Barışı bir ayak tırnağının perpektifinden anlamamız gerek.Tenemos que entender la paz desde la perspectiva de las uñas.
Barışı bir ayak tırnağının perpektifinden anlamamız gerek.Trebuie să înțelegem pacea din perspectivă unghiilor de la picioare.
Barışı bir ayak tırnağının perpektifinden anlamamız gerek.We moeten vrede begrijpen vanuit het standpunt van een teennagel.
Barışı bir ayak tırnağının perpektifinden anlamamız gerek.Wir müssen Frieden verstehen aus der Perspektive eines Zehennagels.
Barışı bir ayak tırnağının perpektifinden anlamamız gerek.Πρέπει να κατανοήσουμε την ειρήνη από την οπτική ενός νυχιού ποδιού.
Barışı bir ayak tırnağının perpektifinden anlamamız gerek.И вот с этой точки зрения нам очень важно понять, что такое мир.
Barışı bir ayak tırnağının perpektifinden anlamamız gerek.І ось з цієї точки зору нам дуже тяжко зрозуміти, що таке мир.
Barışı bir ayak tırnağının perpektifinden anlamamız gerek.Трябва да разберем мира от гледната точка на ноктите на краката.
Barışı bir ayak tırnağının perpektifinden anlamamız gerek.אנו חייבים להבין את השלום מנקודת מבט של ציפורני רגל.
Barışı bir ayak tırnağının perpektifinden anlamamız gerek.نحتاج أن نعى ونفهم السلام من وجهة نظر "أظافر القدم" هذه .
Barışı bir ayak tırnağının perpektifinden anlamamız gerek.平和を理解する必要があるのです 交渉の場で
Barışın [esas] anlamını anlayabilmemiz için, şunu anlamamız gerekir ki,평화가 무엇을 의미하는지 이해하기 위해서, 언젠가 한 수단 여성이
Barışın [esas] anlamını anlayabilmemiz için, şunu anlamamız gerekir ki,Чтобы понять, что же такое мир, важно понять мир "второй стороны".
Barışın [esas] anlamını anlayabilmemiz için, şunu anlamamız gerekir ki,Щоб зрозуміти, що таке мир, важливо зрозуміти мир "другої сторони".
Barışın [esas] anlamını anlayabilmemiz için, şunu anlamamız gerekir ki,כדי שאנו נבין מהו השלום אנו חייבים להבין,
Barışın [esas] anlamını anlayabilmemiz için, şunu anlamamız gerekir ki,من أجل أن نستوعب المعنى الحقيقي للسلام ، يجب أن نفهم ،
Barışın [esas] anlamını anlayabilmemiz için, şunu anlamamız gerekir ki,理解するには あるスーダン人女性の言葉を みんなが理解する必要があります
Belki bir noktada neden rüya gördüğümüzü de daha iyi anlamamızı sağlarlar.و أحلامنا. و عند هذه النقطة ربما، سيكون لدينا مزيد من الأدلة على لماذا نحلم بالدرجة الأولى
Ben anlamamak bu ülke dilini.Ei ymmärrä tämän maan kieli.
Ben anlamamak bu ülke dilini.Io non capire lingua di questo paese.
Ben anlamamak bu ülke dilini.Jag inte kunna prata landet språk.
Ben anlamamak bu ülke dilini.Jeg ikke forstå jeres sprog.
Ben anlamamak bu ülke dilini.Não entender língua deste país.
Ben anlamamak bu ülke dilini.Nie znam języka tego kraju.
Ben anlamamak bu ülke dilini.No entiendo el idioma de este país.
Ben anlamamak bu ülke dilini.Ντεν καταλαβαίνει γκλώσσα.
Ben anlamamak bu ülke dilini.Я не понимать язык этой страна.
Ben bir prensesim. Biraz safım, bu yüzden kolayca tuzağa düşerim... ...ve ne zaman kullanıldığımı anlamam.Είμαι μια πριγκίπισσα, αλλά είμαι κάπως επιπόλαια και οι άνθρωποι με χρησιμοποιούν εύκολα.
Ben bir prensesim. Biraz safım, bu yüzden kolayca tuzağa düşerim... ...ve ne zaman kullanıldığımı anlamam."انا اميرة , سادجة ويمكنكم استغلالي بسهولة"
Beni eğitti -- yaşadığımız anı daha iyi idrak etmemi ve anlamamı sağladıAm învățat să apreciez și să înțeleg mult mai bine momentul prezent.
Beni eğitti -- yaşadığımız anı daha iyi idrak etmemi ve anlamamı sağladıDet lærte mig -- det gav mig en større påskønnelse, en forståelse for det at være til stede i øjeblikket.
Beni eğitti -- yaşadığımız anı daha iyi idrak etmemi ve anlamamı sağladıDet lärde mig, det gav mig en större uppskattning, en förståelse för nuet.
Beni eğitti -- yaşadığımız anı daha iyi idrak etmemi ve anlamamı sağladıEnsinou-me - despertou em mim uma maior consciência e compreensão do momento presente.
Beni eğitti -- yaşadığımız anı daha iyi idrak etmemi ve anlamamı sağladıEs lehrte mich - es verlieh mir eine höhere Wertschätzung und Verständnis für den gegenwärtigen Augenblick.
Beni eğitti -- yaşadığımız anı daha iyi idrak etmemi ve anlamamı sağladıJ'ai appris, appris à mieux apprécier et à mieux comprendre le moment présent.
Beni eğitti -- yaşadığımız anı daha iyi idrak etmemi ve anlamamı sağladı그 일은 저를 더욱 감사할 줄 알도록, 그리고 현재 이 순간을 이해하도록 가르쳤어요.
Beni eğitti -- yaşadığımız anı daha iyi idrak etmemi ve anlamamı sağladıMe enseñó... me dio una mayor apreciación, un entendimiento del momento presente.
Beni eğitti -- yaşadığımız anı daha iyi idrak etmemi ve anlamamı sağladıMegtanított arra, hogy jobban értékeljem, hogy megbecsüljem a jelen pillanatot.
Beni eğitti -- yaşadığımız anı daha iyi idrak etmemi ve anlamamı sağladıMenjadi biarawan mengajarkan saya -- untuk lebih menghargai dan memahami kejadian "saat ini".
Beni eğitti -- yaşadığımız anı daha iyi idrak etmemi ve anlamamı sağladıMi ha insegnato -- mi ha fatto apprezzare di più e comprendere meglio il momento presente.
Beni eğitti -- yaşadığımız anı daha iyi idrak etmemi ve anlamamı sağladıNaučil jsem se - získal jsem větší pochopení, porozumnění přítomnosti.
Beni eğitti -- yaşadığımız anı daha iyi idrak etmemi ve anlamamı sağladıNaučilo ma to viac si vážiť a chápať prítomný okamih.
Beni eğitti -- yaşadığımız anı daha iyi idrak etmemi ve anlamamı sağladıNaučilo me je -- dalo mi je večjo hvaležnost, razumevanje sedanjega trenutka.
Beni eğitti -- yaşadığımız anı daha iyi idrak etmemi ve anlamamı sağladıTo sprawiło, że bardziej doceniam i lepiej rozumiem to, co tu i teraz.
Beni eğitti -- yaşadığımız anı daha iyi idrak etmemi ve anlamamı sağladıΜου έμαθε - απέκτησα μεγαλύτερη εκτίμηση, και άρχισα να καταλαβαίνω την παρούσα στιγμή.
Beni eğitti -- yaşadığımız anı daha iyi idrak etmemi ve anlamamı sağladıЖиття монаха навчило мене цінувати та усвідомлювати теперішню мить життя.
Beni eğitti -- yaşadığımız anı daha iyi idrak etmemi ve anlamamı sağladıНаучи мe, даде ми по-голяма признателност и разбиране за настоящия момент.
Beni eğitti -- yaşadığımız anı daha iyi idrak etmemi ve anlamamı sağladıЯ научился... это позволило мне ценить и понимать текущее мгновение.
Beni eğitti -- yaşadığımız anı daha iyi idrak etmemi ve anlamamı sağladıזה לימד אותי -- זה נתן לי הערכה רבה יותר, הבנה של הרגע הנוכחי.
Beni eğitti -- yaşadığımız anı daha iyi idrak etmemi ve anlamamı sağladıلقد علمني ذلك الوقت -- لقد أعطاني المزيد من التقدير، لإستيعاب و فهم الحاضر.
Beni eğitti -- yaşadığımız anı daha iyi idrak etmemi ve anlamamı sağladı学ぶことができました 思考に明け暮れず
Benim bunu anlamam biraz zaman aldı.Aquilo demorou algum tempo a aprofundar.
Benim bunu anlamam biraz zaman aldı.Ci volle un pò di tempo perché questo concetto venisse compreso.
Benim bunu anlamam biraz zaman aldı.Потребовалось время, чтобы понять это.
Bilim, dünyayı anlamamız için geliştirilmiş en iyi araçtır.A tudomány a legjobb eszköz amit valaha kigondoltak hogy megértsük hogyan működik a világunk.
Bilim, dünyayı anlamamız için geliştirilmiş en iyi araçtır. Bilim, tamamen insanlara özgü bir bilme şeklidir.Znanost je najboljše do sedaj ustvarjeno orodje ♪ za razumevanje delovanja sveta. ♪
Bilim, dünyayı anlamamız için geliştirilmiş en iyi araçtır.Ciência é a melhor ferramenta que alguma vez foi concebida para entender como funciona o mundo.
Bilim, dünyayı anlamamız için geliştirilmiş en iyi araçtır.Ciencia es la mejor herramienta jamás creada para entender como el mundo funciona
Bilim, dünyayı anlamamız için geliştirilmiş en iyi araçtır.Khoa học là công cụ tốt nhất mà loài người đã nghĩ ra ♪ để tìm hiểu cách thế giới này hoạt động như thế nào. ♪
Bilim, dünyayı anlamamız için geliştirilmiş en iyi araçtır.La scienza è il migliore strumento mai escogitato per capire come funziona il mondo