anlaşılma ile cümle

anlaşılma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Bu çekingenlik Arkadi ile birbirlerine duydukları aşkın geç anlaşılmasına sebep olmuştur.而這膽怯最後令她和阿爾卡狄的愛情也慢慢認識自己。
Montaj aşamasındayken Rıza Kocaoğlu, Şenol'un repliklerinden bir şey anlaşılmadığını belirtti.本篇中,小丑有提起他的起源記憶是不肯定的。
Yüksek Almanca bilenler için anlaşılması zor bir lehçedir.對於已知曉英語的學習者來說不太困難。
Örneğin %5 eğimli bir yol dendiği zaman yolun 100 metrede 5 metre yükseldiği anlaşılmalıdır.例如「5%」即表示每前進100米坡道就上昇/下降5米。
Bu bakımdan mahfil yerinin orijinal olduğu anlaşılmaktadır.由此觀點看來,因為地方足夠原始才能成為荒野。
Fakat genel kullanımda kol denilince her ikisi birden anlaşılmaktadır.然而在初的調解(駕御)之下,二人似乎終於能互相了解。
Yaşamın değeri anlaşılmalı ve bu değer yüceltilmelidir.值得人信賴是受到高度重視的珍貴特質。
16. yüzyıl, elektriğin yavaş yavaş anlaşılmaya başlandığı yüzyıl olmuştur.16世纪标志着对于电认知的开始。
Bir drama konuşulursa, açık bir şekilde anlaşılmaz.如果你要是寫語言,當然不會有問題。
Ama bir koşulla: Böylece sonunda gerçekten anlaşılmasını sağlamak adına” der.이 이(理)를 알아서 성경(誠敬)으로써 이것을 보존(存)할 뿐이다”라고 말하였다.
Gömülmekten çok bir çukura rastgele atıldıkları anlaşılmaktadır.이는 그가 무덤을 매우 치밀하게 도굴했음을 입증한다.
Fakat yaklaşık bir anlamla köyün koruyucu ruhu olduğu anlaşılmaktadır.따라서 마을 수호신 역할 보다 절의 경계를 표시하기 위해 세운 것으로 추측한다.
Ancak aralarında sık yanlış anlaşılma olur ve en sonunda nişanlanırlar.그러나 결말에 가서 결국 둘은 맺어지게 된다.
Ancak tugayın dört taburunun da yanlış anlaşılmalar nedeniyle yanlış yönde yürüyüşe geçmiştir.그 때문에, 악의 길 안에서도 동료의 4명이 불행하게 안 되게 넓은 시점에서 지켜보고 있다.
Tefhimu'l Kur'an, Kur'an'ı anlama/anlaşılması" anlamına gelmektedir.계시(啓示)는 사람의 지혜로 알 수 없는 진리를 신(神)이 가르쳐 알게 함을 말하는 종교 용어이다.
Böylece, tüm sonraki blokların değişmesi ve ağın anlaşılması dışında kayıt geriye dönük olarak değiştirilemez.일단 기록이 이루어지면 그 블록의 데이터는 모든 후속 블록의 변경 없이는 소급하여 변경될 수 없다.
Ezeli ve ebedi olan Tanrı, düşüncelerle anlaşılmaz.그가 보기에 하나님의 사랑과 용서는 무조건적이다.
Ammuna'nın tahtta tam olarak ne kadar kaldığı belli değildir ancak eceliyle öldüğü anlaşılmaktadır.디오판토스가 정확히 언제 태어나고 언제 죽었는지는 명확하지 않지만, 그가 죽었을 때의 나이는 정확히 알 수 있다.
Bu bilgilerden surların bu tarihte inşa edilmiştir bunun olduğu için anlaşılmaktadır.이 추족을 교화한 고사로 알려진 오봉 신화는 이 시기에 만들어진 것이다.
Ancak, bazen anlaşılmaz bir kavgadır.사소한 일로 가끔 싸우기도 한다.
Üzerindeki et henüz çürümeden buraya atıldığı anlaşılmaktadır.그래서 그는 그가 플라스크 안에 들어 있었을 지 모르는 미생물들이 모두 박멸되었다는 확신을 얻을 때까지 고기 국물을 가열했다.
Cis-NAT'ların düzenleyici rolünün arkasındaki moleküler mekanizmalar şu anda iyi anlaşılmamıştır.고전적인 켈러 미분의 이론은 양의 표수에서 잘 작동하지 않는다.
Kolektivizm: Halkın kitle olarak anlaşılması.פרסום: המנהג ידוע לציבור.
Göze hoş görünen deyimi yanlış anlaşılmamalı.אני לא רוצה להישמע צדקני...
Söyledikleri neredeyse hiç anlaşılmaz.הבעיה היא שבקושי שומעים אותם.
Hücre oluşumu ve görevinin anlaşılması, tüm biyolojik bilimler için hayati değer taşır.ההבנה של מבנה התא והדרך שבה תאים פועלים יסודית לכל ענפי הביולוגיה.
Bunun nedeni, müsabakalarda atıcının nişancılığı çok ileri seviyelere getirdiğinin anlaşılması amaçlanmıştır.תשובה זו נועדה להסתיר את העובדה שהוא למעשה נורה בעכוז.
