Ana içeriğe geç
Sözlük

andı ile cümle

andı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Kayalarından laciverttaşı çıkar, Yüzeyi altın tozunu andırır.מקום ספיר אבניה ועפרת זהב לו׃
Kayalarından laciverttaşı çıkar, Yüzeyi altın tozunu andırır.حجارتها هي موضع الياقوت الازرق وفيها تراب الذهب.
Kayalarından laciverttaşı çıkar, Yüzeyi altın tozunu andırır.地 中 的 石 頭 有 藍 寶 石 、 並 有 金 沙
Kayalarından laciverttaşı çıkar, Yüzeyi altın tozunu andırır.地中 的 石頭 有 藍 寶石 、 並有 金沙
Kitabı saklaması gereken kişi bendim fakat bu müthiş bir andı.Also war eigentlich ich es, die das Buch hätte behalten sollen, aber es war ein wirklich wunderbarer Moment.
Kitabı saklaması gereken kişi bendim fakat bu müthiş bir andı.Así que el libro me habría servido mas a mí, pero fue un momento verdaderamente maravilloso.
Kitabı saklaması gereken kişi bendim fakat bu müthiş bir andı.Dus ik had het boek zelf moeten houden, maar het was geweldig moment.
Kitabı saklaması gereken kişi bendim fakat bu müthiş bir andı.Eu eram cea care ar fi trebuit să păstreze cartea, dar a fost un moment minunat.
Kitabı saklaması gereken kişi bendim fakat bu müthiş bir andı.Je suis celle qui aurait dû garder le livre mais c'était un moment vraiment merveilleux.
Kitabı saklaması gereken kişi bendim fakat bu müthiş bir andı.문법책이 필요한 사람은 저였습니다, 그건 정말 멋진 순간이었습니다.
Kitabı saklaması gereken kişi bendim fakat bu müthiş bir andı.Nekem kellett volna megtartanom a könyvet, de ez egy csodás pillanat volt.
Kitabı saklaması gereken kişi bendim fakat bu müthiş bir andı.Quindi forse il libro avrei dovuto tenerlo io, ma è stato proprio un bel momento.
Kitabı saklaması gereken kişi bendim fakat bu müthiş bir andı.To ja więc powinnam była zatrzymać tę książkę, ale to była naprawdę niezapomniana chwila.
Kitabı saklaması gereken kişi bendim fakat bu müthiş bir andı.Vậy nên, tôi là người nên giữ quyển sách nhưng đó thực sự là một giây phút tuyệt vời.
Kitabı saklaması gereken kişi bendim fakat bu müthiş bir andı.Така че аз трябваше да съм тази, която пази книгата, но беше наистина прекрасен момент.
Kitabı saklaması gereken kişi bendim fakat bu müthiş bir andı.Так что мне стоило бы оставить эту книгу себе. Но момент был прекрасный.
Kitabı saklaması gereken kişi bendim fakat bu müthiş bir andı.כך, אני הייתי מי שהיתה צריכה להחזיק בספר, אבל זה באמת היה רגע נפלא.
Kitabı saklaması gereken kişi bendim fakat bu müthiş bir andı.اذا، كنت أنا الشخص الذي يُفترض أن يحتفظ بهذا الكتاب ولكن كانت حقا لحظة رائعة.
Kitabı saklaması gereken kişi bendim fakat bu müthiş bir andı.彼女はジョージ ガーシュウィンとお付き合いし
Klasik bir çizimi, ikosahedronu-20 yüzlü- andırmaktadır. .캡시드의 전형적인 표현 방식은 20면체입니다
Klasik bir çizimi, ikosahedronu-20 yüzlü- andırmaktadır. .Eine klassische Veranschaulichung ist eine Art Ikosaeder-artig aussehendes Etwas.
Klasik bir çizimi, ikosahedronu-20 yüzlü- andırmaktadır. .E o desenho clássica é algo parecido com um icosaedro.
Klasik bir çizimi, ikosahedronu-20 yüzlü- andırmaktadır. .Et le dessin classique c'est une sorte d'icosaèdre.
