anlaşma ile cümle

anlaşma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Tom iş arkadaşlarının anlaşmazlığında arabuluculuk etti.Tom intervened in his coworkers' disagreement.
Eğer imzalamaya zorlandıysanız, anlaşma geçersizdir.The contract is invalid if you were forced to sign it.
Gerçekten bu anlaşmayı yazılı olarak kayıt altına almanız gerekir.You really should get this agreement down in writing.
İkisinin arasında oldukça güçlü bir anlaşmazlık olduğu açıktır.It's clear that there's a rather strong disagreement between the two.
Onlar anlaşmanın aptalca olduğunu söyledi.They said the deal was foolish.
Öncelikle anlaşmayı imzalamak istiyorlardı.They wanted to sign the agreement first.
Anlaşmazlığın ekonomiye zarar vereceğinden korkuyorlardı.They feared that the dispute would hurt the economy.
Onları anlaşmaya teşvik etti.He urged them to come to an agreement.
Birçok Amerikalı anlaşmaya karşı çıktı.Many Americans opposed the treaty.
Anlaşma Texas'ı bağımsız hale getirdi.The treaty made Texas independent.
Çoğu insan onun iyi bir anlaşma olduğunu düşündü.Most people thought it was a good treaty.
Amerika Birleşik Devletleri'nin Fransa ile bir anlaşması vardı.The United States had a treaty with France.
Grant Senato'dan anlaşmanın onaylanması istedi.Grant asked the Senate to approve the treaty.
Anlaşma, Amerika Birleşik Devletleri'ne bir kanal bölgesi verdi.The treaty gave the United States a canal zone.
Birkaç yıl sonra, anlaşma test edildi.A few years later, the treaty was put to a test.
Barış anlaşması görüşme girişimleri başarısız oldu.Attempts to negotiate a peace treaty failed.
18 Kasım 1903 tarihinde anlaşma imzalandıThe treaty was signed on November 18, 1903.
Bir barış anlaşması üzerinde anlaşmak için İngiltere'nin hiç acelesi yoktu.Britain was in no hurry to agree on a peace treaty.
Bir sonraki adım barış anlaşmasının koşullarını görüşmekti.The next step was to negotiate terms of a peace treaty.
Amerika Birleşik Devletleri'nin İngiltere ile hiçbir ticari bir anlaşması yoktu.The United States had no commercial treaty with Britain.
Texas'la anlaşma 12 Nisan 1844'te imzalandı.The treaty with Texas was signed April twelfth, 1844.
Sioux kabilesi hükümetin anlaşmayı uygulamasını istedi.The Sioux tribe asked the government to enforce the treaty.
İngiltere ile anlaşmayı onaylamak için Senato hızlı davrandı.The Senate acted quickly to approve the treaty with Britain.
Anlaşma kabul edildi.The deal was agreed to.
Missouri Anlaşması yasal mı?Was the Missouri Compromise legal?
Başkan Johnson anlaşmayı reddetti.President Johnson rejected the agreement.
İngiltere anlaşmanın parçası olmayı reddetti.Britain refused to be part of the agreement.
Monroe ve Pinkney anlaşmayı imzalamıştı.Monroe and Pinkney had signed the agreement.
Anlaşma, İngiltere'ye Mısır'ın kontrolünü verdi.The agreement gave Britain control over Egypt.
Hintliler bu anlaşmadan mutlu değillerdi.The Indians were not happy with this agreement.
Yerleşimciler, yapılan anlaşmalara her zaman saygı göstermediler.The settlers did not always honor the treaties.
Sanırım bir anlaşmaya varmamızın zamanıdır.I think it's time for us to come to an agreement.
Biraz zaman alacak ama sanırım aradaki anlaşmazlığı giderebiliriz.It'll take some time, but I think we can patch things up.
Tom asla Mary ile anlaşmaz.Tom never agrees with Mary.
Tom Mary ile bir anlaşma yapmaya karar verdi.Tom decided to make a deal with Mary.
Tom ve Mary bir anlaşmaya vardılar.Tom and Mary reached an agreement.
Tom ve Mary bir anlaşmaya varamadılar.Tom and Mary failed to reach an agreement.
Belki de bir anlaşma yapabiliriz.Maybe we can make a deal.
Bu iyi bir anlaşma.This is a good deal.
Tom o anlaşmada iyi para yaptı.Tom made good money on that deal.
Tom anlaşma şartlarına uymadı.Tom has welshed on the agreement.
Tom'un patronu ile bir anlaşmazlığı vardı.Tom had a run-in with his boss.
Tom onun öyle büyük bir anlaşma olduğunu düşünmüyor.Tom doesn't think it's such a big deal.
Onlar Tom'a bir gizlilik anlaşması imzaladığını söylediler.They told Tom that he had to sign a nondisclosure agreement.
Tom anlaşmayı mühürledi.Tom sealed the deal.
Bizim bir anlaşmamız var.We've got a deal.
O, babam ve benim aramdaki bir anlaşmazlığın farkındaymış gibi görünmüyor.He doesn't seem to be aware of the conflict between my father and me.
Bu muazzam bir anlaşma.It's a tremendous deal.
Bir anlaşman var.You've got a deal.
Bir anlaşmaya varabileceğimize eminim.I'm sure we can come to an agreement.
Anlaşma imzalamamız gerekmeyebilir.We might not need to sign a contract.
Bizim bir anlaşmamız vardı.We had an agreement.
Sizce bu anlaşmazlığı çözmek için en iyi yol nedir?What do you think is the best way to settle this conflict?
Bu anlaşmazlığı çözmek için en iyi yolun ne olduğunu düşünüyorsunuz?What do you think is the best way to settle this conflict?
Tom'un onu dikkatlice okumadan sadece anlaşmayı imzalayacağını düşündüm.I thought Tom would just sign the contract without reading it carefully.
Bir anlaşmamız olduğunu düşündüm.I thought we had an understanding.
Tom'la bir anlaşman olduğunu sanıyordum.I thought you had an agreement with Tom.
Bir anlaşma yapalım.Let's make a pact.
Tom bir anlaşma yapmak istiyor.Tom wants to make a deal.
Bir anlaşma yapmak ister misin?Do you want to make a deal?
İlgili Sayfalar