anladım ile cümle

anladım kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
İşte o zaman karikatürlerin ne kadar güçlü olduğunu anladım. Sanat sorumluluk yüklüyor.Saat itulah saya menyadari, bahwa kartun sangatlah kuat, seni juga memiliki bertanggung jawab.
İşte o zaman karikatürlerin ne kadar güçlü olduğunu anladım. Sanat sorumluluk yüklüyor.Toen realiseerde ik mij dat cartoons echt krachtig kunnen zijn, kunst komt met verantwoordelijkheid.
İşte o zaman karikatürlerin ne kadar güçlü olduğunu anladım.Τότε συνειδητοποίησα, ξέρετε, ότι τα σκίτσα έχουν μεγάλη δύναμη
İşte o zaman karikatürlerin ne kadar güçlü olduğunu anladım.Знаете ли, тогава осъзнах, че карикатурите са наистина мощни.
İşte o zaman karikatürlerin ne kadar güçlü olduğunu anladım.Именно тогда я понял, что карикатуры оказывают сильное влияние.
İşte o zaman karikatürlerin ne kadar güçlü olduğunu anladım.זה השלב בו הבנתי, שקריקטורות הן בעלות עוצמה רבה,
İşte o zaman karikatürlerin ne kadar güçlü olduğunu anladım.حينها أدركت، كم أن الرسومات الكارتونية مؤثرة للغاية،
İşte o zaman karikatürlerin ne kadar güçlü olduğunu anladım.芸術には責任が伴うということも
Kadın kocasına, ‹‹Bize sık sık gelen bu adamın kutsal bir Tanrı adamı olduğunu anladım›› dedi,A riekla svojemu mužovi: Hľa, prosím, viem, že je to muž Boží, svätý, ktorý to ustavične chodieva popri nás.
Kadın kocasına, ‹‹Bize sık sık gelen bu adamın kutsal bir Tanrı adamı olduğunu anladım›› dedi,Bo rzekła była do męża swego: Oto teraz wiem, że ten mąż Boży święty jest, który tędy przechodzi często.
Kadın kocasına, ‹‹Bize sık sık gelen bu adamın kutsal bir Tanrı adamı olduğunu anladım›› dedi,E ela disse a seu marido: Tenho observado que este que passa sempre por nós é um santo homem de Deus.
Kadın kocasına, ‹‹Bize sık sık gelen bu adamın kutsal bir Tanrı adamı olduğunu anladım›› dedi,Elle dit à son mari: Voici, je sais que cet homme qui passe toujours chez nous est un saint homme de Dieu.
Kadın kocasına, ‹‹Bize sık sık gelen bu adamın kutsal bir Tanrı adamı olduğunu anladım›› dedi,Engang sa hun til sin mann: Hør her, jeg vet at han som jevnlig drar forbi oss, er en hellig Guds mann.
Kadın kocasına, ‹‹Bize sık sık gelen bu adamın kutsal bir Tanrı adamı olduğunu anladım›› dedi,Essa disse al marito: «Io so che è un uomo di Dio, un santo, colui che passa sempre da noi
Kadın kocasına, ‹‹Bize sık sık gelen bu adamın kutsal bir Tanrı adamı olduğunu anladım›› dedi,Hun sagde nu til sin Mand: "Jeg ved, af det er en hellig Guds Mand., der stadig kommer her forbi;
Kadın kocasına, ‹‹Bize sık sık gelen bu adamın kutsal bir Tanrı adamı olduğunu anladım›› dedi,In ona reče možu svojemu: Glej, spoznavam, da je to svet mož Božji, ki vedno hodi mimo nas.
Kadın kocasına, ‹‹Bize sık sık gelen bu adamın kutsal bir Tanrı adamı olduğunu anladım›› dedi,여인이 그 남편에게 이르되 항상 우리에게로 지나는 이 사람은 하나님의 거룩한 사람인 줄을 내가 아노니
Kadın kocasına, ‹‹Bize sık sık gelen bu adamın kutsal bir Tanrı adamı olduğunu anladım›› dedi,Nebo řekla byla muži svému: Aj, nyní vím, že ten muž Boží svatý jest, kterýž často tudyto chodívá.