Klasik bir çizimi, ikosahedronu-20 yüzlü- andırmaktadır. .Najbardziej klasyczny rysunek kapsydu, to struktura dwudziestościanu foremnego (ikosaedru).
Klasik bir çizimi, ikosahedronu-20 yüzlü- andırmaktadır. .O desenho clássico é o tipo parecido com um icosaedro.
Klasik bir çizimi, ikosahedronu-20 yüzlü- andırmaktadır. .Класичний вигляд капсиду це двадцятигранник.
Klasik bir çizimi, ikosahedronu-20 yüzlü- andırmaktadır. .המבנה הקלאסי של הוירוס מצויר כך, עם מבנה בעל עשרים פאות.
Klasik bir çizimi, ikosahedronu-20 yüzlü- andırmaktadır. .يسمى الكبسولة الرسم التقليدي هو شكل متعدد الأسطح مثل هذا
Klasik bir çizimi, ikosahedronu-20 yüzlü- andırmaktadır. .正二十面体のタイプの探しているもの。 私はそれを正義を行うことができるかどうかを見てみましょう。
‹Kornelius› dedi, ‹Tanrı senin duanı işitti, verdiğin sadakaları andı.a povedal: Kornelius, tvoja modlitba je vyslyšaná, a tvoje almužny sa spomenuly pred Bohom.
‹Kornelius› dedi, ‹Tanrı senin duanı işitti, verdiğin sadakaları andı.A řekl: Kornéli, uslyšánať jest modlitba tvá a almužny tvé jsouť v paměti před tváří Boží.
‹Kornelius› dedi, ‹Tanrı senin duanı işitti, verdiğin sadakaları andı.Corneille, ta prière a été exaucée, et Dieu s`est souvenu de tes aumônes.
‹Kornelius› dedi, ‹Tanrı senin duanı işitti, verdiğin sadakaları andı.e disse: Cornélio, a tua oração foi ouvida, e as tuas esmolas estão em memória diante de Deus.
‹Kornelius› dedi, ‹Tanrı senin duanı işitti, verdiğin sadakaları andı.e mi disse: Cornelio, sono state esaudite le tue preghiere e ricordate le tue elemosine davanti a Dio
‹Kornelius› dedi, ‹Tanrı senin duanı işitti, verdiğin sadakaları andı.És monda: Kornélius, meghallgattatott a te imádságod, és a te alamizsnáid emlékezetbe jutottak Isten elõtt.
‹Kornelius› dedi, ‹Tanrı senin duanı işitti, verdiğin sadakaları andı.Ia berkata, 'Kornelius! Allah sudah menerima doamu dan ingat akan kemurahan hatimu
‹Kornelius› dedi, ‹Tanrı senin duanı işitti, verdiğin sadakaları andı.ja sanoi: `Kornelius, sinun rukouksesi on kuultu, ja sinun almusi ovat tulleet muistoon Jumalan edessä.
‹Kornelius› dedi, ‹Tanrı senin duanı işitti, verdiğin sadakaları andı.말하되 고넬료야 하나님이 네 기도를 들으시고 네 구제를 기억하셨으니
‹Kornelius› dedi, ‹Tanrı senin duanı işitti, verdiğin sadakaları andı.Kornelij, uslišana je molitev tvoja in miloščine tvoje so v spominu pred Bogom.
‹Kornelius› dedi, ‹Tanrı senin duanı işitti, verdiğin sadakaları andı.mà phán rằng: Hỡi Cọt-nây, lời cầu nguyện ngươi đ@£ được nhậm, Ðức Chúa Trời đã ghi nhớ việc bố thí của ngươi.
‹Kornelius› dedi, ‹Tanrı senin duanı işitti, verdiğin sadakaları andı.och han sade: 'Kornelius, din bön är hörd, och dina allmosor hava kommit i åminnelse inför Gud.
‹Kornelius› dedi, ‹Tanrı senin duanı işitti, verdiğin sadakaları andı.og han sagde: Kornelius! din Bøn er hørt, og dine Almisser ere ihukommede for Gud.
‹Kornelius› dedi, ‹Tanrı senin duanı işitti, verdiğin sadakaları andı.og han sier: Kornelius! din bønn er hørt, og dine almisser er ihukommet for Guds åsyn;
‹Kornelius› dedi, ‹Tanrı senin duanı işitti, verdiğin sadakaları andı.şi a zis: ,,Cornelie, rugăciunea ta a fost ascultată, şi Dumnezeu Şi -a adus aminte de milosteniile tale.
‹Kornelius› dedi, ‹Tanrı senin duanı işitti, verdiğin sadakaları andı.und sprach: Kornelius, dein Gebet ist erhört, und deiner Almosen ist gedacht worden vor Gott.
‹Kornelius› dedi, ‹Tanrı senin duanı işitti, verdiğin sadakaları andı.και λεγει Κορνηλιε, εισηκουσθη η προσευχη σου και αι ελεημοσυναι σου εμνημονευθησαν ενωπιον του Θεου.
‹Kornelius› dedi, ‹Tanrı senin duanı işitti, verdiğin sadakaları andı.и говорит: Корнилий! услышана молитва твоя, и милостыни твои воспомянулись пред Богом.
‹Kornelius› dedi, ‹Tanrı senin duanı işitti, verdiğin sadakaları andı.і рече: Корнелию, вислухана твоя молитва, і милостині твої згадано перед Богом.
‹Kornelius› dedi, ‹Tanrı senin duanı işitti, verdiğin sadakaları andı.ויאמר קרניליוס נשמעה תפלתך וצדקותיך היו לזכרון לפני האלהים׃
‹Kornelius› dedi, ‹Tanrı senin duanı işitti, verdiğin sadakaları andı.وقال يا كرنيليوس سمعت صلاتك وذكرت صدقاتك امام الله‎.
‹Kornelius› dedi, ‹Tanrı senin duanı işitti, verdiğin sadakaları andı.說 、 哥 尼 流 、 你 的 禱 告 、 已 蒙 垂 聽 、 你 的 賙 濟 、 達 到 神 面 前 已 蒙 記 念 了
‹Kornelius› dedi, ‹Tanrı senin duanı işitti, verdiğin sadakaları andı.說 、 哥尼流 、 你 的 禱告 、 已 蒙 垂聽 、 你 的 賙濟 、 達到 神 面前 已 蒙記 念 了
Marcos, Emiliano Zapata'yı andırıyor. 1910 Meksika devrimi kahramanı.Marcos připomíná Emiliana Zapaty, hrdinu mexické revoluce z roku 1910.
Mısırlıların köleleştirdiği İsraillilerin iniltilerini duydum ve antlaşmamı hep andım.Aku sudah mendengar rintihan orang Israel yang diperbudak oleh bangsa Mesir, lalu Aku ingat akan janji-Ku itu
Mısırlıların köleleştirdiği İsraillilerin iniltilerini duydum ve antlaşmamı hep andım.Čul sem tudi stokanje sinov Izraelovih, ki jih Egipčani silijo k službi, in spomnil sem se zaveze svoje.
Mısırlıların köleleştirdiği İsraillilerin iniltilerini duydum ve antlaşmamı hep andım.이제 애굽 사람이 종을 삼은 이스라엘 자손의 신음을 듣고 나의 언약을 기억하노라
Mısırlıların köleleştirdiği İsraillilerin iniltilerini duydum ve antlaşmamı hep andım.И Я услышал стенание сынов Израилевых о том, что Египтяне держат их в рабстве, и вспомнил завет Мой.
Mısırlıların köleleştirdiği İsraillilerin iniltilerini duydum ve antlaşmamı hep andım.При това чух пъшкането на израилтяните поради робството, което им налагат египтяните, и си спомних завета.
Mısırlıların köleleştirdiği İsraillilerin iniltilerini duydum ve antlaşmamı hep andım.וגם אני שמעתי את נאקת בני ישראל אשר מצרים מעבדים אתם ואזכר את בריתי׃
Mısırlıların köleleştirdiği İsraillilerin iniltilerini duydum ve antlaşmamı hep andım.وانا ايضا قد سمعت أنين بني اسرائيل الذين يستعبدهم المصريون وتذكرت عهدي.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod