an ile cümle
an kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Onun annesi on beş yıldır bir eczane çalıştırıyor.His mother has been running a drugstore for fifteen years.
Annesi Amerikalı.His mother is American.
Onun sağlığı hakkında endişeli olduğu için, annesi onun dışarı çıkmasını engelledi.His mother prevented him from going out because she was anxious about his health.
Annesi ona banyoyu temizletti.His mother made him clean the bathroom.
Annesi onu almak için geldi.His mother came to pick him up.
Annesi onun motosiklet sürmesine izin vermedi.His mother didn't allow him to ride a motorbike.
Annesi rahat bir nefes aldı.His mother sighed with relief.
Anne tarafında iki teyzesi var.He has two aunts on his mother's side.
Görünüşünden onun hasta olduğunu anlayabiliyorum.I can see he is ill by his appearance.
Teorilerini pek az insan anlayabilmektedir.Few people are able to understand his theories.
Onun teorilerini çok az sayıda insan anlayabilir.Few people are able to understand his theories.
Onun anne ve babası öldü.Both his parents are dead.
Anne ve babası dışında, hiç kimse onu iyi tanımıyor.Apart from his parents, no one knows him well.
Anne ve babasının her ikisi de iyi.Both of his parents are well.
Anne ve babasının her ikisi de iyiler.Both of his parents are well.
Anne ve babası bir otel çalıştırıyor.His parents ran a hotel.
Anne ve babası gezisinin lehinde idi.His parents were in favor of his trip.
Anne ve babası onu bir yürüyüş için götürdüler.His parents took him for a walk.
Anne ve babası her Pazar kiliseye giderler.His parents go to church every Sunday.
Anne ve babasının dışında, hiç kimse şüpheliyi savunmadı.Apart from his parents, nobody would defend the suspect.
Onun tezi bir anlam ifade etmiyor. Öncelikle onun teması belirsiz.His thesis doesn't make sense. To begin with, its theme is obscure.
Her zamanki gibi anahtarı masaya koydu.He put the key on the desk as usual.
O, onu anında yalanladı.He instantly denied it.
Kapının anahtarını aradı.He looked for the key to the door.
O, olayı ayrıntılı olarak anlattı.He described the scene in detail.
O, sanattan iyi anlar.He has an eye for art.
Bizi gördüğü an, o kaçtı.The moment he saw us, he ran away.
Anlaşmayı cebren imzaladı.He was made to sign the contract against his will.
Anlaşmaya isteği dışında imza attırıldı.He was made to sign the contract against his will.
Anlaşma ona rızası dışında imzalattırıldı.He was made to sign the contract against his will.
Aynı anda yedi kişiyi dinleyebilir.He could listen to seven people at once.
38 yaşında olmasına rağmen, hâlâ anne ve babasına bağımlıdır.Though 38, he is still dependent on his parents.
O sizi anlamıyor.He doesn't understand you.
O seni anlamıyor.He doesn't understand you.
Amerika'da kaldığı süredeki deneyimlerini bize anlatmaya başladı. Biz dikkat kesildik.He started to tell us his experiences during his stay in America. We were all ears.
O Ann ile evlendi.He married Ann.
O Ann'i tanıyor gibi görünüyor.He appears to know Ann.
O her zaman patronuyla anlaşmazlık içinde.He is always at odds with his boss.
İyi çiğneyemiyor çünkü şu anda diş ağrısı var.He can't chew well, because he has a toothache now.
O iyi fıkra anlatır.He tells a good joke.
O başarılı olmak için emin olduğunu söyledi; O, ancak başarısız oldu.He said he was sure to succeed; he failed, however.
Sınıf arkadaşlarının hepsiyle iyi anlaşıyor.He is in harmony with all his classmates.
O komik bir hikaye anlattı.He told a funny story.
Daha fazla beklemenin hiçbir faydası olmadığını anladı.He saw no advantage in waiting any longer.
Bir an için onun eline baktı.He stared at her hand for a moment.
O aniden gitti.He left immediately.
O, her an geri dönmeli.He should be back any minute.
Her an geri gelebilir.He should be back any minute.
Orada tanıştığı herkese haberi anlattı.He told the news to everyone he met there.
Ne olduğunu tam olarak anlattı.He accurately described what happened there.
O, konuyu bana özel olarak anlattı.He told me about it in private.
Onun skandalla ilgili yapacak harika bir anlaşması vardı.He had a great deal to do with the scandal.
O, makinenin ana hatlarını kısaca anlatır.He sketches the outline of the machine.
O, ifadenin tam anlamını açıkladı.He explained the literal meaning of the phrase.
Ondan yapılmış bir yedek anahtarı vardı.He had a duplicate key made from that one.
Olayı eşine anlattı.He mentioned the incident to his wife.
O, kazayı polise detaylı bir şekilde anlattı.He described the accident in detail to the police.
O, ofisin anahtarlarını polise teslim etti.He handed over the keys of the office to the police.
O, şakayı anlayamadı.He could not see the joke.
O ankete dayalı sonuçlarını çıkardı.He drew his conclusions based on that survey.