anladı ile cümle

anladı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
- Anladım.- Ich habe verstanden.
- Anladım.Ich verstehe. - 9.
- Anladım.- Ik zie.
- Anladım.Înþeleg.
- Anladım.-Jasný.
- Anladım.- Ja, verstanden!
- Anladım.- Je vois
Anladım. Kapatacağım.Aku mengerti, akan kututup.
Anladım. Kapatacağım.De acuerdo, la pondré.
Anladım. Kapatacağım.Được rồi, tôi sẽ đóng.
Anladım. Kapatacağım.In regula, o sa o ridic.
Anladım. Kapatacağım.Ok, je vais la mettre.
Anladım. Kapatacağım.Добре, ще го сложа.
Anladım. Kapatacağım.لقد فهمت الأمر , سأقفله.
Anladım... Kediyi bırak... ...ve elimi tut.Habe ich verstanden.....also lass die Katze da, und nehme meine Hand.
Anladım... Kediyi bırak... ...ve elimi tut.Ho capito...lascia il gatto lì. e afferra la mia mano.
Anladım... Kediyi bırak... ...ve elimi tut.J'ai compris....alors laisse le chat dedans, et attrape ma main.
Anladım... Kediyi bırak... ...ve elimi tut.Rozumiem.. więc zostaw tam kota, i daj mi rękę.
Anladım ki bu boş sayfa bir gizemli kutu, değil mi?Am realizat că acea pagină albă este o cutie misterioasă. Înţelegeţi?
Anladım ki bu boş sayfa bir gizemli kutu, değil mi?Apercebo-me de que aquela página em branco é a caixa mágica.
Anladım ki bu boş sayfa bir gizemli kutu, değil mi?Ich sehe in einer leeren Seite eine Zauberkiste. Verstehen Sie?
Anladım ki bu boş sayfa bir gizemli kutu, değil mi?Jeg kan nu se, at det blanke stykke papir er den magiske kasse.
Anladım ki bu boş sayfa bir gizemli kutu, değil mi?Je réalise que cette page blanche est une boîte magique. Vous voyez ?
Anladım ki bu boş sayfa bir gizemli kutu, değil mi?저는 빈 종이가 매직 박스라는 걸 깨달았습니다.
Anladım ki bu boş sayfa bir gizemli kutu, değil mi?Me di cuenta de que esa página en blanco es una caja mágica, ¿saben?
Anladım ki bu boş sayfa bir gizemli kutu, değil mi?Mi rendo conto che quella pagina vuota é una scatola magica. Sapete?
Anladım ki bu boş sayfa bir gizemli kutu, değil mi?Pusta kartka to magiczna skrzynka.
Anladım ki bu boş sayfa bir gizemli kutu, değil mi?Rájöttem, hogy az az üres lap egy varázsdoboz. Tudják?
Anladım ki bu boş sayfa bir gizemli kutu, değil mi?Tajusin että tyhjä sivu on kuin arvoituslaatikko.
Anladım ki bu boş sayfa bir gizemli kutu, değil mi?Tôi nhận ra rằng trang giấy trắng đó là một chiếc hộp bí ẩn. Các bạn biết đấy?
Anladım ki bu boş sayfa bir gizemli kutu, değil mi?Uvědomil jsem si, že nepopsaná stránka je vlastně záhadná schránka.
Anladım ki bu boş sayfa bir gizemli kutu, değil mi?Αντιλαμβάνομαι ότι αυτή η λευκή σελίδα χαρτί είναι ένα μαγικό κουτί. Καταλαβαίνετε τι εννοώ;
Anladım ki bu boş sayfa bir gizemli kutu, değil mi?Осъзнах, че празния лист хартия е магическа кутия. Нали разбирате?
Anladım ki bu boş sayfa bir gizemli kutu, değil mi?Я осознаю, что этот чистый лист - это волшебный ящик. Понимаете?
Anladım ki bu boş sayfa bir gizemli kutu, değil mi?הגעתי למסקנה שהדף הריק הזה הוא קופסת קסמים, אתם מבינים?
Anladım ki bu boş sayfa bir gizemli kutu, değil mi?وأنا أدرك أن تلك الصفحة الفارغة هى صندوقا غامضا. هل تفهم قصدى؟
Anladım ki bu boş sayfa bir gizemli kutu, değil mi?何か素晴しいもので埋めてやる必要があるのです
Anladım ki, bu cevapları içselleştirmiştim ve bu, esas beni ben yapan şeyi değiştirmişti.Došlo mi, že jsem se s těmi odpověďmi ztotožnila, a že to změnilo jádro mé osobnosti.
Anladım ki, bu cevapları içselleştirmiştim ve bu, esas beni ben yapan şeyi değiştirmişti.Een deel van mij vervreemdde van mezelf.
Anladım ki, bu cevapları içselleştirmiştim ve bu, esas beni ben yapan şeyi değiştirmişti.Então entendi que tinha internalizado estas respostas e que isso mudou quem eu era a um nível mais essencial.
Anladım ki, bu cevapları içselleştirmiştim ve bu, esas beni ben yapan şeyi değiştirmişti.제 스스로가 그런 반응들에 갇혀있다는 것과 내가 누구인지를 근본적으로 바꿔 놓았다는 것을 깨닫게 되었습니다
Anladım ki, bu cevapları içselleştirmiştim ve bu, esas beni ben yapan şeyi değiştirmişti.Mir wurde klar, dass ich diese Reaktionen verinnerlicht hatte und es mich zutiefst veränderte.
Anladım ki, bu cevapları içselleştirmiştim ve bu, esas beni ben yapan şeyi değiştirmişti.Podświadomie brałam te odpowiedzi do siebie, co zmieniło mnie głęboko w środku.
Anladım ki, bu cevapları içselleştirmiştim ve bu, esas beni ben yapan şeyi değiştirmişti.Rájöttem, hogy magamba zártam ezeket a válaszokat, és legbelül megváltoztatták azt, aki vagyok.
Anladım ki, bu cevapları içselleştirmiştim ve bu, esas beni ben yapan şeyi değiştirmişti.Saya sadar saya telah meresapi tanggapan mereka dan hal itu telah mengubah siapa saya dengan mendalam.
Anladım ki, bu cevapları içselleştirmiştim ve bu, esas beni ben yapan şeyi değiştirmişti.Tôi nhận ra tôi đã cho những câu trả lời này vào lòng mình và nó đã thay đổi tôi về mặt cốt lõi.
Anladım ki, bu cevapları içselleştirmiştim ve bu, esas beni ben yapan şeyi değiştirmişti.Une partie de moi était devenue étrangère à moi-même.
Anladım ki, bu cevapları içselleştirmiştim ve bu, esas beni ben yapan şeyi değiştirmişti.Συνειδητοποίησα ότι είχα εσωτερικεύσει αυτές τις αντιδράσεις και ότι αυτό είχε αλλάξει σε βάθος το ποια ήμουν.
Anladım ki, bu cevapları içselleştirmiştim ve bu, esas beni ben yapan şeyi değiştirmişti.Тогава осъзнах, че тези реакции бяха станали и част от мен и бяха променили дълбоко моята същност.
Anladım ki, bu cevapları içselleştirmiştim ve bu, esas beni ben yapan şeyi değiştirmişti.Эти слова глубоко врезались в мою память, и в корне меня изменили.
Anladım ki, bu cevapları içselleştirmiştim ve bu, esas beni ben yapan şeyi değiştirmişti.Я усвідомила, що я "увібрала" в себе ці відповіді, і вони змінили мене зсередини.
Anladım ki, bu cevapları içselleştirmiştim ve bu, esas beni ben yapan şeyi değiştirmişti.הבנתי שמאז ומתמיד הפכתי תגובות אלה לחלק מזהותי ושזה שינה אותי ברמה עמוקה ביותר.
Anladım ki, bu cevapları içselleştirmiştim ve bu, esas beni ben yapan şeyi değiştirmişti.أدركت أن هذه الأحكام أثرت في داخلياً وغيرتني من الصميم
Anladım ki, bu cevapları içselleştirmiştim ve bu, esas beni ben yapan şeyi değiştirmişti.我發現我都受到呢啲成見影響 亦令我從根本對自己嘅睇法唔同咗
Anladım ki, bu cevapları içselleştirmiştim ve bu, esas beni ben yapan şeyi değiştirmişti.自分が誰なのか 根本のレベルで 変えてしまいました 自分の中の何かが 遊離されていきました
Anladım ki çoğunlukla zamanımın yaklaşık yüzde 75'ini görece küçük yerlerde geçiriyorum항상 제 시간의 약 75 퍼센트는 비교적 적은 수의 장소에서 보낸다는 결론에 도달합니다.
Anladım ki çoğunlukla zamanımın yaklaşık yüzde 75'ini görece küçük yerlerde geçiriyorumאני תמיד מגיע למסקנה ש 75 אחוז מזמני אני מבלה במספר מצומצם יחסית של מקומות.
Anladım ki çoğunlukla zamanımın yaklaşık yüzde 75'ini görece küçük yerlerde geçiriyorumأتوصل دائماً لخلاصة أنني قضيت حوالي 75% كم وقتي في عدد قليل من الأماكن نسبياً.
Anladım ki çoğunlukla zamanımın yaklaşık yüzde 75'ini görece küçük yerlerde geçiriyorumある一定の場所で過ごし ほどんどの時間を そこから離れずに生活している-
"Anladım ki, elimi havada tutmam lazım."Am învăţat că trebuie să ţin mâna ridicată."
İlgili Sayfalar