Ana içeriğe geç
Sözlük

anlamaya ile cümle

anlamaya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Hâla düşünüp Allah'ın bundan münezzeh olduğunu anlamayacak mısınız?Why do you not reflect?
Çünkü gereğince anlamayan bir topluluktur bunlar.God has turned away their hearts, for that they are a people who do not understand.
Bu böyledir, çünkü onlar anlamayan bir topluluktur.That is because they are a people who understand not.
Böyledir, çünkü onlar anlamayan bir topluluktur.That is because they are a people who understand not.
Çünkü onlar gereğince anlamayan bir topluluktur.Your two hundred men would defeat their two thousand; the unbelievers have no understanding.
Sizden yüz kişi, kafirlerden bin kişiyi yenebilir. Çünkü onlar, anlamayan bir topluluktur.Your two hundred men would defeat their two thousand; the unbelievers have no understanding.
Olan biteni anlamayan, kendini köşeye sıkışmış hisseden çok insan var.As everything else is getting worse, people do the best [they can].
Bu seçeneklerin her ikisi de sadece anlamaya başladığımız çok karmaşık yollar içeriyor. [1]Both of these options involve very complex pathways that we are only beginning to understand.[1]
Sayılar basının onları anlamayacağından korkan Westmoreland'ı rahatsız etti.The numbers troubled Westmoreland, who feared that the press would not understand them.
İnsanlar gerçekte neler olup bittiğini anlamaya yaklaştıkça, olaylar daha tehlikeli hale gelir.The closer people come to understanding what's truly going on, the more dangerous things become.
Zamanla, paterler tek bir lidere ihtiyaç duyduklarını anlamaya başladılar.In time, the patres came to recognize the need for a single leader.
Gutiérrez, yoksulların gerçekliğini anlamaya çağırır.Gutiérrez calls for understanding the reality of the poor.
Araştırmacılar, insanları terör eylemlerini tercih etmeye yönlendiren koşulları anlamaya çalışıyor.Researchers look to understand the conditions that lead people to opt for terrorist acts.[8]
Bu tür genellikle izleyicileri siyasetin önemini düşünmeye ve anlamaya zorlar.The genre often forces the audiences to consider and understand the importance of politics.
Onu niye yapmadığını anlamaya çalışıyorum.Ich versuche zu verstehen, warum er das nicht gemacht hat.
Alnındaki üçüncü bir göz ise yüce hakikati anlamaya yarar.Mit dem dritten Auge auf ihrer Stirn ist sie befähigt, höhere Wahrheiten zu erkennen.
Rahipler duaları Arnavutça okununca Allah'ın anlamayacağını savunuyordu.Priester lehrten, dass Gott keine auf Albanisch gesprochenen Gebete verstehen würde.
Kadın-erkek herkes onun öğrettiklerini anlamaya ve onun yolundan gitmeye çok istekliydi.Sein Weg stand allen Männern und Frauen offen, die bereit waren, ihn zu verstehen und zu gehen.
Sessizliğini anlamayan, kelimelerini de anlamaz.Celui qui ne comprend pas ton silence ne comprend pas non plus tes paroles.
Sistem Dinamiği karmaşık sistemlerin zaman içindeki davranışlarını anlamaya yarayan bir yaklaşımdır.C'est une approche pour comprendre le comportement des systèmes complexes dans le temps.
Hayatı boyunca yaşamın nasıl bir şey olduğunu anlamaya çalıştı.Pendant un long moment il regardait ce qui avait été sa vie.
Anlamaya çalışmak insanın kendinden başlar.Savoir où aller commence par la connaissance de soi.
Algılayan, bir şeylerin farkına varan ve bir nihai anlamaya erişen kişidir.C'est là qu'elle rencontre une personne qui semble enfin la comprendre.
Biz birbirimizi anlamaya çalışmalıyız.Deberíamos tratar de entendernos el uno al otro.
Tom'un Boston'u neden sevdiğini anlamaya başlıyorum.Empiezo a comprender por qué a Tom le gusta Boston.
Tom'u neden sevmediğini anlamaya başlıyorum.Estoy empezando a entender por qué no te gusta Tom.
Yavaş yavaş anlamaya başladı.Lentamente comenzó a entenderlo.
Tom anlamaya çalışıyor.Tom está tratando de entender.
Bir şeyi anlamaya çalışıyorum.Estoy intentando comprender algo.
Onlar asla anlamayacaklar.Ellos nunca entenderán.
İnsanlık, Keşişlerin yalanını anlamaya başlar ve onlara karşı ayaklanma başlatır.La humanidad se recupera de las mentiras de los Monjes y se rebela contra ellos.
Kimin ne olduğunu anlamaya çalışırken bağlanabiliyorsunuz.Usted puede quedarse atado intentando descifrar quién es qué.
Üsse çağrılan ve ne olduğunu anlamayan O'Neill, Carter ve Daniel bir şekilde olan biteni düzeltmelidirler.No saben que paso con O'Neill y Carter siendo que todos habían cruzado la puerta al mismo tiempo.
Benim akıl almaz mistik gücümü anlamaya çalış.Tú no entiendes el poder mental que tengo.
Hepinizi görmeye çalışıyorum, hepinizi anlamaya çalışıyorum, hiçbirinizi de unutmadım.Cerco di vedere ognuno di voi, cerco di capire ognuno di voi e non ho dimenticato nessuno di voi.
Ne anlamaya çalışıyorsun?Cos'è che stai cercando di capire?
Çalışma ekonomisi, ücretli işçi pazarının etkinliğiyle dinamiğini anlamaya çalışan iktisat dalıdır.L'economia del lavoro tenta di capire il mercato e le dinamiche del mondo del lavoro.
Ancak zamanla bu işin sıradan meslek olmadığını anlamaya başlar.I nostri eroi iniziano a capire che non si tratta di un gatto normale.
(Okulda fizik dersi almadıysan, bu kitabı anlamazsın/anlamayacaksın.)("Non ho avuto esattamente una laurea in psicologia, ma adoro il sesso, no?").
Algılayan, bir şeylerin farkına varan ve bir nihai anlamaya erişen kişidir.Lei, però, li scopre subito e intuisce che hanno capito qualcosa.
Hayatı boyunca yaşamın nasıl bir şey olduğunu anlamaya çalıştı.E ogni volta discutevano su come sarebbe stata la loro vita dopo tre anni.
Tom'u neden sevmediğini anlamaya başlıyorum.Я начинаю понимать, почему ты не любишь Тома.
İnsanlık, Keşişlerin yalanını anlamaya başlar ve onlara karşı ayaklanma başlatır.Человечество приходит в себя от обмана Монахов и восстаёт против завоевателей.
Tolga olan biteni anlamaya başlamıştır.В половодье вся пойма заливается.
Hisseden adam insanı anlamaya dair bir semboldür.И человек, который хочет быть собой, человек самоосознающий.
Dan artık gerçek hayatı anlamaya çalışmaktadır.Теперь Томми хочет знать истину.
Sürekli iletişim, her türlü yanlış anlamaya karşı tek çözüm olarak görünür.Поединок «один на один» во все времена был лучшим способом выяснить все недоразумения.
Bunu anlamayan aktörler filme devam ederler.Другие герои, участвовавшие в фильме, не встречаются.
Zamanla bu kuruluşun amacı, yerçekimini kontrol etmekten uzaklaştı, onu daha iyi anlamaya yöneldi.وبمرور الوقت حوَّلت المؤسسة انتباهها بعيدا عن محاولة السيطرة على الجاذبية إلي فهمها على نحو أفضل.
Birbirimizi anlamaya çalışalım.دعونا نحاول أن نفهم بعضنا البعض
Sistem Dinamiği karmaşık sistemlerin zaman içindeki davranışlarını anlamaya yarayan bir yaklaşımdır.Dinâmica de Sistemas é uma abordagem para entender o comportamento de sistemas complexos no tempo.
Melamilik aramak, sorgulamak, anlamaya çalışmak demektir.A coragem de investigar, experimentar, perguntar.
İnsanlık, Keşişlerin yalanını anlamaya başlar ve onlara karşı ayaklanma başlatır.A humanidade desperta das mentiras dos Monges e se revolta contra eles, que acabam abandonando a Terra.
Seyircilerin pek anlamayacağı düşünülen oyunları sahnelemekten çekinmediler.Os espectadores pareciam não perceber.
Kimin ne olduğunu anlamaya çalışırken bağlanabiliyorsunuz.Você pode se prender ao filme ao tentar descobrir quem é quem.
Buffy ise Angel'ın geri dönüşünü anlamaya çalışmaktadır.Buddy trabalha para trazer de volta o Espírito de Natal.
Hayatı boyunca yaşamın nasıl bir şey olduğunu anlamaya çalıştı.Hij wil weten wat er op de laatste dag van haar leven gebeurd is.
Teorik astrofizik ise esas olarak gözlemlenen fenomenleri anlamaya ve öngörülerde bulunmaya çalışır.Hij wilde astrologie concreet houden door duidelijke en controleerbare voorspellingen te doen.
Çalışma ekonomisi, ücretli işçi pazarının etkinliğiyle dinamiğini anlamaya çalışan iktisat dalıdır.De arbeidseconomie probeert de werking en dynamiek van de markten voor arbeid te begrijpen.
Kadın ve erkeklerin öz sunumları arasındaki farkı anlamaya yönelik çalışmalar da yapılmıştır.Bovendien wilde men af van het onderscheid dat gemaakt werd tussen mannen en vrouwen.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod