anladı ile cümle

anladı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
"Anladım ki, elimi havada tutmam lazım.""Aprendi que preciso de manter a mão no ar."
"Anladım ki, elimi havada tutmam lazım."Aprendí que tengo que mantener mi mano en alto".
"Anladım ki, elimi havada tutmam lazım."Azt tanultam, hogy felemelve kell tartanom a kezemet."
"Anladım ki, elimi havada tutmam lazım."Ho imparato che devo tenere la mia mano alzata."
"Anladım ki, elimi havada tutmam lazım."Ich habe gelernt, dass ich meine Hand oben halten muss."
"Anladım ki, elimi havada tutmam lazım."Ik heb geleerd dat ik mijn hand omhoog moet houden."
"Anladım ki, elimi havada tutmam lazım."Jag lärde mig att jag måste behålla handen uppe"
"Anladım ki, elimi havada tutmam lazım."Jeg lærte, at jeg skal holde min hånd oppe."
"Anladım ki, elimi havada tutmam lazım.""이젠 손을 계속 올리고 있어야 된다는 것을요." 라고 했습니다.
"Anladım ki, elimi havada tutmam lazım."Naučila jsem se, že se musím pořád hlásit."
"Anladım ki, elimi havada tutmam lazım."Naučila som sa, že potrebujem držať moju ruku zdvihnutú."
"Anladım ki, elimi havada tutmam lazım."Saya belajar bahwa saya perlu mengangkat tangan."
"Anladım ki, elimi havada tutmam lazım."Tôi học được rằng tôi phải luôn giơ tay."
"Anladım ki, elimi havada tutmam lazım."Έμαθα ότι χρειάζεται να έχω συνέχεια το χέρι μου σηκωμένο."
"Anladım ki, elimi havada tutmam lazım."Научих, че трябва да държа ръката си вдигната нагоре."
"Anladım ki, elimi havada tutmam lazım."Я вивчила, що завжди повинна тримати мою руку піднятою."
"Anladım ki, elimi havada tutmam lazım."Я поняла, что мне нужно держать руку поднятой".
"Anladım ki, elimi havada tutmam lazım."למדתי שאני צריכה להמשיך להצביע."
"Anladım ki, elimi havada tutmam lazım."تعلمت انني احتاج ان ارفع يدي عاليا".
"Anladım ki, elimi havada tutmam lazım."私が「どういうこと?」と訊くと
Anladım ki, fotoğraf haberciliği, kendine özgü bakış açısıyla haberleri duyurma yeteneğine sahip.A chápal jsem, že dokumentární fotografie, má tu možnost interpretovat události z jejich úhlu pohledu.
Anladım ki, fotoğraf haberciliği, kendine özgü bakış açısıyla haberleri duyurma yeteneğine sahip.E ho capito che il documentario fotografico ha la capacità di interpretare gli eventi dal loro punto di vista.
Anladım ki, fotoğraf haberciliği, kendine özgü bakış açısıyla haberleri duyurma yeteneğine sahip.Eu percebi que a fotografia documental tem o dom de interpretar os acontecimentos do ponto de vista deles.
Anladım ki, fotoğraf haberciliği, kendine özgü bakış açısıyla haberleri duyurma yeteneğine sahip.그리고 저는 기록사진이 일반인들의 시각으로 사건을 바라보고 전달 할 수 있다는 것을 알았습니다.
Anladım ki, fotoğraf haberciliği, kendine özgü bakış açısıyla haberleri duyurma yeteneğine sahip.Và tôi hiểu rằng ảnh tài liệu có khả năng diễn giải các sự kiện theo quan điểm của chúng.
Anladım ki, fotoğraf haberciliği, kendine özgü bakış açısıyla haberleri duyurma yeteneğine sahip.Y entendí que la fotografía documental tiene la capacidad de interpretar los hechos desde su punto de vista.
Anladım ki, fotoğraf haberciliği, kendine özgü bakış açısıyla haberleri duyurma yeteneğine sahip.Zrozumiałem więc, że fotografia dokumentalna umożliwia nam pokazywanie wydarzeń z ich punktu widzenia.
Anladım ki, fotoğraf haberciliği, kendine özgü bakış açısıyla haberleri duyurma yeteneğine sahip.И разбрах, че документалната фотография има способността да интерпретира събитията от тяхната гледна точка.
Anladım ki, fotoğraf haberciliği, kendine özgü bakış açısıyla haberleri duyurma yeteneğine sahip.И я понял, что документальная фотография обладает способностью показывать события с их точки зрения.
Anladım ki, fotoğraf haberciliği, kendine özgü bakış açısıyla haberleri duyurma yeteneğine sahip.והבנתי שלעיתונות דוקומנטרית יש את היכולות לפרש מאורעות מנקודת המבט שלהם.
Anladım ki, fotoğraf haberciliği, kendine özgü bakış açısıyla haberleri duyurma yeteneğine sahip.وفهمت أن التصوير الوثائقي لديه القدرة على ترجمة الأحداث من وجهة نظرها
Anladım ki, fotoğraf haberciliği, kendine özgü bakış açısıyla haberleri duyurma yeteneğine sahip.一般市民の視点で出来事を解釈できると理解しています。 また、声なき人々に声を与えます。
Anladım ki her birimiz yaptığımız en kötü şeyden daha fazlayız.Am ajuns să înţeleg şi să cred că fiecare dintre noi este mai mult decât cel mai rău lucru pe care l-am făcut.
Anladım ki her birimiz yaptığımız en kötü şeyden daha fazlayız.Dospěl jsem k pochopení i k víře, že každý z nás je mnohem víc, než to nejhorší, co kdy provedl.
Anladım ki her birimiz yaptığımız en kötü şeyden daha fazlayız.He llegado a entender y a creer que cada uno de nosotros es superior a lo peor que hayamos cometido.
Anladım ki her birimiz yaptığımız en kötü şeyden daha fazlayız.Ich glaube, dass wir alle mehr sind, als das Schlimmste, was wir jemals getan haben.
Anladım ki her birimiz yaptığımız en kötü şeyden daha fazlayız.Ik ben gaan begrijpen, en geloven, dat ieder van ons méér is dan het ergste dat we ooit gedaan hebben.
Anladım ki her birimiz yaptığımız en kötü şeyden daha fazlayız.Jag har kommit till insikt om och tror att var och en av oss är mer än det värsta vi någonsin gjort.
Anladım ki her birimiz yaptığımız en kötü şeyden daha fazlayız.저는 제 일을 통해 우리들 모두는 우리들이 저지른 가장 나쁜 짓 보다 더 낳다는 것을 이해하고 믿게 됐지요.
Anladım ki her birimiz yaptığımız en kötü şeyden daha fazlayız.Megtanultam és hiszem, hogy mindannyian többek vagyunk, mint a legrosszabb dolgok, amiket elkövettünk.
Anladım ki her birimiz yaptığımız en kötü şeyden daha fazlayız.Và tôi dần hiểu và tin rằng mỗi chúng ta phải hơn điều tệ nhất mà chúng ta từng làm.
Anladım ki her birimiz yaptığımız en kötü şeyden daha fazlayız.Vim a perceber e a acreditar que cada um de nós é mais do que a coisa pior que jamais fez.
Anladım ki her birimiz yaptığımız en kötü şeyden daha fazlayız.Започнах да разбирам и да вярвам че всеки от нас е повече от най-лошото нещо което сме извършили.
Anladım ki her birimiz yaptığımız en kötü şeyden daha fazlayız.Я понял и поверил, что каждый из нас больше, чем самый ужасный наш поступок.
Anladım ki her birimiz yaptığımız en kötü şeyden daha fazlayız.למדתי להבין ולהאמין שכל אחד מאיתנו הוא יותר מהדבר הכי גרוע שאי פעם עשינו.
Anladım ki her birimiz yaptığımız en kötü şeyden daha fazlayız.لقد فهمت وأصبحت مؤمناً بأن كل واحدٍ منا يستحق ماهو أفضل من أي فعلٍ سيءٍ قد يكون قام به.
Anladım ki her birimiz yaptığımız en kötü şeyden daha fazlayız.ただそれだけの存在ではないと気づき そう信じるようになったのです この地球上のだれもが そういう存在だと信じています
Anladım ki; her kültürde birbiriyle uzlaşmayan çelişkiler mevcut.Am constatat că orice cultură are contradicții proprii ireconciliabile.
Anladım ki; her kültürde birbiriyle uzlaşmayan çelişkiler mevcut.Encontré que toda cultura tiene sus contradicciones irreconciliables.
Anladım ki; her kültürde birbiriyle uzlaşmayan çelişkiler mevcut.Ho scoperto che ogni cultura ha le sue contraddizioni inconciliabili.
Anladım ki; her kültürde birbiriyle uzlaşmayan çelişkiler mevcut.Ich fand heraus, dass es in jeder Kultur unauflösbare Widersprüche gibt.
Anladım ki; her kültürde birbiriyle uzlaşmayan çelişkiler mevcut.Ik ontdekte dat elke cultuur haar onverenigbare tegenstrijdigheden heeft.
Anladım ki; her kültürde birbiriyle uzlaşmayan çelişkiler mevcut.J'ai trouvé que toute culture a ses contradictions inconciliables.
Anladım ki; her kültürde birbiriyle uzlaşmayan çelişkiler mevcut.어느 문화나 해소하기 어려운 모순이 존재한다는 걸 알게 되었습니다.
Anladım ki; her kültürde birbiriyle uzlaşmayan çelişkiler mevcut.Tôi nhận thấy rằng bất kỳ nền văn hóa nào cũng có những mâu thuẫn không thể hòa hợp được.
Anladım ki; her kültürde birbiriyle uzlaşmayan çelişkiler mevcut.W każdej kulturze istnieją sprzeczności nie do pogodzenia.
Anladım ki; her kültürde birbiriyle uzlaşmayan çelişkiler mevcut.Ανακάλυψα ότι κάθε πολιτισμός έχει τις ασυμβίβαστες αντιφάσεις του.
Anladım ki; her kültürde birbiriyle uzlaşmayan çelişkiler mevcut.Я зрозумів, що в будь-якій культурі є свої непримиренні протиріччя.
Anladım ki; her kültürde birbiriyle uzlaşmayan çelişkiler mevcut.Я понял, что в каждой культуре есть свои непримиримые противоречия.
Anladım ki; her kültürde birbiriyle uzlaşmayan çelişkiler mevcut.גיליתי שלכל תרבות יש ניגודיות בלתי ניתנת להסתרה משלה.
İlgili Sayfalar