anlamaları ile cümle
anlamaları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
5
HECE
10
ORT. KELİME
Dileğimiz, müşterilerle beraber Amerika'da yaşayıp onların kalplerinde yatanın ne olduğunu anlamalarıydı.되도록이면 고객의 마음을 이해하는 것이 목표였습니다
Dileğimiz, müşterilerle beraber Amerika'da yaşayıp onların kalplerinde yatanın ne olduğunu anlamalarıydı.Mieliśmy nadzieję zrozumienia klienta w samym jego sercu, tam gdzie klient jest, żyć z nim w Ameryce.
Dileğimiz, müşterilerle beraber Amerika'da yaşayıp onların kalplerinde yatanın ne olduğunu anlamalarıydı.Se tutto va bene, capendo realmente il cliente nel suo cuore, dove è il cliente, vivere con lui in America.
Dileğimiz, müşterilerle beraber Amerika'da yaşayıp onların kalplerinde yatanın ne olduğunu anlamalarıydı.Siendo optimista, entender de verdad al cliente a fondo, dónde está el cliente, vivir con ellos en EE.UU.
Dileğimiz, müşterilerle beraber Amerika'da yaşayıp onların kalplerinde yatanın ne olduğunu anlamalarıydı.Snáď by sa pochopil zákazník v jeho jadre, keby boli tam, kde zákazník - v Amerike.
Dileğimiz, müşterilerle beraber Amerika'da yaşayıp onların kalplerinde yatanın ne olduğunu anlamalarıydı.Да се надяваме, наистина да разберат клиента в сърцето му, където е клиентът, да живеят с тях в Америка.
Dileğimiz, müşterilerle beraber Amerika'da yaşayıp onların kalplerinde yatanın ne olduğunu anlamalarıydı.בתקווה, באמת להבין את הלקוח וליבו,
Dileğimiz, müşterilerle beraber Amerika'da yaşayıp onların kalplerinde yatanın ne olduğunu anlamalarıydı.و كان يؤمل, أن يتفهموا احتياجات الزبون,
Dileğimiz, müşterilerle beraber Amerika'da yaşayıp onların kalplerinde yatanın ne olduğunu anlamalarıydı.顧客の住むアメリカで生活をさせたい だから彼らを送り出しました
Dolayısıyla, avukatların sadece buna bakarak ne kadar yozlaşmış oldukarını anlamaları lazım.Anwälte sind daher schon bei Definition korrupt.
Dolayısıyla, avukatların sadece buna bakarak ne kadar yozlaşmış oldukarını anlamaları lazım.Donc les avocats doivent comprendre qu'ils ne sont corrompus que par l'homme.
Dolayısıyla, avukatların sadece buna bakarak ne kadar yozlaşmış oldukarını anlamaları lazım.Gli avvocati devono capire che presi da soli sono uomini corrotti.
Dolayısıyla, avukatların sadece buna bakarak ne kadar yozlaşmış oldukarını anlamaları lazım.Jadi pengacara harus dipahami, bahwa baru oleh standard manusia saja, mereka pada dasarnya korup.
Dolayısıyla, avukatların sadece buna bakarak ne kadar yozlaşmış oldukarını anlamaları lazım.Los abogados deben entender, por si mismo, que son corruptos
Dolayısıyla, avukatların sadece buna bakarak ne kadar yozlaşmış oldukarını anlamaları lazım.Само от този факт трябва да разберете, че адвокатите са порочни.
Dolayısıyla, avukatların sadece buna bakarak ne kadar yozlaşmış oldukarını anlamaları lazım.彼らは腐っている それを雇う方も たいがい腐っている
Ebeveynliğin gerçekte ne olduğunu anlamalarını sağlayacak bir dürüslüğü seçtik.Chceme, aby porozumeli, o čom je realita rodičovstva, a povedať im to úprimne.
Ebeveynliğin gerçekte ne olduğunu anlamalarını sağlayacak bir dürüslüğü seçtik.Chiar voiam să-i facem să înţeleagă care sunt realităţile creşterii copiilor într-un mod onest.
Ebeveynliğin gerçekte ne olduğunu anlamalarını sağlayacak bir dürüslüğü seçtik.Chúng tôi rất muốn cho họ hiểu thực tế của việc làm cha mẹ như thế nào một cách chân thực.
Ebeveynliğin gerçekte ne olduğunu anlamalarını sağlayacak bir dürüslüğü seçtik.Kami ingin membuat mereka mengerti seperti apa kenyataannya mengasuh anak itu.
Ebeveynliğin gerçekte ne olduğunu anlamalarını sağlayacak bir dürüslüğü seçtik.우리는 솔직한 방법으로 육아의 현실이 무엇인가를 부모들이 하여금 이해하기를 정말로 원했습니다.)
Ebeveynliğin gerçekte ne olduğunu anlamalarını sağlayacak bir dürüslüğü seçtik.Naprawdę chcieliśmy pozwolić im pokazać, jak wyglądają realia rodzicielstwa w szczerej formie.
Ebeveynliğin gerçekte ne olduğunu anlamalarını sağlayacak bir dürüslüğü seçtik.Nous voulions vraiment les laisser comprendre ce qu'était la réalité des parents de façon sincère.
Ebeveynliğin gerçekte ne olduğunu anlamalarını sağlayacak bir dürüslüğü seçtik.Opravdu jsme je chtěli nechat upřímně porozumět, jaká je realita rodičovství.
Ebeveynliğin gerçekte ne olduğunu anlamalarını sağlayacak bir dürüslüğü seçtik.Queríamos que eles percebessem quais as realidades da paternidade de uma forma honesta. RG:
Ebeveynliğin gerçekte ne olduğunu anlamalarını sağlayacak bir dürüslüğü seçtik.Realmente queríamos que entendieran la realidad de la crianza con honestidad.
Ebeveynliğin gerçekte ne olduğunu anlamalarını sağlayacak bir dürüslüğü seçtik.Tényleg meg akartuk értetni velük őszintén, hogy valójában mit jelent szülőnek lenni.
Ebeveynliğin gerçekte ne olduğunu anlamalarını sağlayacak bir dürüslüğü seçtik.Volevamo davvero portarli a capire quali erano le verità dell'essere genitore, in modo onesto.
Ebeveynliğin gerçekte ne olduğunu anlamalarını sağlayacak bir dürüslüğü seçtik.We wilden dat ze zouden begrijpen wat de realiteit van het ouderschap was, op een eerlijke manier.
Ebeveynliğin gerçekte ne olduğunu anlamalarını sağlayacak bir dürüslüğü seçtik.Wir wollten ihnen auf ehrliche Weise verständlich machen, wie die Realität der Elternschaft aussah.
Ebeveynliğin gerçekte ne olduğunu anlamalarını sağlayacak bir dürüslüğü seçtik.Πραγματικά θέλαμε να τους δώσουμε να καταλάβουν ποιες είναι οι αλήθειες του να είσαι γονέας.
Ebeveynliğin gerçekte ne olduğunu anlamalarını sağlayacak bir dürüslüğü seçtik.Ми дійсно хочемо дати їм зрозуміти якими є реалії батьківства і материнства насправді.
Ebeveynliğin gerçekte ne olduğunu anlamalarını sağlayacak bir dürüslüğü seçtik.Мы действительно хотим, чтобы они поняли, какова реальность отцовства и материнства на самом деле.
Ebeveynliğin gerçekte ne olduğunu anlamalarını sağlayacak bir dürüslüğü seçtik.Наистина искахме те да разберат какви са реалностите при отглеждането на деца с откровенност.
Ebeveynliğin gerçekte ne olduğunu anlamalarını sağlayacak bir dürüslüğü seçtik.ממש רצינו שהם יבינו את המציאות של ההורות בדרך ישרה.
Ebeveynliğin gerçekte ne olduğunu anlamalarını sağlayacak bir dürüslüğü seçtik.ونحن نريدهم ان يستوعبوا الحقائق فيما يتعلق بالأمومة والابوة بصورة حقيقية وصادقة
Ebeveynliğin gerçekte ne olduğunu anlamalarını sağlayacak bir dürüslüğü seçtik.理解してほしいと強く感じたのです RG:そこで今日 みなさんに
Elbette pek çok insan bu öneriyi göz ardı edecektir. Bunu gerçekten anlamaları uzun zaman alacaktır.Oczywiście mnóstwo ludzi to zignoruje, długo zajmie im zrozumienie tego co mówi nauka.
Fakat bunun girişim sermayesi ve melek yatırımların ilgisini çekmeyeceğini... ...anlamaları gerekir.참가자들이 알아야 할 점은, 그런 정도의 라이프스타일 사업으로는
Fakat bunun girişim sermayesi ve melek yatırımların ilgisini çekmeyeceğini... ...anlamaları gerekir.لكن عليهم أن يفهموا أنه لا يمكنهم جمع رأس المال الجرئ أو حتى استثمار مموِّل
Fakat bunun girişim sermayesi ve melek yatırımların ilgisini çekmeyeceğini... ...anlamaları gerekir.ライフスタイル重視ですから
Hatta bu eserler, kuralları yıkan türdendi. İnsanlara meydan okuyan, anlamalarını güçleştiren türden.Los críticos se burlaban terriblemente de ésto.
Hatta bu eserler, kuralları yıkan türdendi. İnsanlara meydan okuyan, anlamalarını güçleştiren türden.Rzucił wyzwanie ludziom w sposób, który jest nam trudno zrozumieć.
Hatta bu eserler, kuralları yıkan türdendi. İnsanlara meydan okuyan, anlamalarını güçleştiren türden.Критиците страшно са се подигравали на това.
İnsanlara meydan okuyan, anlamalarını güçleştiren türden.Provokoval způsobem, který je pro nás těžko pochopitelný.
Karşılaştırmak ve tezat oluşturmak akademisyenlerin bir konuyu bütünüyle anlamalarını sağlar.Att jämföra och kontrastera ger forskare möjligheten att förstå ett ämne på ett mer fullkomligt sätt.
Karşılaştırmak ve tezat oluşturmak akademisyenlerin bir konuyu bütünüyle anlamalarını sağlar.Comparar y contrastar, le ofrece a los académicos un entendimiento más profundo de un tema.
Karşılaştırmak ve tezat oluşturmak akademisyenlerin bir konuyu bütünüyle anlamalarını sağlar.Comparer et mettre en opposition donne aux intellectuels une compréhension plus approfondie d'un sujet.
Karşılaştırmak ve tezat oluşturmak akademisyenlerin bir konuyu bütünüyle anlamalarını sağlar.Então, eu pensei: "Se a leitura comparada funciona para a investigação,
Karşılaştırmak ve tezat oluşturmak akademisyenlerin bir konuyu bütünüyle anlamalarını sağlar.비교와 대조는 학자들에게 한 주제에 대한 더욱 완전한 이해를 줍니다.
Karşılaştırmak ve tezat oluşturmak akademisyenlerin bir konuyu bütünüyle anlamalarını sağlar.Komparácia a kontrast dávajú učencom úplnejšie porozumenie danej témy.
Karşılaştırmak ve tezat oluşturmak akademisyenlerin bir konuyu bütünüyle anlamalarını sağlar.La comparazione e il contrasto offrono agli studiosi una comprensione più completa di un tema.
Karşılaştırmak ve tezat oluşturmak akademisyenlerin bir konuyu bütünüyle anlamalarını sağlar.Membandingkan dan membedakan memberikan pengertian yang lebih lengkap akan sebuah topik bagi para cendekiawan.
Karşılaştırmak ve tezat oluşturmak akademisyenlerin bir konuyu bütünüyle anlamalarını sağlar.Porovnání a odlišnosti dávají vědcům ucelenější porozumění tématu.
Karşılaştırmak ve tezat oluşturmak akademisyenlerin bir konuyu bütünüyle anlamalarını sağlar.Porównywanie i kontrastowanie dają badaczom pełniejszy obraz tematu.
Karşılaştırmak ve tezat oluşturmak akademisyenlerin bir konuyu bütünüyle anlamalarını sağlar.Primerjava znanstvenikom nudi bolj celovito razumevanje teme.
Karşılaştırmak ve tezat oluşturmak akademisyenlerin bir konuyu bütünüyle anlamalarını sağlar.Prin comparație și punere în antiteză, învățații capătă o înțelegere profundă a unei teme.
Karşılaştırmak ve tezat oluşturmak akademisyenlerin bir konuyu bütünüyle anlamalarını sağlar.So sánh và đối chiếu khiến cho nhiều học giả có một cái nhìn toàn diện hơn về một chủ đề.
Karşılaştırmak ve tezat oluşturmak akademisyenlerin bir konuyu bütünüyle anlamalarını sağlar.Úgy gondoltam, ha ez az összehasonlítás működik a tudomány világában, miért ne működne a mindennapi életben?
Karşılaştırmak ve tezat oluşturmak akademisyenlerin bir konuyu bütünüyle anlamalarını sağlar.Vergelijkingen en contrasten geven leerlingen een completer beeld van een onderwerp.