Ana içeriğe geç
Sözlük

anlamda ile cümle

anlamda kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bunun nedenini soranlara ise, gerçek anlamda evlenmeyeceğini çünkü zaten Tevrat ile evli olduğunu söyledi.Femeia îl refuză, spunând că nu se poate căsători cu el tocmai pentru că îl cunoaște.
Savaşlar Sırpları ekonomik anlamda olumsuz etkiliyordu.Evoluțiile politice postbelice i-au afectat mai nefavorabil pe slovaci.
Albüm, eleştirisel anlamda en başarılı albümlerden biridir.Din punct de vedere comercial și critic, a fost unul dintre cele mai de succes albume ale grupului.
İki anlamda kullanılır.Két értelemben használatos.
Her anlamda yardımcı olmaya çalışır.Ezután igyekszik mindenben a segítségére lenni.
Modernite veya anarşi sosyal teorileri bu anlamda iki örnek olabilir.A modernitás vagy az anarchia két példa erre.
Ama romantiksel anlamda bir ilişki yaşamamışlardır.A valós életben nem álltak romantikus kapcsolatban.
Terim genellikle büyük pozitif tam sayıları veya daha genel anlamda büyük pozitif reel sayıları belirtir.Ha mást nem mondunk, számon általában valós, esetleg komplex számokat értünk.
Bu anlamda daha orta ağırlıktaki bebekler daha sık hayatta kalırlar.Így a közepes felé hajló tömegű kisbabák nagyobb számban maradnak életben.
Genellikle üç olası anlamda kullanılır.Három lehetséges helyszínről szoktak beszélni.
Böylece İspanya, askerî ve politik anlamda ikiye ayrıldı.A csak részben sikeres puccs után Spanyolország katonailag és politikailag is megosztottá vált.
Agatha Christie bu anlamda ün yapmıştır.Miss Agatha Christie érti a dolgát.”
Damız İyesi ile Tammuz bu anlamda özdeşleşmiştir.Aki ilyen módon bánik velünk, feléje hálával viszonyulunk.
Bu bir anlamda, fayda teorisinin 18.-19. yüzyılda gelişeceğinin bir habercisi idi.Bizonyos értelemben ez már előrejelezte a hasznossági függvény 18-19. századi kialakulását.
Yani olumsuz anlamda kullanılmıştır.Emiatt rendszerint negatív értelemben használt kifejezés.
Politik ve kültürel anlamda gerçekleştirilebilir.Jogi és etnikai-kulturális értelemben azonban meghatározható a kifejezés.
Genel anlamda olumlu eleştiriler almıştır.Általánosságban pozitív kritikákat kapott.
Rueda birden fazla anlamda kullanılır: Rueda de Casino, salsa türevi bir halka dansı.Teljes nevén Rueda de Casino a salsa figuráit alkalmazó körtánc.
İkinci anlamda ise Tahir Efendi'ye köpek diyor.A második részben Waters magára mint kutyára utal.
1995 yılına gelindiğinde Suat Suna artık her anlamda çok iyi bir albüm yapmak istiyordu.1995-ben fel is kérte a Fantazia, hogy készítsen egy teljesen saját albumot.
Bu anlamda tümüyle özgün değildi.Azaz nem teljes egészében.
Ancak albüm ticari anlamda istediği başarıyı yakalayamadı.Az album azonban nem hozta a várt kereskedelmi sikereket.
Bunun yanında Kuzey Amerika'da ticari anlamda iyi bir başarı elde etti.Nem csak Észak-Amerikában volt kereskedelmi sikere.
Kelimesel olarak ödünç almalar dar anlamda ödünç kelimeler ve yabancı kelimelerdir.Főképpen idegen szavaknál, vezetékneveknél és rendkívüli szavaknál használatos.
Eğer ikisi de gerçek anlamda gözlemlenebilmiş olsaydı, kütle çekimsel etkileşimdeki fark çok küçük olurdu.Ha mindkét tétel igaz lenne, akkor a testek abszolút nulla fokon megszűnnének létezni.
Normal anlamda yerleşim yoktur.A kastélyban senki sem normális.
Ancak kurulan devlet, uluslararası anlamda tanınmadı.Az új államszervezetet azonban nemzetközileg nem ismerték el.
Bu kelimenin yanında han kelimesi de benzer anlamda kullanılır.És ha ez így van, más kijelentő mondatnál is hasonlóan kell eljárni?
Bir anlamda aynı anda iyiyi ve kötüyü temsil etmektedir.Ketten együtt összetartanak jóban és rosszban.
Günümüz anlamdaki keman ilk olarak 14.yüzyılda Kuzey İtalya'da ortaya çıktı.A hegedű először Észak-Itáliában bukkant fel, a 16. század közepén.
Günümüzde Türkçede halen bu anlamda kullanılmaktadır.Ezt ma is hangoztatják Szerbiában.
Demiryolu işçisi bu anlamda sınıfının en ileri unsurlarından birisi olarak değerlendirilebilir.A bérmunkásként végzett fizikai munka tehát az osztály egyik elsőrendű megkülönböztető jegye.
Altay, birden fazla anlamda kullanılmaktadır.Ilyen esetben az alkilt tágabb értelemben használják.
Fakat ilk geniş anlamda kullanılan yolcu jeti Boeing 707 olacaktı.Legfőbb vetélytársa a Boeing 707-es volt.
New York'a taşınan Basinger'in gerçek anlamda modellik kariyeri "Eileen Ford" ile başladı.Karrierje kezdetén az Eileen Ford ügynökség modellje volt.
Nesnel anlamda olanak, bir şeyin belirli koşullar altında ya da içinde gerçek olabilme durumunu belirtir.Egyes dolgok esetén kérdéses, hogy a fogalom alá tartozik-e vagy sem.
Bu albüm her anlamda kendimi görmeme neden oldu.Minden album egyenként is megjelent.
GMT (Greenwich Mean Time) ile aynı anlamda kullanılır.Ezt az időt nevezzük Greenwich Mean Time-nak (greenwichi középidő), röviden ez a GMT.
"Do What U Want" yayımlandıktan sonra eleştirmenlerden genel anlamda olumlu geri dönüşler aldı.A Do What U Want megjelenésekor túlnyomórészt pozitív kritikákat kapott.
Bu anlamda tekstür farklılığı da dikkat çekicidir.Hangsúlyt helyeztek a szövegek érthetőségére is.
Daha genel anlamda, kullanıcı davranışını yanlış yapmaktan kısıtlayan tüm süreçleri tanımlamaktadır.Lényege, hogy a program specifikusan kezel minden hibát, amit a kivételek jeleznek.
Davud'un zamanında birleşik İsrail Krallığı askeri anlamda üstünlük kurup refah içinde yaşadı.Dávid háza alatt az egységes Izraeli Királyság sikeresen fejlődött, és erősebb volt szomszédainál.
Yani olumlu anlamda kullanılmıştır.Käytetään vain positiivisessa mielessä.
Hell or High Water, eleştirel anlamda oldukça iyi bir sonuç çıkardı.Hell or High Water sai erinomaisen vastaanoton kriitikoilta.
Türün geniş anlamda tehdit altında olmadığı kabul edilmektedir.Lajia ei ole laajemmassa mittakaavassa arvioitu uhanalaiseksi.
Bu bir anlamda ebelik tir.Se on siinä mielessä umpijärvi.
1857 Paniği ilk gerçek anlamda küresel ekonomik krizdi.Vuoden 1873 paniikkia on kuvattu ensimmäiseksi aidosti kansainväliseksi kriisiksi.
Van 't Hoff, bugün anladığımız anlamdaki fiziksel kimya disiplininin temellerini oluşturmuştur.Van 't Hoff oli myös perustamassa nykyaikaista fysikaalista kemiaa.
Bu anlamda cumhuriyetler arasında siyasi ve ekonomik antlaşmalar yapılmıştır.Silloin sovittiin maiden välisestä poliittisesta ja taloudellisesta yhteistyöstä.
Müzikal anlamda getirebileceklerinin sınırı yok.Musiikille ei ole olemassa yksiselitteistä määritelmää.
Basında Randy Andy (bir anlamda: kösnül Andy) olarak tanımlandı.Pääartikkeli: Andy Sugden Andy Sugden (es.
Matematiksel anlamda, X sayısı n tabanında m haneli bir sayı olsun.Matemaattisesti ilmaistuna: Olkoon X positiivinen kokonaisluku.
2008-2009 sezonunda Türkiye Liglerinde istatistikî anlamda en başarılı takım oldu.Kausi 2008–2009 on ollut tilastojen varjossa Greenin paras kausi.
Frijit, cinsel anlamda soğukluk yaşama hastalığıdır.Frigidi tarkoittaa sukupuolisesti kylmää naista.
Genel anlamda, gelişmekte olan bir bilim tamamlanmamıştır.Fysiikka tieteenä ei ollut läheskään valmis.
Biyolojik anlamda, iki cinsiyet vardır: Kadın ve erkek.Sukupuolia ihmisellä on kaksi, mies ja nainen.
Bedensel (somatik) mutasyonlar bu anlamda kalıtsal değildir.Näiden sisäisellä järjestyksellä (permutaatio) ei ole väliä.
Bir anlamda Namor çizgiroman tarihinin ilk anti-kahramanıdır.Namor on yksi ensimmäisistä antisankareista sarjakuvissa.
Modern anlamda ilk "element" tanımını yapmıştır.Yhtenä ensimmäisistä hän käytti termiä biologia sen nykyaikaisessa merkityksessä.
Yani, bir anlamda, First Arsch gizli bir gruptu.Ykkösalkiona on tällöin perusjoukko, nolla-alkiona tyhjä joukko.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod