anlamış ile cümle
anlamış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Neden bahsettiğimi olsa olsa bir kaç kişi anlamıştır.わかっている人はほとんどいなかったんでしょう だってこれこそ、惑星が恒星に飲み込まれている証拠なのだから
Neden hala buraya gelmiş olmadığımızı anlamış değilim.Ich verstehe nicht, warum wir noch nicht soweit sind.
Neden hala buraya gelmiş olmadığımızı anlamış değilim.Ik snap niet waarom we er nog niet zijn.
Neden hala buraya gelmiş olmadığımızı anlamış değilim.I nie rozumiem, dlaczego wciąż tak postępujemy.
Neden hala buraya gelmiş olmadığımızı anlamış değilim.Je ne comprends pas pourquoi cette technologie n'est toujours pas disponible.
Neden hala buraya gelmiş olmadığımızı anlamış değilim.솔직히 왜 아직도 (랜카드가) 존재하는지 이해가 되지 않아요.
Neden hala buraya gelmiş olmadığımızı anlamış değilim.No entiendo por qué aún no estamos allí.
Neden hala buraya gelmiş olmadığımızı anlamış değilim.Non riesco a capire come mai non c'eravamo ancora arrivati.
Neden hala buraya gelmiş olmadığımızı anlamış değilim.Nu inteleg de ce noi nu suntem inca la acest nivel.
Neden hala buraya gelmiş olmadığımızı anlamış değilim.Tôi không hiểu sao điều đó vẫn chưa được thực thi
Neden hala buraya gelmiş olmadığımızı anlamış değilim.Не разбирам защо още не сме достигнали там.
Neden hala buraya gelmiş olmadığımızı anlamış değilim.Я не понимаю почему мы не там.
Neden hala buraya gelmiş olmadığımızı anlamış değilim.אני לא מבין למה אנחנו לא שם כבר עדיין.
Neden hala buraya gelmiş olmadığımızı anlamış değilim.لا اعلم لماذا لم نصل هناك حتى الان
Neden hala buraya gelmiş olmadığımızı anlamış değilim.年をとったら 私の孫たちに
Ne gelecek? "mutlak değer iks" neye eşitti? "eksi iks"e. - Umarım anlamışsınızdır.Dus dan krijgen we alleen x min 2x gedeeld door x.
Nereye ulaşmak istediğimi anlamışsınızdır.Eu acho que você sabe onde isso vai dar. Mas deixe-me fazer isso.
Nereye ulaşmak istediğimi anlamışsınızdır.Ich denke, es ist klar, wo das hinführt.
Nereye ulaşmak istediğimi anlamışsınızdır.Myślę, że wiecie, dokąd to zmierza.
Nereye ulaşmak istediğimi anlamışsınızdır.Pero permíteme hacer esto.
Ne yaptığımı anlamışsınızdır.Mas eu penso que você entendeu o que estou fazendo.
Ne yaptığımı anlamışsınızdır.Мисля, че знаете какво правя.
Ne yaptığımı anlamışsınızdır.لكنني اعتقد انكم تعلمون ما افعل
"Nihayet eski nesilden biri"... Ben yaşlı bir adamım. ..."düşünce yapımızı anlamış görünüyor.""Almeno qualcuno della vecchia generazione" ...sono un vecchio. "sembra capire coma la pensiamo".
"Nihayet eski nesilden biri"... Ben yaşlı bir adamım. ..."düşünce yapımızı anlamış görünüyor.""Al menos alguien de la vieja generación"...Soy un hombre viejo. ..."parece entender cómo pensamos."
"Nihayet eski nesilden biri"... Ben yaşlı bir adamım. ..."düşünce yapımızı anlamış görünüyor.""Cel puţin cineva din vechea generaţie..." Da, sunt bătrân. "pare să înţeleagă felul nostru de gândire."
"Nihayet eski nesilden biri"... Ben yaşlı bir adamım. ..."düşünce yapımızı anlamış görünüyor.""Végre valaki az idősebb generációból..." Nem vagyok öregember. "...megérti a gondolkodásunkat."
"Nihayet eski nesilden biri"... Ben yaşlı bir adamım. ..."düşünce yapımızı anlamış görünüyor.""Végre valaki az idõsebb generációból..." Nem vagyok öregember. "...megérti a gondolkodásunkat."
O, A'dan Z'ye'de gördüğüm birçok kadın gibi, çok çalışmış, acı çekmenin ne olduğunu anlamış,A to Z에서 볼 수 있는 많은 여성들과 같았던 할머니는 매일 열심히 일했으며 고난이 무엇인지를 알았고
O, A'dan Z'ye'de gördüğüm birçok kadın gibi, çok çalışmış, acı çekmenin ne olduğunu anlamış,היא, כמו רבות מהנשים שאני רואה ב'A to Z', עבדה קשה כל יום, הבינה מהו סבל,
O, A'dan Z'ye'de gördüğüm birçok kadın gibi, çok çalışmış, acı çekmenin ne olduğunu anlamış,وهي مثل الكثير من النسوة اللاتي أراهم في A to Z، عملت بجد يومياً، تفهم ما تعنيه المعاناة،
O, A'dan Z'ye'de gördüğüm birçok kadın gibi, çok çalışmış, acı çekmenin ne olduğunu anlamış,毎日必死で働き 苦難を知っています 信仰深く 子供を愛し
O an gerçekten birşeylerin mutluluk olduğunu anlamıştım. bir arkadaşım bana,Akkor értettem meg igazán, hogy tényleg történt valami, amikor egy barátom szólt, hogy
O an gerçekten birşeylerin mutluluk olduğunu anlamıştım. bir arkadaşım bana,Am înţeles că ceva se întâmplă când un prieten mi-a zis:
O an gerçekten birşeylerin mutluluk olduğunu anlamıştım. bir arkadaşım bana,Der Moment, in dem ich wirklich verstand, dass etwas passierte, war als ein Freund sagte:
O an gerçekten birşeylerin mutluluk olduğunu anlamıştım. bir arkadaşım bana,El momento en el que verdaderamente entendí que algo estaba pasando, fue cuando un amigo me dijo:
O an gerçekten birşeylerin mutluluk olduğunu anlamıştım. bir arkadaşım bana,Fra det øjeblik forstod jeg virkelig at noget var i gære, en af mine venner fortalte mig,
O an gerçekten birşeylerin mutluluk olduğunu anlamıştım. bir arkadaşım bana,Ik had pas werkelijk door wat er aan de hand was toen een vriend tegen me zei:
O an gerçekten birşeylerin mutluluk olduğunu anlamıştım. bir arkadaşım bana,Il momento in cui ho veramente capito che stava succedendo qualcosa, un amico mi ha detto,
O an gerçekten birşeylerin mutluluk olduğunu anlamıştım. bir arkadaşım bana,Khoảnh khắc tôi thực sự nhận ra điều gì đó đã thực xảy ra là khi một người bạn nói với tôi rằng,
O an gerçekten birşeylerin mutluluk olduğunu anlamıştım. bir arkadaşım bana,뭔가 벌어지고 있구나, 라고 진짜로 제가 느꼈을 때는 제 친구가 저한테 말했을 때였어요.
O an gerçekten birşeylerin mutluluk olduğunu anlamıştım. bir arkadaşım bana,Le moment où j'ai vraiment compris que quelque chose d'important se passait, un ami m'a dit,
O an gerçekten birşeylerin mutluluk olduğunu anlamıştım. bir arkadaşım bana,Moment, kedy som pochopil, že sa vážne niečo deje, nastal keď mi kamarát povedal,
O an gerçekten birşeylerin mutluluk olduğunu anlamıştım. bir arkadaşım bana,Saya baru benar-benar mengerti ada sesuatu yang terjadi, adalah saat seorang teman berkata,
O an gerçekten birşeylerin mutluluk olduğunu anlamıştım. bir arkadaşım bana,Η στιγμή που όντως κατάλαβα ότι κάτι συνέβαινε ήταν όταν ένα φίλος μου μού είπε:
O an gerçekten birşeylerin mutluluk olduğunu anlamıştım. bir arkadaşım bana,Но по-настоящему я осознал масштаб происходящего, когда мой друг сказал мне:
O an gerçekten birşeylerin mutluluk olduğunu anlamıştım. bir arkadaşım bana,הרגע שבו באמת הבנתי שמשהו קורה, חבר שלי אמר לי,
O an gerçekten birşeylerin mutluluk olduğunu anlamıştım. bir arkadaşım bana,في اللحظة التي أدركت فيها أن هناك شيئًا يحدث، أخبرني صديقٌ لي:
O an gerçekten birşeylerin mutluluk olduğunu anlamıştım. bir arkadaşım bana,ある友だちが言ってきました 「『イスラエル』って検索してみてよ」
O an, kızların babaları ile bağ kurmak için bir yola ihtiyaç duyduklarını anlamıştım.A cet instant, j'ai su que les filles avaient besoin de se rapprocher de leurs pères.
O an, kızların babaları ile bağ kurmak için bir yola ihtiyaç duyduklarını anlamıştım.Atunci am ştiut că fetele simţeau nevoia să relaţioneze cu taţii lor.
O an, kızların babaları ile bağ kurmak için bir yola ihtiyaç duyduklarını anlamıştım.Ebben a pillanatban tudtam, hogy a lányoknak szükségük van valamilyen kapcsolatra az apjukkal.
O an, kızların babaları ile bağ kurmak için bir yola ihtiyaç duyduklarını anlamıştım.En ese momento supe que las chicas necesitaban un modo de conectarse con sus padres.
O an, kızların babaları ile bağ kurmak için bir yola ihtiyaç duyduklarını anlamıştım.여기서 전 제 아이들이 아버지와 연락할 수 있는 방법이 필요하다고 생각했죠.
O an, kızların babaları ile bağ kurmak için bir yola ihtiyaç duyduklarını anlamıştım.Neste momento, percebi que as raparigas precisavam de uma forma de ter uma ligação com os pais.
O an, kızların babaları ile bağ kurmak için bir yola ihtiyaç duyduklarını anlamıştım.Ngay khoảnh khắc đó, tôi biết các em cần một phương cách nào đó để kết nối với cha của chúng.
O an, kızların babaları ile bağ kurmak için bir yola ihtiyaç duyduklarını anlamıştım.Sillä hetkellä tajusin, että tyttöjen tarvitsee löytää yhteys isiinsä.
O an, kızların babaları ile bağ kurmak için bir yola ihtiyaç duyduklarını anlamıştım.Toen begreep ik dat de meisjes een manier nodig hadden om contact te hebben met hun vaders.
O an, kızların babaları ile bağ kurmak için bir yola ihtiyaç duyduklarını anlamıştım.V tem trenutku sem vedela, da morajo dekleta najti način, da bi se povezale s svojimi očeti.
O an, kızların babaları ile bağ kurmak için bir yola ihtiyaç duyduklarını anlamıştım.V tomto okamžiku jsem věděla, že děvčata potřebovala způsob, jak se spojit se svými otci.