Angarya, insanlık dışı bir suçtur.Slavery is a crime against humanity.
Tüm sahte, angarya ve kırık düşlerle; hala güzel bir dünya.With all its sham, drudgery and broken dreams; it is still a beautiful world.
Bütün angarya işleri ben yapacağım.I'll do all the chores.
Devlet, bunu organize edebilmek için, nüfusun genelini angarya işlerinde çalışmaya zorluyordu.To do this, the state had to organize forced labor from the population at large.
Bu zorlamalar köylülere angarya olarak geliyordu.This provision gave leverage to the peasants.
Matthieu'nun beyin taraması gösteriyor ki şefkat bir angarya değil.Matthieu's brain scan shows that compassion is not a chore.
Firavun o gün angaryacılara ve halkın başındaki görevlilere buyruk verdi:The same day Pharaoh commanded the taskmasters of the people, and their officers, saying,
Kral Süleyman angaryasına çalıştırmak üzere bütün İsrailden otuz bin adam topladı.King Solomon raised a levy out of all Israel; and the levy was thirty thousand men.
Tutsaklar huzur içinde yaşar, Angaryacının sesini duymazlar.There the prisoners are at ease together. They don't hear the voice of the taskmaster.
Adoram angaryasına çalışanlardan sorumluydu. Ahilut oğlu Yehoşafat devlet tarihçisiydi.And Adoram was over the tribute: and Jehoshaphat the son of Ahilud was recorder:
Saray sorumlusu: Ahişar. Angaryacıların başı: Avda oğlu Adoniram.And Ahishar was over the household: and Adoniram the son of Abda was over the tribute.
Aedilis Angarya CensorAedile Corvée Roman censor Theatre of Pompey
Artık acımasız yöneticiler tarafından dayatılan angaryaları yürütmek için gece gündüz koşmuyoruz.We no longer run about day and night to execute corvées imposed by a merciless taskmaster.
Devlet, bunu organize edebilmek için, nüfusun genelini angarya işlerinde çalışmaya zorluyordu.Para ello, el estado tenía que organizar el trabajo forzado de la población a gran escala.
19 yıl boyunca ölümcül koşullarda angarya işlerde çalıştırılmıştır.죽서기년에 의하면 19년 동안 재위에 있었다.
Angarya feodal toplumlarda uygulanır.Magija mangu labai gaji bendruomenėse.
Adoram angaryasına çalışanlardan sorumluydu. Ahilut oğlu Yehoşafat devlet tarihçisiydi.Adoram était préposé aux impôts; Josaphat, fils d`Achilud, était archiviste;
Adoram angaryasına çalışanlardan sorumluydu. Ahilut oğlu Yehoşafat devlet tarihçisiydi.A-đô-ram được bầu_cử coi về thuế_khóa ; Giô-sa-phát , con_trai A-hi-lút , làm thủ bộ ;
Adoram angaryasına çalışanlardan sorumluydu. Ahilut oğlu Yehoşafat devlet tarihçisiydi.Adoram era mai mare peste dări; Iosafat, fiul lui Ahilud, era scriitor (arhivar);
Adoram angaryasına çalışanlardan sorumluydu. Ahilut oğlu Yehoşafat devlet tarihçisiydi.Adoniram estaba a cargo del tributo laboral. Josafat hijo de Ajilud era el cronista
Adoram angaryasına çalışanlardan sorumluydu. Ahilut oğlu Yehoşafat devlet tarihçisiydi.Adoniram havde Tilsynet med Hoveriarbejdet; Josjafat, Ahiluds Søn, var Kansler;
Adoram angaryasına çalışanlardan sorumluydu. Ahilut oğlu Yehoşafat devlet tarihçisiydi.Adorám bol nad daňou, a Jozafat, syn Achilúdov, bol kancelárom.
Adoram angaryasına çalışanlardan sorumluydu. Ahilut oğlu Yehoşafat devlet tarihçisiydi.Adoram był poborcą, a Jozafat, syn Ahiluda, kanclerzem.
