmaktadır.Sídlo eparchie sa v súčasnosti nachádza v Užhorode.
Bu madde genel anlamda inkılapçılık kavramıyla alakalıdır.Ide teda v podstate o sexuálnu hygienu v širšom zmysle.
Zaten Osmanlı ordusundaki reform çalışmaları ciddi anlamda devam etmekte ve yeniden düzenleme sağlanmakta idi.Červená armáda sa však práve v tejto dobe nachádzala v štádiu prestavby a modernizácie.
Bir anlamda, aşçılar eğitimli zanaatkarlar olarak kabul edildi.Podľa mienky odborníkov boli hrané v slušnej kvalite.
Reformlar sanatsal anlamda Asuka döneminin sonu ve Hakuhō döneminin başlangıcı oldu.Reforme so tudi v umetnosti označevale konec obdobja Asuka in začetek obdobja Hakuho.
Ancak yolun ciddi anlamda bakıma ihtiyacı vardır.Pot jih povede v Resno.
Bazen elektronik puro da aynı anlamda kullanılır.Včasih se uporablja tudi termin elektronsko bojevanje.
Yani, bir anlamda, First Arsch gizli bir gruptu.Potopis je prvi v seriji Strogo zaupno.
Tüm çilecilik öğretisi de bir anlamda buraya dahildir.”Iz tega vzroka je iglasti les tukaj zelo iskan."
Bu anlamda Evren de büyük bir evdir.Palača je v širšem pomenu tudi vsaka velika hiša.
Yani bir anlamda bireyin tercihleri, diğerlerinin tercihlerine bağlı.Seveda so te želje posameznikov vsaj delno v nasprotju z željami drugih.
Turizm sebebi ile lokal anlamda çok önemli bir ekonomik rol oynar.Kraj ima tako v lokalnem, kot tudi v regijskem smislu pomembno gospodarsko vlogo.
Onlar filmin şehri kötü anlamda gösterildiğine inandılar.Oblasti ni ugajala bedna upodobitev države v filmu.
Böylece toprak bir anlamda "kabuk değiştirir, yenilenir".Želim Svet v drugi - popravljeni izdaji.
Klasik dönem bu anlamda Arkaik dönemden sonra ve Helenistik dönemden önce gelir.Klasično obdobje sledi arhaičnemu obdobju, temu pa helenistično obdobje.
Bu iki albümde ticari anlamda bir başarı yakalayamamıştır.Oba albuma sta bila komercialno neuspešna.
Buna karşın sportif anlamda başarılar devam etti.Kljub dogodkom je bilo nekaj izrednih športnih dosežkov.
Genel anlamda dünya da birkaç yerde doğal aşınmayla meydana gelmiş doğal köprüler vardır.V naravi pogosto srečamo naravne mostove.
Genel anlamda reformizm için İnkılapçılık maddesine bakınız.Za druge pomene glejte Dušenje.
Menteşe ismi birden fazla anlamda kullanılmaktadır.Izraz je najpogosteje uporabljen v ožjem pomenu.
Charles, 1527 yılında öldüğünde aile bir anlamda sona erdi.Po njegovi smrti leta 1576 je bila skupina skoraj končana.
Tenisçi veya tenis oyuncusu profesyonel anlamda tenis oynayan kimsedir.Poklicni rolkar ali profesionalni rolkar je rolkar, ki se z rolkanjem ukvarja poklicno.
Kendisi gerçek anlamda uluslararası bir sanatçıdır.Z njimi je postal mednarodni umetnik.
Bunun yanında Kuzey Amerika'da ticari anlamda iyi bir başarı elde etti.V Severni Ameriki je pesem prejela velik komercialni uspeh.
Aynı anlamda Diyâr-ı Rûm (Farsça ديار روم) terkibi de kullanılır.Podobno se izključno uporablja tudi izraz Roš hodeš (ראש חודש).
Bu anlamda CV'den çok daha kapsamlıdır.S tem razlogom je bolj reaktiven kot HF.
Bilimsel anlamda “şeker ameliyatı” diye bilinen bir tanımlama yoktur.Kri izvaja tako imenovano »operacijo brez noža«.
Oyun, Shaw'a uluslararası anlamda bir başarı kazanmıştır.Thököliju so vojaški uspehi prinesli mednarodni sloves.
Bu devletler birbirleriyle hem askeri hem de ekonomik anlamda rekabet halinde olmuşlardır.Šios valstybės varžėsi viena su kita tiek karinėje, tiek komercinėje sferose.
Bu olaya genel anlamda tortullaşma denir.Šis reiškinys bendrąja prasme vadinamas idiotija.
Bu anlamda kutsal bir güç ve yaşam enerjisidir fakat maddi varlıklardan da soyutlanmış değildir.Ši substancija, suvokiama kaip gyvybinė energija, tačiau savo prigimtini nėra nei fizinė, nei dvasinė.
Bu altı film, Türk filmciliğine gerçek anlamda girişi sağlamıştır.Šie nauji filmų kūrėjai pradėjo filmuoti tikroviškesnį turkų/kurdų gyvenimą.
Bu anlamda anti-emperyalist bir söylemi benimseyen bir ideoloji olarak belirmiştir.Jo vykdomą užsienio politiką galima pavadinti kaip antiimperialistinę.
Biyolojik anlamda, iki cinsiyet vardır: Kadın ve erkek.Žmonija turi dvi lytis – vyrą ir moterį.
Sultan (Arapça: سلطان), tarihte pek çok farklı anlamda kullanılmış olan İslamî bir sıfattır.Sultonas (arab. سلطان) – Islamo titulas, turintis keletą istorinių reikšmių.
Dar anlamda yatırım, yatırım mallarının satın alınması şeklindeki yatırım harcamasıdır.Nefinansinės investicijos – tai investicijos į materialųjį turtą.
Ancak kurulan devlet, uluslararası anlamda tanınmadı.Tačiau naujajai valdžiai taip ir nepavyko pasiekti tarptautinio pripažinimo.
Bu ürünler geniş anlamda üç kategoriye ayrılıyor - iletişim ürünleri, Microsoft Office ve uygulamalar.Need tooted kuuluvad laias laastus kolme kategooriasse: suhtlusvahendid, Microsoft Office, rakendused.
Bu anlamda, Fisher, Haldane ve Wright'ın çalışmaları popülasyon genetiğinin disiplinini oluşturmuştur.Fisheri, Haldane'i ja Wrighti tööd panid aluse populatsioonigeneetika teadusharule.
Bazen elektronik puro da aynı anlamda kullanılır.E-sigareti kasutamist nimetatakse kohati ka veipimiseks.
30-06 Springfield'in askeri anlamda kullanımının son örneği Vietnam Savaşı'nda yaşanmış oldu.USA kasutas esimest (.30-06 Springfield) ka Vietnami sõjas 1970ndatel.
Günümüzdeki anlamda ise 17. yüzyılda İtalya'da kullanılmaya başlandı.Amet võeti kasutusele Itaalias 17. sajandil.
Bu da kavramın sosyalist kampın çöküşünden sonra kazandığı anlamdan önceki anlamıdır.Ta viitab aruandele, mis valmis pärast kommunismi kokkuvarisemist.
Genelde de siyasal alanda bu anlamda kullanılmaktadır.Kui politsei kutsutakse, siis tavaliselt selle etapi jooksul.
Her anlamda bütün akrabalarım da tanıdıklarım da.Partner tunneb kõiki minu omadusi.
Yani gerçek anlamda kullanılabilir ürün derken neyi kastediyoruz?Milline on toote eeldatav kasutusiga?
Onun kemerleri, her anlamda hit olarak değerlendirilecek."Igas tükis usaldati talle siiski küllalt tähtsad rollid."
Böylece hukuksal anlamda hiçbir sorumluluk da üstlenmemiş oluyor. ^ (kim.com)Tulevikus ei tohi ükski ametnik kedagi vastutusele võtta (kohtus ordaalide* rakendamisega)((*keskld.
1984 civarında , Morello tekrar ciddi anlamda gitar çalışmaya başladı.1914. aastast hakkas Modiglianit taas huvitama maalimine.
Davranış, felsefi anlamda kompleks bir problemdir.Maailm on filosoofias mitmetähenduslik mõiste.
Bu anlamda Nicolai Sinai sureleri yapısallıklarına göre 3 farklı kategoriye ayırmaktadır.Halliday toob lapse arengus välja seitse erinevat keelefunktsiooni.
Genel anlamda, kuram, bir düşüncenin genel, soyut ve rasyonel olmasıdır.Üldiselt väljendab PA seda, mil määral on inimene entusiastlik, aktiivne ja erk.
Bir anlamda da yararlı oldu.Temast oli ka praktilist kasu.
Bir anlamda kategori kavramının oluşturcusu Aristoteles'tir.Mõiste üksikasjaliku liigenduseni jõudis Aristoteles.
Bu anlamda en çok Rusya’nın çaba gösterdiği görülmektedir.Kõige negatiivsemaks osutus suhtumine Venemaasse.