anlaşma ile cümle
anlaşma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Ortak anlaşma imzalanır imzalanmaz, ithalat üzerindeki kısıtlamaları kaldırabiliriz.We can lift the restrictions on imports once the joint agreement is signed.
Ülkeler barışçıl amaçlarla anlaşmazlıkları çözmekle ilgileniyorlardı.The countries concerned settled the dispute by peaceful means.
Biz Pazartesi günü saat akşam 6'da buluşmak için anlaşma yaptık.We made arrangements to meet at 6 p.m. on Monday.
Biz silah azaltma konusunda onlarla anlaşmak istiyoruz.We hope to come to an accord with them about arms reduction.
Sonunda anlaşmaya vardık.We came to an agreement in the end.
Bu konuda anlaşma içindeyiz.We are in agreement on this subject.
İki saatlik tartışmadan sonra bir anlaşmaya vardık.We arrived at an agreement after two hours' discussion.
Anlaşmamızı bozan sensin.It's you who has broken our agreement.
Onlar anlaşmadan memnun.They are satisfied with the contract.
O, anlaşmadan 500 dolar kazandı.She gained 500 dollars from the deal.
Toplantı her iki tarafta anlaşma umudu olmadığı için iptal edildi.The meeting was called off as there was no hope of agreement on either side.
Bu, barış anlaşmasının kaba taslağıdır.This is the rough draft of the peace treaty.
İki ülke bu ihtilaf üzerine politik bir anlaşmaya vardı.The two countries came to a political settlement over this dispute.
Eğer bu işi bitirmezsek önümüzdeki anlaşmayı kaybederiz.If we don't finish this job, we'll lose the next contract.
Bu anlaşma tüm tarafları bağlıyor.This agreement is binding on all parties.
Bu anlaşma hepimizi bağlıyor.This agreement is binding on all of us.
ABD anlaşmayı ihlal edenlere karşı bir silah ambargosu çağrısında bulunuyor.The U.S. is calling for an arms embargo against violators of the treaty.
Bu araba, paranız için en iyi anlaşma.That car is the best deal for your money.
O, sizin anlaşmanız.It's your deal.
Anlaşmanın ayrıntıları sözleşmede belirtilir.The details of the agreement are set forth in the contract.
Uluslar arası anlaşmazlıkların barışçıl bir şekilde çözümlenmeli.International disputes must be settled peacefully.
Uluslararası anlaşmazlıkları çözmek için silahlara başvurmamalıyız.We should not resort to arms to settle international disputes.
Üzerinde çalıştığım anlaşma suya düştü.The deal I was working on fell through.
Anlaşmazlığı çözmede başarılı olduk.We succeeded in settling the dispute.
II. Dünya Savaşı'ndan sonraki uluslararası anlaşmazlıklar hakkında bir tez yazıyorum.I am writing a thesis about international disputes after World War II.
Ben onun ticaret anlaşmazlığını görüşeceğini düşünüyorum.I think that she will discuss trade friction.
Yeni okulun yeri ile ilgili anlaşmazlık vardı.There was a controversy about the location of the new school.
Sendika ve şirket yeni bir sözleşme üzerinde anlaşma sağladılar.The union and the company have come to terms on a new contract.
İyi bir arabulucu anlaşmanın sorunsuz geçmesini sağlayabilir.A good mediator can make a deal go smoothly.
Hatırı sayılır bir tartışmadan sonra, alıcı ve satıcı anlaşmaya vardı.After considerable argument, the buyer and the seller finally came to terms.
Anlaşmak için onu ikna etmeye çalışmak işe yaramaz.It is useless to try to persuade him to agree.
Anlaşmayı kaçırdı.He blew the deal.
Anlaşmayı cebren imzaladı.He was made to sign the contract against his will.
Anlaşmaya isteği dışında imza attırıldı.He was made to sign the contract against his will.
Anlaşma ona rızası dışında imzalattırıldı.He was made to sign the contract against his will.
O her zaman patronuyla anlaşmazlık içinde.He is always at odds with his boss.
Onun skandalla ilgili yapacak harika bir anlaşması vardı.He had a great deal to do with the scandal.
O onunla anlaşmaya geldi.He came to terms with her.
Onlar ateşkes şartları üzerinde anlaşmaya vardılar.They agreed on cease-fire terms.
Anlaşmazlığı giderdiler ve tekrar arkadaş oldular.They made up and became friends again.
O, onun söylediğini anlaşma olarak aldı.She took what he said as meaning agreement.
Babam ve benim aramdaki anlaşmazlığın farkında değil gibi görünüyor.He seems not to be aware of the conflict between my father and me.
Sözcü, anlaşmanın içeriğini basına açıkladı.The spokesman explained the contents of the treaty to the press.
İki ülke kriz için bir anlaşma görüşecekler.The two countries will negotiate a settlement to the crisis.
Endüstriyel anlaşmazlıklar hala bir sorundur.Industrial disputes are still a problem.
Sendika ve yönetim arasındaki anlaşmazlık bir greve yol açabilir.The disagreement between the union and management could lead to a strike.
Onunla anlaşmaya karar verdik.We decided to make a deal with him.
Bu büyük bir anlaşma değil. Onun hakkında endişelenme.It's not a big deal. Don't worry about it.
Anlaşmaya varmamız gerekiyor.We need to come to an agreement.
Anlaşmamız gerekiyor.We need to come to an agreement.
O kova paran için en iyi anlaşmadır.That bucket is the best deal for your money.
Başbakan iki ülke arasında bir ticaret anlaşması imzaladı.The Prime Minister signed a trade agreement between the two countries.
Görüşmelerden sonra iki taraf, anlaşmazlık konusunda bir uzlaşmaya vardılar.After much negotiation, the two sides in the dispute reached a compromise.
Bizim bir anlaşmamız var mı?Do we have a deal?
Mobilya konusunda çok iyi anlaşmalarımız var.We have great deals on furniture.
Anlaşmamız hakkında çok mutluyuz.We're very happy about our deal.
Yasa tasarımız hakkında bir anlaşmazlık vardı.There was a dispute about our bill.
Aktörün yönetici ile bir anlaşmazlığı vardı.The actor had a dispute with his director.
Ailende bir mali anlaşmazlık olduğu zaman ne yaparsın?What do you do when you have a financial disagreement in your family?
Birleşmiş Milletler, anlaşmazlığa müdahale etmek için birlik gönderdi.The United Nations sent troops to intervene in the conflict.