an ile cümle
an kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Bunu anlayacağın zaman gelecek.The time will come when you will understand this.
Keşke o zaman bütün hikayeyi bana anlatsaydın!If only you had told me the whole story at that time!
Gökyüzünün görünüşüne bakılırsa her an yağmur yağabilir.Judging from the look of the sky, it may rain at any moment.
Fantazi çoğu zaman sanatın anasıdır.Fantasy is often the mother of art.
Koltuklar müsaitken ayakta durmanın anlamı yok.There is no sense in standing when there are seats available.
Hava seyahati hızlı ancak deniz seyahati huzurlu.Air travel is fast; sea travel is, however, restful.
Para tüm kötülüklerin anasıdır.Money is the root of all evil.
Para iyi bir hizmetkar, ancak kötü bir ustadır.Money is a good servant, but a bad master.
Arabaların ani çoğalması her gün çok sayıda trafik kazasına neden oluyor.The sudden increase of cars is causing a large number of traffic accidents every day.
Tansiyon kalp hastalığının ana kaynağıdır.Tension is a major cause of heart disease.
Zor iş başarının ana unsurudur.Hard work is the main element of success.
Söylemeye gerek yok, gayret mutluluğa götüren bir anahtardır.Needless to say, diligence is a key to happiness.
Sana lokal anestetik vereceğim.I'll give you a local anaesthetic.
Benim için sürpriz oldu, o bir anda gözden kayboldu.To my amazement, it disappeared in an instant.
Benim için sürpriz oldu, antropolog cinayetle suçlandı.To my surprise, the anthropologist was accused of murder.
Ben bir anjin krizi geçirdim.I had an angina attack.
Öğretmenlerin çocukları anlamaları gerekir.Teachers must understand children.
Ders kitabında her bölüm yaklaşık bir düzine anlama soruları tarafından takip edilir.Each chapter in the textbook is followed by about a dozen comprehension questions.
Ortak anlaşma imzalanır imzalanmaz, ithalat üzerindeki kısıtlamaları kaldırabiliriz.We can lift the restrictions on imports once the joint agreement is signed.
Gereksinim icatın annesidir.Necessity is the mother of invention.
İhtiyaç icadın anasıdır.Necessity is the mother of invention.
Ani bir hastalık oraya gitmesini engelledi.A sudden illness prevented him from going there.
Ani bir hastalık onu randevusunu iptal etmeye zorladı.A sudden illness forced her to cancel her appointment.
Onun sesinde ani bir değişiklik vardı.There was a sudden change in her tone.
O, aniden konuyu değiştirdi.Suddenly, he changed the subject.
Aniden kilo almaya başladım.I've suddenly started to gain weight.
Gökyüzü aniden bulutlandı.All of a sudden the sky became overcast.
Aniden gökler açıldı.Suddenly the heavens opened.
Aniden yağmur yağmaya başladı.Suddenly rain began to fall.
Aniden yağmur yağdı.Suddenly, it rained.
Ansızın büyük yağmur damlaları karanlık gökyüzünden düşmeye başladı.All of a sudden, large drops of rain began falling from the dark sky.
Tatil planı hakkında onunla anlaştı.She agreed with him about the holiday plan.
Karım ve ben bir tatil planı üzerinde anlaştık.My wife and I agreed on a holiday plan.
Bana tatillerinde ne yaptığını anlat.Tell me what you did on your holidays.
Bazı insanlar sigaranın kısa vadeli etkilerini anlamayı daha kolay buluyor.Some people find it easier to grasp the short-term effects of smoking.
Anıt parkta kuruldu.The monument was set up in the park.
Bizim tren aniden durdu.Our train stopped suddenly.
Annem bir değişiklik için yürümemi tavsiye etti.Mother advised me to take a walk for a change.
Ben nasıl hissettiğini anlıyorum.I understand how you feel.
Sıcaklık aniden düştü.The temperature has suddenly dropped.
Bakım hayatta olmak anlamına gelir.Caring means being alive.
Endişenizi anlıyorum.I appreciate your concern.
Masanın üzerinde bir anahtar vardır.There is a key on the desk.
Birçok karışıklıktan sonra, antlaşma sonuçlandırıldı.The treaty has been concluded after many twists and turns.
Bu tehlike geçti anlamına gelmez.This doesn't mean the danger has passed.
Bir kriz anında sakin kalmak ve kontrolü kaybetmemek gereklidir.It is essential to keep calm in a time of crisis and avoid going haywire.
İtibarını kaybetmek aşağılanmak anlamına gelir.To lose face means to be humiliated.
Ülkeler barışçıl amaçlarla anlaşmazlıkları çözmekle ilgileniyorlardı.The countries concerned settled the dispute by peaceful means.
O, müdürle anlaşamadığı için ekibi terk etti.He left his team as he could not get along with the manager.
Çevre kirlenmesi anormal hava koşullarına neden oluyor.Environmental pollution is causing abnormal weather conditions.
Ana yollar banliyölerin büyümesine katkıda bulunacaktır.The construction of a highway will contribute to the growth of the suburbs.
Öğrenciler genellikle kendi sorunlarını anlayan bir öğretmen severler.Students generally like a teacher who understands their problems.
Kolej günlerimin anılarını hatırlarım.Memories of my college days come to my mind.
Bazı bilim adamlarına göre, büyük deprem şimdi her an olabilir.According to some scholars, a major earthquake could occur at any moment now.
Okuldan eve döndüğünde mutfakta annesine yardım etmeye başladı.When she returned home from school, she began to help her mother in the kitchen.
Ne kadar çok öğrenirsen, o kadar çok cehaletini anlarsın.The more you study, the more you discover your ignorance.
Genel anlamda, Amerikalılar kahveye çok düşkündür.Generally speaking, Americans are very fond of coffee.
Yabancı bir dilde derdini anlatmak zor değil mi?Isn't it difficult to make yourself understood in a foreign language?
Evimin dışarıda gizli bir yedek anahtarı var.I have a spare key to my house hidden outside.
İyi bir hoşsohbet olmak sadece İngilizcede iyi bir konuşmacı olmak anlamına gelmez.Being a good conversationalist does not just mean being a good speaker of English.