Ana içeriğe geç
Sözlük

anlamda ile cümle

anlamda kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Sonuç olarak, diyelimki Γ bu anlamda içinde bir ana bağlantı olsun.最后,设Γ是这样意义的一个主联络。
Bu anlamda iyilik ve kötülüğün kaynağı aslında Melek Tavus'tur.其中,憑電影《墮落天使》,榮獲:金像獎、金紫荊獎最佳女配角。
Fransa Savaşı'nda Müttefikler'in yenilmiş olması, bir anlamda Beneš Komitesi'nin işlerini kolaylaştırdı.同盟國軍隊在法國戰役的慘敗,間接促成了贝奈斯回復捷克斯洛伐克共和國的心願。
Örneğin İngilizcede bu anlamda aunt sözcüğü kullanılır. ^ "teyze."英文中,姑妈、姨妈等统称为Aunt。
Bu bir anlamda, fayda teorisinin 18.-19. yüzyılda gelişeceğinin bir habercisi idi.某种程度上,这预示了18到19世纪发展的功利主义的出现。
Yani olmayanı ama mutlak anlamda olmayanı işaret eder.是故但說無明緣行。
Bu anlamda ortodoks islam siyasi düşünce biçimine bağlıdır.因此,如何避免自然狀態變成了政治思考的核心。
Bu anlamda tekrar dirilme inançları vardır.他重新找到了创作的信心。
Kurbanların sayısı, “Holokost” un hangi anlamda kullanıldığına göre değişir.随着时间的推移,“达尔文主义”的含义已经发生了变化,这取决于谁在使用这个词语。
Müzikal anlamda getirebileceklerinin sınırı yok.我用不着收什么音乐使用费。
Limit kelime Latince Limes ya da Limites 'den gelmekte olup sınır, uç nokta anlamdadır.靈薄獄之詞源來自拉丁語单词limbus,意思為邊緣或界限。
Film bir anlamda, 2005 yılında intihar eden, romanın yazarı Hunter S. Thompson'a bir saygı duruşudur.美国作家亨特·汤普森2005年自杀身亡后即采用此种殡葬方式。
Bu anlamda antropolog Michael Tomasello'nun görüşü de önemlidir.托马斯·阿奎那的神学看法中持有的就是这种观点。
Birleşik Krallık'ta bu sözcük hala bu anlamda kullanılmaktadır.現在全世界通行的《古蘭經》,只有這種定本。
Ancak, genel anlamda kullanımı İtalyan matematikçi ve fizikçi Vito Volterra'ya atfedilmektedir.“位错”这一概念最早由意大利数学家和物理学家维托·伏尔特拉于1905年提出。
O yüzden gerçek anlamda tarafsız kalmak mümkün değildir.在那种情况下,我不可能保持完全中立。
Bir Bayt, 0 ile 255 arasındaki değeri veya diğer anlamda 256 şalter durumunu temsil etmektedir.EASCII的内码是由0到255共有256个字符组成。
Bazen elektronik puro da aynı anlamda kullanılır.在现代,同样的模算术有时用于数字信号处理。
Mesela Kazakça'da "söylesetin" "konuşacak" anlamdadır.尤其在台灣,「會說中文」的意思是「會說國語」。
1949 - Küba, İsrail'i diplomatik anlamda tanıdı.1949年:古巴承認以色列。
Ahlaki doğruluk erdemli olmakla bu anlamda bir tutulur.선(善)은 기독교에서 하나님 기준으로 옳은 것이 선이다.
Risk tehlike ile aynı anlamda değildir.다음과 같은 위험 요소가 존재한다.
Ancak yolun ciddi anlamda bakıma ihtiyacı vardır.그래도 진지할 때는 그나마 진지한 면이 있다.
Bir grup erkeğin bu anlamda birbirlerine ihtiyaç duyduklarını kabul etmenin nesi yanlış?사람 人자가 왜 서로 버티는 형상을 하고 있는지 아는가.
Mayalar yerli amerika halklarından gerçek anlamda bir yazı sistemine sahip olan tek uygarlıktı.마야 문명은 아메리카에서 유일하게 진정한 문자 체계도 남겼다.
Bu devletler birbirleriyle hem askeri hem de ekonomik anlamda rekabet halinde olmuşlardır.이 세 왕국은 경제와 군사 면에서 서로 경쟁하였다.
Ancak albüm ticari anlamda istediği başarıyı yakalayamadı.하지만, 앨범은 상업적으로 성공을 거두는 데는 실패했다.
Bir anlamda aynı anda iyiyi ve kötüyü temsil etmektedir.이어서 '선과 악을 동시에 연기해야 한다.
Her anlamda ondan birçok şey öğrenebilirsiniz.한 해 동안 여러 모로 많은 것을 배울 수 있었다.
Kelimesel olarak ödünç almalar dar anlamda ödünç kelimeler ve yabancı kelimelerdir.특정 단어를 빌려온다는 뜻은 차용언어나 개념을 빌려와 언어간에 적용함이다.
Böylelikle Burak King profesyonel anlamda müzik piyasasına ilk girişi yapmıştır.그리하여 체코는 처음으로 예술의 면에서 독자적인 음악을 내놓게 되었다.
