Ana içeriğe geç
Sözlük

anlamaya ile cümle

anlamaya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Az çok köyde neler olduğunu anlamaya çalışırlardır.Hij weet alles over wat er gebeurt in het dorp.
Dan artık gerçek hayatı anlamaya çalışmaktadır.Karen wil echter nog steeds dat de waarheid aan het licht komt.
Şaşırmak, merak etmek, anlamaya başlamaktır.Verbaasd zijn, zich verwonderen, is beginnen te begrijpen.
Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az.Een goed verstaander heeft maar een half woord nodig.
Daha sonra enerjideki kuantumu anlamaya çalıştı.Później powrócił do pracy w Energozamie.
Az çok köyde neler olduğunu anlamaya çalışırlardır.Lubi wiedzieć, co dzieje się na wsi.
İnsanın en önemli görevlerinden biri, olaylardaki bu anlamları anlamaya çalışmaktır.Człowiek bardzo często wykonuje jakieś zadanie, tylko po to, żeby dowiedzieć się jakie będą tego konsekwencje.
Cahil olanlar bu aşkı anlamayacakları için onlarla oturup kalkılmamalıdır.Wszystko co musisz wiedzieć, żeby nie wyjść na głupka.
Kadın ve erkeklerin öz sunumları arasındaki farkı anlamaya yönelik çalışmalar da yapılmıştır.Świadomie zaciera różnicę między kobietą a mężczyzną.
İnsanlık, Keşişlerin yalanını anlamaya başlar ve onlara karşı ayaklanma başlatır.Chińczycy rozpoczynają burzenie klasztorów i represje wobec ludności.
Bunu anlamayan aktörler filme devam ederler.Filmowcy nie wyjaśnili tej kwestii.
Kadın ve erkeklerin öz sunumları arasındaki farkı anlamaya yönelik çalışmalar da yapılmıştır.Det finns även skillnader mellan män och kvinnor i hur ofta man söker.
Psikoloji yaklaşımları, insanların bilgiyi nasıl işlediklerini anlamaya çalışan araştırmalarla başladı.Починають досліджувати практичні міркування, що мусять пояснити дії людини.
Kadın ve erkeklerin öz sunumları arasındaki farkı anlamaya yönelik çalışmalar da yapılmıştır.Між чоловіками та жінками спостерігається також деяка різниця у вираженності різних сторін інтелекту.
Sanırım anlamaya başlıyorum.Здається, я починаю розуміти.
Tom anlamayacaktır.Том не зрозуміє.
Dahası eşlik biti hangi bitin değiştiğini veya hata bulundurduğunu da anlamayacaktır.Dělení vyplývá z toho zda nemají nebo mají část, která se pohybuje (otáčí).
Var olanı, işleyiş sisteminin ne olduğunu anlamaya çalışır.Snažil jsem se odhadnout, kam jeho servis půjde.
Seyircilerin pek anlamayacağı düşünülen oyunları sahnelemekten çekinmediler.Pot spune că spectatorii aproape că nu ne vor recunoaște.
Ve biz onu bütünüyle anlamaya, ona nasıl uyum sağladığımızı öğrenmeye çalışıyoruz."E important să știm cum să le armonizăm.
Tam tersine Dirrty de onu aşağılayanlar bu şarkıyla onu daha çok anlamaya başlamışlardı.În locul acestuia începe să cânte bărbatul care l-a găsit.
Tom anlamaya bile çalışmadı.Tom nu a încercat nici măcar să înțeleagă.
Önceden çok çatışmış olmalarına rağmen, birbirlerini anlamaya çalışırlar.Bár sokat harcoltak egymással, mégis kölcsönös tiszteletben tartották egymást.
Kod kopyalayan deneyimsiz programcılar, önceden yazılmış olan kodları tam olarak anlamayabilirler.Ez azonban nem tartotta vissza a programozókat az előre-inkompatibilis kód írásától.
Hayatı boyunca yaşamın nasıl bir şey olduğunu anlamaya çalıştı.Egész életében a természet jelenségeit próbálta megérteni.
Ancak zamanla bu işin sıradan meslek olmadığını anlamaya başlar.Ajan myötä huomataan, ettei Olavikaan ole ihan tavallinen kulkuri.
Benim akıl almaz mistik gücümü anlamaya çalış.Ό,τι αποπροσανατολιστικό για το παρθένο μυαλό μου.
Hisseden adam insanı anlamaya dair bir semboldür.Αγαπώ πάρα πολύ τον άνθρωπο για να νοιώσω τον εαυτό μου άτομο.
Çalışma ekonomisi, ücretli işçi pazarının etkinliğiyle dinamiğini anlamaya çalışan iktisat dalıdır.Arbejdsmarkedsøkonomi forsøger at forstå funktionen og dynamikken af markedet for lønarbejde.
Hayatı boyunca yaşamın nasıl bir şey olduğunu anlamaya çalıştı.Han bruker resten av livet på å finne ut hvorfor.
Daha çok sihirbazların iç dünyasını anlamaya çalıştık.Se pekerside for flere forekomster av Trollvikveien.
Anlamaya çalışmak insanın kendinden başlar.Man må selv anstrenge seg for å forstå et problem.
Çok yavaş ve ihtiyatla da olsa, baba ve kız birbirlerini anlamaya başlarlar.Tidak peduli kawan atau lawan, bahkan ayah dan anak saling bunuh.
Ardından birbirlerini anlamaya başladılar ve iki millet dost oldu."Cô phàn nàn với cả hai: "Hai người đang quan hệ à?
1960lardan beri insanlar yeni teknolojilerin ve sosyal değişimin etkilerini anlamaya çalışıyorlar.1960年代以来ずっと、人々は新しい技術のインパクトと社会的変化を理解しようとしている。
Kimin ne olduğunu anlamaya çalışırken bağlanabiliyorsunuz.学びたいと思っている人が何を知りたいかを共有することができる。
Etraftaki herkes bunu anlamaya başlamıştır.今みんなで理解しようとしているところだ。
Kör olarak doğmuştur ve çevresindeki dünyayı dokunarak ve işiterek anlamaya çalışmaktadır.生まれつき盲目で、占いを通じて世界を見ている。
Rahipler duaları Arnavutça okununca Allah'ın anlamayacağını savunuyordu.彼ら聖職者たちは神はアルバニア語で発せられた祈願文を理解しないであろうという考えを示した。
Etraftaki herkes bunu anlamaya başlamıştır.皆言已成正遍知覺。
Seyircilerin pek anlamayacağı düşünülen oyunları sahnelemekten çekinmediler.多数玩家不能想出我们会认为很容易的东西。
Daha çok sihirbazların iç dünyasını anlamaya çalıştık.아버지가 세계적인 마술사로 자신 역시 마술을 배운 신동이기도 하다.
Melami meşrebinde olan her kişi varlığın var oluşunu anlamaya çalışır.모두가 부러워할 만한 삶을 사는 그에게는 한가지 비밀이 있다.
Hayatı boyunca yaşamın nasıl bir şey olduğunu anlamaya çalıştı.인간의 참된 자유란 어떤 것인가에 관해 평생을 두고 탐구했다.
Anlamaya çalışmak insanın kendinden başlar.ואולם האדם לומד לדעת את עצמו.
Melamilik aramak, sorgulamak, anlamaya çalışmak demektir.כמו "לתהות על קנקנו" שפירושו לשאול שאלה ולנסות להבין.
Bunu anlamayan aktörler filme devam ederler.Актьорите не донасят, какъв е характерът на филма.
Neden buraya gelmek istemediğini anlamaya başlıyorum.Започвам да разбирам защо не искаше да дойде тук.
Hayatı boyunca yaşamın nasıl bir şey olduğunu anlamaya çalıştı.Celý život sa snaží niečo v živote dosiahnuť.
Etraftaki herkes bunu anlamaya başlamıştır.Visi, buvę šalia, su tuo sutiko.
Ne demek istediğini anlamaya başlıyorum.Aš pradedu suprasti, ką tu nori pasakyti.
Dan artık gerçek hayatı anlamaya çalışmaktadır.Stanley üritab tõde välja kaevata.
Az çok köyde neler olduğunu anlamaya çalışırlardır.Väheseid huvitab, mis ümbruses tegelikult toimub.
106 00:05:11,73 -> 00:05:14,78 Eh, bir kez daha komşu tarafında ne olduğunu anlamaya izin.Adyacente entre hipotenusa... Bueno, otra vez, vamos a pensar cuál es el lado adyacente.
106 00:05:11,73 -> 00:05:14,78 Eh, bir kez daha komşu tarafında ne olduğunu anlamaya izin.Beh, di nuovo, cerchiamo di capire cosa sia il lato adiacente.
106 00:05:11,73 -> 00:05:14,78 Eh, bir kez daha komşu tarafında ne olduğunu anlamaya izin.Wyjaśnijmy raz jeszcze czym jest "Inny bok"
106 00:05:11,73 -> 00:05:14,78 Eh, bir kez daha komşu tarafında ne olduğunu anlamaya izin.Косинус - це прилеглий катет (adjacent), поділений на гіпотенузу (hypotenuse). Підпишемо їх.
10 kere 4 ne peki? Anlamaya başladınız mı yavaş yavaş?Der er efterhånden et mønster i det her.
10 kere 4 ne peki? Anlamaya başladınız mı yavaş yavaş?Dez vezes quatro é igual a quarenta.
10 kere 4 ne peki? Anlamaya başladınız mı yavaş yavaş?Tien keer vier is gelijk aan veertig.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod