anlamına gelmek ile cümle

anlamına gelmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
15
HARF
6
HECE
10
ORT. KELİME
Bu isim, “değersiz” anlamına gelmektedir.Tema nimi tähendab 'mõistetamatu'.
Aracın adı İtalyancada dört kapı anlamına gelmektedir.Auto nimi tähendab itaalia keeles 'neljaukseline'.
İlahi kelimesi Arapça kökenli bir kelimedir ve "Ey Tanrım!" anlamına gelmektedir.Allah (araabia keeles الله‎ Allāh) on araabiakeelne sõna, mis tähendab 'Jumalat'.
0 tümüyle heteroseksüel anlamına gelirken, 6 tümüyle eşcinsel anlamına gelmektedir.Väärtus 0 sümboliseeris vastaja täielikku heteroseksuaalsust, väärtus 6 eksklusiivset homoseksuaalsust.
Âzam ise büyük anlamına gelmektedir.Seetõttu Mahakal tähendab Suur Aeg.
Aotearoa Yeni Zelandanın Maori adıdır ve "Uzun Beyaz Bulut Ülkesi" anlamına gelmektedir.Uus-Meremaa maoorikeelne nimi Aotearoa tõlgitakse tavaliselt kui “pika valge pilve maa”.
Avenir Fransızcada gelecek anlamına gelmektedir.Prantsuse keeles tähendab homme 'mees'.
Hosjö’deki Ho İsveççe’de çukur veya oluk anlamına gelmektedir.Vattenfall tähendab rootsi keeles langevat veejuga või koske.
Bu iflas ve tutuklanma anlamına gelmektedir.Vastupidine kinnitus tähendanuks vangistust ja surma.
Kulübün adındaki Marinos kelimesi, İspanyolca'da "denizciler" anlamına gelmektedir.Nimi "San Marino" tähendab itaalia keeles "Püha Marinust".
Enneadlar Dokuzlular anlamına gelmektedir.Langenuid oli kokku üheksa.
Bu seçim, Onok birliğinin sonu anlamına gelmekteydi.See sündmus tähistas selle hõimu eksisteerimise lõppu.
Art arda üç defa şampiyon olmak anlamına gelmektedir.Ta tuli sellega kolmel korral Tšiili meistriks.
Hawaii dili ile bu dağın "Mauna Loa" olan ismi "Uzun Dağ" anlamına gelmektedir.Hawaii keeles tähendab Mauna Loa laia mäge.
Bir anlamda Cerh şahitliğin reddedilmesi anlamına gelmektedir.Tõeskeptitsism eitab ka tõeste väidete olemasolu.
Zeugma, kelime olarak "köprübaşı" ve "geçit yeri" anlamına gelmektedir.Pramāṇa tähendab sõna otseses mõttes "tõendit" ja "teadmisvahendit".
"Libertad" İspanyolcada özgürlük anlamına gelmektedir.'Vryheid' tähendab Afrikaani keeles 'vabadus'.
AB-15 Kyoto hedefi 29 günlük emisyon anlamına gelmektedir.El objetivo de Kyoto para la EU-15 se traduce en el equivalente a 29 días de emisiones.
AB-15 Kyoto hedefi 29 günlük emisyon anlamına gelmektedir.EU-15's Kyoto-mål svarer til 29 dages emissioner.
AB-15 Kyoto hedefi 29 günlük emisyon anlamına gelmektedir.Kjótsky cieľ EÚ-15 sa takto zmení na 29 dní bez emisií.
AB-15 Kyoto hedefi 29 günlük emisyon anlamına gelmektedir.L’obiettivo di Kyoto per l’UE a 15 si traduce in questo modo in un controvalore di 29 giorni di emissioni.
AB-15 Kyoto hedefi 29 günlük emisyon anlamına gelmektedir.L'objectif de Kyoto de l'UE-15 équivaut à une réduction de 29 jours d'émissions sur une année.
AB-15 Kyoto hedefi 29 günlük emisyon anlamına gelmektedir.Целта по Киото за ЕС-15 отговаря на равностойността на 29 дни емисии.
Aile gündüz bakımı sistemi, bakıcının çocukların bakımını kendi evinde üstlendiği anlamına gelmektedir.Familjedagvård innebär att skötaren vårdar barnen i sitt eget hem.
Aile gündüz bakımı sistemi, bakıcının çocukların bakımını kendi evinde üstlendiği anlamına gelmektedir.Guardería domiciliar significa que el cuidador cuida a los niños en su domicilio.
Aile gündüz bakımı sistemi, bakıcının çocukların bakımını kendi evinde üstlendiği anlamına gelmektedir.L'assistante maternelle s'occupe des enfants à son domicile.
Aile gündüz bakımı sistemi, bakıcının çocukların bakımını kendi evinde üstlendiği anlamına gelmektedir.Perhepäivähoito tarkoittaa, että hoitaja hoitaa lapsia omassa kodissaan.
Aile gündüz bakımı sistemi, bakıcının çocukların bakımını kendi evinde üstlendiği anlamına gelmektedir.В семейном детском саду воспитатель смотрит за детьми у себя дома.
Aile gündüz bakımı sistemi, bakıcının çocukların bakımını kendi evinde üstlendiği anlamına gelmektedir.الحضانة العائلية تعني بأن تقوم الراعية برعاية الأطفال في بيتها.
Ancak, bu analiz bağlamında özel olarak ulaşıma yönelik yakıtlar anlamına gelmektedir.Contudo, no contexto deste estudo, refere-se especificamente a combustíveis para transportes.
Ancak, bu analiz bağlamında özel olarak ulaşıma yönelik yakıtlar anlamına gelmektedir.Ebben az elemzésben a bioüzemanyag kifejezés kizárólag a közlekedési célú üzemanyagokat foglalja magában.
Ancak, bu analiz bağlamında özel olarak ulaşıma yönelik yakıtlar anlamına gelmektedir.I denna analys används termen dock uteslutande för transportbränslen.
Ancak, bu analiz bağlamında özel olarak ulaşıma yönelik yakıtlar anlamına gelmektedir.In de context van deze analyse doelt de term echter specifiek op brandstoffen voor transportdoeleinden.
Ancak, bu analiz bağlamında özel olarak ulaşıma yönelik yakıtlar anlamına gelmektedir.In diesem Beitrag bezieht er sich jedoch speziell auf Kraftstoffe für Verkehrszwecke.
Ancak, bu analiz bağlamında özel olarak ulaşıma yönelik yakıtlar anlamına gelmektedir.Însă, în contextul acestei analize, termenul se referă concret la combustibilii destinaţi transportului.
Ancak, bu analiz bağlamında özel olarak ulaşıma yönelik yakıtlar anlamına gelmektedir.Men i forbindelse med denne analyse henviser det specifikt til brændstoffer til transport.
Ancak, bu analiz bağlamında özel olarak ulaşıma yönelik yakıtlar anlamına gelmektedir.Nel quadro della presente analisi si riferisce però specificamente ai carburanti per i trasporti.
Ancak, bu analiz bağlamında özel olarak ulaşıma yönelik yakıtlar anlamına gelmektedir.Tässä selvityksessä käsitteellä viitataan kuitenkin nimenomaan liikenteen polttoaineisiin.
Ancak, bu analiz bağlamında özel olarak ulaşıma yönelik yakıtlar anlamına gelmektedir.Toutefois, dans le contexte de cette analyse, il désigne spécifiquement les carburants destinés au transport.
Ancak, bu analiz bağlamında özel olarak ulaşıma yönelik yakıtlar anlamına gelmektedir.Vendar se v okviru te analize nanaša posebej na goriva za prevoz.
Ancak, bu analiz bağlamında özel olarak ulaşıma yönelik yakıtlar anlamına gelmektedir.V kontexte tejto analýzy sa však vzťahuje konkrétne na palivá využiteľné v doprave.
Ancak, bu analiz bağlamında özel olarak ulaşıma yönelik yakıtlar anlamına gelmektedir.V souvislosti s touto analýzou se však termín vztahuje konkrétně k palivům určeným pro využití v dopravě.
Ancak, bu analiz bağlamında özel olarak ulaşıma yönelik yakıtlar anlamına gelmektedir.Ωστόσο, στο πλαίσιο της παρούσας ανάλυσης, ο όρος αναφέρεται ειδικότερα στα καύσιμα για τις μεταφορές.
Ancak, bu analiz bağlamında özel olarak ulaşıma yönelik yakıtlar anlamına gelmektedir.Въпреки това в контекста на настоящия анализ става въпрос по-специално за транспортните горива.
anlamına gelmektedir. 15-24 yaş grubu arasında en yüksek olan esrar veya ecstasy kullanımına ilişkin yaygınlıkTolvmånadersprevalensen för användning av kokain motsvarar 1,5 miljoner användare i Europa.
anlamına gelmektedir.Le cifre nazionali oscillano tra lo 0,1 e il 12,0 %. La media europea del
anlamına gelmektedir.nenavštívili.
anlamına gelmektedir.Yhdistyneessä kuningaskunnassa. (93
Başka bir yere yerleştirmek çocukların ebeveynlerinin olmadığı bir yerde yaşamaları anlamına gelmektedir.Esto significa que el menor podrá residir en un domicilio diferente que el de sus padres.
Başka bir yere yerleştirmek çocukların ebeveynlerinin olmadığı bir yerde yaşamaları anlamına gelmektedir.Le placement signifie que l'enfant vit en dehors du domicile des parents.
Başka bir yere yerleştirmek çocukların ebeveynlerinin olmadığı bir yerde yaşamaları anlamına gelmektedir.Sijaishuolto tarkoittaa, että lapsi asuu muualla kuin vanhempien luona.
Başka bir yere yerleştirmek çocukların ebeveynlerinin olmadığı bir yerde yaşamaları anlamına gelmektedir.Vård utom hemmet betyder att barnet bor någon annanstans än hos sina föräldrar.
Başka bir yere yerleştirmek çocukların ebeveynlerinin olmadığı bir yerde yaşamaları anlamına gelmektedir.Замещение означает, что ребёнок не будет проживать у родителей.
Başka bir yere yerleştirmek çocukların ebeveynlerinin olmadığı bir yerde yaşamaları anlamına gelmektedir.الرعاية بالنيابة تعني أنه بإمكان الطفل أن يسكن في مكان آخر بدل أن يسكن لدى والديه.
-- bir dizi önermelere entelektüel yükseliş, bir amentü (credo) anlamına gelmekteydi.Credo на латинском - "верую".
-- bir dizi önermelere entelektüel yükseliş, bir amentü (credo) anlamına gelmekteydi.단어의 의미가 좁아지게 됩니다.
-- bir dizi önermelere entelektüel yükseliş, bir amentü (credo) anlamına gelmekteydi.Διανοητικά αποδέχομαι ένα σύνολο προτάσεων, ένα 'Σύμβολο της Πίστεως'.
-- bir dizi önermelere entelektüel yükseliş, bir amentü (credo) anlamına gelmekteydi.והפך להסכמה שכלית עם אוסף הנחות: "אמונה".
-- bir dizi önermelere entelektüel yükseliş, bir amentü (credo) anlamına gelmekteydi.للتضمين - بقصد اعتلاء فكريّ لمجموعة من المقترحات: أي عقيدة.
-- bir dizi önermelere entelektüel yükseliş, bir amentü (credo) anlamına gelmekteydi.「信じる」とは「信仰の教義を 受け入れる」という意味ではなく

İlgili Sayfalar