anlıyorlar ile cümle
anlıyorlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Bu kültüre dahil olmayı böyle anlıyorlar.Este modul în care înțeleg ei accesul la această cultură.
Bu kültüre dahil olmayı böyle anlıyorlar.Het is wat zij onder toegang tot deze cultuur verstaan.
Bu kültüre dahil olmayı böyle anlıyorlar.그게 그들이 이 문화를 이용한다는 것을 이해하는 방식입니다.
Bu kültüre dahil olmayı böyle anlıyorlar.Számukra ezt jelenti a kultúrához való hozzáférés.
Bu kültüre dahil olmayı böyle anlıyorlar.Tak rozumieją dostęp do tej kultury.
Bu kültüre dahil olmayı böyle anlıyorlar.Takto oni chápou přístup k této kultuře.
Bu kültüre dahil olmayı böyle anlıyorlar.Έτσι αντιλαμβάνονται την πρόσβαση στον πολιτισμό.
Bu kültüre dahil olmayı böyle anlıyorlar.Така те разбират достъпа си до културата.
Bu kültüre dahil olmayı böyle anlıyorlar.Это то, как они понимают причастность к культуре.
Bu kültüre dahil olmayı böyle anlıyorlar.זוהי מבחינתם הדרך לגשת לתרבות זו.
Bu kültüre dahil olmayı böyle anlıyorlar.وهي الطريقة التي ييضيف بها هؤلاء - الاطفال - إلى الثقافة اليوم
Bu kültüre dahil olmayı böyle anlıyorlar.ほんの少しですが、例をご覧ください
Bunların değiştirilmesi, sorgulanması, yenilenmesi gerektiğini anlıyorlar.A chápou, že je potřeba je zpochybnit, změnit a reformovat.
Bunların değiştirilmesi, sorgulanması, yenilenmesi gerektiğini anlıyorlar.Capiscono di doverle cambiare, mettere in discussione e riformare.
Bunların değiştirilmesi, sorgulanması, yenilenmesi gerektiğini anlıyorlar.Chápu, že by mali byť zmenené, diskutované a reformované.
Bunların değiştirilmesi, sorgulanması, yenilenmesi gerektiğini anlıyorlar.Compreendem que ela tem de ser alterada, questionada e reformada.
Bunların değiştirilmesi, sorgulanması, yenilenmesi gerektiğini anlıyorlar.Entienden que hay que hacer cambios, cuestionamientos y reformas.
Bunların değiştirilmesi, sorgulanması, yenilenmesi gerektiğini anlıyorlar.És megértik, hogy változtatni kell, megvitatni és megreformálni.
Bunların değiştirilmesi, sorgulanması, yenilenmesi gerektiğini anlıyorlar.Et ils comprennent qu'ils ont besoin d'être changés, questionnés et reformés.
Bunların değiştirilmesi, sorgulanması, yenilenmesi gerektiğini anlıyorlar.Họ hiểu rằng cần có sự thay đổi, cần đặt ra những câu hỏi và sự cải cách.
Bunların değiştirilmesi, sorgulanması, yenilenmesi gerektiğini anlıyorlar.그리고 자신들이 바뀌어야 함을, 스스로를 의심하고 개혁해야 함을 이해합니다.
Bunların değiştirilmesi, sorgulanması, yenilenmesi gerektiğini anlıyorlar.Mereka mengerti semua itu perlu diubah, dipertanyakan dan direformasi.
Bunların değiştirilmesi, sorgulanması, yenilenmesi gerektiğini anlıyorlar.Și înțeleg că tradiția trebuie schimbată, pusă în discuție și reformată.
Bunların değiştirilmesi, sorgulanması, yenilenmesi gerektiğini anlıyorlar.Und sie verstehen, dass sie geändert and hinterfragt und verbessert werden müssen.
Bunların değiştirilmesi, sorgulanması, yenilenmesi gerektiğini anlıyorlar.Wiedzą, że muszą być ona zmieniona, przedyskutowana, zreformowana.
Bunların değiştirilmesi, sorgulanması, yenilenmesi gerektiğini anlıyorlar.Ze begrijpen dat ze veranderd moeten worden, in vraag gesteld en hervormd moeten worden.
Bunların değiştirilmesi, sorgulanması, yenilenmesi gerektiğini anlıyorlar.Και καταλαβαίνουν ότι πρέπει τα ζητήματα αυτά να αλλάξουν, να αμφισβητηθούν και να αναθεωρηθούν.
Bunların değiştirilmesi, sorgulanması, yenilenmesi gerektiğini anlıyorlar.И они понимают, что они должны быть изменены, подвержены критике и реформированы.
Bunların değiştirilmesi, sorgulanması, yenilenmesi gerektiğini anlıyorlar.И разбират, че те се нуждаят от промяна, от обсъждане, от реформиране.
Bunların değiştirilmesi, sorgulanması, yenilenmesi gerektiğini anlıyorlar.І вони розуміють, що їх потрібно змінити, переглянути і реформувати.
Bunların değiştirilmesi, sorgulanması, yenilenmesi gerektiğini anlıyorlar.והם מבינים שצריך להיות ביקורתיים כלפי בעיות אלה ולשנות אותן.
