anlıyor ile cümle

anlıyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Birçoğu, insanların, bir kural olarak, tercih edebilecekleri özel bir bölge fikrini bütünüyle anlıyor.Molti capiscono in che senso una zona speciale che le persone possono scegliere, sia una regola.
Birçoğu, insanların, bir kural olarak, tercih edebilecekleri özel bir bölge fikrini bütünüyle anlıyor.Mulți din ei înțeleg în totalitate noţiunea de "zonă specială", pentru care oamenii pot opta ca regulă.
Birçoğu, insanların, bir kural olarak, tercih edebilecekleri özel bir bölge fikrini bütünüyle anlıyor.Varios de ellos entienden completamente la idea de una zona especial a la cual la gente pueda ir a vivir.
Birçoğu, insanların, bir kural olarak, tercih edebilecekleri özel bir bölge fikrini bütünüyle anlıyor.Velen van hen lopen warm voor een speciale zone waaraan mensen kunnen meedoen als regel.
Birçoğu, insanların, bir kural olarak, tercih edebilecekleri özel bir bölge fikrini bütünüyle anlıyor.Viel von denen haben die Idee der Sonderzonen verstanden, dass Leute an Regeln teilhaben können.
Birçoğu, insanların, bir kural olarak, tercih edebilecekleri özel bir bölge fikrini bütünüyle anlıyor.Wielu z nich świetnie rozumie zasadę specjalnej strefy, do której ludzie mogą się włączyć.
Birçoğu, insanların, bir kural olarak, tercih edebilecekleri özel bir bölge fikrini bütünüyle anlıyor.Багато з них чудово розуміють ідею спеціальної зони, до якої люди можуть долучатися як до правила.
Birçoğu, insanların, bir kural olarak, tercih edebilecekleri özel bir bölge fikrini bütünüyle anlıyor.Многие из них отлично понимают концепцию специальной зоны, в которой люди могут участвовать, как в правиле.
Birçoğu, insanların, bir kural olarak, tercih edebilecekleri özel bir bölge fikrini bütünüyle anlıyor.רבים מהם מקבלים לחלוטין את הרעיון של אזור מיוחד שאנשים יכולים להצטרף לשם כחוק.
Birçoğu, insanların, bir kural olarak, tercih edebilecekleri özel bir bölge fikrini bütünüyle anlıyor.كثير منهم مع فكرة وجود منطقة خاصة يمكن للناس ان تختارها كقاعدة.
Birçoğu, insanların, bir kural olarak, tercih edebilecekleri özel bir bölge fikrini bütünüyle anlıyor.人々が任意で参加するものであることを 完全に理解しています これはルールを変えるためのルールであって
Bir dış duvar olduğu anlıyorlar Coloseum'un ayakta kalan bir parçasıBlijkt de buitenmuur, het resterende stuk, van het Colosseum.
Bir dış duvar olduğu anlıyorlar Coloseum'un ayakta kalan bir parçasıIl s'avère que c'est le mur extérieur qui reste, en partie, du Colisée.
Bir dış duvar olduğu anlıyorlar Coloseum'un ayakta kalan bir parçasıOkazuje się, że to zewnętrzna ściana, która jest częścią pozostałości Koloseum.
Bir dış duvar olduğu anlıyorlar Coloseum'un ayakta kalan bir parçasıResulta ser la pared exterior, parte de la que aún queda, del Coliseo.
Bir dış duvar olduğu anlıyorlar Coloseum'un ayakta kalan bir parçasıSe dovedește a fi peretele exterior, partea care a mai rămas din el, al Colosseumului.
Bir dış duvar olduğu anlıyorlar Coloseum'un ayakta kalan bir parçasıОбнаруживается, что это внешняя стена, оставшаяся от неё часть, Колизея.
Bir dış duvar olduğu anlıyorlar Coloseum'un ayakta kalan bir parçasıОказва се външната стена, останалата част от нея, на Колизеума.
Bir dış duvar olduğu anlıyorlar그 벽이란 게 알고보니 그건
Bir dış duvar olduğu anlıyorlarQuesto si rivela essere il muro esterno,
Bir dış duvar olduğu anlıyorlarמתברר שזה הקיר החיצוני-
Bir dış duvar olduğu anlıyorlarتبين انه الحائط الخارجي
Bir dış duvar olduğu anlıyorlarコロっセオ跡の外壁で
Bir hayatı kurtarmak için bir kuralı çiğnemek, bu da aynı şey beni anlıyor musun?Saltarse una norma para salvar una vida, esto es lo mismo, ¿lo entiendes?
Bir kez kendimi kaybedip intikam ateşini yaktığım için bunu çok iyi anlıyorum.Anch'io una volta mi sono perso nelle fiamme della vendetta. Per questo lo capisco molto bene.
Bir kez kendimi kaybedip intikam ateşini yaktığım için bunu çok iyi anlıyorum.Hävisin kerran itsekin koston liekkeihin. Ymmärrän hyvin.
Bir kez kendimi kaybedip intikam ateşini yaktığım için bunu çok iyi anlıyorum.Jag har också känt hämndens flamma brinna. Jag förstår alltför väl.
Bir kez kendimi kaybedip intikam ateşini yaktığım için bunu çok iyi anlıyorum.Jeg har også følt hævnens flamme. Jeg forstår alt for godt.
Bir kez kendimi kaybedip intikam ateşini yaktığım için bunu çok iyi anlıyorum.Sabendo que uma vez me perdi, ardi nas chamas da vingança, compreendo tudo demasiado bem.
Bir kez kendimi kaybedip intikam ateşini yaktığım için bunu çok iyi anlıyorum.Sam się kiedyś zatraciłem w płomieniach zemsty, więc rozumiem to aż za dobrze.
Bir kez kendimi kaybedip intikam ateşini yaktığım için bunu çok iyi anlıyorum.Yo también me perdí entre las llamas de la venganza una vez, así que lo entiendo perfectamente.
Bir kez kendimi kaybedip intikam ateşini yaktığım için bunu çok iyi anlıyorum.Έχοντας κάποτε χαθεί, καιόμενος στις φλόγες της εκδίκησης το κατανοώ πολύ καλά.
Bir kez kendimi kaybedip intikam ateşini yaktığım için bunu çok iyi anlıyorum.Когда-то я потерял себя, сгорая в пламени мести, и я прекрасно это понимаю.
Bir parça ünitenin dışına çıkıyorum ama bence ne yaptığımı anlıyorsunuz. -Ik gebruik een hoop eenheden hier, maar ik hoop dat je begrijpt wat ik doe.
Bir parça ünitenin dışına çıkıyorum ama bence ne yaptığımı anlıyorsunuz. -단위를 썼다가 안썼다가 하는데 이해할 수 있을거라 생각합니다.
Bir parça ünitenin dışına çıkıyorum ama bence ne yaptığımı anlıyorsunuz. -Občas jednotky používám a občas ne, ale myslím, že chápete, co dělám.
Bir parça ünitenin dışına çıkıyorum ama bence ne yaptığımı anlıyorsunuz. -לפעמים אני כותב את היחידות, ולפעמים לא. אני חושב שאתם מבינים.
Bir parça ünitenin dışına çıkıyorum ama bence ne yaptığımı anlıyorsunuz. -اظن انني اقفز على الوحدات، ولكنني اعتقد انكم تفهمون ما افعل
Bir şey bulabilirsen, oldukça şişman bir dost kazanırsın. Ne dediğimi anlıyorsun değil mi?Cum am pus mâna pe el, e ca şi mort.
Bir şey bulabilirsen, oldukça şişman bir dost kazanırsın. Ne dediğimi anlıyorsun değil mi?عندما نمسكه سيكون ميت
Biz bir yol var burada Efendim çıkmaya gerek yok, anlıyorum. Ben under ..Abbiamo un vantaggio Tu non hanno bisogno di venire qui Signore, ho capito.
Biz bir yol var burada Efendim çıkmaya gerek yok, anlıyorum. Ben under ..Avem o să vă conducă nu au nevoie să iasă aici Stimate domn, am înţeles.
Biz bir yol var burada Efendim çıkmaya gerek yok, anlıyorum. Ben under .. Ben olacak여기서 경 나올 필요가 없습니다, 이해한다. 나는 팝언더 .. 나는 거예요
Biz bir yol var burada Efendim çıkmaya gerek yok, anlıyorum. Ben under .. Ben olacakלא צריך לבוא לכאן אדוני, אני מבין. אני אחוריים .. אני
Biz bir yol var burada Efendim çıkmaya gerek yok, anlıyorum. Ben under .. Ben olacak私は嫉妬深い男の子供だ理由です。あなたが持っている 良いママと涼しいです。
Biz bir yol var burada Efendim çıkmaya gerek yok, anlıyorum.Chúng tôi có một dẫn Bạn không cần phải đi ra ở đây Sir, tôi hiểu.
Biz bir yol var burada Efendim çıkmaya gerek yok, anlıyorum.Imamo vodi You ni treba, da pridejo ven sem Gospod, razumem.
Biz bir yol var burada Efendim çıkmaya gerek yok, anlıyorum.Kami telah memimpin Anda tidak perlu datang ke sini Pak, saya mengerti.
Biz bir yol var burada Efendim çıkmaya gerek yok, anlıyorum.Máme vás Nemusíte Poď sem, vážený pane, chápem.
Biz bir yol var burada Efendim çıkmaya gerek yok, anlıyorum.Máme vás Nemusíte Pojď sem, vážený pane, chápu.
Biz bir yol var burada Efendim çıkmaya gerek yok, anlıyorum.Mamy prowadzą nie trzeba się tu Panie, rozumiem.
Biz bir yol var burada Efendim çıkmaya gerek yok, anlıyorum.Nous avons une avance de vous n'avez pas besoin de venir ici Monsieur, je comprends.
Biz bir yol var burada Efendim çıkmaya gerek yok, anlıyorum.Olemme johtaa sinua ei tarvitse tulla tänne Sir, ymmärrän.
Biz bir yol var burada Efendim çıkmaya gerek yok, anlıyorum.Temos uma vantagem de Você não precisa vir aqui Senhor, eu compreendo.
Biz bir yol var burada Efendim çıkmaya gerek yok, anlıyorum.Tenemos una ventaja de usted no es necesario venir aquí Señor, entiendo.
Biz bir yol var burada Efendim çıkmaya gerek yok, anlıyorum.Van egy vezető You Nem kell, hogy jöjjön ki ide Uram, értem.
Biz bir yol var burada Efendim çıkmaya gerek yok, anlıyorum.Vi har et forspring du behøver ikke at komme ud her Sir, jeg forstår.
Biz bir yol var burada Efendim çıkmaya gerek yok, anlıyorum.We hebben een voorsprong U niet nodig om hier te komen uit meneer, ik begrijp het.
Biz bir yol var burada Efendim çıkmaya gerek yok, anlıyorum.Wir haben einen Vorsprung Sie brauchen nicht zu kommen, hier Sir, ich verstehe.
Biz bir yol var burada Efendim çıkmaya gerek yok, anlıyorum.Έχουμε ένα προβάδισμα Μπορείτε δεν χρειάζεται να βγει από εδώ κύριε, καταλαβαίνω.

İlgili Sayfalar