anlaşılma ile cümle

anlaşılma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Mükemmel bir düşünce berbat bir dil yüzünden anlaşılmaz, okunmaz.En él se puede escuchar una magnífica interpretación de Non, je ne regrette rien.
Uzerindeki betimlemelerden aristokrat bir aileye ait oldugu anlaşılmaktadır.De todo lo que se haya apuntado, se hará una media aritmética.
Bunlarda edimsel amaç “önerme”den anlaşılmaz.No se dedicaban a «adivinar».
Bu yanlış anlaşılmayı düzeltmek adına sistem ve sınırların tanımına bakmak yeterli olacaktır.Como corrección a esta mala interpretación, hay que describir y apegarse a la definición de sistema y límite.
Buna karşılık “langue” kavramı kuramsal bir dil kavramı olarak anlaşılmaktadır.Es importante distinguir este sentido de "anáfora" del que tiene como término estrictamente lingüístico.
O eserler incelenmeli ve anlaşılmalıdır.Los hechos son asimilados y comprendidos.
Esperanto biliono, triliono vb. kelimeleri anlamları pek anlaşılmayacak şekilde kullanılıyor.El referente de Fotolog.com es tan potente que la palabra gold no se traduce.
"Lüksemburg'un Eurovision'a geri dönmesi yanlış anlaşılma".«Slovakia returns to Eurovision in 2009» (en inglés).
Daha sonraki olayları ise kendi duyduğu ve gördüğü şekilde aktardığı anlaşılmaktadır.La persona que observa debe decir luego lo que ha visto.
Bunlar kendiliğinden olan sorunlar değildir, ancak anlaşılması oldukça zordur.No voy a decir que es más duro que la cárcel, pero es difícil.
Bazen insan yanlış anlaşılmamak için yalan söylüyor.A volte le persone mentono per non essere fraintese.
Bu tamamen bir yanlış anlaşılmaydı.È stato tutto un malinteso.
Yanlış bir anlaşılma olmalı.Deve trattarsi di un malinteso.
Bu sahte arkadaşlar yanlış anlaşılmaya neden olabilir.Questi falsi amici possono essere causa di fraintendimenti.
AAU ve IOC görevlilerinin bu kuraldan haberi olmadığı ya da bilerek dikkate almadıkları anlaşılmaktadır.I funzionari dell'AAU e del CIO apparentemente ignoravano, o decisero di ignorare, questa regola.
P202 Bütün önlem ifadeleri okunup anlaşılmadan elleçlemeyin.P202 – Non manipolare prima di avere letto e compreso tutte le avvertenze.
Buna rağmen köyün ekonomik refahı anlaşılmaz bir şekilde yükseliş göstermiştir.Nonostante ciò la popolazione del villaggio non ha avuto una crescita vertiginosa.
Bu tür hastaların konuşmaları anlaşılmayacak derecede karmaşıktır.L'efficacia negli altri gruppi di pazienti sembra meno evidente.
Kimi zaman Kadının yaptıklarında/anlattıklarında samimi olup olmadığı anlaşılmamaktadır.Di Gundomaro, non si conosce se ebbe mogli e non si ha notizia di alcuna discendenza.
Bu ise Buñuel'in orijinal el yazısı metinlerinden anlaşılmaktadır.È colui che ha il manoscritto originale di Utopia.
Daha sonra yapılan açıklamada durum düzeltildi ve yanlış anlaşılmanın olduğu söylendi.Viene poi riassunta dopo aver chiarito i malintesi.
Ancak aralarında sık yanlış anlaşılma olur ve en sonunda nişanlanırlar.I due dopo ciò diventano molto intimi, e alla fine si fidanzano.
Bu durumun anlaşılması bardağı taşıran son damla oldu.Quella è stata davvero la goccia che ha fatto traboccare il vaso.
Deyimler kelimesi kelimesine çevrilce anlaşılmamaktadır.Le fonti non sono tuttavia d'accordo sul significato della parola.
Şüphesiz, Lebesgue integralinin anlaşılması hemen kolay bir kuram da değildir.L'integrale di Lebesgue può essere immediatamente esteso al caso di funzioni non semplici.
Ancak çekilme niyetinin hem kendi adamları, hem de Grekler tarafından anlaşılmasını istemiyordu.Anche il maestro ebbe a lagnarsi di lui non ca dei suoi professori di greco e latino.
Anlaşılmayan kalabalık insan gürültüsü olarak da tarif edilebilir.I testi sono volutamente incomprensibili per via del rumore.
Bu sebeple Rousseau anlaşılması güç bir düşünür olmuştur.Peccato però che anche Raimondo abbia avuto la stessa idea...
Yanlış anlaşılmanın sebebi olarak alıntılanan ifade, Romen dilinin ilk örneği olarak kabul edilmektedir.La prima soluzione, che appare ormai consolidata, rappresenta una anomalia nel contesto delle lingue romanze.
