anlaşmaya ile cümle
anlaşmaya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Ekim 1972’de taraflar anlaşmaya varmaya yaklaşmışlardı.Été 1977, les deux associés se séparent.
Bu anlaşmaya göre kızların konuşmaya bile hakları yoktur.Il accepta également que l’accord ne mentionnât pas le droit des femmes.
Anlaşmaya göre büyük kuzeni kovulmak zorundaydı.Il disait que le premier consul l’y avait déporté.
Haziran 2011'de Galatasaray ile dört yıllık anlaşmaya vardı.En juin 2011, il signe un contrat de 4 ans avec Galatasaray.
Araya giren avukat, müvekkilinin de izniyle savcıyla anlaşmaya çalışır.Finalement, l'avocate permet l'arrestation d'un de ses clients recherchés.
Bu durumda İngiliz ekibi Manchester United takımıyla anlaşmaya varmıştır.Lors de cette compétition, il inscrit un but contre l'équipe de Manchester United.
2016 yılında Fenerbahçe ile 3 yıllık anlaşmaya imza attı.En 2016, il signe un contrat de trois ans avec Montpellier.
Bunun üzerine anlaşmaya karar verildi.L'accord fut ainsi conclu.
Albüme Enya'nın adı "Mario Winans featuring Enya & P. Diddy" biçiminde dahil edilerek anlaşmaya varıldı.Ainsi, un compromis a été trouvé pour créditer le single de Mario Winans avec P. Diddy et Enya.
Nihayet 1830'da anlaşmaya varılabildi.Il s'en est définitivement retiré en 1830.
8 Temmuz 2013'te İtalya'nın Virtus Roma takımıyla 2013-14 sezonu için anlaşmaya vardı.Le 8 juillet 2013, Hosley signe avec le club italien du Virtus Roma pour la saison 2013-2014.
Afrika Birliği kendi içinde bir anayasal anlaşmaya tabiidir.La Constitution reconnait le droit coutumier africain en général.
2015 yılının Eylül ayında Kolombiya hükümeti ile FARC örgütü Küba'nın arabuluculuğuyla anlaşmaya varmışlardır.En Colombie, les citoyens rejettent de peu, au mois d'octobre, l'accord de paix conclu avec les FARC.
2012'de bir anlaşmaya varılmıştır.Un accord est finalement trouvé en 2012.
8 Haziran 1953 tarihinde esir sorununda bir anlaşmaya varıldı.Finalmente el 8 de junio de 1953 se llegó a un acuerdo respecto del problema de los prisioneros de guerra.
Anlaşmaya katıldılar ve Theofanous, özellikle de “Gimme” şarkısını özellikle yazdı.Theofanous escribió la canción “Gimme” especialmente para el festival.
Nitekim John bu anlaşmaya uymak niyetinde değildi.No creo que John haya colaborado en ella.
Bunun üzerine Kureyşliler anlaşmaya razı oldu ve Süheyl bin Amr’ı da elçi olarak gönderdiler.Embarcó enseguida para Asunción, y fue alcanzado por los otros enviados poco después.
Ertesi gün Fransa'nın Paris-Levallois Basket ekibi ile anlaşmaya vardı.Luego me marché a una conferencia en Francia con Leacock .
Edimsöz Eylem: Kabul edilmesi gereken, anlaşmaya dayalı bir eylemin yerine getirilmesi.Invocar: Es solicitar que se cumpla una petición.
İki taraf da hiç anlaşmaya varamadan müzakereleri terk ettiler.Le due parti si lasciarono senza trovare un accordo.
Araya giren avukat, müvekkilinin de izniyle savcıyla anlaşmaya çalışır.In questo caso necessitano di una procura rilasciata dal proprio cliente.
27 Temmuz'da anlaşmaya varıldı.Si disputarono il 27 luglio.
Ancak Calles anlaşmaya uymadı ve çatışmalar bir süre daha devam etti.Carlo I riuscì però a fuggire e la guerra continuò ancora per un anno.
Bu toplantılarda KEİ'nin amaçları ve prensipleri üzerinde ortak bir anlaşmaya varılmıştır.L'Associazione è condivisione di principi e obiettivi.
Bu anlaşmaya göre 731.Si veda a tal proposito 631.
Anlaşmaya istinaden futbolcuya; Yıllık 900.000.Il calciatore firma un contratto valido per un anno e mezzo da 900.000 euro a stagione.
Bunun üzerine anlaşmaya karar verildi.Così fu deciso.
Davayla sonunda mahkeme dışında anlaşmaya varıldı.Il caso fu risolto al di fuori del tribunale.
23 Aralık'ta iki tarafta anlaşmaya vardı.Il 7 dicembre 1932 avvenne la separazione consensuale tra i due.
27 Temmuz'da anlaşmaya varıldı.27 июля соглашение было подписано.
Bunlar para yüklü bir aracın soyulması için anlaşmaya çalışır.Зарабатывает на жизнь угоном дорогих автомобилей.
Anlaşmaya göre 120.000 Florin ile yetinmiştir.Приданое было установлено в 120 000 флоринов.
Lasse Halström ile de Mayıs 2001'e doğru anlaşmaya varılmasına rağmen o da Temmuz 2001'de yapımdan ayrıldı.Лассе Холстрем вел переговоры с мая 2001 года, но выпал в июле 2001 года.
Vicious Media ile özel bir anlaşması vardır, bu anlaşmaya göre diğer yapım şirketleriyle de çalışabilmektedir.У Брук подписан контракт со студией Vicious Media, позволяющий ей сотрудничать с другими работодателями.
Anlaşmaya göre Sun Life, her yıl $7,5 milyon (toplamda $37,5 milyon) ödedi.Стоимость сделки составляет 7,5 млн долларов в год (всего 37,5 млн долларов).
Kru, Ağustos ayında Kanada Ekibi ile anlaşmaya başladı.Ёнджон начала продвигаться с группой в августе.
Karşılıklı bir anlaşmaya varılırsa kız, ailesinden istenir.Если она отказывает ему во взаимности, он отправляет её к родителям.
Nitekim John bu anlaşmaya uymak niyetinde değildi.Мартин не стремился совершать какие-либо подвиги.
Vatikan ile din konusunda anlaşmaya vardı.Ряд церковных приходов заключили унию с Ватиканом.
8 Haziran 1953 tarihinde esir sorununda bir anlaşmaya varıldı.وفي 8 يونيو، 1953، جرى التوصل لاتفاق حول مسألة أسرى الحرب.
Ekim 1972’de taraflar anlaşmaya varmaya yaklaşmışlardı.و في أكتوبر 1972 ، توصلوا إلى اتفاق.
Zamanla insanlarla anlaşmaya başlamış ve onlara arabaları anlatmıştır.في البداية، تجذب الناس إلى الحديث معها، ثم تسليهم وترفّه عنهم.
Anlaşmaya göre Sun Life, her yıl $7,5 milyon (toplamda $37,5 milyon) ödedi.و تبلغ قيمة الصفقة 7.5 مليون دولار أمريكي سنوياً لمدة خمس سنوات (أي ما مجموعه 37.5 مليون دولار).
Azerbaycan Demokrat Partisi bu anlaşmaya karşı çıkmıştır.أعرب الحزب الديمقراطي المسيحي الأفريقي عن معارضته لمشروع القانون.
Radio'da Hollywood ile anlaşmaya vardıklarını söyledi.كان يتوقع أن يبقى على اتصال لاسلكي مع هافانا.
"Axl Rose Azoff ile Anlaşmaya Vardı".أو بإمكانكم تأييد تيد كروز يوم الثلاثاء."
Çekoslovakya hükumeti anlaşmaya uymayı kabul etti.الحكومة التشيكوسلوفاكية وافقت على الالتزام بالاتفاق.
Bunun üzerine anlaşmaya karar verildi.يوافقان على الاتفاق.
Edimsöz Eylem: Kabul edilmesi gereken, anlaşmaya dayalı bir eylemin yerine getirilmesi.3- السبب: وهو الغرض الذي من أجله تم التعاقد وترتب عليه الالتزام.
Söylentilere göre, Facebook ve diğer şirketler Waze'i satın almakla ilgilendi, ancak bir anlaşmaya varılamadı.A Facebook e outras companhias estavam interessadas em comprar o Waze, mas não fecharam negócio.
Anlaşmaya varıldı ve 629 yazında Pers birlikleri Mısır'dan çıkmaya başladı.Eles chegaram num acordo e, no verão de 629, as tropas invasoras começaram a deixar o Egito.
Edimsöz Eylem: Kabul edilmesi gereken, anlaşmaya dayalı bir eylemin yerine getirilmesi.Obrigação de fazer: O devedor tem a obrigação de fazer um ato que a ele foi imposto.
Big Show, daha sonra Carlito Caribbean Cool ve koruması Matt Morgan ile anlaşmaya vardı.Big Show começou uma rivalidade com Carlito Caribbean Cool e seu guarda-costas Matt Morgan.
Anlaşmaya katıldılar ve Theofanous, özellikle de “Gimme” şarkısını özellikle yazdı.A banda aceite o convite e Theofanous escreveu a canção "Gimme" especialmente para a ocasião.
Bunun üzerine anlaşmaya karar verildi.Assim, o acordo foi feito.
Sonrasında Liga ACB takımlarından Bilbao Basket'le anlaşmaya vardı ve 2012'de Split'e kiralandı.Suas atuações chamaram a atenção do Athletic Bilbao, que o contratou em 2012.
1962'de takımdan ayrıldı ve Wolverhampton Wanderers ile anlaşmaya vardı.Em agosto de 1952, ele se transferiu para o Wolverhampton Wanderers.
Bunun üzerine Sonny, Tommy'nin partneri Lance'e yaklaşır ve ikisi anlaşmaya varırlar.Sonny, no entanto, continua exigindo sua parte nos lucros de Tommy, o que leva os dois a se confrontarem.
23 Aralık'ta iki tarafta anlaşmaya vardı.Em 22 de julho, houve uma nova reunião entre as partes.
İlgili Sayfalar