Örneğin sebebi bilinmeyen bir ateşin anlaşılmasında yardım istenebilmektedir.כמובן שמדובר באופן שאין חשש שהאש החשופה תגרום לשריפה.
Bunlar kendiliğinden olan sorunlar değildir, ancak anlaşılması oldukça zordur.אני זוכר שלא זו בלבד שהוא נראה מודאג אלא שהיה מדוכדך מאוד.
Oğlunu birkaç yıl büyük annesi Livia'ya bıraktığı anlaşılmaktadır.עוקביו הבינו שהכוונה היא לבת זוגו מזה מספר שנים, לילית.
Vardı, ama çok karanlık ve anlaşılmazdı.Имаше, но беше малко мрачно и неясно.
Kuralların ve düzenlemelerin anlaşılmaması.А не заповеди и разпоредби.
Sözlerinden o kadına aşık olduğu anlaşılmaktadır.В него признава, че е влюбена в него.
Söyledikleri neredeyse hiç anlaşılmaz.Понякога речта е почти неразбираема.
Maç sırasında yanlış anlaşılma üzerine yine Owens ve Jericho'nun arası bozuldu.По време на мача приятелството между Оуенс и Джерики отново се разваля.
Ancak aralarında sık yanlış anlaşılma olur ve en sonunda nişanlanırlar.Двамата много често се карат, но все пак се женят.
Bu yanlış anlaşılmaya hırçın mizacı elbette katkı yapmış olmalı.Явно версията за зла умисъл е издържала.
Dört yapı evresinden üçünün yangın geçirdiği anlaşılmaktadır.Едва четири сгради оцеляват като по чудо в пожара.
Bu adamın hapishaneden kaçan biri olduğu anlaşılmaktadır.Появяват се слухове, че той е успял да избяга от затвора.
Soğuk algınlığının ekonomik etkisi, dünyanın birçok yerinde yeteri kadar anlaşılmamaktadır.Utjecaj prehlade na gospodarstvo u većini svijeta nije dovoljno shvaćen.
Kış boyunca Grek ittifakında bazı gerilimler olduğu anlaşılmaktadır.Tijekom zime činilo se kako postoje nesuglasice među grčkim saveznicima.
Gerçek niyetinin anlaşılması sonrası hemen sonra Polat Alemdar tarafından öldürülür.I koliko će se još smrti dogoditi prije nego što Poirot otkrije ubojicu?
Geç Demir Çağı yerleşiminin Ahameniş Dönemi yerleşimi olduğu anlaşılmaktadır.Mlađe željezno doba predstavlja zadnji period naseljenosti ovog područja.
O eserler incelenmeli ve anlaşılmalıdır.Svi ti podaci moraju biti uvjereni i prihvaćeni.
Olaylar bu şekilde devam ederken, bir yanlış anlaşılma yüzünden Edward Bella'nın öldüğünü sanır.Nakon što se dogodi nesporazum Edward povjeruje kako je Bella mrtva.
İsimlerinden anlaşılmasa da aralarında Hristiyan ve Müslüman olanları vardır.Uviedol, že niesu problémy ani s kresťanmi ani s moslimami.
Vardı, ama çok karanlık ve anlaşılmazdı.Dej bol príliš ponurý a nejasný.
Yazdıklarından, ona yönelik karşılık göremediği bazı duygular beslediği anlaşılmaktadır.Nemôže si domyslieť a doplniť to, čo sa mu zdá, že chýba.
Harika çocuk olduğu o yıllarda anlaşılmaya başlandı.Od mladého veku vynikal ako výborný rečník.
XV. yüzyılda mahallenin Yenişehire bağlı olduğu anlaşılmaktadır.V 15. storočí bolo určené, pre ktoré mestá je určený tavernikálny súd.
Bu evrede tabanın beş kez sıvandığı anlaşılmaktadır.Z toho jasne vyplýva, že náš cyklus bude mať 5 opakovaní.
Bu yüzden anlaşılması diğer meselelere göre daha zordur.Ako je to však pri iných postavách už interpretujeme ťažšie.
En azından 1694 yılında mevcut bulunduğu kayıtlardan anlaşılmaktadır.Konštatovať to môžeme na základe dokumentov z roku 1674.
Soğuk algınlığının ekonomik etkisi, dünyanın birçok yerinde yeteri kadar anlaşılmamaktadır.Ekonomskega vpliva prehlada se v večjem delu sveta ne razume dobro.
Ağır düz damlar için ahşap dikmeler kullanıldığı anlaşılmaktadır.Za kurjavo se uporabljajo trde vrste lesa.
Fakat anlaşılması kolaydır.Besedilo je enostavno za razumevanje.
Bu kalkan benzeri davranışın nedeni iyi anlaşılmamıştır.Vzrok za takšno obnašanje ni znan.
Büyük ihtimalle varlıklı bir aileye mensuptu ve açıkça iyi eğitim gördüğü anlaşılmaktadır.Izhajal je iz ugledne in bogate družine, kar mu je omogočilo dobro izobrazbo.
Vardı, ama çok karanlık ve anlaşılmazdı.Slika je temna, vendar bleščeča.
Alman sosyolog Max Weber, kapitalizmin tanımlayıcı niteliklerinin anlaşılmasında büyük bir etki yaratmıştır.Nemški sociolog Max Weber je v kalvinizmu prepoznal izvor ti. duha kapitalizma (nem.

İlgili Sayfalar