Daha sonraki olayları ise kendi duyduğu ve gördüğü şekilde aktardığı anlaşılmaktadır.Invece di conquistare viene conquistato da ciò che vede e ciò che sente.
Yüksek Almanca bilenler için anlaşılması zor bir lehçedir.La scrittura tedesca rende facile agli stranieri l'apprendimento del tedesco.
Bu kocaman bir yanlış anlaşılma.Всё это большое недоразумение.
Onun evinin bodrum katı sürekli su basıyor anlaşılmayan su sızıntısı yüzünden.Подвал его дома постоянно затоплен непонятными утечками воды.
Bir yanlış anlaşılma meydana geldi.Возникает недопонимание.
Bazen ağzından anlaşılmaz kelimeler çıkıyor.Иногда он произносит непонятные слова.
O bazen anlaşılması güç kelimeler telaffuz ediyor.Иногда он произносит непонятные слова.
Tom'a bir yanlış anlaşılma olmuş gibi görünüyor.Что касается Тома, здесь имело место недопонимание.
Yanlış anlaşılmadan kaçınmak için iletişim esnasında net terimsel ifadelerin kullanılması gerekiyor.Чтобы избежать недопонимания, нужно использовать точные термины.
Akademi ve Puşkin, hiyerogliflerden daha anlaşılmazdır.Академия и Пушкин непонятнее иероглифов.
Harika çocuk olduğu o yıllarda anlaşılmaya başlandı.С ранних лет он показал себя смышлёным ребёнком.
1566/1567 tarihinde kurulduğu anlaşılmaktadır.Построено в 1566/1567 годах.
Müslümanlar Allah’ın, Kur’an’ı bir öğüt olarak ve anlaşılması için indirdiğine inanır.Мусульмане верят, что Бог (Аллах) вечен, трансцендентен и не имеет сотоварищей (см. таухид).
Daha sonraki olayları ise kendi duyduğu ve gördüğü şekilde aktardığı anlaşılmaktadır.Автор пишет только о том, что видел и слышал сам.
Ama bu iki durumu ayıran geçiş henüz anlaşılmamıştır.Однако связь между этими двумя событиями окончательно не выяснена.
Fakat yaklaşık bir anlamla köyün koruyucu ruhu olduğu anlaşılmaktadır.Этот святой издавна считается покровителем деревни.
En az iki kez yenilendiği anlaşılmaktadır.И было принято решение о его сокращении чуть ли не в 2 раза.
Diğer bir deyişle bu yapıların birer açık hava tapınağı olduğu anlaşılmaktadır.На сохранившихся фотографиях очевидно, что это очень красивый храм.
Ancak burada az sayıdada olsa bazı ailelerin yaşadığı anlaşılmaktadır.Мы не знаем, действительно ли жили такие маленькие люди в наших краях.
Ama bir koşulla: Böylece sonunda gerçekten anlaşılmasını sağlamak adına” der.Он настаивал, что «þ» — это верное произношение для тех, кто заботится о своей речи и полностью понимает её.
Avustralya Grand Prix haftasonu başladığında, Brawn GP takımının şaka yapmadığı anlaşılmaya başladı.В первом Гран-при сезона стало очевидно доминирование команды «Brawn GP».
En azından 1694 yılında mevcut bulunduğu kayıtlardan anlaşılmaktadır.Упоминается в документах с 1699 года.
Bu bağlamda Çayönü, neolitikleşme sürecinin anlaşılmasında son derece önemli bulgular sağlamıştır.Лента четко установила размытые границы тогдашнего неореализма.
Diyabetik nöropatinin mekanizmaları yeterince anlaşılmamıştır.Механизм действия диазиридинов недостаточно изучен.
Ancak öyle olduğunun anlaşılmasını da anlayabiliyorum" demiştir.Но, по-видимому, он просто знал, что это его судьба».
Ürik asidi çökelten tetikleyiciler iyi anlaşılmamıştır.Растерявшиеся сиделки от страха не знали, что делать.
Tüm paydaşlar tarafından verilerinde daha iyi anlaşılma ve fikir sağlanmasıdır.Комбинируйте и улучшайте любые идеи.
Vardı, ama çok karanlık ve anlaşılmazdı.Оно было, но очень мрачное.
Bu addan, İngilizlere dost olanların kurduğu bir dernek anlaşılmasın.Неудивительно, что для местной бедноты попасть на службу к англичанам стало пределом мечтаний.
Soğuk algınlığının ekonomik etkisi, dünyanın birçok yerinde yeteri kadar anlaşılmamaktadır.إنّ الأثر الاقتصاديّ للزُكام غير مَفهوم بوضوح في أرجاء كثيرة من العالم.
Örneğin sebebi bilinmeyen bir ateşin anlaşılmasında yardım istenebilmektedir.توفيرها لما يعرف بالنيران غير المباشرة.

İlgili Sayfalar