Roma hukuku daha geniş anlamda 17. yüzyılın sonuna kadar Avrupa'nın büyük bölümünde uygulanmaya devam etti.넓은 의미로 볼 때 로마법은 17세기 말 유럽 대부분 지역에서 적용되었다.
Bu anlamda oldukça önemli bir buluntudur.이것은 상당히 중요한 의미를 갖는 일이었다.
Birine dokundurmak amacıyla söylenmiş imalı söz (mecazi anlamda).입목저당(立木抵當)은 입목을 목적으로 하여 설정하는 저당권을 말한다.
Young, modern anlamda enerji dönemini tanımlayan ilk kişi oldu.영은 현대적인 관념으로 에너지라는 용어를 첫 번째로 정의한 사람이었다.
Yani, bir anlamda, First Arsch gizli bir gruptu.특히, 1차 인자는 완벽 부합이라고 한다.
Bazen elektronik puro da aynı anlamda kullanılır.이는 간혹 Ci로 쓰기도 한다.
Davranış, felsefi anlamda kompleks bir problemdir.인공의식은 철학적으로도 흥미로운 문제이다.
Bu anlamda “post”u simgelemektedir.따라서 성은 ‘메쇠이’입니다.
Artık Karşıyaka'nın koltuğu ciddi anlamda sallanmaktadır.전후에 타이난 현 자리 진으로 개편되어 현재에 이르고 있다.
Eğitsel anlamda bilgisayar kullanımının avantajlarını beş başlıkta toplayabiliriz.컴퓨터 구조에서 컴퓨터 시스템은 일반적으로 다섯 가지 수준으로 구성된다.
Bu bakımdan, geniş anlamda, tarihsel dil bilgisi anlayışı vardır.그에 의하면 언어를 이해하기 위해서는 광범위한 상식적 배경 지식이 전제되어야 한다.
Olumlu anlamda aptal hissetmenize neden olacak." dedi.감성적인 표현이 마음을 흠뻑 적시었다"라고 극찬했다.
Ayrıca İsa'dan Önce (İÖ) ve İsa'dan Sonra (İS) terimleri de aynı anlamda kullanılır.이들은 예수의 행적을 앞서와 같은 방법으로 연구하였으며, 그 결과를 해석하면 다음과 같이 재구성된다.
Fakat o zamanlar bizim bildiğimiz anlamdaki Sincaplar'dan epey farklılardı.최초의 케이크는 지금 우리가 알고 있는 것과는 매우 달랐다.
Albüm ticarî anlamda da başarılı oldu.앨범은 상업적으로도 성공을 거뒀다.
1659 yılında Pascal ciddi anlamda hastalanmıştır.ב-1659, פסקל נפל לחולי רציני.
Cansız, verdiği bir röportajında, "Bir anlamda ailemi terk ettim.בראיון מאוחר יותר היא אמרה לגבי אותה התקופה: "במובן מסוים, נטשתי את משפחתי.
Sessiz filmi Metropolis (1927) modern anlamda bilim kurgu filmlerinin babası olarak kabul edilir.הסרט האילם שביים, מטרופוליס (1927) נחשב ללידת סרטי המדע בדיוני המודרניים.
Dolayısıyla "Bilmiyorum" bir anlamda en doğru cevaptır.עם כל זאת, יודגש שאין משמעות לשאלה איזו הגדרה "נכונה" יותר.
Bir Çin atasözü birbirini seven çiftler mecazi anlamda için söyle der: "İki mandarin ördeği suda oynuyor".כך למשל האמרה הסינית "זוג ברווזי מנדרין המשחקים במים" מתייחסת לזוגות אוהבים.
Tenisçi veya tenis oyuncusu profesyonel anlamda tenis oynayan kimsedir.טניסאי או שחקן טניס הוא ספורטאי המשחק טניס.
Şarkılar genelde geleneksel anlamdaki tempo veya ritimden yoksundur ve tipik olarak çok uzundur.השירים לעיתים קרובות ארוכים מאוד וחסרים פעמות או קצב במובן המסורתי.
Temelinde idealist bir söylemdir, ancak günümüzde küçümseyici bir anlamda kullanılmaktadır.במקור היה זה ביטוי אידיאליסטי, אך כיום משתמשים בו בצורה מזלזלת.
Her anlamda bütün akrabalarım da tanıdıklarım da.לרוב מיודעים ההורים המיועדים בכל התהליך.
Yasa 18 Haziran 1378 yılında kabul edilmiş ve halk tarafından genel anlamda kabul görmüştür.הוא הושבע בפעם השנייה ב-18 בפברואר, אך באופן פומבי מול אזרחי המדינה.
Bu anlamda, “kişinin kendisi olmasının koşulu, kim olduğunu hiç mi hiç bilmemesidir. ”וכי ״זכות הציבור לדעת, כשמה כן היא.
Kendisi gerçek anlamda uluslararası bir sanatçıdır.תוך כדי כך הוא הופך לאמן בינלאומי.
Frijit, cinsel anlamda soğukluk yaşama hastalığıdır.סינוסיטיס, מהווה סיבוך של הצטננות.
Minkowski diyagramı terimi hem genel hem de bir şeye özgün olarak iki anlamda da kullanılıyordu.המושג "תרשים מינקובסקי" בא לידי שימוש בשני מצבים, מצב כללי ומצב פרטי.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod