anlıyorlar ile cümle

anlıyorlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
11
ORT. KELİME
Anlama açısından ise: insanlar gibi, diğer hayvanlar da yaşadıkları ve gezindikleri dünyayı anlıyorlar.Mitä ymmärrykseen tulee, monet eläi- met, ihmisten tavoin, ymmärtävät maailman, jossa ne asuvat ja elävät.
Anlama açısından ise: insanlar gibi, diğer hayvanlar da yaşadıkları ve gezindikleri dünyayı anlıyorlar.Stejně jako lidé i všechna mimolidská zvířata rozumějí světu, ve kterém žijí a pohybují se.
Anlama açısından ise: insanlar gibi, diğer hayvanlar da yaşadıkları ve gezindikleri dünyayı anlıyorlar.Tal como los humanos, muchos animales no-humanos entienden el mundo donde viven.
Anlama açısından ise: insanlar gibi, diğer hayvanlar da yaşadıkları ve gezindikleri dünyayı anlıyorlar.Для сравнения: не только люди, но и многие живые существа воспринимают мир, в который они живут и двигаются.
Anlama açısından ise: insanlar gibi, diğer hayvanlar da yaşadıkları ve gezindikleri dünyayı anlıyorlar.באשר לתפיסה, כמו האדם חיות לא-אנושיות רבות מבינות את העולם בו הן חיות ונעות.
Aynı zamanda ön sevişmenin gerçek şeyden önce yaptıkları 5 dakikalık bir şey olmadığını anlıyorlar.또한 전희는 진짜를 하기 5분 전에 하는 것이 아니라는 것을 압니다.
Aynı zamanda ön sevişmenin gerçek şeyden önce yaptıkları 5 dakikalık bir şey olmadığını anlıyorlar.Capiscono anche che i preliminari non sono qualcosa che si fa cinque minuti prima di tutto il resto.
Aynı zamanda ön sevişmenin gerçek şeyden önce yaptıkları 5 dakikalık bir şey olmadığını anlıyorlar.De förstår också att förspel inte börjar fem minuter före.
Aynı zamanda ön sevişmenin gerçek şeyden önce yaptıkları 5 dakikalık bir şey olmadığını anlıyorlar.De forstår også, at forspil ikke er noget man begynder på fem minutter inden den rigtige ting.
Aynı zamanda ön sevişmenin gerçek şeyden önce yaptıkları 5 dakikalık bir şey olmadığını anlıyorlar.Eles também entendem que os preliminares não é uma coisa que se faz 5 minutos antes da coisa a sério.
Aynı zamanda ön sevişmenin gerçek şeyden önce yaptıkları 5 dakikalık bir şey olmadığını anlıyorlar.He ymmärtävät myös, että esileikki ei ole jotain, mitä tehdään pari minuuttia ennen puuhailua.
Aynı zamanda ön sevişmenin gerçek şeyden önce yaptıkları 5 dakikalık bir şey olmadığını anlıyorlar.Họ cũng hiểu rằng màn dạo đầu không phải là một cái gi đó bạn làm 5 phút trước khi "trò chơi bắt đầu"
Aynı zamanda ön sevişmenin gerçek şeyden önce yaptıkları 5 dakikalık bir şey olmadığını anlıyorlar.Mai înţeleg şi că preludiul nu e ceva ce faci cu cinci minute înainte de actul sexual.
Aynı zamanda ön sevişmenin gerçek şeyden önce yaptıkları 5 dakikalık bir şey olmadığını anlıyorlar.Razumejo tudi, da predigra ni nekaj, kar počnemo pet minut pred pravo zadevo.
Aynı zamanda ön sevişmenin gerçek şeyden önce yaptıkları 5 dakikalık bir şey olmadığını anlıyorlar.Rozumieją że gra wstępna nie zaczyna się na 5 minut przed seksem,
Aynı zamanda ön sevişmenin gerçek şeyden önce yaptıkları 5 dakikalık bir şey olmadığını anlıyorlar.Sie wissen ebenfalls, dass man das Vorspiel nicht 5 Minuten vor dem Akt macht.
Aynı zamanda ön sevişmenin gerçek şeyden önce yaptıkları 5 dakikalık bir şey olmadığını anlıyorlar.Také chápou, že předehra není něco, co děláte pět minut než na to dojde.
Aynı zamanda ön sevişmenin gerçek şeyden önce yaptıkları 5 dakikalık bir şey olmadığını anlıyorlar.También entienden que la estimulación erótica no es algo que haces cinco minutos antes de la cosa real.
Aynı zamanda ön sevişmenin gerçek şeyden önce yaptıkları 5 dakikalık bir şey olmadığını anlıyorlar.Tisztában vannak azzal is, hogy az előjáték nem az, amit öt perccel az "igazi" dolog előtt csinál az ember.
Aynı zamanda ön sevişmenin gerçek şeyden önce yaptıkları 5 dakikalık bir şey olmadığını anlıyorlar.Ze begrijpen ook dat voorspel niet iets is wat je doet vijf minuten voor het echte ding.
Aynı zamanda ön sevişmenin gerçek şeyden önce yaptıkları 5 dakikalık bir şey olmadığını anlıyorlar.Καταλαβαίνουν επίσης ότι τα προκαταρκτικά δεν είναι κάτι που κάνεις πέντε λεπτά πριν από την πράξη.
Aynı zamanda ön sevişmenin gerçek şeyden önce yaptıkları 5 dakikalık bir şey olmadığını anlıyorlar.Знаят също, че любовната игра не е нещо, което се прави пет минути преди истинското нещо.
Aynı zamanda ön sevişmenin gerçek şeyden önce yaptıkları 5 dakikalık bir şey olmadığını anlıyorlar.Они также понимают, что прелюдия — это не то, чему посвящают пять минут перед основным делом.
Aynı zamanda ön sevişmenin gerçek şeyden önce yaptıkları 5 dakikalık bir şey olmadığını anlıyorlar.Також вони розуміють, що прелюдія не є чимось, що потрібно робити за 5 хвилин перед сексом.
Aynı zamanda ön sevişmenin gerçek şeyden önce yaptıkları 5 dakikalık bir şey olmadığını anlıyorlar.הם גם מבינים שהמשחק המוקדם איננו משהו שעושים חמש דקות לפני הדבר האמיתי.
Aynı zamanda ön sevişmenin gerçek şeyden önce yaptıkları 5 dakikalık bir şey olmadığını anlıyorlar.أنهم يفهمون أيضا أن المداعبة ليست شيئا تفعله خمس دقائق قبل الشيء الحقيقي.
Aynı zamanda ön sevişmenin gerçek şeyden önce yaptıkları 5 dakikalık bir şey olmadığını anlıyorlar.理解してます セックスの前戯は 前のオーガズムが終わったときから始まっています
Bazen insanlar eğim-kesen formunda daha iyi anlıyorlar, o zaman eğim-kesen formuna sokalım.때때로 사람들은 기울기-절편 꼴을 더 편하게 느낍니다
Bence eğitimli insanlar bunun bir kırılma noktasına geldiğini anlıyorlar.As pessoas que estudam sabem que a certa altura, assim... algo vai rebentar.
Bence eğitimli insanlar bunun bir kırılma noktasına geldiğini anlıyorlar.Ich denke, dass die gebildeten Leute merken, dass wir an einem Wendepunkt angekommen sind.
Bence eğitimli insanlar bunun bir kırılma noktasına geldiğini anlıyorlar.I think educated people realise that this is reaching a breaking point.
Bence eğitimli insanlar bunun bir kırılma noktasına geldiğini anlıyorlar.Jag tror att välutbildade människor inser att om det här fortsätter så kommer det att explodera.
Bence eğitimli insanlar bunun bir kırılma noktasına geldiğini anlıyorlar.La gente informata sa che si sta raggiungendo un punto di rottura.
Bence eğitimli insanlar bunun bir kırılma noktasına geldiğini anlıyorlar.Ludzie wykształceni rozumieją, że dochodzimy do krytycznego punktu.
