Ana içeriğe geç
Sözlük

anla ile cümle

anla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Biz silah azaltma konusunda onlarla anlaşmak istiyoruz.We hope to come to an accord with them about arms reduction.
Sonunda anlaşmaya vardık.We came to an agreement in the end.
Bu konuda anlaşma içindeyiz.We are in agreement on this subject.
Biz kendi aramızda anlaştık.We agreed among ourselves.
İki saatlik tartışmadan sonra bir anlaşmaya vardık.We arrived at an agreement after two hours' discussion.
Gazeteler, dergiler ve haber programları dünyada ne olup bittiğini anlatır.Newspapers, magazines, and newscasts tell what is going on in the world.
Anlaşmamızı bozan sensin.It's you who has broken our agreement.
Yanmış bir çocuk ateşten anlar.A burnt child fears the fire.
Teknoloji insanlığa hizmet etmedikçe kendi içinde anlamsızdır.Technology is in itself meaningless unless it serves mankind.
Bilimin amacı, çoğunlukla söylenildiği gibi, anlamak değil, öngörmektir.The aim of science is, as has often been said, to foresee, not to understand.
Eve vardığımda cüzdanımı kaybettiğimi anladım.When I got home, I found I had lost my wallet.
Aklında ne olduğunu bana anlatmaya ne dersin?How about telling me what you have in mind?
Ne demek istemeye çalıştığını anlayamıyorum.I can't understand what you're trying to get at.
Bütün hikayeyi bana anlatsan iyi olur.You had better tell me the whole story.
Bu ne anlama geliyor?What does this stand for?
İngilizce olarak derdimi anlatabildim.I managed to make myself understood in English.
Ben burada bir yanlış anlama olduğunu düşünüyorum.I think there has been some misunderstanding here.
Hastaymış gibi yapmanın anlamı yok.There is no point in pretending to be sick.
Bir müzisyen seslerdeki küçük farkları anlayabilir.A musician can appreciate small differences in sounds.
Müzikten anlayan kim onun çalmasının iyi olduğunu söyleyebilirdi?Who that understands music could say his playing is good?
Ben çok önemsiz ve anlamsızım.I'm so unimportant and insignificant.
Öğretmenle konuşmaktan çekinme, eğer anlamazsan biraz girişken ol!Don't be shy about talking to the teacher; if you don't understand, use some initiative!
Lafı uzatmayı kes ve olanları bana anlat.Stop beating around the bush and tell me what happened.
İngilizce, anlamam için çok zor.English is too difficult for me to understand.
Bir bakışta, çocuğun aç olduğunu anladı.At a glance, he knew that the child was hungry.
Genel anlamda,geçen yıl hava ılımandı.Generally speaking, the weather was mild last year.
Genel anlamda, Japonya'da bir garson iyi hizmet verir.Generally speaking, a waiter in Japan gives good service.
Genel anlamda, tarih kendini tekrar eder.Generally speaking, history repeats itself.
Böylesine saçma bir hikayeyi sana kim anlattı?Whoever told you such a ridiculous story?
Anlayana tek kelime yeter.A word is enough to a wise man.
Ben size bir hikaye anlatacağım.I'll tell you a story.
Sana bir hikaye anlatacağım.I'll tell you a story.
Çoğunlukla anlamlı değişiklikler yapılırsa ben siyasi reformdan yanayım.In the main, I am in favor of political reform if meaningful changes are made.
Ben anlamı anlamadım.I didn't catch the meaning.
"Karanlığın prensi" Şeytan anlamına gelir.The "prince of darkness" means Satan.
Sevginin ışıltısı olmadan hayatın anlamı nedir?What is life without the radiance of love?
Bizim kaçışımız tam anlamıyla bir mucizeydi.Our escape was nothing short of a miracle.
Öğretmenimiz kelimenin tam anlamıyla bir beyefendi.Our teacher is a gentleman in the true sense of the word.
Bildiğimiz anlamda dil, bir insan icadıdır.Language, as we know it, is a human invention.
Sadece bunu anlamıyorum.I simply don't understand this.
Dilinizi anlayabiliyorum.I can understand your language.
Anlamaya başlıyorum.I am beginning to understand.
Anlamazsan soru sormaktan çekinme.Don't hesitate to ask questions if you don't understand.
Las Vegas' ta zamanın nasıl geçtiğini anlamazsın.It's easy to lose track of time when you are in Las Vegas.
Pekala, anlaştık.All right. It's a deal.
O şeyi nasıl yiyebildiğini anlamıyorum.I don't see how you can eat that stuff.
Yuji arkadaşına yaz tatilindeki macerası hakkında bir hikaye anlattı.Yuji told his friend a story about his adventure during the summer vacation.
Anlam sonunda kafama dank etti.The meaning dawned upon me at last.
Sana Japonya hakkında daha çok şey anlatacağım.I will tell you more about Japan.
Eğer anlamadığın bir şey ile karşılaşırsan bana gel.If anything comes up that you don't understand, come to me.
Affedersiniz;isminizi tam anlamıyla anlamadım.I beg your pardon; I didn't quite catch your name.
Bana haberleri anlatan Meg ile tanıştım.I met Meg, who told me the news.
Mary Çince'yi anlar.Mary understands Chinese.
Öncelikle, onun niçin öyle düşündüğünü anlamaya çalışacağım.First, I'll try to understand why he thinks so.
Sadece birkaç öğrenci konuyu anladı.Only a few students understood the matter.
Sadece birkaç kişi beni anladı.Only a few people understood me.
Bayan White onun amacını anlamam için yeterince yavaş konuştu.Ms. White spoke slowly enough for me to catch her meaning.
Ben, bildiği her şeyi avukata anlatmaya karar verdi.Ben decided to tell the lawyer everything he knew.
Fransızcada "chat" sözcüğü "kedi" anlamına gelir.The French word 'chat' means 'cat'.
Bayan Brown Japonca anlar.Mrs. Brown understands Japanese.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod