Amerika'da onunla arkadaş oldu.He made friends with her in America.
Amerika'da iken İngilizce becerisini geliştirdi.He developed his English skill while he was in America.
O, Amerika'ya seyahate gitti.He went on a voyage to America.
O, dün Amerika için yola çıktı.He started for America yesterday.
Amerika Birleşik Devletleri'ne gitmeden önce hiç İngilizce eğitimi almamıştı.He had never studied English before he went to the United States.
O, Amerika'da bulunmuştur.He has been to America.
O, Amerika'ya gitti.He has gone to America.
Amerika'ya geri döndüHe returned to America.
O, cazın Amerika'daki doğuşunu araştırıyor.He is studying the origin of jazz in America.
O, bir Amerikalı bilim adamı, Albert Einstein'a saygı duyuyor.He respects Einstein, an American scientist.
O, Amerikalı bir beyefendi değil mi?Isn't he an American gentleman?
O, Amerikalı bir hanım ile evli.He is married to an American lady.
O, Amerikan sahnesinde en iyi aktör oldu.He became the finest actor on the American stage.
O, Amerikan demokrasisi hakkında herhangi bir bilgiye sahip değildir.He doesn't have any knowledge about American democracy.
O, Amerika şöyle dursun, Avrupa'ya gitmedi.He has been to Europe, not to mention America.
O, Amerika Birleşik Devletleri'ne gitmek istiyor.He wants to go to the United States.
O, Amerika'ya gitmek için hevesli.He is anxious to go to America.
O, eğitim yapmak için Amerika'ya gitmeye karar verdi.She has made up her mind to go to America to study.
O, Amerikan tarihine dair bir ders kitabı okuyordu.He was reading a textbook on American history.
O bir Amerikalı.He is an American.
O bir Amerikalı değildir.He is not an American.
O bir Amerikalı değil ama bir İngilizdir.He is not an American but an Englishman.
O bir Amerikalı değil ama bir Fransızdır.He is not an American but a Frenchman.
Amerika'da kaldığı süredeki deneyimlerini bize anlatmaya başladı. Biz dikkat kesildik.He started to tell us his experiences during his stay in America. We were all ears.
O, Amerikan büyük elçiliğinde diplomattır.He is a diplomat at the American Embassy.
O, Amerikan elçiliğinde görevli bir diplomat.He is a diplomat at the American Embassy.
O, Amerikan başkanlık adaylarından biri.He is one of the American presidential candidates.
O Amerikan edebiyatı okumak amacıyla Amerika'ya gitti.He went to America for the purpose of studying American literature.
O İngiltere'de doğdu ama Amerika'da eğitim gördü.He was born in England, but was educated in America.
Önceki gün Amerika'ya hareket etti.He left for America the day before yesterday.
O bize Columbus'un Amerika'yı keşfettiğini öğretti.He taught us that Columbus discovered America.
Sanki bir Amerikalıymış gibi konuşur.He speaks as if he were an American.
İngilizceyi sanki bir Amerikalıymış gibi konuşur.He speaks English as if he were an American.
O, İngilizceyi bir Amerikalı kadar akıcı bir şekilde konuşur.He speaks English as fluently as if he were an American.
O hava yoluyla Amerika'ya gitti.He left for America by air.
O, Amerika Birleşik Devletleri'nde büyüdü fakat onun ana dili Japonca.He was raised in the States, but his mother tongue is Japanese.
O, Amerika Birleşik Devletleri'nde büyüdü ama onun ana dili Japonca.He was raised in the States, but his mother tongue is Japanese.
O, Amerika Birleşik Devletleri'nde büyüdü lâkin onun ana dili Japonca.He was raised in the States, but his mother tongue is Japanese.
O, Amerika'da büyüdü fakat onun ana dili Japonca.He was raised in the States, but his mother tongue is Japanese.
O, bugünden sonra bir hafta sonra Amerika'dan dönüyor.He's coming back from America a week from today.
Bana bazı Amerikan dergileri gönderdi.He sent me some American magazines.
Aslında Amerika'da bulunmadı.He hasn't actually been to America.
O genç bir Amerikalı öğrenci değil mi?Isn't he a young American student?
Mahsulleri üretmek için yeni bir yöntem öğrenmek amacıyla Amerika'ya gitti.He went to America for the purpose of learning a new method of producing crops.
O, geçen hafta Amerika'ya gitti.He went to America last week.
Tipik bir Amerikalı genç gibi görünüyor.He seems to be a typical American boy.
Amerika'ya gitmek için Japonya'dan ayrıldı.He left Japan for America.
O, Amerikaya gitmeden önce Tokyo'da patronunu görmek istiyordu.He wanted to see his boss in Tokyo before leaving for America.
Amerikan vatandaşlığını kazandı.He acquired American citizenship.
O bir Amerikalı olmalı.He must be an American.
Onların yaptığı araştırmalar, Amerikalıların Japonya ile ilgilenmediğini gösteriyor.The research done by them shows that Americans are not interested in Japan.
Birkaç gün önce Amerika'ya vardılar.They arrived in America a few days ago.
Amerika'ya göç edecekler.They are going to emigrate to America.
Onlar Amerikalı mı?Are they American?
Onlar Amerikalı değiller mi?Aren't they Americans?
Onlar Amerikalı olmalılar.They must be Americans.
Onlar geçen ay Amerika'ya gitti.They went to America last month.
Onlar onu Kuzey Amerika'ya gönderdiler.They sent him to North America.
Onu bir Amerikalı sandım.I took her for an American.
Onun bir Amerikan vatandaşı kadar akıcı bir biçimde İngilizce konuştuğunu duydum.I heard her speaking English as fluently as a citizen of the USA.