an ile cümle

an kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Noel şu andan itibaren tam iki haftadır.Christmas is just two weeks from now.
Bu meyve portakal şeklindedir ve ananas gibi tat verir.This fruit is shaped like an orange and tastes like a pineapple.
O, ona anahtarı verdi.She handed him the key.
Onunla karşılaştığım anda ona âşık oldum.I fell in love with her the moment I met her.
O, güzellikten anlar.She has an eye for beauty.
Hemşire sandığım kadının doktor olduğunu şimdi anlıyorum.I now understand that the woman I thought was a nurse is a doctor.
O, anne ve babasının onu izlediğini fark etti.She was aware of her parents' eyes.
O, anne ve babasının onu seyrettiğinin farkında oldu.She became aware that her parents were watching her.
Onun ne söylediğini anlayabiliyorum.I can understand what she is saying.
Onun ne söylemeye çalıştığını anlamak bir süremi aldı.It took me a while to understand what she was trying to say.
Ne demek istediğimi daha sonra anlayabilir.She may realize later what I meant.
Onun en sevdiği beyzbol takımı Giants'tır, ancak Lions'dan da hoşlanır.His favorite baseball team is the Giants, but he likes the Lions, too.
Bir çocuk olmasına rağmen, annesine yardım etmek için çok çalıştı.Even though he was a child, he worked hard to help his mother.
O, anne ve babasından bağımsızdır.She is independent of her parents.
40'lı yaslarda çocuk sahibi olmanın anormal bir tarafı yok.There is nothing abnormal in having a child around forty.
Tanrım, bana iffet ve ölçülülük ver, ancak henüz değil.God, please give me chastity and continence, but not yet.
Ne söylemeye çalıştığını anlayamıyorum.I can't understand what he is trying to say.
Onun söylediklerini anlamıyormuş gibi davrandım.I pretended not to understand what he was saying.
Onun esprisini anlayamadım.I couldn't understand his joke.
Ben onun şakasını anlamadım.I didn't get his joke.
Bütün hayvanlar eşittir ancak bazı hayvanlar diğerlerinden daha eşittir.All animals are equal, but some animals are more equal than others.
Onun ne söylemeye çalıştığını anlıyorum.I understand what he's trying to say.
Anlaşılan yaranın kendisi sadece birkaç dikişe ihtiyaç duyuyor.Apparently the wound itself only needs a few stitches.
Yazı severim ancak sıcağa katlanamam.I like summer, but I can't stand the heat.
Er ya da geç o bana her şeyi anlatacak.Sooner or later he will tell me everything.
Babam tüm maaşını anneme veriyor.My father gives my mother all of his salary.
10.30 trenine bindim. Ancak o on dakika geç kaldı.I took the 10:30 train. However, it was ten minutes late.
Annesi onunla ilgileniyor.His mother is taking care of him.
Onun ne söylediğini anlayamadım.I couldn't understand what he was saying.
Onun söylediklerinin ana fikrini ben bile anlayamadım.I couldn't even understand the main point of what he said.
Onun resminin anlamını düşündüm.I thought about the meaning of his painting.
Onun annesi tarafından azarlandığını gördüm.I saw him being scolded by his mother.
Farklı çiçeklerin farklı anlamları vardır.Different flowers represent different meanings.
Onların iyi niyetlerini anlıyor gibi görünmüyorsun.You don't seem to understand their good intentions.
Damat şu anda bir şirket için çalışıyor ve gelin de bizim öğretmenimiz.The groom works for a company now, and the bride is our teacher.
Herkesin bildiği gibi, bugün bizim için çok anlamlı bir gündür.As everyone knows, today is a very significant day for us.
Onunla anlaşmaya karar verdik.We decided to make a deal with him.
Sabır, bilimin anasıdır.Patience is the mother of science.
Hiç beklemediğin bir anda, sana bu cümleyi gönderiyorum.I'm sending you this sentence when you least expect it.
Onun ne demek istediğini kısmen anlıyorum.I partially understand what he means.
Anneni dinlemelisin.You ought to listen to your mother.
Eğer benim oğlum trafik kazasında ölmüş olmasaydı, şu an üniversite öğrencisi olacaktı.If my boy had not been killed in the traffic accident, he would be a college student now.
Onun söylediği ile ilgili bir tek kelime anlayamadım.I couldn't understand a single word of what they said.
Onları yenmek için, çok sıkı antrenman yaparız.In order to beat them, we practice very hard.
Bu şu anda satılan en iyi amplifikatör.This is the best amp currently being sold.
Anthony'ye Mısırlılar tarafından saygı gösterilirdi.Anthony was respected by the Egyptians.
Ann mutlu bir rüya görüyor olmalı.Ann must be having a happy dream.
O, "Şu anda bakıyorsun. Sen röntgenliyorsun Tom" dedi kızgınlıkla."Just now, you were looking. You Peeping Tom,"she said angrily.
Onun duygularını anlayamıyorum.I can't understand his feelings.
Beni anlıyor musun?Do you understand me?
Beni anlıyor musunuz?Do you understand me?
Evet, sizi iyi anlıyorum.Yes, I understand you well.
Anlıyor musunuz?Do you understand?
Evet, anlıyorum. Teşekkür ederim.Yes, I understand. Thank you.
Evet, anlıyorum. Teşekkürler.Yes, I understand. Thank you.
Onun fikirlerini anlayamadım.I couldn't understand his ideas.
Ne söylediğimi anlıyor musun?Do you understand what I'm saying?
"Almatı" birçok Türk dillerinde "Elmaların babası" anlamına gelir."Almaty" means "The Father of Apples" in many Turkic languages.
Bay Anton onlarla soğuk bir biçimde konuştu.Mr. Anton spoke to them coldly.
Onunla Bükreş'te tanıştığında Anca bir öğrenciydi.When I had met her in Bucharest, Anca was a student.

İlgili Sayfalar