anlaşılma ile cümle

anlaşılma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Soğuk algınlığının ekonomik etkisi, dünyanın birçok yerinde yeteri kadar anlaşılmamaktadır.A meghűlés gazdasági hatásaival a világ nagy részén kevéssé vannak tisztában.
Akademi ve Puşkin, hiyerogliflerden daha anlaşılmazdır.Az akadémia és Puskin érthetetlen hieroglifák.
Kış boyunca Grek ittifakında bazı gerilimler olduğu anlaşılmaktadır.A tél folyamán valószínűleg nézeteltérések voltak a görög szövetségesek között.
Esperanto biliono, triliono vb. kelimeleri anlamları pek anlaşılmayacak şekilde kullanılıyor.Az eszperantó szótárakban biliono, triliono vegyesen fordul elő. jelentése ezért bizonytalan.
Bu adamın hapishaneden kaçan biri olduğu anlaşılmaktadır.Így tehát a férfi megmenekül a börtöntől.
Moleküler düzeyde bunların oluşum ve bozunum mekanizması henüz iyi anlaşılmamıştır.A molekuláris szinten kialakulásuk és bomlási mechanizmusuk még nem minden részletében ismert.
Orbaius'un elinden gelen her şeyi yaptığı anlaşılmaktadır.Isten tudja, miért jár ide Orbán annyit.
"Seyredilerek anlaşılmayan spor Curling".Bemutató sportág volt a curling.
Bu ayrım, bilimlerin fenomenlerdeki özü açıklama çabaları açısından anlaşılmaz bulunduğu için reddedilmiştir.A tudomány elhanyagolja az általa magyarázni szándékolt fenomén mélyértelmét.
Basit bir köy yerleşmesi olarak kurulmuş olduğu anlaşılmaktadır.A mai község egyszerű falusi külterületként jött létre.
Hücre oluşumu ve görevinin anlaşılması, tüm biyolojik bilimler için hayati değer taşır.A sejtek szerkezetének és működésének ismerete minden élettani tudomány számára alapvető fontosságú.
Bu durum onların şiirlerinden anlaşılmaktadır.Dívánját ezekből a költeményeiből állították össze.
Fildişi takılardan, filin de evcilleştirilmiş olduğu anlaşılmaktadır.A képen az is látható, hogy a jégpáncél már elolvadt.
Bu model arasındaki ilişkinin anlaşılması güçtü.Ez egy módja annak, hogy kapcsolatba lépjen a modellel.
Ancak aralarında sık yanlış anlaşılma olur ve en sonunda nişanlanırlar.Emiatt sokszor összetűzésbe keveredik Lucyvel és végül elválnak.
Ancak öyle olduğunun anlaşılmasını da anlayabiliyorum" demiştir.Még azt is megmondhatja, hogy miért történt úgy!”
Bu sebeple Rousseau anlaşılması güç bir düşünür olmuştur.Azonban Sharpaynek köszönhetően kiderül, hogy mennyire okos.
Yaygın bir yanlış anlaşılma, evrimin amaçları ve uzun vadeli planları olduğudur.Yleinen väärinkäsitys on, että evoluutiolla on tavoitteita tai pitkän aikavälin suunnitelmia.
Karanlık enerjinin varlığı başka yollarla da anlaşılmaktadır.Pimeällä energialla on myös muita todisteita.
Bu sayede mahallenin Bizanslılar zamanında var olduğu anlaşılmaktadır.Tiedämme, että tiedämme, että naapurin Matti on kotona.
Daha sonraki olayları ise kendi duyduğu ve gördüğü şekilde aktardığı anlaşılmaktadır.Ja osan hän kirjoitti sen perusteella, mitä itse oli nähnyt tai kuullut.
Teknoloji geliştikçe daha da yüksek frekansların kullanılacağı anlaşılmaktadır.Myös säteilyn voimakkuus on kasvanut, kun korkeaenergisempiä taajuuksia on otettu käyttöön.
Fakat yaklaşık bir anlamla köyün koruyucu ruhu olduğu anlaşılmaktadır.Se kuvasi kaupungin suojelijajumaluuden merkitystä.
Maternity Leave bölümünün özet kısmında Ethan Claire'e kaçırmadan sonra ne yaptıkları anlaşılmaktadır.Jaksossa Äitiysloma paljastuu, mitä Clairelle tapahtui hänen ollessa Ethanin kaappaamana.
Kuralların ve düzenlemelerin anlaşılmaması.Säädösten ja määräyksien tuntemus.
Yaşamın değeri anlaşılmalı ve bu değer yüceltilmelidir.Koiran ilme on surumielinen ja olemus arvokas.
Roma Dönemi'nde ise tepenin mezarlık olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır.Roomalaisella kaudella aluetta käytettiin hautausmaana.
Ancak öyle olduğunun anlaşılmasını da anlayabiliyorum" demiştir.Joka sen taitaa käsittää, se käsittäkään."
Üstün zekasına rağmen sosyalleşmede oldukça zorlanan Sheldon, zaman zaman çevresi tarafından anlaşılmaz.Maailman pelastajan roolista huolimatta, Coop on erittäin rento, joka ei ota mitään vakavasti.
Avustralya Grand Prix haftasonu başladığında, Brawn GP takımının şaka yapmadığı anlaşılmaya başladı.Kauden avauskilpailu Australiassa oli tulokastalli Brawn GP:n näytöstä.
Alman sosyolog Max Weber, kapitalizmin tanımlayıcı niteliklerinin anlaşılmasında büyük bir etki yaratmıştır.Saksalaisella sosiologi Max Weberillä oli merkittävä osa Jaspersin ajattelussa.
Kayıtlarda Divanlardan özellikle Batı Karadeniz vilayetlerinde olduğu anlaşılmaktadır.Huom. joitakin yksikköjä puuttuu listasta, etenkin läntisen Varsovan puolustusalueen joukoista.
Soğuk algınlığının ekonomik etkisi, dünyanın birçok yerinde yeteri kadar anlaşılmamaktadır.Η οικονομική επίδραση του κοινού κρυολογήματος δεν είναι καλά κατανοητή από την πλειοψηφία του κόσμου.
Bu durum onların şiirlerinden anlaşılmaktadır.Η παρουσία της είναι αναγνωρίσιμη στα ποιήματά του.
Fakat savaşı kazanmanın yolu konusunda açık bir görüş olmadığı anlaşılmaktadır.Γνωρίζει όμως ότι δεν έχει καμιά ελπίδα νίκης.
Bununla birlikte Tanagra Muharebesi'nde bir İyon birliğinin Atina ile savaştığı anlaşılmaktadır.Παρ' όλα αυτά, φαίνεται ότι τουλάχιστον στη μάχη της Τανάγρας, ένα σώμα Ιώνων πολεμούσε με τους Αθηναίους.
Yanlış anlaşılmanın sebebi olarak alıntılanan ifade, Romen dilinin ilk örneği olarak kabul edilmektedir.Η φράση αυτή που προκάλεσε την σύγχυση θεωρείται σήμερα το πρώτο δείγμα της πρώιμης Ρουμανικής γλώσσας.
Fakat gereksiz olduğu kadar anlaşılması da zor olan hesabını kendi de tam olarak anlayamadı.Ασφαλώς, όμως, δεν θα μιλούσε τόσο έντονα εναντίον τους, εάν και ό ίδιος είχε διαπράξει το ίδιο σφάλμα.
Bilimsel içeriği nedeniyle anlaşılması ve uygulanması ileri derecede uzmanlık gerektirmektedir.Απαιτούν προσοχή και ειδίκευση γιατί εμπεριέχουν ρίσκο.
Ancak aralarında sık yanlış anlaşılma olur ve en sonunda nişanlanırlar.Έτσι αρχίζουν και βγαίνουν και τελικά αρραβωνιάζονται.
Cümlenin herkesçe aynı şekilde anlaşılmasıdır.Όλες οι συλλαβές μιας λέξης τονίζονται εξίσου.
Fakat genel kullanımda kol denilince her ikisi birden anlaşılmaktadır.Όταν χρησιμοποιείται μόνος, ο όρος αναφέρεται και στα δύο γένη ταυτοχρόνως.
Bu yüzden anlaşılması diğer meselelere göre daha zordur.Det fører til en sværere forståelse for andre stater.
Çatalhöyük'ün ilk yerleşimcilerinin avcı-toplayıcı bir topluluk olduğu anlaşılmaktadır.Så spørgsmålet er, hvorfor jæger-samlere har bosat sig.
Yabani sığırın da avlandığı anlaşılmaktadır.Desuden ser det ud til, at man har delt jagtbyttet.
Termodinamiğin 2. Kuralının anlaşılmasını kolaylaşmıştır.Det gør det muligt at formulere termodynamikkens 2. lov meget enkelt.
Ancak aralarında sık yanlış anlaşılma olur ve en sonunda nişanlanırlar.Parret finder trøst i hinanden og de bliver forlovet.
En az iki kez yenilendiği anlaşılmaktadır.Det er udvidet to gange.
Ancak daha sonra çöp çukuru olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır.Senere har den været benyttet som depot.
İkinci olarak tanrının kabul edilmesi gerekliliği anlaşılmalıdır.Eller c) at det bliver anledning til, at man modtager betingelsen af Guden.
Ancak, bazen anlaşılmaz bir kavgadır.Måske med et enkelt skænderi engang imellem.
Ayrıca belgenin Finlandiya'da yazıldığı anlaşılmaktadır.Ny regering er klar i Finland.
Ancak öyle olduğunun anlaşılmasını da anlayabiliyorum" demiştir.Jeg håber at jeg kan bevise at de tager fejl."
Potansiyel olarak gelecek yıllarda video analizlerinin teknolojik imkanlarla daha da artacağı anlaşılmaktadır.Det forlyder at mere audio- og videomateriale vil blive gjort tilgængeligt i fremtiden.
Caminin duvarına kazınan bir yazıdan 1311 yılında yapıldığı anlaşılmaktadır.Der er dokumentation for, at der afholdtes marked på stedet i 1119.
Oğlunu birkaç yıl büyük annesi Livia'ya bıraktığı anlaşılmaktadır.Det ser ut til at hun satte sønnen bort til farmoren Livia over en periode på flere år.
Ancak aralarında sık yanlış anlaşılma olur ve en sonunda nişanlanırlar.De søker alt oftere hverandres selskap og forlover seg til slutt.
Bu isteğinin sebebinin dini değil siyasi olduğu anlaşılmaktadır.Begrunnelsen var politisk, ikke religiøs.
En azından Rumca ve Latince edebiyat dallarında oldukça sağlam bilgi birikimine sahip olduğu anlaşılmaktadır.Likevel er det åpenbart at romernes latinske litteratur inneholder langt færre litterære nyvinninger.
Şiirin kapalı olmaması, kolay anlaşılması daima istenmiştir.For eksempel Jeg er lei av å alltid måtte rydde opp.

İlgili Sayfalar