anlaşmazlık ile cümle

anlaşmazlık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
11
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Ülkeler barışçıl amaçlarla anlaşmazlıkları çözmekle ilgileniyorlardı.The countries concerned settled the dispute by peaceful means.
Uluslar arası anlaşmazlıkların barışçıl bir şekilde çözümlenmeli.International disputes must be settled peacefully.
Uluslararası anlaşmazlıkları çözmek için silahlara başvurmamalıyız.We should not resort to arms to settle international disputes.
II. Dünya Savaşı'ndan sonraki uluslararası anlaşmazlıklar hakkında bir tez yazıyorum.I am writing a thesis about international disputes after World War II.
Yeni okulun yeri ile ilgili anlaşmazlık vardı.There was a controversy about the location of the new school.
O her zaman patronuyla anlaşmazlık içinde.He is always at odds with his boss.
Endüstriyel anlaşmazlıklar hala bir sorundur.Industrial disputes are still a problem.
Sendika ve yönetim arasındaki anlaşmazlık bir greve yol açabilir.The disagreement between the union and management could lead to a strike.
Görüşmelerden sonra iki taraf, anlaşmazlık konusunda bir uzlaşmaya vardılar.After much negotiation, the two sides in the dispute reached a compromise.
Yasa tasarımız hakkında bir anlaşmazlık vardı.There was a dispute about our bill.
Ailende bir mali anlaşmazlık olduğu zaman ne yaparsın?What do you do when you have a financial disagreement in your family?
İkisinin arasında oldukça güçlü bir anlaşmazlık olduğu açıktır.It's clear that there's a rather strong disagreement between the two.
Din ve bilim arasında büyük bir anlaşmazlık vardır.There is a great conflict between religion and science.
Ben geldiğimde, anlaşmazlık kaynama noktasına ulaşmıştı.When I arrived, the dispute had reached its boiling point.
Anlaşmazlık tırmanıyor.The conflict escalates.
Son zamanlarda ofiste birçok anlaşmazlık oldu.There's been a lot of discord in the office lately.
Dan ve Linda arasında bir anlaşmazlık vardı.There had never been a conflict between Dan and Linda.
Bazen aile içi anlaşmazlıklar kuşaktan kuşağa geçer.Sometimes family feuds extend through the generations.
O bir anlaşmazlıktı.It was a disagreement.
Onlar arasında derin bir anlaşmazlık açıldı.A deep rift opened up between them.
Kişiselleşen anlaşmazlıkları durdurmanı istiyorum.I would like you to stop personalizing disputes.
Burada bir anlaşmazlık yok.There's no disagreement here.
Bir anlaşmazlık görmüyorum.I don't see a conflict.
Orada siyasi anlaşmazlıklarda her gün birçok insan hayatını kaybetti.Every day many human lives were lost there in political conflicts.
Tom ve ben bir anlaşmazlık yaşadık.Tom and I had a disagreement.
Barış; anlaşmazlık ve çekişmenin hiç olmaması değil, onlarla başa çıkma becerisidir.Peace is not the absence of conflict, but the ability to cope with it.
Jumong'un babasının gerçekte kim olduğu konusunda anlaşmazlıklar vardır.There have been disputes over who the father of Jumong really was.
Ancak müzikal anlaşmazlıklardan dolayı ayrıldı.He left due to musical differences.
Rakah 1 Eylül 1965 günü Maki’de yaşanan iç anlaşmazlıklardan ötürü kurulmuştur.Rakah was formed on 1 September 1965 due to internal disagreements in Maki.
1:17 Anlaşmazlık konusunda çoğunluğa uy Ex.1:17 Decide by majority in case of disagreement — Ex.
Nüfus ve Yahudi-Arap nüfus dağılımı Kudüs üzerindeki anlaşmazlıkta büyük bir role sahiptir.Demographics and the Jewish-Arab population divide play a major role in the dispute over Jerusalem.
Anlaşmazlık arttıkça diğer Arap hükümetleri barışçıl bir çözüm için arabuluculuğa girişti.As the conflict raged, other Arab governments attempted to negotiate a peaceful resolution.
Odessa'daki genel vali ile anlaşmazlıklardan sonra 1858'de Kiev'e taşındı.He moved to Kiev in 1858 after disagreements with the governor general in Odessa.
