an ile cümle
an kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Onunla bir anlığına yalnız kaldığında, ona çıkma teklif etti.When he got her alone for a moment, he asked for a date.
Onun onu anlamasını sağladımI managed to make him understand it.
Bu sözlerin ne anlama geldiği hakkında bir fikri yoktu.He had no idea what these words meant.
O, cümleyi anlayamadı.He couldn't understand the sentence.
Onun kuru espri anlayışı yok.He doesn't have a dry sense of humor.
O, konunun prensibini anlamıyor.He doesn't understand the principle of the thing.
Onun birçok tanıdıklar ancak birkaç arkadaşı var.He has many acquaintances but few friends.
O, onun tavsiyesinin değerini anlayamadı.He could not comprehend the value of her advice.
O beni gerçekten anlar.He really gets across me.
İngilizce konuşmamız muhtemelen iyi bir fikir, bu yüzden o anlayabilecek.It's probably a good idea for us to speak in English, so he'll be able to understand.
Ne yazık ki onun espri anlayışı yok.It is a pity that he has no sense of humor.
Unut gitsin. Ona tavsiye vermenin hiçbir anlamı yok.Forget it. There's no sense giving him advice.
Onu gördüğüm an, bana kızgın olduğunu biliyordum.The moment I saw him, I knew he was angry with me.
Anahtarı ona verdiğimi hatırlıyorum.I remember giving him the key.
Anlaşmak için onu ikna etmeye çalışmak işe yaramaz.It is useless to try to persuade him to agree.
Onun İngilizcemi anlamasını sağlayamadım.I couldn't make him understand my English.
Ona laf anlatmak, deveye hendek atlatmaktan daha zor.Giving advice to him is like talking to a brick wall.
Ona tavsiye bulunmanın bir anlamı yok.There is no point in giving him advice.
Onun İngilizce mesajı anlamasını sağlamada zorluk çektim.I had difficulty in making him understand the message in English.
Onun kızgınlığı anlaşılabilirdir.His anger is understandable.
Anlaşmayı kaçırdı.He blew the deal.
Annesi sürekli bundan şikayet eder.His mother is constantly complaining about it.
Annesi sürekli olarak bundan şikâyet ediyor.His mother is constantly complaining about it.
Onun annesi bir şarkıcıydı.His mother used to be a singer.
Annesi bir İngilizce öğretmenidir.His mother is an English teacher.
Annesi yaşına göre genç görünüyor.His mother looks young for her age.
Annesi onun oraya yalnız gitmesine izin vermeyecek.His mother will not consent to his going there alone.
Bazen onu anlayamıyorum.At times I can't understand him.
Onun ne kastettiğini anlamaya başladım.I began to see what he was getting at.
Onun konuşması anlamak için çok soyut.His speech is too abstract to understand.
Ailesi kırk yıl önce anavatanından Brezilya'ya göç etti.His family emigrated from their mother country to Brazil forty years ago.
Az sayıda insan onun yorumunu anlar.Few people understood his comment.
Onun ani hastalığı bizi seyahatten alıkoydu.His sudden illness deterred us from traveling.
Onun ne dediğini tamamen anlamıyorum.I don't quite understand what he says.
Onun anlattığı hikayelerin türünü hiç duymadım.I've never heard the kind of stories he tells.
Onu hiç anlamadım.I did not understand him at all.
Onun söyledileri bir anlamda doğrudur.What he said is true in a sense.
Onun dediklerini tamamen anlamadım.I didn't quite make out what he said.
Onun ne söylediğini anlamayı zor buldum.I found it difficult to understand what he was saying.
Onun sözlerinin anlamını nasıl açıklarım bilmiyorum.I don't know how to interpret his words.
Onun anavatanı Almanya'dır.His home country is Germany.
Onun konuşma tarzını anlamıyorum.I don't understand the way that he thinks.
Onun fikirlerini anlamak zordur.His ideas are difficult to understand.
Onun görüşlerini anlamaya çalıştım.I tried to sound out his views.
Dersinin konusunu anlamak çok zordu.It was very difficult to understand the subject of his lecture.
Onun solunda annesi oturuyordu.On his left sat his mother.
Onun şiirlerini anlamak güçtür.His poems are difficult to understand.
Onun başarısızlığının ana nedeni tembelliktir.The primary cause of his failure is laziness.
Mektubu bir anlam ifade etmiyor.His letter doesn't make any sense.
Onun romanları benim için çok anlaşılmazdır.His novels are too deep for me.
Gerçekten onun ne kastettiğini anlamak için yeterli aklı vardı.She had enough sense to understand what he really meant.
Açıklaması çok baştan savmaydı. Onu anlamadım.His explanation was too sketchy. I didn't understand it.
Onun açıklaması anlaşılır değil.His explanation is not clear.
Onu öğretmeni bile anlamadı.Even his teacher didn't understand him.
Onun geçmişi ile ilgili anketler yaptık.We made inquiries into his past.
Oğlu şu anda üniversitede.His son is in college now.
Erkek kardeşinin ani ölümü onları şaşırttı.The sudden death of his brother surprised them.
Onun ani ölümü bir trajedi idi.His sudden death was a tragedy.
Onun çok kızgın olduğunu onun ifadesinden anladım.I gathered from his expression that he was very angry.
Annesi de babası da ölü.Both his father and mother are dead.