anlı ile cümle

anlı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Peki nasıl, bir kere daha, bu haldeki x'in bir sayıya eşit olduğunu anlıyoruz?So how, once again, do we get it in the form of x is equal to something?
Ve acı gerçek şu ki, anlıyorsunuz, her ülkede değil.And the bitter truth really is that, you know, not in many countries.
Umarım bunu kavramsal olarak da anlıyorsunuz, x'le çarpılan iki sayıyı toplamış olduk. -And if you think about it, all we really did (and hopefully you conceptually get it)
Anlıyorsun, İsrail'e git.You know, go to Israel.
Zaman içinde ayna malzemesini daha iyi anlıyor olacağım.As time goes on, I'm going to get to understand the mirror more
Anlının çatından vurdun! -Sadece birazcık...You shot him in the face!
Problemin ne derecede ciddi olduğunu anlıyor musunuz?Do you get how serious this problem is?
Niye bunun tepe noktası yani verteks olduğunu ve verteks formunun neden işe yaradığını anlıyacağız.We're going to understand why that is the vertex, why this vertex form is useful.
Bir parça ünitenin dışına çıkıyorum ama bence ne yaptığımı anlıyorsunuz. -I'm kind of jumping in and out of the units, but I think you get what I'm doing.
Ancak bir şeyler yanlış gittiğinde ailelerin çocukların gelişimindeki rolünü anlıyoruz.And it's only when it goes wrong that we start to realize the importance of families to children.
Yani mikrobloglar sayesinde, Çin gençliğini çok daha iyi anlıyoruz.So through microblogging, we are able to understand Chinese youth even better.
Bırakalım anlık mesajlaşma programları kullansınlar.Let them be on instant messengers.
Bunun nasıl olabileceğini anlıyorum.I understand how this could happen.
Şimdi umarım neden bunu yaptığımı anlıyorsunuzdur.Now, hopefully you'll see why I'm doing this.
O da devamlı büyük göğüsleri düşünüyor. Anlıyor musun?He's always looking big tits, because grow up that way you know what I mean?
- Hislerinizi anlıyoruz, değil mi Eve?- We know how it feels, don't we, Eve?
Köşeye sıkıştırdığım hayvanlar... Şimdi ne hissettiklerini anlıyorum.Those animals I cornered... now I know how they felt.
Bilirsin, onlar yerel banka yöneticileri, Ne iş yaptığını anlıyorum.You know, they have local bank managers that understand what the business is doing.
Neler söylediğinizi ve niye karşı çıktığınızı anlıyorum.I understand where you are coming from.
Yanlış yönlendirme deyince farklı bir yöne bakmayı anlıyoruz.Actually, kind of an evil way of approaching it.
Su anlamına geldiğini, anlıyor gibi görünüyorsunuzYou seem to understand the meaning of the water.
Bir anda, bir anlık parlar, tek değişen yeteneğimiz sonsuza kadar sürecek varlığımız.ln an instant, a radiant instant, one capable of changing our existence forever.
Size çok çok kısa anlık bir şey göstereceğim.I'm going to show you something for a very, very brief moment.
O anlık çekim, o bilgi, içinize daha önce girdi.That blip, that information, shot into you before that.
Ama ilk o anlık bakışın kölesisiniz.But you're a slave of that first flash.
Elbette, anlıyorum.Yeah, I can understand.
Yasalarca korunuyor, biz bunu anlıyoruz.It's very clear. The law ensures it, we understand it does.
Allah bilir Göller bölgesi havası diyince ne anlıyorlar.Goodness knows what they make of the Lake District weather.
Şempanzeler kadar iyi anlıyorlar mı mesela?Do they understand that as well as the chimps, for example?
Sizin de anlıyacağınız gibi bunu bir bilgisayar yapsa daha iyi olur.It very quickly becomes obvious to you that it's probably better for a computer to do this.
Benzer acıları yaşadığımız için, onu anlıyorum.I understand him since we have experienced similar suffering
Her birine ait erotik bir mesafe var ve bunu anlıyorlar.They understand that there is an erotic space that belongs to each of them.
Aynı zamanda ön sevişmenin gerçek şeyden önce yaptıkları 5 dakikalık bir şey olmadığını anlıyorlar.They also understand that foreplay is not something you do five minutes before the real thing.
Erotik boşluk-mesafenin başkaları ile yatmaya başlamak olmadığını da anlıyorlar.They also understand that an erotic space isn't about, you begin to stroke the other.
Erotik çiftler tutku mumlarını ve azalmalarını da anlıyor.Erotic couples also understand that passion waxes and wanes.
Bir anlığına duralım ve bu tedirginliği hissedelim.Let us stop for a moment and feel this uneasiness.
Ve bunun benim kitabımın kurgusu olduğunu anlıyorum.And then I knew that had to be [the] setting of my book.
Kalıtım bilimci olmadığım için, genetikle ilgili her şeyi anlıyormuş gibi yapmayacağım.I'm not a geneticist, so I won't pretend to understand the genetics.
Pek anlam veremiyorum ve anlıyormuş gibi de yapmayacağım.I don't understand or pretend to understand this;
Luke'un hükümeti devirmek isteyen orduya katıldığını anlıyor mu?Is he picking up on the fact that Luke joins an army to overthrow the government?
- Anlıyor musun?- Do you understand?[br]
Daha sonra, süreç ilerledikçe, şunu anlıyorlar:And then, as they went down, they kind of understood.
Anlıyor musun? Farklı herhangi bir şey. Hep bundan bahsedecekler.You know, anything different.That's what they gonna talk about.
Oyunun kuralının daha fazlasını edinmek olduğunu anlıyordu.She understood that the name of the game is to acquire.
Anlıyorum. Kibarca söylüyorum, bırak beni!I got it, so let go when I ask nicely.
Bir anlığına bile bunu kast etmedim.I don't mean that for a moment.
Bence eğitimli insanlar bunun bir kırılma noktasına geldiğini anlıyorlar.I think educated people realise that this is reaching a breaking point.
Şimdi problemi yavaş yavaş anlıyoruz.We are starting to understand that.
Anlık ivmeyi de bu net kuvveti kütleye bölerek buluruz:So just for that moment, it will be accelerating at 14.12 m/s^2
Ne demek istediğimi anlıyor musun?Do you understan what I mean?
Ve ayaklarından da anlıyoruz.Aah, how so?
Onlar, sorumluluğun ve demokrasinin ne olduğunu anlıyorlar.They understand what accountability and democracy is.
Kötünün zafer çığlığı kısadır, Tanrısızın sevinciyse bir anlıktır.that the triumphing of the wicked is short, the joy of the godless but for a moment?
‹‹Ben dünyanın temelini atarken sen neredeydin? Anlıyorsan söyle."Where were you when I laid the foundations of the earth? Declare, if you have understanding.
Gerçek sözler sonsuza dek kalıcıdır, Oysa yalanın ömrü bir anlıktır.Truth's lips will be established forever, but a lying tongue is only momentary.
Hangi biriniz kaygılanmakla ömrünü bir anlık uzatabilir?"Which of you, by being anxious, can add one moment to his lifespan?
Kadın, ‹‹Efendim, anlıyorum, sen bir peygambersin›› dedi.The woman said to him, "Sir, I perceive that you are a prophet.
Tanrıda yaşadığımızı ve Onun bizde yaşadığını bize kendi Ruhundan vermiş olmasından anlıyoruz.By this we know that we remain in him and he in us, because he has given us of his Spirit.
Öyle anlıyoruz ki, kadın tam bir çılgınlığa düşmüş."We think she is in clear error."
İşin doğrusu şu ki, onlar çok az anlıyorlar/onlar, az bir kısmı hariç, anlamıyorlar.The fact is they understand but little.
İlgili Sayfalar