Bunların değiştirilmesi, sorgulanması, yenilenmesi gerektiğini anlıyorlar.وقد استوعبوا ان تلك التقاليد يجب ان يعاد تشكيلها
Bunların değiştirilmesi, sorgulanması, yenilenmesi gerektiğini anlıyorlar.そして、またヨーロッパを参考とし
Bu tam olarak aynı kavram. Ancak tekrar, bazen ekonomistler yanlış anlıyorlar.Es exactamente el mismo concepto, pero a veces, los economistas lo entienden mal.
Bu temel sorumlulukları arkasında özgürlük anlıyorlar.Κατανοούν αυτές τις βασικές ευθύνες του πίσω από την ελευθερία.
Çünkü bazı insanlar altyazıların bir çeşit tezat yarattığını anlıyorlardı.왜냐하면 어떤 사람들은 실시간 자막이 어떤 면에서는 사실 모순이라는 걸 알거든요.
Çünkü bazı insanlar altyazıların bir çeşit tezat yarattığını anlıyorlardı.Omdat er enkele mensen zijn die begrijpen dat live ondertiteling een oxymoron is.
Çünkü bazı insanlar altyazıların bir çeşit tezat yarattığını anlıyorlardı.Parce qu'il y a des personnes qui comprennent que le sous-titrage en direct est une espèce d'oxymore.
Çünkü bazı insanlar altyazıların bir çeşit tezat yarattığını anlıyorlardı.Pentru că sunt oameni care înţeleg că subtitrarea în direct e un fel de oximoron.
Çünkü bazı insanlar altyazıların bir çeşit tezat yarattığını anlıyorlardı.Porque hay algunas personas que entenderían los subtítulos en vivo como una especie de oxímoron.
Çünkü bazı insanlar altyazıların bir çeşit tezat yarattığını anlıyorlardı.Επειδή υπάρχουν μερικοί άνθρωποι που καταλαβαίνουν ότι οι ζωντανοί υπότιτλοι είναι κάτι οξύμωρο.
Çünkü bazı insanlar altyazıların bir çeşit tezat yarattığını anlıyorlardı.Защото някой хора разбират субтитрите на живо като някакъв оксиморон.
Çünkü bazı insanlar altyazıların bir çeşit tezat yarattığını anlıyorlardı.בגלל שישנם אנשים שמבינים שכתוביות בזמן אמת הם סוג של אוקסימורון (ניגוד).
Çünkü bazı insanlar altyazıların bir çeşit tezat yarattığını anlıyorlardı.لأن هناك بعض الناس الذين يفهمون ترجمات العيش هي نوع من مجرد تناقض فى اللغة.
Çünkü bazı insanlar altyazıların bir çeşit tezat yarattığını anlıyorlardı.一種の矛盾だと理解している人がいます 字幕というのは通常 誰かが後で付けるものだからです
Çünkü üçgenleri anlıyorlar ve kendi kendini destekleyen modeller sabit yapılar kurmada anahtardır.기하학적 구조들을 잘 알고 있기 때문입니다. 안정적인 구조물을 세우는데 핵심 사항이죠.
Çünkü üçgenleri anlıyorlar ve kendi kendini destekleyen modeller sabit yapılar kurmada anahtardır.ותבניות גיאומטריות המחזקות את עצמן הם המפתח לבניית מבנים יציבים.
Çünkü üçgenleri anlıyorlar ve kendi kendini destekleyen modeller sabit yapılar kurmada anahtardır.والأنماط الهندسية التي تعيد ضبط نفسها التي هي مفتاح بناء هياكل مستقرة.
Çünkü üçgenleri anlıyorlar ve kendi kendini destekleyen modeller sabit yapılar kurmada anahtardır.キーポイントになることを 知っているからです CEOたちは平均よりも少し良い結果を出しています
Daha sonra, süreç ilerledikçe, şunu anlıyorlar:이후 더 진행이 되면서, 더 많은 부분을 알게 됐죠
Daha sonra, süreç ilerledikçe, şunu anlıyorlar:Y luego, a medida que siguieron, lo entendieron.
Daha sonra, süreç ilerledikçe, şunu anlıyorlar:І потім, зазнавши кілька промахів, починають розуміти.
Daha sonra, süreç ilerledikçe, şunu anlıyorlar:وعندما تقبلوا الأمر، استوعبوا.
Daha sonra, süreç ilerledikçe, şunu anlıyorlar:価値提案とは商品の技術ではなく
En iyi enstitülerdeki en iyi kafalar genellikle onu yanlış anlıyorlar.Cele mai bune minţi în cele mai bune instituţii îl înţeleg greşit de obicei.
En iyi enstitülerdeki en iyi kafalar genellikle onu yanlış anlıyorlar.De knapste koppen in de beste instellingen hebben het meestal mis.
En iyi enstitülerdeki en iyi kafalar genellikle onu yanlış anlıyorlar.Die besten Köpfe in den besten Einrichtungen liegen in der Regel daneben.
En iyi enstitülerdeki en iyi kafalar genellikle onu yanlış anlıyorlar.가장 유명한 기관과 조직들의 가장 똑똑한 사람들도 일반적으로 미래를 잘못 예측하지요.
En iyi enstitülerdeki en iyi kafalar genellikle onu yanlış anlıyorlar.Las mejores mentes de las mejores instituciones normalmente no lo comprenden.
En iyi enstitülerdeki en iyi kafalar genellikle onu yanlış anlıyorlar.Le migliori menti nelle migliori intuizioni generalmente sbagliano.