Adoram angaryasına çalışanlardan sorumluydu. Ahilut oğlu Yehoşafat devlet tarihçisiydi.A-đô-ram được bầu cử coi về thuế khóa; Giô-sa-phát, con trai A-hi-lút, làm thủ bộ;
Adoram angaryasına çalışanlardan sorumluydu. Ahilut oğlu Yehoşafat devlet tarihçisiydi.Adoram had de leiding over de dwangarbeiders en Josafat fungeerde als kanselier.
Adoram angaryasına çalışanlardan sorumluydu. Ahilut oğlu Yehoşafat devlet tarihçisiydi.Adoram hadde opsyn med dem som gjorde pliktarbeid, og Josafat, sønn av Akilud, var historieskriver;
Adoram angaryasına çalışanlardan sorumluydu. Ahilut oğlu Yehoşafat devlet tarihçisiydi.Adoram hade uppsikten över de allmänna arbetena, och Josafat, Ahiluds son, var kansler.
Adoram angaryasına çalışanlardan sorumluydu. Ahilut oğlu Yehoşafat devlet tarihçisiydi.Adoram oli verotöiden valvojana, ja Joosafat, Ahiludin poika, oli kanslerina.
Adoram angaryasına çalışanlardan sorumluydu. Ahilut oğlu Yehoşafat devlet tarihçisiydi.Adorám pedig adószedõ, és Jósafát, Ahiludnak fia, emlékíró vala.
Adoram angaryasına çalışanlardan sorumluydu. Ahilut oğlu Yehoşafat devlet tarihçisiydi.Adoràm sovrintendeva ai lavori forzati; Giosafat, figlio di Achilùd, era archivista
Adoram angaryasına çalışanlardan sorumluydu. Ahilut oğlu Yehoşafat devlet tarihçisiydi.Adoram war Rentmeister. Josaphat, der Sohn Ahiluds, war Kanzler.
Adoram angaryasına çalışanlardan sorumluydu. Ahilut oğlu Yehoşafat devlet tarihçisiydi.e Adorão sobre a gente de trabalhos forçados; Jeosafá, filho de Ailude, era cronista;
Adoram angaryasına çalışanlardan sorumluydu. Ahilut oğlu Yehoşafat devlet tarihçisiydi.in Adoram je bil nad robotniki, in Josafat, sin Ahiludov, je bil deželni letopisec,
Adoram angaryasına çalışanlardan sorumluydu. Ahilut oğlu Yehoşafat devlet tarihçisiydi.Kepala pekerja paksa: Adoram. Bendahara negara: Yosafat anak Ahilud
Adoram angaryasına çalışanlardan sorumluydu. Ahilut oğlu Yehoşafat devlet tarihçisiydi.아도니람은 감역관이 되고 아힐룻의 아들 여호사밧은 사관이 되고
Adoram angaryasına çalışanlardan sorumluydu. Ahilut oğlu Yehoşafat devlet tarihçisiydi.Též Aduram byl nad platy, a Jozafat syn Achiludův byl kanclířem,
Adoram angaryasına çalışanlardan sorumluydu. Ahilut oğlu Yehoşafat devlet tarihçisiydi.και Αδωραμ ητο επι των φορων και Ιωσαφατ, ο υιος του Αχιλουδ, υπομνηματογραφος
Adoram angaryasına çalışanlardan sorumluydu. Ahilut oğlu Yehoşafat devlet tarihçisiydi.Адорам беше над данъка; Иосафат Ахилудовият син, летописец;
Adoram angaryasına çalışanlardan sorumluydu. Ahilut oğlu Yehoşafat devlet tarihçisiydi.Адорам – над сбором податей; Иосафат, сын Ахилуда – дееписателем;
Adoram angaryasına çalışanlardan sorumluydu. Ahilut oğlu Yehoşafat devlet tarihçisiydi.ואדרם על המס ויהושפט בן אחילוד המזכיר׃
Adoram angaryasına çalışanlardan sorumluydu. Ahilut oğlu Yehoşafat devlet tarihçisiydi.وادورام على الجزية ويهوشافاط بن اخيلود مسجلا
Adoram angaryasına çalışanlardan sorumluydu. Ahilut oğlu Yehoşafat devlet tarihçisiydi.亞 多 蘭 掌 管 服 苦 的 人 . 亞 希 律 的 兒 子 約 沙 法 作 史 官
Adoram angaryasına çalışanlardan sorumluydu. Ahilut oğlu Yehoşafat devlet tarihçisiydi.亞多 蘭 掌管 服苦 的 人 . 亞希 律的 兒子 約沙 法作 史官
Biraz angarya. "iks üssü 6". "iks üssü 5". "iks üssü 4". "iks küp". "iks kare". iks.Um pouco entediante... x à sexta... x à quinta... x à quarta. x à terceira... x ao quadrado... x.
