Young, modern anlamda enerji dönemini tanımlayan ilk kişi oldu.Томас Янг вперше вжив термін енергія в сучасному фізичному розумінні.
Eski Türkçe od sözcüğü de zaman zaman aynı anlamda kullanılır.У Шотландії обидва слова часто використовуються поперемінно.
Sosyal iletişim bu anlamda gelişmiştir.Розвивалась соціальна сфера.
Buradaki halk dilsel ifadesi genel anlamda halk dilini karşılamaktadır.Голова Народних зборів повинен володіти гагаузькою мовою.
Terim ilk kez olumlu anlamda Lazar Kaganoviç tarafından dile getirilmiş ama Stalin tarafından reddedilmiştir.За деякими відомостями, термін Сталінізм був вперше використаний Лазарем Кагановичем в позитивному сенсі.
O yüzden gerçek anlamda tarafsız kalmak mümkün değildir.Тому вони не можуть бути охарактеризовані, як істинно нейтральні.
Ciddi anlamda, insanları rahatsız eder.Поодинці можуть серйозно докучати людям.
Dolayısıyla "Bilmiyorum" bir anlamda en doğru cevaptır.Такі дії не можна описувати як «у певному сенсі правильні».
Yani, her analitik fonksiyon yerel anlamda fonksiyonun kendi Taylor serisi tarafından temsil edilir.To znamená, že každá analytická funkce je lokálně reprezentovaná svoji Taylorovou řadou.
Yani olumlu anlamda kullanılmıştır.Byl použit v pozitivním slova smyslu.
Heavy metal teriminin müzikal anlamda kökeni belirsizdir.Původ pojmu heavy metal ve vztahu k hudbě je neurčitý.
Bir anlamda günümüz Porsche Carrera GT modelinin atası denilebilir.Svými výsledky předčil i model Porsche Carrera GT.
1949 - Küba, İsrail'i diplomatik anlamda tanıdı.1950 – Spojené království uznalo diplomaticky Izrael.
İki anlamda kullanılır.Používá se dvojím způsobem.
Fakat tarihi anlamda ilgili değillerdir.Alespoň ne v tradičním slova smyslu.
Müzikal anlamda getirebileceklerinin sınırı yok.Neexistuje ani žádné omezení ohledně hudebního stylu.
Buna rağmen bugün popüler kültürde nötr bir anlamda kullanılabilir.V lidových kultech tomu tak do určité míry je.
Menteşe ismi birden fazla anlamda kullanılmaktadır.Slovo příčka se užívá ve více významech.
1868 yılı itibarıyla ticari anlamda batıya açılan ilk Japon şehirlerden biridir.Bylo jedním z prvních japonských měst, které se otevřelo pro obchod se „Západem“ v roce 1868.
Bir anlamda suikast girişiminin Roma İmparatorluğu'nun uzun soluklu çöküşünü başlattığı da söylenebilir.A skutečně, hluk zbraní dokazuje, že římský útok již začal.
Bu anlamda bir işin yapılması ve yardımlaşmaya ilişkin ortaya çıktığı söylenmektedir.Prý měla autonehodu a žádá o pomoc.
Ancak albüm ticari anlamda istediği başarıyı yakalayamadı.Ovšem KoRn si nemohli stěžovat na komerční úspěch desky.
Film bir anlamda Woody Allen'ın kendi Amarcord'udur, sevgili şehri New York'a bir saygı duruşudur.Manhattan je vlastně osobním vyznáním lásky Woody Allena městu New York.
Yani gerçek anlamda kullanılabilir ürün derken neyi kastediyoruz?Je náš produkt skutečně použitelný?
Ayrıca, uzak bölgelerden geçerken örneğin askeri olmayan bir anlamda da kullanılabilir.Zkratka ETA může být rovněž použita například v situacích, kde se ve skutečnosti nejedná o fyzický přenos.
Bir gün şöyle demişti: 'Çocukken gerçek anlamda hayaller kuruyordum.Slovo ‚jedináček‘ jsem v dětství doslova nenáviděl.
Ekonomik açıdan bakıldığında döviz, iktisadi anlamda bir mal niteliğindedir.Moment síly vzhledem k ose tedy leží ve zvolené ose.
Bu romanıyla Rand finansal anlamda rahatlamıştır.Rimmer je v přítomnosti Arlene dost upjatý.
Daha özel anlamda, sonsuz bir dizide tura bulunmaması olasılığı sıfırdır.Zásadní je, že buňka nemusí na svém místě rozhodně stát na věčné časy.
Berlin Katedrali, içinde hiçbir zaman bir piskopos yaşamadığı için gerçek anlamda bir katedral değildir.V církevním smyslu nejde o katedrálu, neboť kostel nebyl nikdy sídlem biskupa.
Xperia XA'da özellikle tasarım, ekran ve kamera anlamda geliştirmeler yapılmıştır.G4 je vylepšeno oproti předchozímu modelu hlavně v oblasti designu, displeje a fotoaparátu.
Ama romantiksel anlamda bir ilişki yaşamamışlardır.Ale v hloubi srdce jsem věděl, že jsme neměli šanci být romanticky zapleteni.
Artık Karşıyaka'nın koltuğu ciddi anlamda sallanmaktadır.Sídlo eparchie se v současnosti nachází v Užhorodě.
Dolayısıyla da vicdan denilen kavramla bu anlamda özdeştir.Uvědoměním si tohoto pak nachází smysl i v lidském utrpení.
Teorik anlamda zorluk matematiksel olarak tanımlanmıştır.Zapišme problém matematicky.
Bu anlamda Nemrut Dağına “batı ve doğu uygarlığının köprüsü” denebilir.Tím by se mohla stát jakýmsi „mostem mezi Východem a Západem“.
Bugünkü anlamda ilk üniversitelere Abbasiler döneminde Bağdat’ta rastlanır.Na druhou stranu vznikla v Addis Abebě v této době první univerzita.
Böylece, şehir ekonomik ve demografik anlamda büyük bir dönüşüm yaşadı.Zároveň došlo k velkolepé přestavbě města v duchu socialismu.
Nagatachō'nun adı, idari anlamda Kasumigaseki'nin aksine, mecazi olarak Japon hükümetine atıfta bulunur.Naopak oslovení někoho příjmením Panie Nowaku je považováno na rozdíl od češtiny za neslušné.
Bu anlamda Evren de büyük bir evdir.Jeho domovem je paralelní svět.
Şarkılar genelde geleneksel anlamdaki tempo veya ritimden yoksundur ve tipik olarak çok uzundur.Cântecele de multe ori duc lipsă de beat sau ritm în sensul tradițional și sunt de obicei foarte lungi.
Genel anlamda, gelişmekte olan bir bilim tamamlanmamıştır.În mod tipic, o știință prosperă este incompletă.
Bu devletler birbirleriyle hem askeri hem de ekonomik anlamda rekabet halinde olmuşlardır.Aceste state s-au întrecut atât în plan militar cât și în cel economic.
Bazen elektronik puro da aynı anlamda kullanılır.Uneori este folosită chiar metafora pură.
İstirahatından sonra ise kendini manevi anlamda eskisinden daha canlı hissetmiştir.După ce s-a însănătoșit, a devenit mai preocupat de spiritualitate decît înainte.
Bu anlamda kurucu etkisi, genetik sürüklenmenin özel bir formudur.Efectul de fondator este un caz special de derivă genetică.
Bu romanıyla Rand finansal anlamda rahatlamıştır.În artă, Rand a promovat realismul romantic.
Ancak yine de, "analitik" terimi daha geniş anlamda kullanılmaktadır.Termenul de „Student” trebuie înțeles într-un sens mai larg.
Fakat günümüzde oldukça dar bir anlamda kullanılmaktadır.Este un timp folosit mult în vorbirea curentă.
Bu anlamda, tüccarların oluşturduğu loncalar büyük bir önem kazanmıştır.Sigur, au existat comercianți care au profitat mult.
Terim, diğer ülkelerde de benzer anlamda kullanılmaktadır.Cuvântul este folosit și în alte domenii.
Günümüzde Türkçede halen bu anlamda kullanılmaktadır.Termenul se mai folosește încă și azi în Rusia.
Fakat tarihi anlamda ilgili değillerdir.Cel puțin nu în sensul tradițional.
Canlı yayımlanan gösteri gibi DVD de genel anlamda olumlu eleştiriler aldı.La fel ca spectacolul original, DVD-ul a primit recenzii foarte bune.
Kalandar Soğuğu eleştirel anlamda beğeni topladı.Orașul pierde la Urupema rece în întrebare.
Bu anlamda “radikal dürüstlüğe” dayanır ve “aldatma” pratiklerinden ayrılır.Filmul este, însă, grav compromis de convenționalul și chiar ridicolul secvențelor „insurecției”.
Aslında plasebonun fiziksel anlamda tedaviye yönelik bir gücü yoktur.Placebourile nu au nicio valoare terapeutică.
Yani, bir anlamda, First Arsch gizli bir gruptu.În primul mod, legătura este o spirală din bandă oțelită.
Bu anlamıyla baskı, zorlamak ile aynı anlamda ele alınmaktadır.Deci avem de a face cu o forță distribuită, adică cu o presiune.
Elizabeth Wheeler ile evlenmiş, fakat cinsel anlamda eşinden herhangi bir yakınlık görmemiştir.Ea s-a căsătorit cu David Kellet dar acesta a murit de o gripă.