Çıkan anlaşmazlıklar sonunda Erzincan bağımsız olarak, Burak Bey'e bırakıldı.Eventually these disputes were resolved in favor of Mr. Gilman.
Bununlar beraber, hâlâ okuryazarlar arasında standartın detayları ile ilgili anlaşmazlıklar vardır.Nonetheless, there is still some disagreement between literates on details of the standard.
Komşular, Stewie'yi kurtarmak için aralarındaki anlaşmazlıkları bir kenara bırakır.The neighbors put their conflict aside to retrieve Stewie.
Bu küçük fakat hızla gelişmekte olan kent, zamanla anlaşmazlıkların bulunduğu bir yer haline geldi.The small but expanding city soon became a point of conflict.
Karmaşıklığın gerçek bir durum olup olmadığı sorusu hala anlaşmazlık içindedir.The question of whether entanglement is a real condition is still in dispute.
Anlaşmazlıklar, iki grup arasında geçen kanlı çatışmalarla sonuçlandı.The dispute resulted in bloody fighting between the two factions.
1918'de 66.000'den fazla çalışanı kapsayan 417 ayrı anlaşmazlık bulunuyordu.In 1918, there were 417 separate disputes involving more than 66,000 workers.
İkisi arasındaki anlaşmazlık Hooke'un ölümüne kadar sürdü.The two men remained enemies until Hooke's death.
Julia, kocası ve babası arasındaki anlaşmazlıklar açığa çıkmadan öldü.Julia died before a breach between her husband and father had become inevitable.
Yanlış anlamaları ve anlaşmazlıkları ortadan kaldırır.There they resolve their misunderstandings and grievances.
İki ülke arasında anlaşmazlık yaratan arazileri Bizanslılara geri verdi.The remaining land was divided between the siblings.
Fakat Kont Floreski Lodoiska'nın babası ile politika konuları üzerine anlaşmazlıklara düşmüşlerdir.But Lodoiska's father had a political disagreement with Floreski.
Špidla ile anlaşmazlıklar yaşadı.Had issue with Sophie.
Ancak Nisan 2014'te Fincher sözleşmedeki anlaşmazlık gereği projeden ayrıldı.However, in April 2014, Fincher exited the project due to contractual disputes.
Ancak Elazığ'da bazı amirlerle anlaşmazlıkları devam ediyordu.According to sources, there was indeed disagreement among the owners.
Bu zamanlarda grubun menajerleriyle aralarındaki anlaşmazlıklar kritik düzeye gelmişti.During that time, the band's relationship with their manager had reached a critical point.
Süregelen anlaşmazlıklarla Filistin-İsrail ilişkileri daha da düşmanca bir tavır aldı.Palestinian-Israeli relations grew even more hostile as a result of continued conflict.
Ay yüzeyinin zamanla değişiklik gösterip göstermediği konusunda bazı anlaşmazlıklar bulunmaktadır.There has been historical controversy over whether features on the Moon's surface change over time.
Birkaç anlaşmazlık daha bir süre devam etti.A few holdouts remained for a time.
Bu yüzden anlaşmazlık ve çatışmalar da yaşanmıştır.There were disagreements and power struggles.
Ancak taraflar arasında ittifaklar ve zlenecek siyasi hat ile ilgil sayısız anlaşmazlık yaşanır.There are three main areas of disagreement between the New Side and the Old Side.
Bu olay aynı zamanda başka anlaşmazlıklara yol açmıştır.This led to another point of disagreement.
Anlaşmazlıklar olsa da bu iki kız birbiriyle arkadaş olmuşlardır.Despite these differences the two boys become best friends.
Ayrıca yeni şehrin adı hakkında anlaşmazlık söz konusuydu.There was considerable argument over the name for the new city.
Tayland'la sınır anlaşmazlıklarından kaynaklanan çatışmalar sürmekteydi.This led to border tensions with Pakistan.
Bugün de kapitalist ekonomide ciddi anlaşmazlıklar bulunmaktadır.Some problems in current economics.
Daha sonra bazı anlaşmazlıklardan ötürü son olarak Cumhuriyet Halk Partisi'ne katılmıştır.He maintained that political parties ultimately led to social discord.

İlgili Sayfalar