Ana içeriğe geç
Sözlük

andı ile cümle

andı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Atların gücü ağızlarında ve kuyruklarındadır. Yılanı andıran kuyruklarının başıyla zarar verirler.כי כח הסוסים בפיהם כי זנבותם דומים לנחשים ויש להם ראשים ובהם ישחיתו׃
Atların gücü ağızlarında ve kuyruklarındadır. Yılanı andıran kuyruklarının başıyla zarar verirler.فان سلطانها هو في افواهها وفي اذنابها لان اذنابها شبه الحيّات ولها رؤوس وبها تضر.
Atların gücü ağızlarında ve kuyruklarındadır. Yılanı andıran kuyruklarının başıyla zarar verirler.這 馬 的 能 力 、 是 在 口 裡 、 和 尾 巴 上 . 因 這 尾 巴 像 蛇 、 並 且 有 頭 用 以 害 人
Atların gücü ağızlarında ve kuyruklarındadır. Yılanı andıran kuyruklarının başıyla zarar verirler.這馬 的 能力 、 是 在 口裡 、 和 尾巴 上 . 因 這 尾巴 像 蛇 、 並且 有 頭用以 害人
Babamin bana " Iste, bu bayani sana nisanlin olarak veriyorum." dedigi andir.Amikor az apukám azt mondta nekem, "Tessék, ezt a lányt adom neked menyasszonyul."
Babamin bana " Iste, bu bayani sana nisanlin olarak veriyorum." dedigi andir.Astazi avem 20 de milioane de refugiati la nivel global.
Babamin bana " Iste, bu bayani sana nisanlin olarak veriyorum." dedigi andir. Bayan:愛? 愛はいいわね それがあれば
Babamin bana " Iste, bu bayani sana nisanlin olarak veriyorum." dedigi andir.Dat was toen mijn papa me zei: "Hier, ik geef je dit meisje als verloofde."
Babamin bana " Iste, bu bayani sana nisanlin olarak veriyorum." dedigi andir.Đó là khi cha tôi bảo tôi, "Đây, cha giao cho con người con gái như là vợ của mình."
Babamin bana " Iste, bu bayani sana nisanlin olarak veriyorum." dedigi andir."foi quando o meu pai me disse: " 'Toma, dou-te esta rapariga como tua noiva'."
Babamin bana " Iste, bu bayani sana nisanlin olarak veriyorum." dedigi andir.Keď mi otec povedal, "Dávam ti toto dievča za snúbenicu."
Babamin bana " Iste, bu bayani sana nisanlin olarak veriyorum." dedigi andir.Kiedy tata powiedział mi: "Oto twoja narzeczona".
Babamin bana " Iste, bu bayani sana nisanlin olarak veriyorum." dedigi andir.아버지가 저에게 "여기 이 여자아이를 네 약혼자로 주마"라고 말할 때였어요.
Babamin bana " Iste, bu bayani sana nisanlin olarak veriyorum." dedigi andir.Quando mio padre mi ha detto: "Ecco, ti do questa ragazza come fidanzata."
Babamin bana " Iste, bu bayani sana nisanlin olarak veriyorum." dedigi andir.War als mein Vater zu mir sagte, "Hier, ich gebe dir dieses Mädchen als Verlobte."
Babamin bana " Iste, bu bayani sana nisanlin olarak veriyorum." dedigi andir.Ήταν όταν ο πατέρας μου είπε: "Σου δίνω αυτό το κορίτσι, σαν αρραβωνιαστικιά σου."
Babamin bana " Iste, bu bayani sana nisanlin olarak veriyorum." dedigi andir.Когда мой отец сказал мне: "Я привел тебе эту девушку. Она будет твоей невестой".
Babamin bana " Iste, bu bayani sana nisanlin olarak veriyorum." dedigi andir.צחקתי מאוד היום.
Babamin bana " Iste, bu bayani sana nisanlin olarak veriyorum." dedigi andir.لقد كان عندما أخبرني أبي "هنا، أقدم لك هذه البنت كخطيبة لك".
Babil ırmakları kıyısında oturup Siyonu andıkça ağladık;(136:1) При реках Вавилона, там сидели мы и плакали, когда вспоминали о Сионе;
Babil ırmakları kıyısında oturup Siyonu andıkça ağladık;An den Wassern zu Babel saßen wir und weinten, wenn wir an Zion gedachten.
Babil ırmakları kıyısında oturup Siyonu andıkça ağladık;Baabelin virtain vierillä - siellä me istuimme ja itkimme, kun Siionia muistelimme.
Babil ırmakları kıyısında oturup Siyonu andıkça ağladık;Babilon folyóvizeinél, ott ültünk és sírtunk, mikor a Sionról megemlékezénk.
Babil ırmakları kıyısında oturup Siyonu andıkça ağladık;Chúng tôi đương ngồi trên mé sông Ba-by-lôn, Bèn nhớ lại Si-ôn, và khóc.
Babil ırmakları kıyısında oturup Siyonu andıkça ağladık;Chúng_tôi đương ngồi trên mé sông Ba-by-lôn , Bèn nhớ lại Si-ôn , và khóc .
Babil ırmakları kıyısında oturup Siyonu andıkça ağladık;Di tepi sungai-sungai Babel kami duduk dan menangis bila teringat Sion
Babil ırmakları kıyısında oturup Siyonu andıkça ağladık;Junto a los ríos de Babilonia nos sentábamos y llorábamos, acordándonos de Sion
Babil ırmakları kıyısında oturup Siyonu andıkça ağladık;Junto aos rios de Babilônia, ali nos assentamos e nos pusemos a chorar, recordando-nos de Sião.
Babil ırmakları kıyısında oturup Siyonu andıkça ağladık;우리가 바벨론의 여러 강변 거기 앉아서 시온을 기억하며 울었도다
Babil ırmakları kıyısında oturup Siyonu andıkça ağladık;Nad rzekami Babilońskiemi, tameśmy siadali i płakali, wspominając na Syon.
Babil ırmakları kıyısında oturup Siyonu andıkça ağladık;Ob rekah babilonskih, tam smo sedevali in jokali, spominjajoč se Siona.
Babil ırmakları kıyısında oturup Siyonu andıkça ağladık;Pe malurile rîurilor Babilonului, şedeam jos şi plîngeam, cînd ne aduceam aminte de Sion.
Babil ırmakları kıyısında oturup Siyonu andıkça ağladık;Při řekách Babylonských tam jsme sedávali, a plakávali, rozpomínajíce se na Sion.
Babil ırmakları kıyısında oturup Siyonu andıkça ağladık;Pri riekach Babylona, tam sme sedávali i plakali, keď sme sa rozpomínali na Sion.
Babil ırmakları kıyısında oturup Siyonu andıkça ağladık;Sui fiumi di Babilonia, là sedevamo piangendo al ricordo di Sion
Babil ırmakları kıyısında oturup Siyonu andıkça ağladık;Sur les bords des fleuves de Babylone, Nous étions assis et nous pleurions, en nous souvenant de Sion.
Babil ırmakları kıyısında oturup Siyonu andıkça ağladık;Ved Babels Floder, der sad vi og græd, når Zion randt os i hu.
Babil ırmakları kıyısında oturup Siyonu andıkça ağladık;Ved Babylons elver, der satt vi og gråt når vi kom Sion i hu.
Babil ırmakları kıyısında oturup Siyonu andıkça ağladık;Vid Babels floder, där sutto vi och gräto, när vi tänkte på Sion.
Babil ırmakları kıyısında oturup Siyonu andıkça ağladık;Wij zaten aan de rivier in de stad Babel en huilden toen wij aan Jeruzalem dachten.
Babil ırmakları kıyısında oturup Siyonu andıkça ağladık;Επι των ποταμων Βαβυλωνος, εκει εκαθισαμεν και εκλαυσαμεν, οτε ενεθυμηθημεν την Σιων.
Babil ırmakları kıyısında oturup Siyonu andıkça ağladık;(По слав. 136) При реките на Вавилона, там седнахме, Да! плакахме, когато си спомняхме за Сиона;
Babil ırmakları kıyısında oturup Siyonu andıkça ağladık;על נהרות בבל שם ישבנו גם בכינו בזכרנו את ציון׃
Babil ırmakları kıyısında oturup Siyonu andıkça ağladık;على انهار بابل هناك جلسنا. بكينا ايضا عندما تذكرنا صهيون‎.
Babil ırmakları kıyısında oturup Siyonu andıkça ağladık;我 們 曾 在 巴 比 倫 的 河 邊 坐 下 、 一 追 想 錫 安 就 哭 了
Babil ırmakları kıyısında oturup Siyonu andıkça ağladık;我 們 曾 在 巴比倫 的 河邊 坐下 、 一 追 想 錫安 就 哭了
Bana sorarsanız, canlıyı andırmıyorlardı.A to mi ako život nepripadá.
Bana sorarsanız, canlıyı andırmıyorlardı.A to nevypadá, že život se mnou.
Bana sorarsanız, canlıyı andırmıyorlardı.E que não se parece com vida para mim.
Bana sorarsanız, canlıyı andırmıyorlardı. Hareket etmiyorlar.هذه لا تبدو كحياة
Bana sorarsanız, canlıyı andırmıyorlardı.Nie wyglądał na coś ożywionego.
Bana sorarsanız, canlıyı andırmıyorlardı.Y que no se ve como la vida para mí.
Bana sorarsanız, canlıyı andırmıyorlardı.На мій погляд, він неживий.
Bana sorarsanız, canlıyı andırmıyorlardı.周りに移動はありません。
Bebek kollarıma verilmişti tabii ki özel bir andı ama.A namiesto toho, keď mi vložili bábätko do rúk, bol to výnimočný moment.
Bebek kollarıma verilmişti tabii ki özel bir andı ama.Au lieu de ça, quand je tenais le bébé dans mes bras, c'était un moment extraordinaire.
Bebek kollarıma verilmişti tabii ki özel bir andı ama.A zamiast tego, gdy dziecko znalazło się w moich rękach, była to nadzwyczajna chwila.
Bebek kollarıma verilmişti tabii ki özel bir andı ama.Doch als mir unser Baby in die Arme gelegt wurde, war es eher ein seltsamer Moment.
Bebek kollarıma verilmişti tabii ki özel bir andı ama.E invece, quando mi hanno messo in braccio il bambino, è stato un momento straordinario.
Bebek kollarıma verilmişti tabii ki özel bir andı ama.Em vez disso, quando me puseram o bebé nos braços, foi um momento extraordinário.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod