Ana içeriğe geç
Sözlük

anlamda ile cümle

anlamda kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Fakat tarihi anlamda ilgili değillerdir.Pelo menos não no sentido tradicional.
Dolayısıyla "Bilmiyorum" bir anlamda en doğru cevaptır.Logo, ela percebeu que o jeito “certo” não é o único jeito de se resolver seus problemas.
Parapatrik türleşmede bu anlamda gen akışını önleyen özel bir dış engel bulunmaz.Nessa especiação, não há nenhuma barreira extrínseca específica para o fluxo gênico.
Bu anlamda Evren de büyük bir evdir.Para ela, o mundo é uma grande escola.
Bu romanıyla Rand finansal anlamda rahatlamıştır.Na arte, Rand promoveu o realismo romântico.
Fakat günümüzde oldukça dar bir anlamda kullanılmaktadır.Apesar disso, ainda é usada em larga escala hoje.
Bunun yanında Kuzey Amerika'da ticari anlamda iyi bir başarı elde etti.Obteve um grande êxito comercial na América Latina.
Yel kelimesi bazen bu anlamda Çil söyleyişiyle de karşılanır.A expressão Clipping às vezes também é utilizada no sentido se colagem artística.
Ben Bazen genel anlamda bir dans-pop albümüdür.É bom ter algo que é um momento pop genuíno em todo álbum.
Yani, bir anlamda, First Arsch gizli bir gruptu.O primeiro título pensado para a trama foi Amigo Secreto.
Berlin Katedrali, içinde hiçbir zaman bir piskopos yaşamadığı için gerçek anlamda bir katedral değildir.Em rigor não se trata de uma catedral strictu sensu pois nunca foi sede de um bispado.
Bir anlamda master franchise, belli bir bölge için verilen franchise alanıdır.O franqueado-mestre é responsável pelo desenvolvimento da franquia em uma determinada área geográfica.
Modern anlamda ilk "element" tanımını yapmıştır.Foi o primeiro a definir o conceito de conjunto de forma moderna.
Birleşik Krallık'ta bu sözcük hala bu anlamda kullanılmaktadır.A palavra ainda é usada neste sentido.
"Makes Me Wonder"ın sözleri iki farklı anlamdadır.De tekst van Makes Me Wonder heeft twee verschillende betekenissen.
Bu devletler birbirleriyle hem askeri hem de ekonomik anlamda rekabet halinde olmuşlardır.Deze staten wedijverden zowel militair als commercieel met elkaar.
Film bir anlamda Woody Allen'ın kendi Amarcord'udur, sevgili şehri New York'a bir saygı duruşudur.In deze film uit Woody Allen zijn liefde voor zijn geboortestad New York.
Bu anlamda Evren de büyük bir evdir.Het universum is een heel erg grote plek.
Bir taş alet en genel anlamda taştan kısmen veya tamamen elde edilmiş herhangi bir alettir.Stenen werktuigen zijn alle geheel of gedeeltelijk uit steen gemaakte werktuigen.
Bu albüm her anlamda kendimi görmeme neden oldu.Dit album laat meer mijzelf zien.
Bu anlamda tekrar dirilme inançları vardır.Hierdoor kan men weer morele overtuigingen hebben.
Kurbanların sayısı, “Holokost” un hangi anlamda kullanıldığına göre değişir.Het totale aantal hangt vooral af van welke definitie van "de Holocaust" er wordt gehanteerd.
Her anlamda ondan birçok şey öğrenebilirsiniz.Over vrijwel elk onderwerp weet hij wel iets te vertellen.
Her anlamda yardımcı olmaya çalışır.Voor elke droom zoekt hij hulp.
GMT (Greenwich Mean Time) ile aynı anlamda kullanılır.UTC is bijna gelijk aan Greenwich Mean Time (GMT).
Günümüzde Türkçede halen bu anlamda kullanılmaktadır.Tegenwoordig wordt het woord in Spaanstalige landen nog steeds in deze betekenis gebruikt.
Yani bir anlamda bireyin tercihleri, diğerlerinin tercihlerine bağlı.Het moment van vingeren hangt af van de voorkeur van de partners.
Liderlik ciddi anlamda sorun olmaya başlar.Het ontbreken van een effectief bestuur begint nu een probleem te worden.
Bu anlamda kendisini tanrıya bir rakip olarak kabul ettirme gayreti içindedir.Sterker nog: zij begint zichzelf als God te beschouwen.
Bir anlamda günümüz Porsche Carrera GT modelinin atası denilebilir.Misschien wel hét hoogtepunt van zijn carrière was het ontwerp van de Porsche Carrera GT.
Buna karşın sportif anlamda başarılar devam etti.Maar ondanks het sportieve succes, doken er ook problemen op.
Ev hemşireleri de sadece medikal anlamda yardım etmezler.Ook hun psychiaters kunnen hun geen hulp bieden.
("Şans" genellikle olumlu anlamda kullanılır.Meestal wordt deze term positief gebruikt.
Bu ve buna benzer çalışmalar, Alman toplumunun fikirsel anlamda yeniden yapılanması için sürdürüldü.Zo trachtten ze samen de Duitsers nog eenmaal te laten terugkeren in soort van een collectieve verbeelding.
Bu kelimenin yanında han kelimesi de benzer anlamda kullanılır.Naast deze hoofdbetekenis wordt de term ook in verwante betekenissen gebruikt.
Gerçek anlamda çalışabilmesi ise 1947 yılını buldu.Zijn laatste titel veroverde hij in 1970 op 47-jarige leeftijd.
Hem de o zamana kadar ciddi anlamda çizimler yapmamıştır.Ze had toen nog geen tekenles gehad.
"What's My Name?" ticarî anlamda da başarılı oldu.Ook What's My Name? was toen aan de beurt.
Bu anlamda beden, okuyup anlamlandırılması gereken bir kitap gibidir.Daar werd de plaatsnaam geschreven als Datmunda, te lezen als Gaimunda.
Müzikal anlamda getirebileceklerinin sınırı yok.Er mogen hierbij geen muziekinstrumenten gebruikt worden.
Kitap en genel anlamda Etik hakkındadır diyebiliriz bu nedenle.Men noemt dit in de taalkunde in bredere zin een barbarisme.
Ancak askeri terminolojide daha geniş bir anlamda kullanılmaktadır.Hierbij wordt gebruikgemaakt van een vaste terminologie.
Teoremin tersi genel anlamda doğru değildir.De theorie is zeker niet algemeen aanvaard.
Artık Karşıyaka'nın koltuğu ciddi anlamda sallanmaktadır.De interesse van de kasteelheer in het gaperbeeld is nu pas echt gewekt.
Bu anlamda, tüccarların oluşturduğu loncalar büyük bir önem kazanmıştır.Het gevoel van isolement moet, volgens mensen die er geweest zijn, enorm zijn.
Taktik anlamda son derece başarılıdır.Zij slaagt daarin op een bijzonder bewonderenswaardige wijze.
Genel anlamda kutsal bakire Meryem Ana’yı andırır.In het eerste staat de Heilige Maagd Maria.
Bu anlamda, Katoliklik devletin resmi dini olarak kabul edilmektedir de denebilir.Hierdoor werd onder meer bepaald, dat het katholieke geloof in Italië erkend werd als staatsgodsdienst.
Her anlamda ondan birçok şey öğrenebilirsiniz.Można od niego dowiedzieć się wszystkiego na temat dowolnej rzeczy.
Bireysel anlamda Yahudiler, Mısır milliyetçiliği konusunda önemli roller aldılar.Poszczególni Żydzi odegrali ważną rolę w egipskim nacjonalizmie.
Kendisi gerçek anlamda uluslararası bir sanatçıdır.Jest to artysta narodowy na wskroś.
Bu, onların üsten gerçek anlamda bağımsız olamalarını sağlar.(Wynika to z faktu, że nie mają swojej własnej niezależnej rzeczywistości.
Profesyonel güreşçi olmadan önce, Goldberg kolejde ve profesyonel anlamda bir futbolcuydu.Zanim został profesjonalnym wrestlerem, Goldberg był graczem w futbolu amerykańskim.
Zikir, bir anlamda alınan her nefes için Allah'a teşekkür etmektir.Ponieważ Bóg objawia się poprzez każdą z rzeczy, czczenie czegokolwiek jest w istocie czczeniem Boga.
Ancak yapısal anlamda yıkık ve virane durumundadır.Jest to przestarzała konstrukcyjnie i w złym stanie technicznym.
Ancak albüm ticari anlamda istediği başarıyı yakalayamadı.Album nie zyskał jednak planowanego sukcesu komercyjnego.
Terim, Batı’da bu anlamda ilk kez Aristo tarafından kullanılmıştır.Pojęcia ὕλη i μορφή zostały użyte w tym sensie po raz pierwszy przez Arystotelesa.
Oyunda genel anlamda yakın dövüş veya uzak dövüş olarak iki saldırı türü vardır.W grze występuje kilkadziesiąt różnych broni do walki wręcz i na dystans.
Kalandar Soğuğu eleştirel anlamda beğeni topladı.Niemniej krytyka przyjęła książkę chłodno.
Bu anlamda bu dönem için uygun bir kaynak değildir.Wina nie jest więc w tym przypadku przesłanką konieczną.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod