anlaşılma ile cümle

anlaşılma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Camii’nin kapı giriş üzerindeki Kitabeden anlaşılmaktadır.اهتمّ السخاوي بذكر ما في الباب من الأحاديث.
Geceleri sekiz adet mumla bu mekanın aydınlatıldığı anlaşılmaktadır.وكان هذا المكان يضاء ليلاً بثماني شمعات.
Daha sonraki olayları ise kendi duyduğu ve gördüğü şekilde aktardığı anlaşılmaktadır.كان هذا كل ما يمكنهم تذكره مما قيل وفعل.
Bunun yalnızca bir oyalama siyaseti olduğu anlaşılmaktadır.هذا أكثر من مجرد استراتيجية سياسية.
Olaylar bu şekilde devam ederken, bir yanlış anlaşılma yüzünden Edward Bella'nın öldüğünü sanır.وهناك سوء فهم يحدث، ويعتقد ادوارد ان بيلا ماتت.
Ancak kalenin ortaçağa kadar kullanıldığı anlaşılmaktadır.يعتقد أن القلعة كانت مأهولة بالسكان حتى القرن العشرين.
İkinci olarak tanrının kabul edilmesi gerekliliği anlaşılmalıdır.الفصل الثاني: في أن الله تعالى يصح أن يُرى.
Bu durum Wayronaların yan duvarlarının yer hizasında bulunan girintilerden anlaşılmaktadır.و قد فُهم من تجويف هذه المرحلة الموجودة في محاذاة مكان جدار الوايرون الجانبية.
Saldırının başarısız olacağının anlaşılmasından sonra gemisini karaya oturtup kaçmaya çalışır.وبعد وصولهم بفترة تتعرض سفينتهم للهجوم وينجحون في الهرب.
Doğum tarihi hakkında çeşitli kaynaklar olmakla birlikte 20 - 29 Ekim arasında olduğu anlaşılmaktadır.وأُختلف حول تاريخ ميلادها في العديد من المصادر المختلفة ويتراوح ما بين 20 أكتوبر و29 أكتوبر من عام1711.
Soğuk algınlığının ekonomik etkisi, dünyanın birçok yerinde yeteri kadar anlaşılmamaktadır.O impacto económico da constipação ainda está por estudar a nível mundial.
Dil oyunları genellikle çocuklar tarafından, konuşmaların anlaşılmaması için kullanılır.Jogos linguísticos são primariamente usados por crianças, para disguise sua fala dos outros.
Oğlunu birkaç yıl büyük annesi Livia'ya bıraktığı anlaşılmaktadır.É provável que o deixasse com a sua avó, Lívia, por alguns anos.
Aleksiad kitabından 1148 yılında hala yaşadığı anlaşılmaktadır.Através da "Alexíada", conclui-se que ainda estaria viva em 1148.
Bu alanda, birçok alt-levhanın ya da kabuk blokların varlığı anlaşılmaktadır.Nesta área, muitas sub-placas ou blocos da crosta terrestre foram encontrados.
İkinci olarak tanrının kabul edilmesi gerekliliği anlaşılmalıdır.Segundo decisão, em vez disso, deveriam agradecer a Deus.
Bu adamın hapishaneden kaçan biri olduğu anlaşılmaktadır.Neste era anunciado que uma prisioneira havia fugido da prisão.
Höyükteki ilk iskanın MÖ 6. binyıla dayandığı anlaşılmaktadır.Ela confirma que a planta que encontrou é o sexto espírito.
Vardı, ama çok karanlık ve anlaşılmazdı.Ele tinha, mas era muito obscuro.
Bu dönemde Arzava’nın bağımsızlık kazandığı anlaşılmaktadır.Nesse período Gandhi já sabia que a independência era questão de tempo.
Bu sahte arkadaşlar yanlış anlaşılmaya neden olabilir.Falsos amigos podem causar interpretações incorretas de um texto.
Ancak zeki olduğu kadar da anlaşılması zor birisidir.Você não pensará que é mais inteligente que nós.
Başur Höyük'ün de bu tip yerleşimlerden biri olduğu anlaşılmaktadır.O ator também afirmou que é importante que um lugar como esse exista.
Eski bir dini merkez olduğu anlaşılmaktadır.Era uma igreja de origem antiga.
Ama bu iki durumu ayıran geçiş henüz anlaşılmamıştır.A diferença entre os dois processos ainda é desconhecida .
Kayıtlarda Divanlardan özellikle Batı Karadeniz vilayetlerinde olduğu anlaşılmaktadır.Neste último, ocorreram inundações localizadas, especialmente nas partes ocidentais da província.
Kalenin, ilk surdan sonra yapıldığı anlaşılmaktadır.A caverna de El Castillo foi a que primeiro se descobriu deste conjunto.
Hücre oluşumu ve görevinin anlaşılması, tüm biyolojik bilimler için hayati değer taşır.Compreender a composição e o funcionamento das células é essencial para todas as ciências biológicas.
Romanda, bu paralel evrenlerde herhangi bir değişimin yapılabilip yapılamayacağı anlaşılmamaktadır.A razão de Parmênides deixava claro que nada pode mudar.
Ama kardeşler Brooklyn'in iblis efendisi olan Magnus Bane'e anlaşılmayan bir bağlantı bulur.Atualmente mantém um relacionamento com o Alto Feiticeiro do Brooklyn Magnus Bane.
Bu tarz etkiler iyi anlaşılmaz ve hatta genellikle reddedilir.Tais teorias são controversas e, geralmente, pouco aceitas.
Bu kaplardaki kemik kalıntıların incelenmesiyle çocuk mezarları olduğu anlaşılmaktadır.Lá eles vêem nos túmulos de fogo os hereges.
Soğuk algınlığının ekonomik etkisi, dünyanın birçok yerinde yeteri kadar anlaşılmamaktadır.De economische gevolgen van verkoudheid worden in een groot deel van de wereld onderschat.
Sözlerinden o kadına aşık olduğu anlaşılmaktadır.Men zegt dat hij op haar verliefd werd.
Fakat yaklaşık bir anlamla köyün koruyucu ruhu olduğu anlaşılmaktadır.De kern kreeg de status van beschermd dorpsgezicht.
Ancak burada az sayıdada olsa bazı ailelerin yaşadığı anlaşılmaktadır.Minder bekend is dat een aantal families erin slaagden te blijven.
Üzerindeki et henüz çürümeden buraya atıldığı anlaşılmaktadır.De prooi wordt eerst tussen de kaken verpletterd voordat deze wordt doorgeslikt.
Bu sahte arkadaşlar yanlış anlaşılmaya neden olabilir.Hierom kan dit leiden tot verkeerde interpretaties.
Parçalanmış arabanın durumundan içindekilerin sağlam çıkamayacakları anlaşılmaktadır.Hij onthult dat de wagen van de drie niet zomaar pech kreeg.
Matematiksel gösterim bir yana,integral dönüşümler arkasında alıştırma anlaşılmayı kolaylaştırır.Door ondertitels wordt de conversatie begrijpelijk.
Bunun sebepleri, birçok türün üzerinde çalışma yapılmadığı için henüz yeteri kadar anlaşılmamıştır.Dit komt doordat er over een groot aantal soorten nog vrijwel niets bekend is.
O eserler incelenmeli ve anlaşılmalıdır.Daarom moeten die objecten opgespoord en gevolgd worden.
Highlightlar ışık kaynağının konumunun ve yüzeylerin eğriselliğinin anlaşılmasını sağlarlar.De luminantie beschrijft de helderheid van grotere lichtgevende oppervlakken.
Bir drama konuşulursa, açık bir şekilde anlaşılmaz.Als er toch gesproken wordt is het onverstaanbaar.
Ancak aralarında sık yanlış anlaşılma olur ve en sonunda nişanlanırlar.Er gebeuren leuke en slechte dingen en uiteindelijk gaan ze trouwen.
P202 Bütün önlem ifadeleri okunup anlaşılmadan elleçlemeyin.P202 - "Pas gebruiken nadat u alle veiligheidsvoorschriften gelezen en begrepen heeft."
Soğuk algınlığının ekonomik etkisi, dünyanın birçok yerinde yeteri kadar anlaşılmamaktadır.Wpływ przeziębienia na ekonomię większej części świata pozostaje niejasny.
Bu yüzden anlaşılması diğer meselelere göre daha zordur.Łatwo zauważyć, że dla jednych języków postawiony problem jest wyraźnie łatwiejszy niż dla innych.
Basit örmeklerin anlaşılması teorinin modern halinin kullanılmasıyla epey basitleşmiştir.Bardzo prosta konstrukcja świątyni sprawia, że wygląda ona nowocześnie.
Sebeplerden biri filmin anlaşılmaz olmasıydı.Z niewiadomych przyczyn do realizacji filmu nie doszło.
Bunlarda edimsel amaç “önerme”den anlaşılmaz.Nie ma wyjaśnienia czym są te "zalecane działania".
Genç Pliny'nin Trajan'a yazdığı bir mektuptan Sinop'ta çok sayıda Hıristiyan'ın yaşadığı anlaşılmaktadır.Pliniusz Młodszy w liście do cesarza Trajana, pisze o chrześcijanach w Azji Mniejszej.
Bu nedenle bu uvertürün ancak eserin hepsinin hazırlanıp bitirildikten sonra bestelendiği anlaşılmaktadır.Wymaga się przy tym, by każdy obiekt tuż po utworzeniu był w pełni gotowy do użycia.
Ancak isminden alevi vatandaşların kurduğu anlaşılmaktadır.Nazwa została wymyślona przez Władysława Cywińskiego.
Bunlar kendiliğinden olan sorunlar değildir, ancak anlaşılması oldukça zordur.Trudno to zrozumieć, takie rzeczy, ale niestety!
Anlaşılmayan bir konuyu insan içinde tutmalıdır.Mężczyzna trzymał w niej niezachowany przedmiot.
Sözlerinden o kadına aşık olduğu anlaşılmaktadır.Pojmuje, że zakochała się w nim.
Anlaşılmamış bu ressamın yeteneğine inanan çok az sayıda insan vardır.Nie ufa urokowi niedoszłego malarza.
Dikkat çekici ve yanlış anlaşılmazdırlar.Jest pomysłowy i niepozorny.
Cehennemden, ebedi eziyet yeri değil, sadece bütün insanların girdiği mezar anlaşılmalıdır.Piekło oznacza po prostu grób, a nie miejsce wiecznych cierpień.

İlgili Sayfalar