Ana içeriğe geç
Sözlük

anla ile cümle

anla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Anlaşmazlığı giderdiler ve tekrar arkadaş oldular.They made up and became friends again.
Onlar onun hikayeyi anlatmasına izin verdi.They let him tell the story.
Onların okuyamaması veya hiç yazmaması anlamında onlar cahil değiller.They are not illiterate in the sense that they can not read or write at all.
O çok hızlı konuştu, bu yüzden anlayamadım.She spoke too quickly, so I couldn't understand.
Onun nesi olduğunu gerçekten anlamıyorum.I really don't understand what's up with her.
O, haberi anlattı.She reported the news.
O onun niçin kızdığını tam olarak anlamadı.He completely failed to understand why she got angry.
Onun cevabı anlaşılamadı.Her answer couldn't be understood.
Onun ne söylediğini anlamak uzun bir zaman aldı.It took a long time to take in what she was saying.
Onun ne söylediğini anlayamıyorum.I can't make out what she is saying.
Bakar bakmaz bir sıkıntısı olduğunu anlamıştım.I could tell at a glance that she was in trouble.
Ona neden kaşlarını çattığını anlayamadım.I couldn't understand why she frowned at him.
Onun teoriyi anlamasını sağlamak imkansızdır.It is impossible to make her understand the theory.
Onun harika bir mizah anlayaşı vardır.She has a marvelous sense of humor.
Onu anlayacak birine ihtiyacı vardı.She needed someone who would understand her.
O konuyu anlamıyor.She is missing the point.
Babası ona ona her şeyi anlattırdı.Her father made her tell him everything.
Onun söylemek istediği sadece reddedeceği anlamına geliyor.What she wants to say just adds up to a refusal.
Onun mazareti hiçbir anlam taşımıyordu.Her excuse added up to nothing.
Onun söylediği bir anlamda doğru.What she says is right in a sense.
Ben onun söylediğini anlayamıyorum.I can't understand what she says.
Onun sözleri tamamen anlamsızdı.Her words were wholly void of meaning.
Onun tavsiyesi bir emir anlamına gelir.Her advice amounts to an order.
Onun kibarlığı yanlış anlaşıldı.Her kindness was misunderstood.
O, bana anlamlı bir şekilde baktı.She gave me a meaningful look.
O, tek bir kelime anlamadı.She failed to understand a single word.
O, antikanın iyisinden anlar.She has an eye for antiques.
Onların niçin dövüştüklerini anlayamadı.She could not understand why they fought.
O kolayca anlaşılmak için yeterince açık konuşur.She speaks clearly enough to be easily understood.
O müzikten anlar.She understands music.
O resimlerden iyi anlar.She's got a good eye for paintings.
Onun yeterince tatlı olup olmadığını anlamak için kekin tadına baktı.She tasted the cake to see if it was sweet enough.
Olanları ona anlatmak zorunda bırakmaktan korktu.She dreaded having to tell him what had happened.
Kelimeler onu anlatmaya yetersiz kaldı.Words failed her.
Çocuklara ilginç bir hikaye anlattı.She told the children an interesting story.
O, ne demek istediğimi anladı ve gülümsedi.She took my hint and smiled.
Bize ilginç bir hikaye anlattı.She told us an interesting story.
O, bana ilginç bir hikaye anlattı.She told me an interesting story.
İngilizcemi tamamen anlamadı.She didn't quite understand my English.
O, büyükannemle anlaşacak.She will get along with my grandmother.
O benim için hayatımdan daha fazlası anlamına gelir.She means more than my life to me.
Yavaş yavaş anlamaya başladı.She gradually began to understand.
O, tuhaf deneyiminin öyküsünü anlattı.She gave a narrative of her strange experience.
Biraz anlaşılmaz olmaktan kendimi alamadım.She couldn't help but be a little vague.
O başkalarına karşı anlayışlıdır.She is considerate of others.
O, onun büyük bir bilim adamı olma hırsını anladı.She realized her ambition to become a great scientist.
O bana hırsızlığın ne kadar yanlış bir şey olduğunu anlattı.She told me how it was wrong to steal.
O onun ne dediğini anlayabiliyor gibi görünmüyor.She doesn't seem to be able to catch on to what he is saying.
O, onun söylediğini anladı.She got what he said.
O, onun ne söylediğini anlamayı olanaksız buldu.She found it impossible to understand what he was saying.
O, onun söylediğini anlaşma olarak aldı.She took what he said as meaning agreement.
Gözerinde yaşlarla hikayeyi anlattı.She told the story with tears in her eyes.
O gözyaşları içinde hikayesini anlattı.She told her story in tears.
O da beni anlamıyor.She doesn't understand me, either.
Eğer yorgun hissediyorsan çalışmanın hiçbir anlamı yok.There is no point in studying if you are feeling tired.
Ortalama zekada birisi bunu anlayabilir.A person with average intelligence would understand that.
Babam bana savaş sırasında yaşadıklarını anlattı.My father told me about his experiences during the war.
Babam ve benim aramdaki anlaşmazlığın farkında değil gibi görünüyor.He seems not to be aware of the conflict between my father and me.
Baba bize çok ilginç bir hikaye anlattı.Father told us a very interesting story.
Babam bize sık sık okul günlerini anlattı.My father often told us about his school days.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod