Tom ve Mary, herhangi bir şey üzerinde anlaşmış görünmüyorlar.Tom and Mary can't seem to agree on anything.
Tom her zaman Mary'ye her şeyi anlatır.Tom always tells Mary everything.
Onlar Tom'a bir gizlilik anlaşması imzaladığını söylediler.They told Tom that he had to sign a nondisclosure agreement.
Tom'un sağlık problemlerini sana anlatmak etik olmazdı.It would be unethical for me to tell you about Tom's medical problems.
Sanırım Tom sonunda Mary'nin onun arkasından konuştuğunu anlayacak.I imagine that Tom will eventually find out that Mary has been talking behind his back.
Sanırım sonunda Tom Mary'nin gerçekten ondan hoşlanmadığını anlayacak.I imagine that Tom will eventually figure out that Mary doesn't really like him.
Tom'un ne söylemeye çalıştığını anladın mı?Did you understand what Tom was trying to say?
Nasıl reddedebileceğimi anlamıyorum.I don't see how I can refuse.
Bunun ne anlama geldiğini bilmiyorum.I don't know what this means.
Bakış açınızı anlayabiliyorum.I can understand your point of view.
Ne demek istediğini anlamaya başlıyorum.I'm beginning to see what you mean.
Tom'u neden sevmediğini anlamaya başlıyorum.I'm beginning to understand why you don't like Tom.
Tom'un Boston'u neden sevdiğini anlamaya başlıyorum.I'm beginning to understand why Tom loves Boston.
Bazı şeyleri neden Tom'a açıklama zahmetinde bulunmadığını anlamaya başlıyorum.I'm beginning to understand why you don't bother to try to explain things to Tom.
Küresel ısınmadan anladığımı iddia etmiyorum.I don't pretend to understand global warming.
Tom Mary'nin şiirini anlamış gibi yaptı.Tom pretended to understand Mary's poem.
Tom, Mary'nin onun yapmasını istediğini anlamamış gibi davrandı.Tom pretended he didn't understand what Mary wanted him to do.
Sen anladın.You got it.
Sana daha sonra anlatırım.I'll fill you in later.
Onu şimdi anladın mı?Did you just realize that?
Anlayışınız için teşekkür ederiz.We appreciate your understanding.
O bana her şeyi anlattı.She told me everything.
Nasıl yaptığını kimse anlamıyor ama yapıyor.Nobody understands how he does it, but he does it.
Eğer yağmur yağacaksa sahile gitmenin bir anlamı yok.There's no point in going to the beach if it's going to rain.
Sana anlatmak istedim.I wanted to tell you.
Sadece bilip bilmediğini anlamak istedim.I just wanted to see if you knew.
Seni anlayamıyorum.I can't understand you.
Onlara onu anlatmalıyız.We should tell it to them.
Sana her şeyi anlattım.I've told you everything.
Senin duygularını anladığımı hissediyorum.I feel that I understand your feelings.
Odama gel ve bana anlat.Come and tell me in my room.
Seni neyin rahatsız ettiğini anlamıyorum.I don't understand what's bothering you.
Sana yardım edemeyeceğimi anlamalısın.You must realize that I can't help you.
Bu iflasımızı sunmak zorunda olduğumuz anlamına mı geliyor?Does this mean that we have to file bankruptcy?
Tom anlamazdı.Tom wouldn't understand.
Tom onu tamamen anladı.Tom understood it completely.
Tom bana sizin hakkınızda çok şey anlattı.Tom told me a lot about you.
Tom hâlâ anlamıyor.Tom still doesn't understand.
Tom nasıl hissettiğini anladığını söylüyor.Tom says he understands how you feel.
Tom Mary'nin nasıl hissettiğini anladığını söylüyor.Tom says he understands how Mary feels.
Bu, o hareketi yapmayacağım anlamına gelmiyor.That doesn't mean that I'll stop doing it.
Tom anlaşmayı mühürledi.Tom sealed the deal.
Onun anlamı nedir?What's the meaning of that?
Bize iyi bir fıkra anlattı.He told a good joke.
Affedersin, anlamıyorum.Sorry, I don't understand.
Ne yapmamı istediğini anlamıyorum.I don't understand what he wants me to do.
Tom Mary'nin anladığını düşündüğünü söyledi.Tom said that he thought Mary understood.
Tom sadece anlamıyor.Tom just doesn't understand.
Anlamadığın herhangi bir şey olursa, bana her zaman sorabilirsin.If there's anything at all that you don't understand, you can ask me anytime.
Daha yüksek sesle konuşabilir misin? Seni anlamıyorum.Can you speak up? I don't understand you.
Anlaşıldı, tamam!Roger!
Bana anlattığını kelimesi kelimesine izledim.I followed what you told me word for word.
Bizim bir anlaşmamız var.We've got a deal.
Onu olduğu gibi anlatırım.I tell it like it is.
Bunu anlamak oldukça kolay olmalı.This should be pretty simple to understand.
AMP'nin ne anlama geldiğini biliyor musunuz?Do you know what AMP means?
Ben insanlarla iyi anlaşıyorum.I get along well with people.
Dün okulda olmayışının nedenini bana anlat.Tell me the reason you were absent from school yesterday.
Matematiği anlamak için beynimi yenmek zorundayım.I have to beat my brains out to understand math.
Bu kitabın anlaşılması zordur.This book is difficult to understand.