anlaşmaya ile cümle

anlaşmaya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Bu sezon kulüpler arasındaki anlaşmaya göre hiçbir takım küme düşürülmedi.Por um acordo entre os clubes da primeira divisão, nenhum time foi rebaixado para essa temporada.
Ekim 2016'da yatırımcı firma kendisiyle anlaşmaya vardı.Em 2016 o Grupo Abril anunciou um investimento na empresa.
Azerbaycan Demokrat Partisi bu anlaşmaya karşı çıkmıştır.Muitos ambientalistas são contra o projeto.
Oyuncu Niko'nun Dimitri'den intikam almasıyla ya da onunla anlaşmaya varmasıyla bitmektedir.Fica por conta do jogador a escolha de Niko: matar Dimitri ou realizar o negócio.
2006’da, NBC kanalı ile 30 Rock isimli dizi için anlaşmaya vardı.Em Outubro de 2006, o piloto foi transmitido na NBC sob o nome 30 Rock.
Hatta bu anlaşmaya göre bu komplonun belirtilmiş bir Cuma günü yapılması bile kabul edilmişti.Ao final, se decidiu que o assalto sería na sexta-feira.
Rousey, 2012 yılında UFC ile anlaşmaya vardı.Gunnar assinou um contrato com o UFC em 2012.
İran, 1975'te Irak'la anlaşmaya varıp sınırları kapatınca, Irak, Kürtlere karşı katliama girişti.Quando o Irã e o Iraque assinam um tratado de paz em 1975, o apoio cessa.
İran’la 2015’te yapılan nükleer anlaşmaya karşı çıktı.Ela foi uma das pessoas que apoiaram o acordo nuclear com o Irã em 2015.
Bu anlaşmaya göre Müsatın Hicaz'a çekilecek ve yeter bir gelirle Medine'de yaşayacaktı.Ele viveria em Medina com uma renda suficiente para manter uma vida confortável.
Çünkü bu, her yıl bir pazarlık ya da anlaşmaya konu olmaktaydı.Zo kwam er elk jaar een nieuw boek of verhalenbundel.
Anlaşmaya katıldılar ve Theofanous, özellikle de “Gimme” şarkısını özellikle yazdı.Ze stemden toe en Georges Theofanous schreef het lied "Gimme" speciaal voor de gelegenheid.
Milet daha önce Kiros'la anlaşmıştı ve bu anlaşmaya bağlı kalmıştı.Blijkbaar was dit genoeg voor Kido en had deze zijn besluit gemaakt.
Anlaşmaya göre İsrail 29 Ekim 1956'da Sina yarımadasını işgale başladı.Volgens het Protocol zou Israël op 29 oktober 1956 een oorlog in de Sinaïwoestijn starten.
Araya giren avukat, müvekkilinin de izniyle savcıyla anlaşmaya çalışır.Als advocaat moet je trachten vrijspraak voor je cliënt te krijgen.
""Yeşilırmak Kapısı'nda anlaşmaya varıldı""."Wees bereid tot verzoening na ruzies".
Nihayet 1830'da anlaşmaya varılabildi.Hij verkreeg die toestemming in 1830.
Fakat Âdil bu anlaşmaya pek önem vermemekteydi.Payne had geen interesse aan dit contract.
Her iki davada da anlaşmaya varıldı.De twee partijen kwamen echter tot een overeenkomst.
Ev işlerini paylaşmada anlaşmaya vardık.We kwamen overeen het huishoudelijk werk te verdelen.
Ekim 2011'de ise Interscope Records ve Polydor Records ile ortak bir anlaşmaya imza attı.W październiku 2011 roku zgodziła się na wspólną transakcję z Interscope Records i Polydor Records.
Big Show, daha sonra Carlito Caribbean Cool ve koruması Matt Morgan ile anlaşmaya vardı.Po WrestleManii zaczął rywalizację z Carlito Caribbean Cool i jego ochroniarzem Mattem Morganem.
Nitekim John bu anlaşmaya uymak niyetinde değildi.John nie miał wyboru.
Anlaşmaya göre İnglizlerin, askerlerini Irak topraklarında konuşlandırmaya ve transit geçirmeye hakları vardı.Na jego mocy Brytyjczycy mieli nieograniczone prawa do utrzymywania i tranzytu wojsk w Iraku.
Azerbaycan Demokrat Partisi bu anlaşmaya karşı çıkmıştır.Kierownictwo Komunistycznej Partii Gruzji wyraziło zgodę na takie rozwiązanie.
Birkaç gün sonra ise İstanbul Başakşehir ile anlaşmaya varmıştır.Kilka miesięcy później doprowadził do podpisania pokoju w Wenecji z cesarzem.
Fakat Âdil bu anlaşmaya pek önem vermemekteydi.Victor nie ma nic przeciwko takiemu układowi.
(Bu durum oyunun başında anlaşmaya bağlıdır.(Beroende på vilken karaktär man är i spelet.)
Edimsöz Eylem: Kabul edilmesi gereken, anlaşmaya dayalı bir eylemin yerine getirilmesi.Kör i vind! – Bekräftelse på att man går med på en överenskommelse om att göra något.
