İlk ışık parıltısını görür ve o andan üç gün sonraya kadar havanın nasıl olacağını bilirdi.Il voyait cette première lueur du jour -- il savait ce que le temps serait pour les trois jours suivants.
İlk ışık parıltısını görür ve o andan üç gün sonraya kadar havanın nasıl olacağını bilirdi.Meglátta a megjelenő legapróbb fényt - és tudta, hogy milyen lesz az időjárás három nap múlva.
İlk ışık parıltısını görür ve o andan üç gün sonraya kadar havanın nasıl olacağını bilirdi.Uvidel ten prvý záblesk svetla -- a hneď vtedy vedel aké bude počasie o tri dni dopredu.
İlk ışık parıltısını görür ve o andan üç gün sonraya kadar havanın nasıl olacağını bilirdi.Vedeva quell'accenno di luce -- sapeva come sarebbe stato il tempo nei tre giorni successivi.
İlk ışık parıltısını görür ve o andan üç gün sonraya kadar havanın nasıl olacağını bilirdi.Vio el primer destello de luz y supo cómo iba a ser el tiempo en los próximos 3 días.
İlk ışık parıltısını görür ve o andan üç gün sonraya kadar havanın nasıl olacağını bilirdi.Widząc pierwszy refleks światła -- wiedział jaka pogoda będzie za trzy dni.
İlk ışık parıltısını görür ve o andan üç gün sonraya kadar havanın nasıl olacağını bilirdi.Zahlédl první záblesk světla - věděl, jaké bude počasí v následujících třech dnech.
İlk ışık parıltısını görür ve o andan üç gün sonraya kadar havanın nasıl olacağını bilirdi.Έβλεπε την πρώτη αχτίδα φωτός -- ήξερε τι καιρό θα έκανε σε τρεις μέρες από τώρα.
İlk ışık parıltısını görür ve o andan üç gün sonraya kadar havanın nasıl olacağını bilirdi.Виждаше първия блясък светлина - знаеше какво ще е времето след три дни.
İlk ışık parıltısını görür ve o andan üç gün sonraya kadar havanın nasıl olacağını bilirdi.Он видел первый луч солнца - и знал, какой будет погода в следующие три дня.
İlk ışık parıltısını görür ve o andan üç gün sonraya kadar havanın nasıl olacağını bilirdi.הוא היה רואה את הנצנוץ הראשון של האור -- הוא ידע מה יהיה מזג האוויר בעוד שלושה ימים מעכשיו.
İlk ışık parıltısını görür ve o andan üç gün sonraya kadar havanın nasıl olacağını bilirdi.انه يرى اول بصيص من الضوء وهو يعلم كيف سيكون الطقس في ال3 ايام القادمة
İnsanlar birbirlerini gördükleri ilk andan başlayarak birbirlerini kutuların içine koymaya başlar.Az emberek beskatulyázzák egymást, abban a pillanatban, hogy meglátják egymást --
İnsanlar birbirlerini gördükleri ilk andan başlayarak birbirlerini kutuların içine koymaya başlar.Gli esseri umani cominciano a catalogarsi nel momento stesso in cui si incontrano.
İnsanlar birbirlerini gördükleri ilk andan başlayarak birbirlerini kutuların içine koymaya başlar.인간은 서로를 보는 순간 서로를 분류하곤 합니다.
İnsanlar birbirlerini gördükleri ilk andan başlayarak birbirlerini kutuların içine koymaya başlar.Les êtres humains se trient dans des cases à la seconde même où ils se rencontrent --
İnsanlar birbirlerini gördükleri ilk andan başlayarak birbirlerini kutuların içine koymaya başlar.Lidé se vzájemně dávají do škatulek od okamžiku, kdy se potkají --
İnsanlar birbirlerini gördükleri ilk andan başlayarak birbirlerini kutuların içine koymaya başlar.Ljudje opredeljujemo druge ljudi takoj, ko se zagledamo.
İnsanlar birbirlerini gördükleri ilk andan başlayarak birbirlerini kutuların içine koymaya başlar.Los seres humanos empiezan a catalogar a los otros en el momento de conocerse.
İnsanlar birbirlerini gördükleri ilk andan başlayarak birbirlerini kutuların içine koymaya başlar.Ludzie szufladkują się nawzajem już w pierwszej sekundzie spotkania.
İnsanlar birbirlerini gördükleri ilk andan başlayarak birbirlerini kutuların içine koymaya başlar.Människor börjar placera varandra i fack vid samma ögonblick som vi ser varandra för första gången -
İnsanlar birbirlerini gördükleri ilk andan başlayarak birbirlerini kutuların içine koymaya başlar.Manusia mulai mengkotak-kotakan satu sama lain kali pertama mereka bertemu--
İnsanlar birbirlerini gördükleri ilk andan başlayarak birbirlerini kutuların içine koymaya başlar.Mennesker begynder at sætte hinanden i kasser lige så snart de ser hinanden --
İnsanlar birbirlerini gördükleri ilk andan başlayarak birbirlerini kutuların içine koymaya başlar.Mensen stoppen elkaar in hokjes zodra ze elkaar ontmoeten --
İnsanlar birbirlerini gördükleri ilk andan başlayarak birbirlerini kutuların içine koymaya başlar.Ngay khi nhìn thấy nhau, chúng ta lập tức bắt đầu bỏ đối phương vô những "chiếc hộp" khác nhau.
İnsanlar birbirlerini gördükleri ilk andan başlayarak birbirlerini kutuların içine koymaya başlar.Oamenii încep să-și pună etichete din clipa în care se văd unii pe alții --
İnsanlar birbirlerini gördükleri ilk andan başlayarak birbirlerini kutuların içine koymaya başlar.Οι άνθρωποι βάζουν σε κουτάκια ο ένας τον άλλο, από την πρώτη στιγμή που θα συναντηθούν.
İnsanlar birbirlerini gördükleri ilk andan başlayarak birbirlerini kutuların içine koymaya başlar.Люди начинают раскладывать друг друга по полочкам сразу, как только увидят друг друга.
İnsanlar birbirlerini gördükleri ilk andan başlayarak birbirlerini kutuların içine koymaya başlar.Люди розподіляють одне одного по скриньках з першої секунди зустрічі --
İnsanlar birbirlerini gördükleri ilk andan başlayarak birbirlerini kutuların içine koymaya başlar.Хората започват да поставят околните в категории веднага щом ги видят -
İnsanlar birbirlerini gördükleri ilk andan başlayarak birbirlerini kutuların içine koymaya başlar.בני-אדם מתחילים לשים זה את זה בקופסאות ברגע בו הם רואים זה את זה --
İnsanlar birbirlerini gördükleri ilk andan başlayarak birbirlerini kutuların içine koymaya başlar.البشر يسارعوا لتصنيف بعضهم البعض في صناديق من اللحظة التي يرون فيها بعضهم البعض
İnsanlar birbirlerini gördükleri ilk andan başlayarak birbirlerini kutuların içine koymaya başlar.お互いを分類しています 「この人はあぶないか 魅力的か」
İnsan vücudunun oluşmaya başladığı andan beri ölüm, hayatın ayrılmaz bir parçası.Desde el principio del viaje del cuerpo de los humanos la muerte se convierte en parte esencial de la vida.
İnsan vücudunun oluşmaya başladığı andan beri ölüm, hayatın ayrılmaz bir parçası.Fin dall'inizio del viaggio del corpo uomo la morte diventa una parte essenziale della vita.
İnsan vücudunun oluşmaya başladığı andan beri ölüm, hayatın ayrılmaz bir parçası.От самото начало на човешкия живот, смъртта става съществена част от него.
İnsan vücudunun oluşmaya başladığı andan beri ölüm, hayatın ayrılmaz bir parçası.死は、生命活動に欠かせないものとなっている 細胞の破壊は、顕微鏡を用いて観察できる
İşte tam bu andan itibaren gerçek anlamda teknoloji ve dijital sanat hayatıma girmişti.Da quel momento la Tecnologia e l'arte Digitale sono entrate nella mia vita.
İşte tam bu andan itibaren gerçek anlamda teknoloji ve dijital sanat hayatıma girmişti.Foi a parit deste momento que a tecnologia e a Arte Digital entraram realmente na minha vida.
İşte tam bu andan itibaren gerçek anlamda teknoloji ve dijital sanat hayatıma girmişti.테크놀러지와 디지털 아트가, 제 삶이 된 순간이었죠.
İşte tam bu andan itibaren gerçek anlamda teknoloji ve dijital sanat hayatıma girmişti.To właśnie od tego wielkiego momentu, Technologia i Sztuka Cyfrowa weszły na dobre do mojego życia.
İşte tam bu andan itibaren gerçek anlamda teknoloji ve dijital sanat hayatıma girmişti.Von diesem Moment an wurden Technologie und die Digitale Kunst zum Teil meines Lebens.
İşte tam bu andan itibaren gerçek anlamda teknoloji ve dijital sanat hayatıma girmişti.С тех пор диджитал-арт прочно вошёл в мою жизнь.
İşte tam bu andan itibaren gerçek anlamda teknoloji ve dijital sanat hayatıma girmişti.私はPulssartという名前で 知られるようになりましたが
Juan Antonio'ya karşı ilk andan itibaren bir şeyler hissettiğini biliyordum.Eu sabia o que sentias pelo Juan Antonio desde o momento em que o viste.
Juan Antonio'ya karşı ilk andan itibaren bir şeyler hissettiğini biliyordum.Ik wist dat jij gevoelens voor hem had, vanaf het moment dat je hem zag.
Juan Antonio'ya karşı ilk andan itibaren bir şeyler hissettiğini biliyordum.Nézd, tudom, hogy nem közömbös neked Juan Antonio, mióta csak megláttad.
Juan Antonio'ya karşı ilk andan itibaren bir şeyler hissettiğini biliyordum.Non, non. J'ai su que tu éprouvais des sentiments pour Juan Antonio dès le moment où tu I'as vu.
Juan Antonio'ya karşı ilk andan itibaren bir şeyler hissettiğini biliyordum.Ştiam că simţi ceva pentru Juan Antonio din clipa în care l-ai văzut.
Juan Antonio'ya karşı ilk andan itibaren bir şeyler hissettiğini biliyordum.لا، لا، أعرف أنك تحبين خوان أنطونيو من اللحظة التي رأيته فيها
Kontrol tuşu kilitlendi ve şu andan itibaren takip eden tuşlar için etkin olacak.A Ctrl zárolva lett, ezután minden billentyűleütésnél aktív lesz.
Kontrol tuşu kilitlendi ve şu andan itibaren takip eden tuşlar için etkin olacak.A tecla Control ficou bloqueada e agora está activa para todas as acções seguintes do teclado.
Kontrol tuşu kilitlendi ve şu andan itibaren takip eden tuşlar için etkin olacak.Control 키가 잠겨 있으며 다음 키가 눌릴 때 같이 눌립니다.
Kontrol tuşu kilitlendi ve şu andan itibaren takip eden tuşlar için etkin olacak.Control キーがロックされ、続くキー押下すべてに対してアクティブになりました。
Kontrol tuşu kilitlendi ve şu andan itibaren takip eden tuşlar için etkin olacak.Ctrl- näppäin on lukittu ja on nyt aktiivinen kaikille seuraaville näppäilyille.
Kontrol tuşu kilitlendi ve şu andan itibaren takip eden tuşlar için etkin olacak.Ctrl- tangenten har låsts och är nu aktiverad för alla följande tangentnertryckningar.
Kontrol tuşu kilitlendi ve şu andan itibaren takip eden tuşlar için etkin olacak.Ctrl- tasten er blevet låst og er nu aktiv for alle følgende tastetryk.
Kontrol tuşu kilitlendi ve şu andan itibaren takip eden tuşlar için etkin olacak.De toets Control is vergrendeld en is nu actief voor alle volgende toetsaanslagen.
Kontrol tuşu kilitlendi ve şu andan itibaren takip eden tuşlar için etkin olacak.Die Strg-Taste wurde eingerastet und ist nun für alle nachfolgenden Tastendrücke aktiv.
Kontrol tuşu kilitlendi ve şu andan itibaren takip eden tuşlar için etkin olacak.Il tasto Ctrl è stato bloccato ed è adesso attivo per tutte le immissioni successive.