anladı ile cümle
anladı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Tom Mary'nin ne demek istediğini anladı.Tom zrozumiał, co Mary miała na myśli.
Şimdi Tanrı'dan korktuğunu anladım, biricik oğlunu benden esirgemedin."Nu vet jag att du fruktar Gud, nu när du inte har vägrat mig din ende son," (1 Mos.
Filmden sonra Lopez ünlü bir film yıldızı olmak istediğini anladı.Efter sin medverkan insåg Lopez att hon ville bli en "berömd filmstjärna".
Ege Çubukçu) Anladım (Feat.Dawouid) Jag Vet (feat.
Anladın mı?"Fattar du?
2012'de Anladım Bozukluğu isimli kitabını yayınladı.År 2014 gav hon ut boken Texter under eget namn.
“İnsan bilmediklerini öğrenir” diyen Klinias’a, Euthydemos: “İnsan anladığını bilir” karşılığını veriyor.Den som lider av kleptomani har inte glömt att betala, personen vet vad den gör.
Ben de bunların nasıl eğlenceli göründüğünü anladığımda şaşırmıştım.Hon uttalade sig även om att hon tyckte att framträdandet kändes bra.
Baktım ki yanıt yok, burada konaklamam gerektiğini anladım.Jag tror de hade spruckit, men det vet jag inte för jag fick aldrig se dem.
Shailene'in ses sınavının on ya da on beş saniyesinde, onun Hazel olduğunu anladım.Потягом десяти або п'ятнадцяти секунд прослуховування Шейлін, я знав, вона була Хейзел.
Yanılmış olduğumuzu biraz sonra anladık.Тепер бачу, що не помилився.
Osnard aldatıldığını anladığında artık çok geçtir.Коли Ланселот дізнався про обман, було вже пізно.
Halk PRI'nın kaybedebileceğini anladı.Тайський уряд побоювався, що Пібун може втратити популярність.
Daha sonra 31. Bölümde arkadaşlarına ihtiyacı olduğunu anladığında bu tavrı değişir.Через те, що 31-й блокпост опинився на передовій, його завдання змінилися.
Nico di Angelo Bianca'nın erkek kardeşi ablasının ölümünden Percy'i sorumlu tutsada hatası olmadığını anladı.Він розповідає Ніко ді Анджело про смерть сестри.
Ancak, o onun için zor olduğunu daha sonra anladım.Але згодом таке рішення визнали занадто складним.
Ege Çubukçu) Anladım (Feat.Сподній Слемен (словен.
Bunları gördükten sonra çocuklar üzerinden anlatmanın filmim için önemli olacağını anladım."Я хочу, щоб мої шанувальники знали, мені трохи краще після того, як вони чують цей запис».
En sonunda hatasını anladı.Врешті-решт, він зрозумів свою помилку.
Onun gerçekten ne demek istediğini anladığımda sadece dündü.Я тільки вчора зрозумів, що вона насправді мала на увазі.
Beni anladın mı?Ти мене зрозумів?
Beni anladın mı?Ти мене зрозуміла?
Tom beni yanlış anladı.Том мене неправильно зрозумів.
Onu anladın mı?Ти її зрозумів?
Onu anladın mı?Ти його зрозумів?
ROGER: Son mesajını tamamen anladım.Poslední novelou bylo zcela vypuštěno.
Yanılmış olduğumuzu biraz sonra anladık.Brzy ale poznali, že se mýlili.
Ege Çubukçu) Anladım (Feat.Ve vsi Myslíč (přísl.
Ama şarkılar özgürlük hakkında değil, aslında benim anladığımla ilgili.Důležité je nesnít o kariéře, ale o hudbě.
Filmden sonra Lopez ünlü bir film yıldızı olmak istediğini anladı.Paul sní o tom, že se stane filmovou hvězdou.
Ama şarkılar özgürlük hakkında değil, aslında benim anladığımla ilgili.Cântecul nu este despre libertate, este despre faptul că înțeleg.
Anladın mı?""Înțelegi?"
Bunu çocukken izlediğim filmlerden bir milyon kez anladım.Hala anlıyorum."În film se împleteau multe dintre amintirile copilăriei mele”, a precizat el ulterior.
Anladığım kadarıyla, öylesine bir plan imkansızdır.Din câte văd eu, un asemenea plan este imposibil.
Anladığım kadarıyla gökkuşağı görmek istiyorsanız yağmura katlanmak zorundasınız.Din câte văd eu, dacă vreți să vedeți curcubeul, trebuie să îndurați ploaia.
Anladığım kadarıyla, bu iki deneyin ortak faktörleri yok.Din câte înțeleg eu, aceste două experimente nu au factori comuni.
Bütün çabalarının nafile olduğunu anladı.A înțeles că toate eforturile sale au fost în zadar.
İkinci defa üzerinden geçtiğinizde, bir-iki nokta hariç anladığınızı düşünürsünüz.Második alkalommal, amikor újra átolvasod, azt hiszed, hogy megértetted, kivéve egy–két kisebb fejezetet.
Onu ekranda gördüğümde büyük olacağını anladım." dedi.Csak amikor a monitoron láttam, akkor tudtam igazán, hogy nagyszerű lesz.”
Anladın mı?"Érted?”
Bir sembolik etkileşimci büyük olasılıkla insanların birbirini nasıl anladığına yoğunlaşacaktır.Ha szimbolikus interakcionalista, inkább arra koncentrál, ahogy az emberek megértik egymást.
Ama şarkılar özgürlük hakkında değil, aslında benim anladığımla ilgili.De a dalok nem a szabadságról szólnak, hanem : »megértelek titeket.
Kral da direnişin imkânsız olduğunu anladı.Mindkét ország kormányának tudnia kell, hogy az ellenállás reménytelen.
Bauer Marx ve Engels'in onun söylemek istediklerini yanlış anladıklarını iddia etti.Bauer egy erőtlen cikkel reagált, melyben azt hajtogatta, hogy Marx és Engels nem értik a gondolatait.
Ancak, o onun için zor olduğunu daha sonra anladım.Később kiderül, valóban ő tette.
Becky başını sallayarak anladığını belirtir ve Michale'a Pope'un onun hakkındaki düşüncelerini söyler.BECKET De gondolt arra felséged, hogy mit szól hozzá a pápa?
Çok çetin bir dönemden geçtiğimizi anladım.Ezután nehéz időszak következett.
Anladın mı?"Ymmärrätkö?"
Van 't Hoff, bugün anladığımız anlamdaki fiziksel kimya disiplininin temellerini oluşturmuştur.Van 't Hoff oli myös perustamassa nykyaikaista fysikaalista kemiaa.
Kral da direnişin imkânsız olduğunu anladı.Kuningas sanoi olevansa valmis vastarinnan lopettamiseen.
Ama onlar dalga geçildiğini anladığında onun istediklerini yapmaya yanaşmazlar.Hän piti vitseistä eikä halunnut jäädä ilman tunnustusta tekemästään työstä.
ROGER: Son mesajını tamamen anladım.Hän juoksi viestissä viimeisen osuuden.
Ancak, o onun için zor olduğunu daha sonra anladım.Myöhemmin paljastui, että hän oli kuitenkin selvinnyt.
Cüce Mime bunun ne olduğunu anladığı için korkudan yere yığılır.Peto kauhistuu tajutessaan mistä on kyse.
Bu yeni bilgilerle dedektifler bu davanın büyüklüğünü anladılar.Tämän tiedon hänelle paljasti Arvuuttaja.
Aynı eve girdiklerinde anladılar ki geçinmek hiç de kolay olmayacak.Joutuessaan palaamaan takaisin miehensä luokse, hän saa huomata, ettei ero olekaan niin helppo.
Anladıysam Arap olayım.Se on täyttä hepreaa.
Tom makinenin niçin çalışmadığını anladı.Tom ymmärsi, miksi kone ei toiminut.
Shailene'in ses sınavının on ya da on beş saniyesinde, onun Hazel olduğunu anladım.Μέσα σε 10 ή 15 δευτερόλεπτα από την οντισιόν της Σέιλιν, ήξερα ότι αυτή ήταν η Χέιζελ.
Kendi tasarım kapasitelerini anladılar.Διακρίθηκε για την ικανότητά του να αυτοσχεδιάζει.
İlgili Sayfalar