anlaşılmaz ile cümle

anlaşılmaz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Bazen...[konuşması anlaşılmaz]Někdy... [mluví nesrozumitelně]
Bazen...[konuşması anlaşılmaz]Nogle gange... [taler utydeligt]
Bazen...[konuşması anlaşılmaz]Peut-être...
Bazen...[konuşması anlaşılmaz]Soms... [spreekt onverstaanbaar]
Bazen...[konuşması anlaşılmaz]Καμιά φορά... [μιλάει συγκεχυμένα]
Bazen...[konuşması anlaşılmaz]Иногда... [неразборчиво]
Bazıları kontrollüdür, müzik veya tiyatro gibi. Ama bir çoğu, düzensiz ve anlaşılmazdır.Niektóre dźwięki są kontrolowane, jak muzyka czy teatr, ale większość jest chaotyczna i niespójna.
Bazıları kontrollüdür, müzik veya tiyatro gibi. Ama bir çoğu, düzensiz ve anlaşılmazdır.Osa on ohjattua niin kuin musiikki tai teatteri, enimmäkseen se on kaoottista ja hajanaista.
Biraz iddialı ve anlaşılmaz olun.Một chút artsy và câm.
Biraz iddialı ve anlaşılmaz olun.Seja um pouco artsy e desarticulado.
Biraz iddialı ve anlaşılmaz olun.Ser un poco artístico y inarticulado.
Biraz iddialı ve anlaşılmaz olun.Sois un peu plus artistique et articule.
Biraz iddialı ve anlaşılmaz olun.להיות קצת אמנותי ועילג.
Biraz iddialı ve anlaşılmaz olun.يكون قليلا ارتسي وعيي.
Biraz iddialı ve anlaşılmaz olun.と言う 'と'たくさん。
Bir hikaye anlatır. Hikaye anlaşılmaz arzulara ulaşabilir.Conta uma história que pode atingir desejos pouco claros.
Bir hikaye anlatır. Hikaye anlaşılmaz arzulara ulaşabilir.건축은 이야기를 들려줍니다. 이것은 불분명한 욕구에 도달할 수 있습니다.
Bir hikaye anlatır. Hikaye anlaşılmaz arzulara ulaşabilir.Opowiada historię, która może dotrzeć do ukrytych pragnień.
Bir hikaye anlatır. Hikaye anlaşılmaz arzulara ulaşabilir.היא מספרת סיפור. והסיפור עשוי לגעת ברצונות מעורפלים,
Bir hikaye anlatır. Hikaye anlaşılmaz arzulara ulaşabilir.انها قصة. ويمكنها أن تصل إلى رغبات غامضة.
Bir hikaye anlatır. Hikaye anlaşılmaz arzulara ulaşabilir.それは明らかに表に現れていない源泉にも到達します
Bobby: Tamam, söyleyeceğim. Bazen...[konuşması anlaşılmaz]바비: 그럴께요. 근데... [말꼬리 흐림]
Bobby: Tamam, söyleyeceğim. Bazen...[konuşması anlaşılmaz]بوبي: سأفعل ذلك. أحيانًا... [يتحدث بغموض]
Bobby: Tamam, söyleyeceğim. Bazen...[konuşması anlaşılmaz]撮るの止めてよ!
Böylece kişi der ki: "Bu anlaşılmaz duygu eksikliği durumuyla nasıl başa çıkarım?"A preto povie, "Ako vysvetlím túto nevysvetliteľnú neprítomnosť emócií?
Böylece kişi der ki: "Bu anlaşılmaz duygu eksikliği durumuyla nasıl başa çıkarım?"Azt kérdi "Hogy magyarázzam meg az érzelem hiányát?"
Böylece kişi der ki: "Bu anlaşılmaz duygu eksikliği durumuyla nasıl başa çıkarım?"Così si chiede "Come faccio a spiegare questa misteriosa mancanza di emozioni?
Böylece kişi der ki: "Bu anlaşılmaz duygu eksikliği durumuyla nasıl başa çıkarım?"Et donc, il se dit : " Comment expliquer cette inconcevable absence d'émotions ?
Böylece kişi der ki: "Bu anlaşılmaz duygu eksikliği durumuyla nasıl başa çıkarım?""Hoe kan ik dit rare gebrek aan emoties verklaren?
Böylece kişi der ki: "Bu anlaşılmaz duygu eksikliği durumuyla nasıl başa çıkarım?"그래서 결국 그는, "제가 이 말도 안되는 감정의 결핍을 어떻게 이해해야하죠?
Böylece kişi der ki: "Bu anlaşılmaz duygu eksikliği durumuyla nasıl başa çıkarım?"Och därför så säger han "Hur ska jag se på denna oförklarliga frånvaro av känslor?
Böylece kişi der ki: "Bu anlaşılmaz duygu eksikliği durumuyla nasıl başa çıkarım?"Por tanto dice: "¿Cómo explico esta inexplicable falta de emoción?
Böylece kişi der ki: "Bu anlaşılmaz duygu eksikliği durumuyla nasıl başa çıkarım?"Και επομένως λέει "Πως αιτιολογώ αυτή την ανεξήγητη έλλειψη συναισθημάτων;
Böylece kişi der ki: "Bu anlaşılmaz duygu eksikliği durumuyla nasıl başa çıkarım?"И следователно казва, "Как да отчета тази необяснима липса на емоции?
Böylece kişi der ki: "Bu anlaşılmaz duygu eksikliği durumuyla nasıl başa çıkarım?"ואז הוא אומר "איך אני מסביר את ההיעדר המוחלט של רגשות?
Böylece kişi der ki: "Bu anlaşılmaz duygu eksikliği durumuyla nasıl başa çıkarım?"وبالتالي، يقول، "كيف يمكن لي فهم عدم وجود هذه المشاعر؟
Böylece kişi der ki: "Bu anlaşılmaz duygu eksikliği durumuyla nasıl başa çıkarım?"これは母親のはずがない
"Bu anlaşılmaz duygu eksikliği durumuyla nasıl başa çıkarım?"Apoi ca să-şi explice absenţa emoţiilor:
"Bu anlaşılmaz duygu eksikliği durumuyla nasıl başa çıkarım?"A proto říká: "Jak vysvětlím ty chybějící emoce?
"Bu anlaşılmaz duygu eksikliği durumuyla nasıl başa çıkarım?""Mistä tämä selittämätön tunnevajaus johtuu?
"Bu anlaşılmaz duygu eksikliği durumuyla nasıl başa çıkarım?"Talvez pense: "Como explico esta falta de emoções inexplicável?
"Bu anlaşılmaz duygu eksikliği durumuyla nasıl başa çıkarım?""Wie kann ich mir diese emotionale Kälte erklären?
"Bu anlaşılmaz duygu eksikliği durumuyla nasıl başa çıkarım?""Как мне объяснить это непонятное отсутствие эмоций?
"Bu anlaşılmaz duygu eksikliği durumuyla nasıl başa çıkarım?""Як мені розцінити цю незбагненну відсутність емоцій?
Bu başarısızlığı görünmez, anlaşılmaz ve kaçınılmaz kılıyor.Astfel, eșecul devine invizibil, de neconceput și inevitabil.
Bu başarısızlığı görünmez, anlaşılmaz ve kaçınılmaz kılıyor.Cela rend l'échec invisible, inconcevable, et inévitable.
Bu başarısızlığı görünmez, anlaşılmaz ve kaçınılmaz kılıyor.Ciò rende il fallimento invisibile, inconcepibile e inevitabile
Bu başarısızlığı görünmez, anlaşılmaz ve kaçınılmaz kılıyor.Det gör misslyckandet osynligt, otänkbart och oundvikligt.
Bu başarısızlığı görünmez, anlaşılmaz ve kaçınılmaz kılıyor.Điều này khiến thất bại trở nên không thể thấy được, không thể tưởng tượng được và không thể tránh được.
Bu başarısızlığı görünmez, anlaşılmaz ve kaçınılmaz kılıyor.Es macht das Versagen unsichtbar, undenkbar und unvermeidbar.
Bu başarısızlığı görünmez, anlaşılmaz ve kaçınılmaz kılıyor.Esto hace que el fracaso se vuelva invisible, inconcebible e inevitable.
Bu başarısızlığı görünmez, anlaşılmaz ve kaçınılmaz kılıyor.Ez a kudarcot láthatatlanná, elképzelhetetlenné és elkerülhetetlenné teszi.
Bu başarısızlığı görünmez, anlaşılmaz ve kaçınılmaz kılıyor.Gagal menjadi tidak terlihat, tidak dapat diterima dan tidak dapat dihindari.
Bu başarısızlığı görünmez, anlaşılmaz ve kaçınılmaz kılıyor.Het maakt falen onzichtbaar, ondenkbaar en onvermijdelijk.
Bu başarısızlığı görünmez, anlaşılmaz ve kaçınılmaz kılıyor.Isso torna o fracasso invisível, inconcebível e inevitável.
Bu başarısızlığı görünmez, anlaşılmaz ve kaçınılmaz kılıyor.그 아이디어는 실패를 눈에 보이지 않게 하고 상상할 수도 없고 피할 수도 없게 만듭니다.
Bu başarısızlığı görünmez, anlaşılmaz ve kaçınılmaz kılıyor.Tím je neúspěch neviditelný, nepředstavitelný a nevyhnutelný.
Bu başarısızlığı görünmez, anlaşılmaz ve kaçınılmaz kılıyor.To czyni klęskę niewidoczną, niewyobrażalną i nieuniknioną.
Bu başarısızlığı görünmez, anlaşılmaz ve kaçınılmaz kılıyor.To robí neúspech neviditeľným, nemysliteľným a neodvratným.
Bu başarısızlığı görünmez, anlaşılmaz ve kaçınılmaz kılıyor.Καθιστά την αποτυχία αόρατη, αδιανόητη και αναπόφευκτη.

İlgili Sayfalar