anlaşılma ile cümle

anlaşılma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Vardı, ama çok karanlık ve anlaşılmazdı.Es war so dunkel, so schimpflich unklar.
Bazıları ise, Çin odası sisteminin tam olarak anlaşılması için, sistemi açıklamışlardır.Manche erklären etwa, dass das chinesische Zimmer als Gesamtsystem tatsächlich Chinesisch verstehen würde.
Büyük ihtimalle varlıklı bir aileye mensuptu ve açıkça iyi eğitim gördüğü anlaşılmaktadır.Er stammte wahrscheinlich aus wohlhabender griechischer Familie und war offenbar sehr belesen.
Deyimler kelimesi kelimesine çevrilce anlaşılmamaktadır.Über die Bedeutung dieses Wortes sind die Linguisten uneinig.
Eski bir dini merkez olduğu anlaşılmaktadır.Es scheint sich um ein altes Zeremonialzentrum gehandelt zu haben.
Özellikle ikincisinin etkileri filmden de anlaşılmaktadır.Vor allem überzeuge die zweite Episode des Films.
Dikkat çekici ve yanlış anlaşılmazdırlar.Sie sind unbehaart und unauffällig gerippt.
Bundan da büyük bir isyan planlandığı anlaşılmaktadır.Man rechnete demnach mit einem großflächigen Aufstand.
Üzerindeki et henüz çürümeden buraya atıldığı anlaşılmaktadır.Das Tier verweste daraufhin, bevor es für den Abtransport zerstückelt wurde.
Böylece Orta Tunç Çağı'nda yerleşmede kutsal bir mekanın bulunduğu anlaşılmaktadır.Bereits zur Zeit der heidnischen Esten soll sich dort ein heiliger Ort befunden haben.
Söyledikleri neredeyse hiç anlaşılmaz.Fast alles Gesagte ist unsicher.
Yabani sığırın da avlandığı anlaşılmaktadır.Offenbar wird die Art auch zum Verzehr gejagt.
En azından 1694 yılında mevcut bulunduğu kayıtlardan anlaşılmaktadır.Hier sind seine Wirkungsdaten im Jahr 1693 belegt.
Bu sahte arkadaşlar yanlış anlaşılmaya neden olabilir.Doch die Geistern können das Missverständnis aufklären.
Bu durum onların şiirlerinden anlaşılmaktadır.Bekannt wurde sie durch ihre Gedichte.
Yaşamın değeri anlaşılmalı ve bu değer yüceltilmelidir.Sein Leben erhält einen Sinn, es wird lebenswert.
Bu hamamların yalnız temizlik için değil, zevk ve eğlence için de yapıldığı anlaşılmaktadır.Hier geht es nicht um Religiosität, sondern nur um Spaß und Erfüllung.
Bunlarda edimsel amaç “önerme”den anlaşılmaz.Man kann über dieses „Ich denke“ keine inhaltlichen Aussagen machen.
Karanlık enerjinin varlığı başka yollarla da anlaşılmaktadır.Die anregende Energie kann auf unterschiedlichen Energieformen zur Lichtquelle führen.
Ancak daha sonra çöp çukuru olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır.Später war er als Löschwasserteich in Nutzung.
Harker'ın vampir olduğunun anlaşılmasıyla olaylar daha karmaşık bir hâl alır.Als sie erfährt, dass Angel ein Vampir ist, führt dies zu Konflikten.
Bu yüzden anlaşılması diğer meselelere göre daha zordur.Dies sei wichtiger, als einzelne Dinge zu verstehen.
Bu katın yangın geçirmiş olduğu anlaşılmaktadır.Damit stand fest, dass die Holzladung brannte.
Bu durumun anlaşılması bardağı taşıran son damla oldu.Das ist die klare Schlussfolgerung dessen, was auf der Leinwand gezeigt wurde ...
Bu adamın hapishaneden kaçan biri olduğu anlaşılmaktadır.Dieser hat mit einem Komplizen die Flucht aus dem Gefängnis geplant.
Genel olarak höyüğün Geç Kalkolitik Çağ'dan Demir Çağı'na kadar iskan gördüğü anlaşılmaktadır.Das erklärt sich dadurch, dass am Ende der Eiszeit das Land tiefer lag als heute.
Uygulamalı dil bilimi hiçbir şekilde dil biliminin homojen alt alanı olarak anlaşılmamalıdır.Eine Wissenssoziologie etwa ist ohne sprachsoziologische Grundlage nicht denkbar.
Bu öz ayarlanmanın düzeneği tam olarak anlaşılmamaktadır.Seine genaue Einordnung ist unsicher.
Harika çocuk olduğu o yıllarda anlaşılmaya başlandı.Bereits in jungen Jahren wurde er als großes Talent erkannt.
Salakça bir yanlış anlaşılma yüzünden uzun yıllar süren arkadaşlıkları bitti.Une stupide incompréhension a interrompu leur longue amitié.
Yanlış bir anlaşılma olmalı.C'est bien une incompréhension.
Ama bir koşulla: Böylece sonunda gerçekten anlaşılmasını sağlamak adına” der.Venez donc, vous saurez ! ».
Oğlunu birkaç yıl büyük annesi Livia'ya bıraktığı anlaşılmaktadır.Il semble qu'elle ait fini par le confier à sa grand-mère Livie.
Bu yüzden anlaşılması diğer meselelere göre daha zordur.Parce qu'il est plus difficile que partout ailleurs à conquérir.
Deyimler kelimesi kelimesine çevrilce anlaşılmamaktadır.Peu importe si le mot déformé devient équivoque.
Bu dönemde Arzava’nın bağımsızlık kazandığı anlaşılmaktadır.À partir de cette période, la Judée semble avoir gagné en autonomie.
Ayrıca belgenin Finlandiya'da yazıldığı anlaşılmaktadır.Cet article recense les statues équestres en Finlande.
Dikkat çekici ve yanlış anlaşılmazdırlar.C’est tellement stupide et incompréhensible.
Bu durum onların şiirlerinden anlaşılmaktadır.Cet engagement se retrouve dans sa poésie.
Şiirlerinden, çok uzun yaşadığı anlaşılmaktadır.Sa poésie a connu plusieurs périodes.
Esas olarak bir tümülüs olduğu düşünülerek kazıya girişilmiş olduğu anlaşılmaktadır.Tout ce que nous croyons connaître se trouve d’un seul coup chamboulé.
Çoğu el yapımı olmakla birlikte bazılarının yavaş dönen çarkta yapıldığı anlaşılmaktadır.Bien que montées à la main, certaines d'entre elles portent la trace de l'utilisation d'un tour lent.
Böylece, iletişim eksikliğinden kaynaklanan yanlış anlaşılmaların da ortadan kaldırıldığı bir süreç yaşanır.Ou la difficile communication sur un moyen de communication disparu.
Yerleşmenin ise 20 hektarlık bir alanı kapsadığı anlaşılmaktadır.Après sa fermeture, se pose la question de la reconversion de l'emprise de 20 hectares qu'elle occupe.
Ancak öyle olduğunun anlaşılmasını da anlayabiliyorum" demiştir.Je dirais oui, juste pour voir si elle en est capable».
Ancak, bazen anlaşılmaz bir kavgadır.Une relation parfois conflictuelle.
Ortalama ömürün 29 – 30 yıl olduğu anlaşılmaktadır.La maladie débute en moyenne vers l'âge de 29-30 ans.
Anadolulu kadın tüccarların genellikle köle ticareti yaptıkları belgelerden anlaşılmaktadır.Les maîtresses blanches quant à elles prostituent souvent leurs esclaves.
Esas yerleşmenin ise bir Erken Tunç Çağı yerleşmesi olduğu anlaşılmaktadır.En même temps, la mouluration ronde indique une période de construction plus précoce.
Ne var ki 'Naif Ressam' tanımlaması bizde yanlış anlaşılmaktadır.Pour lui, la notion d'énoncé analytique est mal définie.
Bunlardan birisi gayrimüslim, üç tanesi ise Müslümanlara ait olduğu anlaşılmaktadır.Aucun de ceux-ci ne s'est couché, seulement trois d'entre eux sont sortis de leurs rails.
Buradan mahallenin orijinal isminin "Ellibaş" olduğu anlaşılmaktadır.C'est là l'origine du nom de la ville, Modesto.
Üstün zekasına rağmen sosyalleşmede oldukça zorlanan Sheldon, zaman zaman çevresi tarafından anlaşılmaz.À cause de son passé douloureux, Kaoru s'est toujours senti assez exclu de la société.
Kitabesinden 1609 yılında yaptırıldığı anlaşılmaktadır.Ce livret paraît en 1609.
EULA-nın, müşteriler için anlaşılması zor ve belirsizdir.El EULA es muy difícil de entender por los clientes.
Bu itibarla makamın tertip tarihinin (elimizde bulunan eserlere göre) eski olmadığı anlaşılmaktadır.No os convirtáis en noticias antiguas.
Vardı, ama çok karanlık ve anlaşılmazdı.Lo tenía, pero era muy oscuro.
AAU ve IOC görevlilerinin bu kuraldan haberi olmadığı ya da bilerek dikkate almadıkları anlaşılmaktadır.Sin embargo, los oficiales del AAU y el COI desconocían esta regla o decidieron ignorarla.
Kompleks, determinstik moleküler nanoteknolojinin rüyası anlaşılmazlığını sürdürecektir.El sueño de un complejo, la nanotecnología molecular determinista sigue siendo difícil de alcanzar.
Neolitik yerleşimin, uzun mesafelerle kültürel bağları olduğu anlaşılmaktadır.Por los elementos culturales hallados se estima un activo comercio con zonas lejanas.

İlgili Sayfalar