Bence eğitimli insanlar bunun bir kırılma noktasına geldiğini anlıyorlar.Myslím, že vzdelaní ľudia si uvedomujú, že už to dosahuje kritickú hranicu.
Bence eğitimli insanlar bunun bir kırılma noktasına geldiğini anlıyorlar.Saya rasa, kaum terpelajar menyadari bahwa ini akan mencapai puncaknya
Bence eğitimli insanlar bunun bir kırılma noktasına geldiğini anlıyorlar.Szerintem a tanult emberek ráébrednek, hogy ez eléri a robbanáspontot.
Bence eğitimli insanlar bunun bir kırılma noktasına geldiğini anlıyorlar.Πιστεύω ότι οι μορφωμένοι γνωρίζουν ότι τα πράγματα έχουν φθάσει σε οριακό σημείο.
Bence eğitimli insanlar bunun bir kırılma noktasına geldiğini anlıyorlar.Информираните хора знаят, че се приближаваме към превратна точка.
Bence eğitimli insanlar bunun bir kırılma noktasına geldiğini anlıyorlar.Я думаю, образованные люди понимают, что мы достигли точки перелома
Bence eğitimli insanlar bunun bir kırılma noktasına geldiğini anlıyorlar.,אני חושבת שאנשים מלומדים מבינים שאנחנו מתקרבים .לנקודת שבירה
Bence eğitimli insanlar bunun bir kırılma noktasına geldiğini anlıyorlar.人々は "もう十分だ"と 目を覚ますと信じています
Bir dış duvar olduğu anlıyorlar Coloseum'un ayakta kalan bir parçasıBlijkt de buitenmuur, het resterende stuk, van het Colosseum.
Bir dış duvar olduğu anlıyorlar Coloseum'un ayakta kalan bir parçasıIl s'avère que c'est le mur extérieur qui reste, en partie, du Colisée.
Bir dış duvar olduğu anlıyorlar Coloseum'un ayakta kalan bir parçasıOkazuje się, że to zewnętrzna ściana, która jest częścią pozostałości Koloseum.
Bir dış duvar olduğu anlıyorlar Coloseum'un ayakta kalan bir parçasıResulta ser la pared exterior, parte de la que aún queda, del Coliseo.
Bir dış duvar olduğu anlıyorlar Coloseum'un ayakta kalan bir parçasıSe dovedește a fi peretele exterior, partea care a mai rămas din el, al Colosseumului.
Bir dış duvar olduğu anlıyorlar Coloseum'un ayakta kalan bir parçasıОбнаруживается, что это внешняя стена, оставшаяся от неё часть, Колизея.
Bir dış duvar olduğu anlıyorlar Coloseum'un ayakta kalan bir parçasıОказва се външната стена, останалата част от нея, на Колизеума.
Bir dış duvar olduğu anlıyorlar그 벽이란 게 알고보니 그건
Bir dış duvar olduğu anlıyorlarQuesto si rivela essere il muro esterno,
Bir dış duvar olduğu anlıyorlarמתברר שזה הקיר החיצוני-
Bir dış duvar olduğu anlıyorlarتبين انه الحائط الخارجي
Bir dış duvar olduğu anlıyorlarコロっセオ跡の外壁で
Bu kültüre dahil olmayı böyle anlıyorlar.C'est leur façon d'accéder à cette culture.
Bu kültüre dahil olmayı böyle anlıyorlar.Das ist es, wie sie als Zugang zu unserer Kultur verstehen.
Bu kültüre dahil olmayı böyle anlıyorlar.Det är så de förstår tillgången till kulturen.
Bu kültüre dahil olmayı böyle anlıyorlar.É assim que eles compreendem o acesso a esta cultura.
Bu kültüre dahil olmayı böyle anlıyorlar.È così che intendono l'accesso a questa cultura.
Bu kültüre dahil olmayı böyle anlıyorlar.Es la forma en la que ellos entienden el acceso a esta cultura.

İlgili Sayfalar