Kadın kocasına, ‹‹Bize sık sık gelen bu adamın kutsal bir Tanrı adamı olduğunu anladım›› dedi,И сказала она мужу своему: вот, я знаю, что человек Божий, который проходит мимо нас постоянно, святой;
Kadın kocasına, ‹‹Bize sık sık gelen bu adamın kutsal bir Tanrı adamı olduğunu anladım›› dedi,Сетне жената рече на мъжа си: Ето сеха, познавам че този, който постоянно наминава у нас, е свет Божий човек.
Kadın kocasına, ‹‹Bize sık sık gelen bu adamın kutsal bir Tanrı adamı olduğunu anladım›› dedi,ותאמר אל אישה הנה נא ידעתי כי איש אלהים קדוש הוא עבר עלינו תמיד׃
Kadın kocasına, ‹‹Bize sık sık gelen bu adamın kutsal bir Tanrı adamı olduğunu anladım›› dedi,فقالت لرجلها قد علمت انه رجل الله مقدس الذي يمرّ علينا دائما.
Kadın kocasına, ‹‹Bize sık sık gelen bu adamın kutsal bir Tanrı adamı olduğunu anladım›› dedi,婦 人 對 丈 夫 說 、 我 看 出 那 常 從 我 們 這 裡 經 過 的 、 是 聖 潔 的 神 人
Kadın kocasına, ‹‹Bize sık sık gelen bu adamın kutsal bir Tanrı adamı olduğunu anladım›› dedi,婦人 對 丈夫 說 、 我 看出 那 常從 我 們這裡經過 的 、 是 聖潔 的 神人
Kamanın bir basit makine olması beni biraz düşündürdü ama sonra nedenini anladım.Клин також вважається механізмом, що зайняло в мене багато часу, щоб це зрозуміти, але клин - це механізм.
Kamanın bir basit makine olması beni biraz düşündürdü ama sonra nedenini anladım.גם המישור המשופע הוא מכונה פשוטה - זה לקח לי זמן לקבל את זה - אבל המישור המשופע הוא מכונה.
Kilitli dolapta nasıl para tasarrufu edecegimizi anladım.Ördekleri 3 kat boyamak yerine 2 kat boyayarak.- Pomyślałem, że przyoszczędzę na lakierze i pokryłem nim kaczki dwa, zamiast trzech razy.
Kilitli dolapta nasıl para tasarrufu edecegimizi anladım.Ördekleri 3 kat boyamak yerine 2 kat boyayarak.Πως? Διαπίστωσα ότι μπορούμε να εξοικονομίσουμε χρήματα με το βερνίκι.
Kitabı okudukça, hayatımı tıp ile geçirmek istediğimi anladım.Am citit acea carte, și de când am citit-o am știut că doream să am o viață în medicină.
Kitabı okudukça, hayatımı tıp ile geçirmek istediğimi anladım.Czytając wtedy tę książkę, uświadomiłam sobie, że chcę się poświęcić medycynie.
Kitabı okudukça, hayatımı tıp ile geçirmek istediğimi anladım.En sinds ik dat boek aan het lezen was, wist ik dat ik mijn leven aan de geneeskunde wilde wijden.
Kitabı okudukça, hayatımı tıp ile geçirmek istediğimi anladım.의학에 투신해야겠다는 것도 그 때 깨달았죠.
Kitabı okudukça, hayatımı tıp ile geçirmek istediğimi anladım.leí ese libro, y desde que empecé a leerlo, supe que quería dedicarme a la medicina.
Kitabı okudukça, hayatımı tıp ile geçirmek istediğimi anladım.Lessi quel libro, e da quando iniziai a leggerlo, compresi che avrei dedicato la mia vita alla medicina.
Kitabı okudukça, hayatımı tıp ile geçirmek istediğimi anladım.Tôi đã đọc quyển sách đó, và từ lúc tôi đọc, tôi đã biết mình muốn cống hiến trong ngành y.
Kitabı okudukça, hayatımı tıp ile geçirmek istediğimi anladım.Διάβασα λοιπόν το βιβλίο και από τότε ήξερα ότι θέλω να έχω μια ζωή στην ιατρική.
Kitabı okudukça, hayatımı tıp ile geçirmek istediğimi anladım.Аз четях книгата и от този момент знаех, че искам животът ми да е свързан с медицината.
Kitabı okudukça, hayatımı tıp ile geçirmek istediğimi anladım.ידעתי שאני רוצה לעסוק ברפואה.
Kitabı okudukça, hayatımı tıp ile geçirmek istediğimi anladım.عرفت أني أريد مستقبلاً في الطب.
Kitabı okudukça, hayatımı tıp ile geçirmek istediğimi anladım.アフリカのジャングルに入ったり
Kısa sürede tek istediklerinin bunu yazamam olduğunu anladım이 과정을 쓰게끔 하기 위해서 나에게 든 시간은
Kısa sürede tek istediklerinin bunu yazamam olduğunu anladım -Y sólo me costó un poco mientras ellos sólo querían me para anote.
Knopf'ta Sanat Direktörü Asistanlığı olduğunu anladım.알프레드 A. 크노프(Alfred A.
Knopf'ta Sanat Direktörü Asistanlığı olduğunu anladım.היה להיות עוזר למנהל אמנותי באלפרד א. קנופף, הוצאת ספרים.
Knopf'ta Sanat Direktörü Asistanlığı olduğunu anladım.هو أن أكون مساعدا لمدير الفن في نوف ألف الفريد، وهو ناشر كتب.
Knopf'ta Sanat Direktörü Asistanlığı olduğunu anladım.仕事だけでした 私は馬鹿ですが
Mary dinledi kadar "wutherin" ne anlama geldiğini bilmek ve o vermedi anladım.Đức Maria đã không biết những gì "wutherin '" có nghĩa là cho đến khi cô nghe, và sau đó cô hiểu rõ.
Mary dinledi kadar "wutherin" ne anlama geldiğini bilmek ve o vermedi anladım.Maria ei tiennyt mitä "wutherin" tarkoitti, ennen kuin hän kuunteli, ja sitten hän ymmärretty.
Mary dinledi kadar "wutherin" ne anlama geldiğini bilmek ve o vermedi anladım.Maria não sabia o que "wutherin" significava até que ela ouviu, e então ela entendido.
Mary dinledi kadar "wutherin" ne anlama geldiğini bilmek ve o vermedi anladım.Mária nem tudta, mit jelent a "wutherin" azt jelentette, amíg meg nem hallgatott, aztán értette.
Mary dinledi kadar "wutherin" ne anlama geldiğini bilmek ve o vermedi anladım.Maria non sapeva che cosa "wutherin '" significava fino a quando ascoltava, e poi compreso.
Mary dinledi kadar "wutherin" ne anlama geldiğini bilmek ve o vermedi anladım.María no sabía qué "wutherin" significaba, hasta que escuchó, y luego se entendido.
Mary dinledi kadar "wutherin" ne anlama geldiğini bilmek ve o vermedi anladım.Maria nu ştia ce "wutherin" a însemnat până la ea a ascultat, şi apoi ea înţeles.
Mary dinledi kadar "wutherin" ne anlama geldiğini bilmek ve o vermedi anladım.Maria tidak tahu apa "wutherin '" berarti sampai dia mendengarkan, dan kemudian ia dipahami.
Mary dinledi kadar "wutherin" ne anlama geldiğini bilmek ve o vermedi anladım.Maria visste inte vad "wutherin '" betydde tills hon lyssnade, och sedan hon förstådd.
Mary dinledi kadar "wutherin" ne anlama geldiğini bilmek ve o vermedi anladım.Marie nevedela, čo "wutherin" znamená až do Počúvala, a potom sa pochopil.
Mary dinledi kadar "wutherin" ne anlama geldiğini bilmek ve o vermedi anladım.Marie nevěděla, co "wutherin" znamená až do Poslouchala, a pak se pochopil.
Mary dinledi kadar "wutherin" ne anlama geldiğini bilmek ve o vermedi anladım.Mary ne savait pas quoi "wutherin" signifiait, jusqu'à ce qu'elle écoute, et puis elle compris.
Mary dinledi kadar "wutherin" ne anlama geldiğini bilmek ve o vermedi anladım.Mary nie wiedziała, co "wutherin" oznaczało, aż ona słuchała, a potem zrozumiałe.
Mary dinledi kadar "wutherin" ne anlama geldiğini bilmek ve o vermedi anladım.Mary ni vedela, kaj "wutherin '" pomenilo, dokler je poslušala, nato pa se je razume.

İlgili Sayfalar