Biraz angarya. "iks üssü 6". "iks üssü 5". "iks üssü 4". "iks küp". "iks kare". iks.Малко досадно. "x" на шеста. "x" на пета. "x" на четвърта. "x" на трета. "х" на квадрат. "x".
Biraz angarya. "iks üssü 6". "iks üssü 5". "iks üssü 4". "iks küp". "iks kare". iks.اقل وضوحاً، x^6 x^5 x^4
Firavun o gün angaryacılara ve halkın başındaki görevlilere buyruk verdi:A faraon prikázal toho dňa pohoničom, ktorí boli nad ľudom, a jeho úradníkom a povedal:
Firavun o gün angaryacılara ve halkın başındaki görevlilere buyruk verdi:Aquel mismo día el faraón mandó decir a los capataces del pueblo y a sus vigilantes
Firavun o gün angaryacılara ve halkın başındaki görevlilere buyruk verdi:Därefter bjöd Farao samma dag fogdarna och tillsyningsmännen över folket och sade:
Firavun o gün angaryacılara ve halkın başındaki görevlilere buyruk verdi:Darum befahl Pharao desselben Tages den Vögten des Volks und ihren Amtleuten und sprach:
Firavun o gün angaryacılara ve halkın başındaki görevlilere buyruk verdi:Et ce jour même, Pharaon donna cet ordre aux inspecteurs du peuple et aux commissaires:
Firavun o gün angaryacılara ve halkın başındaki görevlilere buyruk verdi:Hari itu juga para pengawas bangsa Mesir dan mandor-mandor bangsa Israel mendapat perintah dari raja
Firavun o gün angaryacılara ve halkın başındaki görevlilere buyruk verdi:In quel giorno il faraone diede questi ordini ai sorveglianti del popolo e ai suoi scribi:
Firavun o gün angaryacılara ve halkın başındaki görevlilere buyruk verdi:In ukazal je Faraon tistega dne priganjačem ljudstva in nadzornikom njegovim, rekoč:
Firavun o gün angaryacılara ve halkın başındaki görevlilere buyruk verdi:I přikázal Farao v ten den úředníkům nad lidem a šafářům jeho, řka:
Firavun o gün angaryacılara ve halkın başındaki görevlilere buyruk verdi:Ja farao antoi sinä päivänä käskyn kansan työnteettäjille ja päällysmiehille, sanoen:
Firavun o gün angaryacılara ve halkın başındaki görevlilere buyruk verdi:바로가 당일에 백성의 간역자들과 패장들에게 명하여 가로되
Firavun o gün angaryacılara ve halkın başındaki görevlilere buyruk verdi:Naquele mesmo dia Faraó deu ordem aos exatores do povo e aos seus oficiais, dizendo:
Firavun o gün angaryacılara ve halkın başındaki görevlilere buyruk verdi:Nog diezelfde dag gaf Farao de opzichters en werkbazen van het volk Israël de opdracht:
Firavun o gün angaryacılara ve halkın başındaki görevlilere buyruk verdi:Og samme dag bød Farao arbeidsfogdene og opsynsmennene over folket og sa: