anlaşılma ile cümle
anlaşılma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Obeyd yerleşmelerinin tarıma dayalı yerleşmeler olduğu anlaşılmaktadır.Plebejusze domagali się sprawiedliwego podziału ziemi.
Kuralların ve düzenlemelerin anlaşılmaması.Teorie i regulamin zna dobrze.
Harika çocuk olduğu o yıllarda anlaşılmaya başlandı.Od najmłodszych lat uważana była za wielką piękność.
Örneğin Tanrı'ya "Dios" değil "Dio" denir böylece çoğul anlaşılması engellenir.Powodem, dla którego nie nazywam tego bogiem, jest to, że nie chcę używać pojęć dualistycznych.
Soğuk algınlığının ekonomik etkisi, dünyanın birçok yerinde yeteri kadar anlaşılmamaktadır.Hur stora de ekonomiska konsekvenserna av förkylning är oklart i stora delar av världen.
Türk Birliği kavramı bütün Türk Dünyası'nda aynı anlaşılmamaktadır.Det är viktigt att påpeka att ordet dhikr inte uttalas likadant över hela den muslimska världen.
"Lüksemburg'un Eurovision'a geri dönmesi yanlış anlaşılma".Därmed är det inte klart om programmet ska komma tillbaka igen i framtida Eurovision.
Ancak yanlış tutum ve davranışları onun yanlış anlaşılmasına yol açmıştır.Deras handlingar och beteenden tolkas dock som onda.
P202 Bütün önlem ifadeleri okunup anlaşılmadan elleçlemeyin.Gå till steg 2 om inte alla noder är avsökta.
Ancak bir mucize eseri kim oldukları hemen anlaşılmaz.Vad de inte vet är att helvetet just har börjat.
Anadolulu kadın tüccarların genellikle köle ticareti yaptıkları belgelerden anlaşılmaktadır.Ibland beskrivs hur gifta kvinnor insisterade på försäljning.
Ayrıca belgenin Finlandiya'da yazıldığı anlaşılmaktadır.Läppomudden är en udde i Finland.
En az iki kez yenilendiği anlaşılmaktadır.Den har ombyggts två gånger.
Başa geçtikten sonra Roma'ya dönmediği anlaşılmaktadır.Innan det är avklarat så får han inte återvända till Rom.
Ancak kalenin ortaçağa kadar kullanıldığı anlaşılmaktadır.Denna borg lär ha använts så sent som på medeltiden.
"Kötü niyet" kavramı ise; anlaşılmaz ve soyut bir kavram olduğu için ispat edilmesi oldukça zordur.Benämningen rök är en skatteenhet som är svår att precisera och uträkna.
Kitabesinden 1609 yılında yaptırıldığı anlaşılmaktadır.Man vet att pjäsen framfördes vid hovet under julen 1606.
Bu tür hastaların konuşmaları anlaşılmayacak derecede karmaşıktır.Filosofernas funktion blir därmed mera oklar.
Deyimler kelimesi kelimesine çevrilce anlaşılmamaktadır.Varifrån uttrycket kommer är osäkert.
Tefhimu'l Kur'an, Kur'an'ı anlama/anlaşılması" anlamına gelmektedir.Наприклад: पढ़ना (parhnā) читати, вчити → पढ़(parh) читай, вчи!
Akademi ve Puşkin, hiyerogliflerden daha anlaşılmazdır.Академія і Пушкін не зрозуміліші від ієрогліфів.
Şiirlerinden, çok uzun yaşadığı anlaşılmaktadır.З листів поета видно, що жилося йому дуже важко.
Soğuk algınlığının ekonomik etkisi, dünyanın birçok yerinde yeteri kadar anlaşılmamaktadır.Економічні наслідки ГРВІ ще погано вивчені в більшості країн світу.
En az iki kez yenilendiği anlaşılmaktadır.Виріб щонайменше двічі перероблений.
Ancak daha sonra çöp çukuru olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır.Тому вони вирішують використовувати його як відро для сміття.
Göze hoş görünen deyimi yanlış anlaşılmamalı.І знаєте, я переживала через те, що погано виглядаю.
Kentin Asur metinlerinde geçen Huzirina olduğu anlaşılmaktadır.Як відзначали день міста у Лісках.
Sebeplerden biri filmin anlaşılmaz olmasıydı.По ряду причин фільм не був реалізований.
Yükselmenin hızı şimdi deniz seviyesi üzerinde kalmış olan eski plajlardan anlaşılmaktadır.Морські акумулятивні рівнини являють собою підняті над сучасним рівнем моря ділянки древнього морського дна.
Vardı, ama çok karanlık ve anlaşılmazdı.Історія ця дуже темна і неясна.
Bu nedenle 400 yıldan fazla bir tarihe sahip olduğu anlaşılmaktadır.За переказами, йому — понад 400 років.
Sözlerinden o kadına aşık olduğu anlaşılmaktadır.Вона розуміє що закохалась у нього.
Anlaşılması kolaydır.Це легко зрозуміти.
Bu yüzden anlaşılması diğer meselelere göre daha zordur.Через це Нао важко довіряти іншим.
Üstün zekasına rağmen sosyalleşmede oldukça zorlanan Sheldon, zaman zaman çevresi tarafından anlaşılmaz.Незважаючи на свій розум, Шелдон, як правило, поводиться невміло при контакті з іншими людьми.
Bu sahte arkadaşlar yanlış anlaşılmaya neden olabilir.При цьому льотчики не помічали помилкових дій.
Soğuk algınlığının ekonomik etkisi, dünyanın birçok yerinde yeteri kadar anlaşılmamaktadır.Ekonomický dopad nachlazení je ve většině zemí světa podceňován.
Bu adamın hapishaneden kaçan biri olduğu anlaşılmaktadır.Jednalo se o jedince, který unikl ze zajetí.
Bu sahte arkadaşlar yanlış anlaşılmaya neden olabilir.Vyvarujete se tak nedorozumění.
Ama bu iki durumu ayıran geçiş henüz anlaşılmamıştır.Jakým způsobem však dochází k rozhodnutí mezi těmito dvěma drahami není zatím jasné.
Alman sosyolog Max Weber, kapitalizmin tanımlayıcı niteliklerinin anlaşılmasında büyük bir etki yaratmıştır.Německý sociolog Max Weber rozlišoval mezi racionalitou hodnotovou a účelovou, která se řídí pouze účelem.
Büyük ihtimalle varlıklı bir aileye mensuptu ve açıkça iyi eğitim gördüğü anlaşılmaktadır.Pravděpodobně pocházela z urozené rodiny a měla dobré vzdělání.
Olaylar bu şekilde devam ederken, bir yanlış anlaşılma yüzünden Edward Bella'nın öldüğünü sanır.Dojde k nedorozumění, kvůli kterému Edward uvěří, že Bella je mrtvá.
Bu durum onların şiirlerinden anlaşılmaktadır.Tyto jeho životní postoje jsou patrné i v jeho básních.
Bu ise Buñuel'in orijinal el yazısı metinlerinden anlaşılmaktadır.Bývá mu neprávem připisováno autorství Budyšínského rukopisu.
Şüphesiz, Lebesgue integralinin anlaşılması hemen kolay bir kuram da değildir.Lze ukázat, že nekonečněrozměrná Lebesgueova míra neexistuje.
Harika çocuk olduğu o yıllarda anlaşılmaya başlandı.Od nejmladších let byla pokládána za mimořádnou krasavici.
Genel olarak bu oyun Shakespeare'in en silik ve anlaşılması zor olan oyunlarının başında gelmektedir.Obecně je hra pokládaná za jedno z jeho nejtemnějších a nejtěžších děl.
Daha sonraki olayları ise kendi duyduğu ve gördüğü şekilde aktardığı anlaşılmaktadır.Příští hodinu budeme řídit všechno, co uvidíte a uslyšíte.
Sözlerinden o kadına aşık olduğu anlaşılmaktadır.Vyčítá mu, že se vůbec do něho zamilovala.
Bu alanda, birçok alt-levhanın ya da kabuk blokların varlığı anlaşılmaktadır.Při odlivu se zde obnažují rozsáhlé oblasti písčin či bahna.
Soğuk algınlığının ekonomik etkisi, dünyanın birçok yerinde yeteri kadar anlaşılmamaktadır.Impactul economic al răcelii nu este foarte bine înțeles în cea mai mare parte a lumii.
Bunlar kendiliğinden olan sorunlar değildir, ancak anlaşılması oldukça zordur.Ele nu reflectă nemijlocit realitatea, sunt însă o dovadă a ei.
Aleksiad kitabından 1148 yılında hala yaşadığı anlaşılmaktadır.Luând în considerare datele din Alexiada putem deduce că încă trăia în 1148.
Termodinamiğin 2. Kuralının anlaşılmasını kolaylaşmıştır.Deci principiul al doilea al termodinamicii este satisfăcut.
1938 başından itibaren yapılan hukuksuzluklar yavaş yavaş anlaşılmaya başlandı.Cazematele construite începând cu 1938 erau mult mai puternice.
Mallarmé'ye göre kapalılık ve anlaşılmazlık şiirin özüdür.Defectul pe care și-l recunoaște Minculescu este sinceritatea.
Daha sonraki olayları ise kendi duyduğu ve gördüğü şekilde aktardığı anlaşılmaktadır.Pentru următoarea oră vom controla tot ceea ce ați vazut și auzit.
Bu gözlük paralel evrenler arasındaki boşluktan geçenlerin de anlaşılmasına olanak sağlamaktadır.Acestea se explică tot prin universurile paralele.
(Yanlış anlaşılma için özür dilerim.(Îmi pare rău pentru neînțelegere.