anladı ile cümle

anladı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Tamam, amacımı anladınız, değil mi?Okay, you get my point, right?
Anladınız mı? (Gülüşmeler)(Laughter)
Fife aksanının olduğunu anladım.I picked up her Fife accent.
Bir kaç dakika sonra tekrar baktığımda, ikinci kule de yanıyordu ve savaşa girdiğimizi anladım.A few minutes later when I looked again and saw the second tower burning, I knew we were at war.
Ve anladım ki kendi ıstırabı içinde İslam dünyası aslında yardım çağırıyordu.I understood that in its suffering, the Islamic world had been crying out.
İşte o zaman aileme geri dönüp gerçekten kim olduğumuzu araştırma zamanının geldiğini anladım.And I went back to my family. To look at who really they were.
Ve böylece hepsine ait olduğumu anladım.It is like I belong to all of them at once.
Uzaysal sorgulama etrafımızdaki dünyayı nasıl anladığımızla yakından ilişkili.Spatial reasoning is deeply connected to how we understand a lot of the world around us.
- Gözlerinin önünde, anladın mı?But if you don't behave, I'll let your child die, and you're gonna watch. Understand?
Hayır yanlış anladın.No, that's not it.
Anladın mı?Got it?
Öyle değil mi? Alnımın mavi olduğunu anladığımda ışıklar sönünce ayrılıyorum.As soon as I realize I have a blue forehead, when the lights get turned off, I leave.
Şimdi anladım...geyler.- Okay, so they're gay.
"Rüyadayken, tamamiyle çok mutlu bir sevginin partnerimle bütün olduğumun." Anladım.'When I dream, I dream of being totally in blissful love completely connected to my partner.' I see.
Tamam anladım sizi...I understood you...
Çünkü bana, vay canına, bir kişinin anladığını söylüyordu.Because it told me, by God, one person got it.
Anladın mı? "You understand?"
İşte şimdi prototip yapmanın değerini anladılar.So now they understand the value of prototyping.
Tamam, anladım.Alright, I got it.
Fagosit, bakterinin yabancı bir madde olduğunu anladı ve ona bağlanıp onu ortadan kaldırdı.Remember, so far everything is non-specific.
Yani düzeni anladınız.So, you're getting the pattern.
Bu işlemin genel olarak nasıl yürüdüğünü anladığınızı düşünüyorum.I think you see where this is going, in general.
Sanırım konunun temelini anladınız.I think you get the general gist.
Onunla yarışmaya çalıştım, ama sonra anladım ki güzel hatalar yapmak gerçekten zordur.'I tried to emulate him, but I realized it is very difficult to make good mistakes."
"Ha, evet, biraz anladım galiba, tamam"And you will see later that pricing is a tactic.
Anladığımı görüyor musun ?Not yet. Be Patient
Ve o anda, 6 yaşımda, anladım ki bu hayvan hakkında daha çok bilmek istiyordum.And I knew, right then, at age six, that is an animal that I want to learn more about. So I did.
Şimdi ne olduğunu anladın, hadi daha da ilginç bir şey deneyelim.Excellent. Now that you've got the idea, let's try something even more interesting.
Benim anladığım ve onların da inanmasını istediğim şeyler.Things that I want them to believe I understand.
Sakın insanların size elektriği anladıklarını söylemelerine izin vermeyin.Don't let anyone tell you they understand electricity.
Biraz yer açayım. Bunları anladığınızı düşünüyorum, onun için siliyorum. - -I think you understand all of this, so let me get rid of that.
Bence anladınız.And I think you understand why that is.
Şimdi anladınız.Now you get it.
Anladım, güzel.Well, that's good.
Anladım, duydun mu bilmiyorum, Lenny'den duymuş olman lazım, ama- (Gülüşmeler)DP:
Ben oturumları yönetemem ve hesap hizmet- leriyle başa çıkamam. Anladın mı?I can't run the sessions and handle account services, right?
"Eğer tek bir kelime anladı mı?" Yöneticisi veliler sordu, "diye oynuyor bizimle aptal? ""Did you understood a single word?" the manager asked the parents, "Is he playing the fool with us?"
Ama zaman Gregor geçip de her şeyi daha anladım tam.But with the passing of time Gregor also came to understand everything more precisely.
"Keşke o bizi anladı," baba bir yarı-sorgulayıcı bir ses tonuyla söyledi."If only he understood us," said the father in a semi-questioning tone.
Neden bahsettiğimi anladınız değil mi?You guys know what I'm talking about right?
O da, onu anladım sanki o olmasa da, Mistress Mary görünüyordu kelimelerle konuşma.It seemed to Mistress Mary as if she understood him, too, though he was not speaking in words.
Mary dinledi kadar "wutherin" ne anlama geldiğini bilmek ve o vermedi anladım.Mary did not know what "wutherin'" meant until she listened, and then she understood.
- Anladım.- Oh, right.
- Nereden anladınız?- How do you know?
Sizi dışarıda yakalarsam, Ölürsünüz, anladınız mı?If I catch you out, you're dead!
Bedenini bulduğumuzda neyin yanlış gitmiş olduğunu anladık;When we recovered his body, we figured out what had gone wrong.
" Ve sonra "Göstermek" kelimesinin ne anlama geldiğini anladım ve hukuk okumaya devam ettim.""...I then found out what 'demonstrate' means and went back to my law study."
Trevor, anladığım kadarıyla yaşadığın--Trevor, I understand you've been living it rough...
Trev, anladığım kadarıyla yaşadığın kötü zamanlar olmuş.Trev, I understand you've been living it rough for quite some time now.
Hiçbir zaman, anladın mı?!Never, got it?!
Bunlar iş amaçlı programlar, anladın mı?These are programs for business, understand?
Anladım, ama onlar profesyonelUnderstand, they are professionals
Anladınız mı?Right?
Yorumum şudur: Anladım ki optimist olanlar kesinlikle pesimistlere göre daha çok yaşıyorlar.And that is, I understand that optimists greatly outlive pessimists.
Ve tabii ki, herkes anladı.And of course, everybody got it.
İyi, anladınWell, you can see that
- - Anladığınızı umarım.We just can add up these two terms. fourx squared plus eightx plus four.
Anladığım kadarıyla siz çocuklar çıkıyor gibisiniz.As I see it, you guys were on a date and he was dropping you off.
Bu problemi anladıysanız bence herhangi bir rasyonel denklem problemiyle başa çıkabilirsiniz.So if you could get this problem I think you can handle pretty much any rational equation problem.
Artık yapabileceğim hiçbir şeyin kalmadığını anladım.Because I realized that there's nothing more I can do.
İlgili Sayfalar