anlaşma ile cümle
anlaşma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Bir anlaşmazlığımız vardı.We had a disagreement.
Tom ve benim bir anlaşmam vardı.Tom and I had a deal.
Anlaşmamız neydi?What was our deal?
Senin anlaşman nedir?What's your deal?
Tom bir anlaşma yaptı.Tom made a deal.
Bu bizim anlaşmamız değildi.That wasn't our agreement.
Anlaşma bu değildi.This was not the deal.
Onun söylediği her şeyle tam bir anlaşma içindeyim.I am in complete agreement with everything he said.
O anlaşmayı imzalamak zorunda kalırsan o geçersizdir.If you were forced to sign that contract, then it's invalid.
Avrupa ülkeleri arasında bir anlaşma gerekli.An agreement between European countries is needed.
Onlar karşılıklı anlaşmayla boşandılar.They divorced by mutual agreement.
Onlar sözde bir anlaşmaya vardılar.They supposedly have reached a deal.
Seninle bir anlaşma yapacağım.I'll make you a deal.
Neden bu anlaşmayı yaptın?Why did you make that deal?
Tom'la anlaşmalıyım.I have to agree with Tom.
Bir anlaşmaya vardığımıza sevindim.I'm glad we reached an agreement.
Biz zaten bir anlaşmaya vardık.We have already reached an agreement.
"Hazineyi neden seninle paylaşmalıyım?" "Bir anlaşmamız olduğunu düşünmüştüm.""Why should I share the treasure with you?" "I thought we had an agreement."
Anlaşmanın ayrıntıları sahnelerin arkasında hazırlandı.The details of the agreement were worked out behind the scenes.
Anlaşmanın ayrıntıları gizlice ayarlandı.The details of the agreement were worked out behind the scenes.
Tom'la geçici bir anlaşma yaptım.I've made a tentative deal with Tom.
Bu anlaşma gece yarısı yürürlüğe girer.This agreement becomes valid at midnight.
Bir anlaşma yaptık.We made a deal.
Planlar çizildi, ancak anlaşma ters gitti.The plans were drawn up, but the deal fell through.
Belki bir anlaşma yapabiliriz.Maybe we could make a deal.
Kötü bir anlaşmayı elden geldiği kadar düzeltmek zorundaydık.We had to make the best of a bad deal.
Bir anlaşma yapabiliriz.We can make a deal.
Biz anlaşma yapabiliriz.We can make a deal.
Bunun büyük bir anlaşma olduğunu sanmıyorum.I don't think it's a big deal.
Tom komşularıyla iyi anlaşmadı.Tom didn't get along with his neighbors.
Biz toplantının sonunda bir anlaşmaya vardık.We reached an agreement at the end of the meeting.
İki devletin bir anlaşmaya varması gerekiyor.The two states should reach an agreement.
Bu şirketin yurt dışında birçok iş anlaşmaları vardır.This company has many business dealings abroad.
Bir anlaşmamız vardı.We did have a deal.
Biz anlaşmaya vardık.We made a bargain.
Tom'la büyük anlaşma nedir?What's the big deal with Tom?
Büyük anlaşma nedir? İnsanlar bunu her zaman yapar.What's the big deal? People do this all the time.
Sanırım, bu Tom için büyük bir anlaşma.It's a big deal to Tom, I think.
Gerçekten büyük bir anlaşma değildi.It was no big deal, really.
O benim için çok büyük bir anlaşmaydı.That was a very big deal for me.
Bu benim için büyük bir anlaşma.It's a big deal to me.
Tom bunun dışında büyük bir anlaşma yapmak istemiyor.Tom doesn't want to make a big deal out of it.
Neden onun hakkında böyle büyük bir anlaşma yapıyorsun?Why are you making such a big deal about it?
Bunun dışında büyük bir anlaşma yapmak zorunda değilsin.You don't have to make a big deal out of it.
Bu oldukça büyük bir anlaşma , değil mi?It's quite a big deal, isn't it?
Bak, bu o kadar büyük bir anlaşma değil.Look, this is not that big of a deal.
Ben böyle büyük bir anlaşma olduğunu asla söylemedim.I never said it was such a big deal.
Bunun büyük bir anlaşma olduğunu fark etmedim.I didn't realize it was a big deal.
Onun büyük bir anlaşma olmadığını ikimiz de biliyoruz.We both know that it's no big deal.
Hadi, bu o kadar büyük bir anlaşma değil.Come on, it's not that big a deal.
Bu aslında bu kadar büyük bir anlaşma değil.It's actually not that big a deal.
Bu büyük bir anlaşma olmayacak.It's not going to be a big deal.
Bu gerçekten o kadar büyük bir anlaşma mı?Is it really that big a deal?
Bu büyük bir anlaşma olmamalı.This shouldn't be a big deal.
Bu o kadar büyük bir anlaşma olamaz.It can't be that big a deal.
Bu gerçekten büyük bir anlaşma değil.It's really not a big deal.
Bu o kadar büyük bir anlaşma değildi.It wasn't that big a deal.
O biraz büyük bir anlaşma.That's kind of a big deal.
Tom onun büyük bir anlaşma olmadığını söyledi.Tom said it's no big deal.
Bu o kadar büyük bir anlaşma değil.It's not that big a deal.