Ana içeriğe geç
Sözlük

anca ile cümle

anca kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Şekil değişir, ancak prensipte yalnız kalır.The form varies, but in principle you remain alone.
Ancak sana teşekkür etmesi gereken kişi benim.But it's me who should thank you.
Bugün yaptığın hayır yarın unutulacaktır. Ancak hayır yap.The good you do today will be forgotten tomorrow. However, do good.
Vücut ölümlüdür ancak ruh ölümsüzdür.The body is mortal, but the soul is immortal.
ABD bir cumhuriyettir ancak Birleşik krallık değildir.The USA is a republic, but the United Kingdom isn't.
Hasta olan sadece Jim değil ancak onun ebeveynleri de hasta.It's not only Jim who is sick, but his parents as well.
O, ondan bir mektup aldı, ancak yalnızca birkaç soğuk söz içeriyordu.She received a letter from her, but it only contained a few cold words.
Şu anda meşgulüm ancak öğle yemeği sırasında konuşabiliriz.I'm busy now, but we can talk during lunch.
Ancak bu da büyük bir duygu.However that's also the greatest feeling.
Tom bazı yönlerden babasına benzer, ancak diğerlerinde o çok farklı.Tom is similar in some ways to his father, but in others he's very different.
Bir hatip yapılır, ancak bir şair doğar.An orator is made, but a poet is born.
Kitabı iade ettim, ancak hala hesabımda gözüküyor.I returned the book, but it's still showing up in my account.
Kayıt ücretsizdir ancak gereklidir.Registration is free but required.
Ben Liechtensteinlı değilim ancak İsviçreliyim.I'm not a Liechtensteiner, but a Swiss.
Tom çok çalıştı, ancak başarısız oldu.Tom tried hard, but failed.
Biliyorum ancak onu seviyorum!I know, but I love her!
Bunu okullarda öğretmezler, ancak yapmaları gerekir.They don't teach that in schools, but they should.
Çevreciliği severim, ancak çevrecileri sevmem.I like environmentalism, but not environmentalists.
Konumunu belirlemeye çalıştık, ancak onun şehirde olmadığı görülüyor.We tried to determine his location, but it seems that he's not in the city.
İngiliz birlikleri cesurca savaştı, ancak Almanları durduramadılar.The British troops fought bravely, but were unable to stop the Germans.
Filmin harika bir başlangıcı vardı, ancak sonu inandırıcı değildi.The film had a great beginning, but the ending wasn't believable.
Mümkün olan her şeyi yaptık, ancak hiçbir şey yardımcı olmadı.We did everything that was possible, but nothing helped.
Hayat kısadır ancak yıllar uzundur.Life is short, but the years are long.
Tom hazine arıyordu, ancak onu bulamadı.Tom was looking for the treasure, but didn't find it.
Bir tost yapmak zorunda kalacaksınız, ancak bu sadece bir formalitedir.You'll have to make a toast but it's just a formality.
İnanç, imkansızı denemenize izin verir. Ancak şüphe, sizi mümkün olandan bile alıkoyar.Faith lets you try the impossible. Doubt, however, deters you even from the possible.
Ahlaki evrenin yayı uzun, ancak adalete doğru eğilir.The arc of the moral universe is long, but it bends toward justice.
Gri sincaplar fıstık gömer, ancak kırmızı sincaplar gömmez.Gray squirrels bury nuts, but red squirrels don't.
Ancak onun niyetinin iyi olduğunu biliyoruz.But we know his intentions are good.
Anne çocukları birbiri ardına adlarıyla çağırdı, ancak hiçbiri cevap vermedi.The mother called the children one after another by their name but none of them answered.
Bir çözümüm yok, ancak soruna hayranım.I don't have a solution but I admire the problem.
Bir bir şehirde yaşıyorum, ancak ailem bir köyde yaşıyordu.I live in a city, but my parents lived in a village.
Tom bir dahi olduğunu düşünüyor, ancak onunla aynı fikirde değilim.Tom thinks he's a genius, but I don't agree with him.
Her yerde aradık, ancak hiçbir şey bulamadık.We searched everywhere but found nothing.
Tom Mary'ye bundan bahsetmek istedi, ancak bir daha asla onu görmedi.Tom meant to tell Mary about it, but he never saw her again.
Ancak Tom tek başına hareket edemez.Tom, however, can't act alone.
Mary çocuk istiyor, ancak Tom istemiyor.Mary wants kids, but Tom doesn't.
Uçurumun üstünde salata yediler, ancak yürüyüş sırasında hastalandılar.They ate salad on the cliff, but got sick on the hike back.
Tom Mary'nin gelecekle ilgili vizyonuna güldü, ancak gerçekleştiğinde ağladı.Tom laughed at Mary's vision of the future, but cried when it came true.
Tom yarın için opera biletleri satın aldı, ancak Mary hasta.Tom bought opera tickets for tomorrow, but Mary is sick.
Tom ve Mary karanlıkta yürümeyi denedi ancak hipotermiden öldüler.Tom and Mary attempted to hike in the dark, but died of hypothermia.
Bu özel bir kabin, ancak diğer kabinlerle harici bir tuvalet paylaşıyorsunuz.It's a private cabin, but you share an external washroom with the other cabins.
Tom seks yapmak istiyordu, ancak Mary adet dönemindeydi.Tom wanted sex, but Mary was on her period.
Bunu düzeltmeye çalışacağım, ancak söz veremem.I'll try to fix this, but I can't make any promises.
Bunu düzeltmeye çalışacağım, ancak yapamayabilirim.I'll try to fix this, but I might not be able to.
Tom bir çiftçiydi, ancak reklamda bir kariyer düşünüyordu.Tom was a farmer, but dreamed of a career in advertising.
Tom Mary'yi seviyor ancak Mary John'ı seviyor.Tom likes Mary, but Mary likes John.
Babam iyi şarkı söyleyebilir, ancak annem söyleyemez.My father can sing well, but my mother can't.
Babam Fransızca konuşabilir, ancak annem konuşamaz.My father can speak French, but my mother can't.
Bütün öğleden sonra Tom için bekledik ancak o asla gelmedi.We waited all afternoon for Tom, but he never came.
Tom zengin ancak mutlu değil.Tom is rich, but he isn't happy.
Polis üç saat boyunca Tom'un evini araştırdı, ancak bir şey bulamadılar.The police searched Tom's house for three hours, but they couldn't find anything.
Tom bir gürültü duydu, ancak onun ne olduğundan emin değildi.Tom heard some noise, but he wasn't sure what it was.
Büyük şehirler heyecan verici, ancak kirlidir. Köyler temiz ama sıkıcıdır.Big cities are exciting, but polluted. Villages are clean, but boring.
Tom Mary ile konuşmaya çalıştı, ancak yapamadı.Tom tried to speak to Mary, but he couldn't.
Tom Mary'den hoşlanıyor, ancak Mary onu sevmiyor.Tom likes Mary, but Mary doesn't like him.
Birçok sporda iyiyim, ancak ben yüzemiyorum.I'm good at many sports, but I can't swim.
Tom'un şemsiyesi var, ancak Mary'nin yok.Tom has an umbrella, but Mary doesn't.
Şimdi Boston'da yaşıyorum, ancak aslen Chicagoluyum.I now live in Boston, but I'm originally from Chicago.
Bazı kelimeler aynı şekilde telaffuz edilir, ancak farklı şekilde yazılırlar.Some words are pronounced the same, but written differently.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod