anlamış ile cümle

anlamış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Hoffmann aldatıldığını anlamıştır.وفي الوقت نفسه، وأدرك تشيرش أنه قد خدع.
Bu ayeti, gözler kapalı bir şekilde yüzleri Allah'a çevirmek, diye anlamıştır Mutezile.ويعتقدون أن الصلة بالله إنما تحصل بالتقرب إليه بوضع صورة الشيخ في مخيلة المريد وبين عينيه عند ذكر الله.
Kurtarılacaklarını anlamışlardı ve nehrin kenarında uyumak için yerleştiler.Eles sabiam que neste ponto seriam salvos, e se estabeleceram para dormir junto ao rio.
Ancak Theofanis Gregoras ile imparator arasındaki ilişkiyi yanlış anlamış olabilir.Teófanes, porém, pode ter se confundido na relação entre Gregoras e o imperador.
Herkes gerçeğini anlamıştır.Agora, todos vão saber a verdade!
Bu ayeti, gözler kapalı bir şekilde yüzleri Allah'a çevirmek, diye anlamıştır Mutezile.(8) Bem-aventurados os limpos de coração, porque verão a Deus.
Ama daha sonra birbirlerini ne kadar çok sevdiklerini anlamışlardır.Logo voltam o olhar para quem tanto amaram.
Çaresiz bir hastalığa tutulduğunu anlamıştı.Ele acreditou equivocadamente que sofria de uma doença incurável.
Bir süre sonra da hamile kaldığını anlamış.Logo depois, ela descobre que está grávida.
Eomer kaybedeceklerini anlamışlardır.Maeve percebe que ela perdeu.
Ateş oğlunu görür görmez, anlamıştır artık onsuz yaşayamayacağını.Contemplando a esposa, descobriu que jamais poderia matá-la, pois não conseguiria viver sem ela.
Kızkardeşler aldatılıp alaya alındıklarını anlamışlardır.A população destas terras eram especialmente conhecidas por enganarem e serem desonestas.
Bir anda içeri Gerard girer, kızın bir sevgilisi olduğunu anlamıştır.Logo a polícia descobre que Scott tinha uma amante.
Artık ne yapmak istediğimi anlamıştım.'Tive que repensar o que eu estava fazendo."
Kurtarılacaklarını anlamışlardı ve nehrin kenarında uyumak için yerleştiler.Op dat moment beseften ze dat ze zouden worden gered en gingen slapen bij de rivier.
Zor kısmın vokalleri kesmeyi unutmamak olacağını o anda anlamıştım.Dan weten ze daar dat Rommeldam niet stilzit.
Hagen de Gunther’in kendisini öldüreceğini anlamıştır.Vervolgens doodde Hagen zijn compagnon Gunther.
Ben anlamıştım.Hij wist dat.
Eminim ki ne söylemek istediğimizi anlamışsınızdır.Ik moest precies weten wat ik wilde.
Wolsey böylece ilk defa Kralın gözünden düştüğünü anlamıştır.Op die manier kregen de Sicilianen voor het eerst hun koning in levenden lijve te zien...
Bir süre sonra da hamile kaldığını anlamış.Later ontdekt zij dat zij zwanger is.
Nobel ödülü için ne kadar önemli olduğunu anlamış oldu.Hij werd hiervoor met een Nobelprijs onderscheiden.
Çünkü Luke,Kronos'un kendisine ihanet ettiğini ve arkadaşlarını öldüreceğini anlamıştır.Dan komen ze erachter dat hij hen verraden heeft en voor Kronos werkt.
Ateş oğlunu görür görmez, anlamıştır artık onsuz yaşayamayacağını.Maar op het moment dat hij haar ontmoet, realiseert hij zich dat zij hem nog nooit heeft gezien.
Ama daha sonra biyo-sınırlayıcının işe yaramadığını anlamıştır.Van dat laatste is later duidelijk geworden dat het biomechanisch vrijwel onmogelijk is.
Kızkardeşler aldatılıp alaya alındıklarını anlamışlardır.De broers liepen zich vast in leugens en ontkenningen.
Yanlış hareketler sergilemiş ve sonunda hatasını anlamıştır.Maar de slechte resultaten stapelden zich op en kostten hem uiteindelijk zijn baan.
Fakat annesi Emrah'ın kendi canına kıyacağını ve bir daha görüşemeyeceklerini anlamıştır.Ze wil graag weten of Emma haar heeft vergeven en of ze samen opnieuw kunnen beginnen.
Bir bakalım iyi anlamış mıyım.Even zien of ik dat goed begrepen heb.
Eminim ki ne söylemek istediğimizi anlamışsınızdır.Poznać to, co mówimy.
Aslında Marcello'nun gerçek niyetini anlamıştır.Jako pierwszy poznał prawdziwe intencje Markusa.
Ama daha sonra birbirlerini ne kadar çok sevdiklerini anlamışlardır.Dopiero wtedy uświadamia sobie jak bardzo go kocha.
Hoffmann aldatıldığını anlamıştır.Hogan twierdził, że został wrobiony.
Hagen de Gunther’in kendisini öldüreceğini anlamıştır.Will myśli, że Shagon zabił Matta.
Burada su olduğunu anlamışlar.Znajduje się tu ujęcie wody.
Ben anlamıştım.Wszystko wiem.
Domuzların hangi işe yaradığını, içlerinden biri kesildiğinde anlamış ve yaşamı köklü bir şekilde değişmişti.Han insåg vilket syfte grisarna tjänade när han såg en av dem slaktas, vilket förändrade hans liv.
Bir süre sonra da hamile kaldığını anlamış.Hon upptäcker även att hon är gravid.
Bu ayeti, gözler kapalı bir şekilde yüzleri Allah'a çevirmek, diye anlamıştır Mutezile.Vet att Gud ser dem som sitter i Mörkret de skall drabbas och deras Hjärtas Hemligheter skall uppenbaras.
Çaresiz bir hastalığa tutulduğunu anlamıştı.Det visar sig att hon lidit av en obotlig sjukdom.
Hoffmann aldatıldığını anlamıştır.Men Sly upptäcker att han har blivit lurad.
Çünkü hastanın iyileştirilemiyeğini ve hayatını kaybedeceğini anlamıştır.І вона не знає, чи є в неї майбутнє і чи вона видужає.
Ertan'ın Selim'in babası olduğunu anlamıştır.Зіґмунд розуміє, що це меч його батька.
Bir süre sonra da hamile kaldığını anlamış.Через деякий час стає відомо, що вона вагітна.
Eminim ki ne söylemek istediğimizi anlamışsınızdır.Ми знаємо, що хочемо ними сказати.
Zor kısmın vokalleri kesmeyi unutmamak olacağını o anda anlamıştım.Незабаром він зрозумів, що не вистачає частини розповіді, позаяк відсутні декілька табличок.
Artık seyirciler de sahnede oynananın temsil değil gerçek bir hayat dramı olduğunu anlamışlardır.Глядача переконують, що він стає свідком не розіграної вистави, а реальних сцен із життя.
Hadrianus, Caledonian'ların Romalılarla birlikte yaşamayı reddettiklerini anlamıştı.Hadrianus byl přesvědčen, že Kaledoňané odmítnou mírové soužití s Římany.
Artık seyirciler de sahnede oynananın temsil değil gerçek bir hayat dramı olduğunu anlamışlardır.Diváci postupně vycítí, že to, co se děje na pódiu, již není hra, ale skutečnost.
Hoffmann aldatıldığını anlamıştır.Ed poznává, že byl oklamán.
O'nun çok çalışan biri olduğunu anında anlamıştım.Je o něm známé, že byl velice energickým člověkem.
Wolsey böylece ilk defa Kralın gözünden düştüğünü anlamıştır.Král vyjadřuje Wolseymu svou nelibost a Wolsey si poprvé uvědomuje, že odpadl z jeho přízně.
Ben anlamıştım.Porozuměla mi.
Çünkü hastanın iyileştirilemiyeğini ve hayatını kaybedeceğini anlamıştır.Bude vypadat jinak, když jste nemocní a když jste zdraví.
Doktor Krautman hastasının kendi doktorluk gayretleri ile iyileşmeyeceğini anlamıştır.Je nervózní, že mu Dr. Galén nic o léčbě neřekne.
Çaresiz bir hastalığa tutulduğunu anlamıştı.Pravděpodobně spáchal sebevraždu, když pochopil, že trpí nevyléčitelnou chorobou.
Bir süre sonra da hamile kaldığını anlamış.La scurt timp află că este însărcinată.
Artık ne yapmak istediğimi anlamıştım.'Pur și simplu am vrut să știu ce s-a întâmplat”.
Ben anlamıştım.Chiar nu înțelegeam.
Zor kısmın vokalleri kesmeyi unutmamak olacağını o anda anlamıştım.Ilyenkor azt mondjuk, hogy a részecske nincs tömeghéjon.

İlgili Sayfalar