Bunun üzerine anlaşmaya karar verildi.Detta blev man överens om.
Bu anlaşmaya göre Çin, Birleşik Krallık'a yüklü bir tazminat ödemek zorunda kalmıştır.Resultatet blev att Lê Hoàn valde att betala tribut till Kina.
5) Amerika Güvenlik Konseyi, bu anlaşmaya aykırı olarak sunulan her karar tasarısına aleyhte oy verecekti."Jag vill att amerikanska folket ska rösta på den de vill rösta på.”
Uzun süren görüşmelerden sonra anlaşmaya vardık.Det var först efter lång övertalning som de gick med på att delta.
Vicious Media ile özel bir anlaşması vardır, bu anlaşmaya göre diğer yapım şirketleriyle de çalışabilmektedir.У Брук підписаний контракт зі студією Vicious Media, що дозволяє їй співпрацювати з іншими роботодавцями.
Nitekim John bu anlaşmaya uymak niyetinde değildi.Джон дотримав свою обіцянку.
Kitabın sonunda Dumbledore ve Flamel'in yaptığı anlaşmaya göre Taş yok edilmiştir.Після цієї пригоди Албус Дамблдор і Ніколас Фламель вирішили знищити камінь, бо він занадто небезпезпечний.
Ancak Calles anlaşmaya uymadı ve çatışmalar bir süre daha devam etti.Віллем I відмовився підписати таку угоду, і протистояння тривало ще кілька років.
Bu meclisin görevi, üç grubun birlikte üzerinde anlaşmaya varmadığı hiçbir yasanın çıkmamasını sağlamaktır.Їхнім обов'язком є аналіз законів, жоден закон не буде прийнятий, якщо всі три групи не погодяться з ним.
Her iki davada da anlaşmaya varıldı.В обох випадках отримуємо суперечність.
Bunlar para yüklü bir aracın soyulması için anlaşmaya çalışır.Заробляє на життя викраденням дорогих автомобілів.
Nihayet 1830'da anlaşmaya varılabildi.У 1830 році були розпочаті переговори.
İki taraf da hiç anlaşmaya varamadan müzakereleri terk ettiler.Прислухайтеся до обох сторін, перш ніж прийти до будь-якого висновку.
Bu anlaşmaya göre Çin, Birleşik Krallık'a yüklü bir tazminat ödemek zorunda kalmıştır.За цим договором Китай виплатив Великій Британії контрибуцію в розмірі близько 21 млн доларів США.
Afrika Birliği kendi içinde bir anayasal anlaşmaya tabiidir.Africká unie přijala ustavující smlouvu.
Bu sırada Poly Lucy ile bir anlaşmaya varmak için onu ziyarete gelir.Polly navštíví Lucy, aby se nějak dohodly.
İran’la 2015’te yapılan nükleer anlaşmaya karşı çıktı.Účastnil se též jednání o íránském jaderném programu v roce 2015.
Uzun süren görüşmelerden sonra anlaşmaya vardık.K dohodě došlo až po dlouhých jednáních.
Nitekim John bu anlaşmaya uymak niyetinde değildi.John proto neváhá zasáhnout.
Bunun üzerine anlaşmaya karar verildi.Zdálo se tedy, že je rozhodnuto.
Ancak, başarılı olamayınca anlaşmaya varmak zorunda kalmıştır.Teprve když dosáhl úspěchu, mohl se se svým tchánem smířit.
Her iki davada da anlaşmaya varıldı.V obou případech však bylo podáno odvolání.
Anlaşmaya istinaden futbolcuya; Yıllık 900.000.Za epizodu vydělal až 400 tisíc amerických dolarů, ročně pak 9 milionů dolarů.
Basit konuları tartışmak saatler alıyor ve anlaşmaya varılamıyordu."Oni na mě můžou beztrestně dvě hodiny křičet a já nemůžu nic?".
Davayla sonunda mahkeme dışında anlaşmaya varıldı.Spor byl nakonec urovnán mimosoudně.
Nihayet 1830'da anlaşmaya varılabildi.Plán byl schválen roku 1830.
Bu anlaşmaya bir video oyunu ve diğer projeler de dahildir.DVD obsahuje také dokument k turné a různé videoklipy.
Edimsöz Eylem: Kabul edilmesi gereken, anlaşmaya dayalı bir eylemin yerine getirilmesi.Nepřikázaný jednatel má povinnost pokusit se – pokud je to možné – získat souhlas pána věci.
Ekim 2011'de ise Interscope Records ve Polydor Records ile ortak bir anlaşmaya imza attı.V roce 2011 podepsal smlouvu se společností Polydor Records.
Daha sonra orada Bischoff'la tanıştı ve anlaşmaya vardı.Mai târziu, el s-a întâlnit cu Bischoff acolo și au ajuns la un acord pentru semarea unui contract cu acesta.
Çünkü bu, her yıl bir pazarlık ya da anlaşmaya konu olmaktaydı.Erau ținute târguri săptămânale sau anuale.
İlgili Sayfalar