Temel amacı insanların sağlıklı beslenmesidir.La conservación de alimentos es un tema medular en la salud de la población.
Amacı bir gün Lefter gibi Avrupa'da oynamaktı.El juego fue publicado como Starwing en Europa.
Tanrı'nın bana ihsan ettiği yeteneğim aracılığıyla onlara biraz olsun 'kaçış duygusu' vermek amacım.Y sin embargo, doy gracias a Dios por su bondad que me ha dado tiempo para arrepentirme.
Tek amacı ise ölümdür.Al final, su única salida es la muerte.
Bu projenin temel amacı nedir?Qual è lo scopo principale di questo progetto?
Onun temel amacı Rex Fury tutuklamak.Il suo obiettivo principale è quello di arrestare Rex Fury.
Gemi İspanyol hükümeti tarafından Hollandalılara karşı bir savunma kurulması amacıyla tedarik edilmişti.La nave fu acquistata lì dal governo spagnolo, con l'obiettivo di costruire difese contro gli olandesi.
Spambotları şaşırtmak amacıyla da birçok program ve yöntem denenmiştir.Sono stati ideati un gran numero di programmi e di metodi per sventare gli spambot.
Parkın kuruluş amacı, bölgede bulunan önemli arkeolojik ve paleontolojik alanları korumaktır.Il parco è stato creato per proteggere importanti siti archeologici e paleontologici trovati nella zona.
Bunların temel amacı hücreye enerji sağlamaktır.Il loro scopo primario è quello di fornire energia alla cellula.
Efsaneye göre, Roi Mata oradaki toprakları fethedince, ilk amacı kabileleri birleştirmekti.Secondo la leggenda, quando Roi Mata conquistò la terra, il suo primo obiettivo fu quello di unire le tribù.
Ülkede 11 Nisan günü Juan Santamaria'nın ölümünü anmak amacıyla tatil ilan edilmiştir.L'11 aprile è stato dichiarato in Costa Rica Giorno di Juan Santamaría per commemorare la sua morte.
Bu riski değiştirmek amacıyla mevcut herhangi bir önlem bulunmamaktadır.Non vi sono misure preventive che modifichino tale rischio.
World Press Photo, Amsterdam'da kurulmuş bağımsız ve kâr amacı gütmeyen bir organizasyondur.World Press Photo è un'organizzazione no-profit con sede ad Amsterdam.
Ancak 2010'daki bütçe bu amacı gerçekleştirmek için yetersizdi.Ma i fondi stanziati non furono sufficienti per perseguire tale risultato nel 2011.
Belirli bir amacı gerçekleştirmeye yöneliktir.La ragione è focalizzata verso il raggiungimento di un determinato obiettivo.
İlahi, Allah'ı veya çeşitli kutsal kişi ya da varlıkları övmek amacıyla bestelenen sözlü dinî şarkılar.Benedetto sii Tu o SIGNORE, che distingui tra il sacro ed il profano."
Bu projenin amacı, yenilenebilir enerjilerin üretilmesini ve kullanımını teşvik etmektir.L'obiettivo di questo progetto è quello di promuovere la produzione e l'uso di energie rinnovabili.
Jack'in gerçek amacı ise intikamını ve gemisini Barbossa'dan almaktır.Il suo vero scopo è quindi vendicarsi di Barbanera.
Turing testinin amacı, bir makinenin düşünebildiğini söyleyebilmenin mantıksal olarak mümkün olup olmadığıdır.Il test di Turing è un criterio per determinare se una macchina sia in grado di pensare.
Montreal ve Quebec arasındaki ticareti güçlendirmek amacıyla bir "Kral Yolu" inşa edildi.Fu costruita una strada tra Montreal e Québec per incoraggiare il commercio.
Keşiflerin ana amacı, Rusya'dan önce bölgede ilerleyerek Yukarı Kaliforniya'nın güvenliğini sağlamaktı.L'obbiettivo della spedizione era quello di rendere sicure la basi dell'Alta California prima dei russi.
İki amacı vardır, saldırma ve savunma.Ne esistono di due tipi, attacco e difesa.
Bu denemenin amacı, Mycoplasma laboratorium adı verilen yeni bir sentetik organizma oluşturmaktı.Il terzo ed ultimo punto era l'istituzione di un tipo di lavoro forzato chiamato mita.
Simyacıların asıl amacı felsefe taşını bulmaktır.Gli alchimisti cominciano a ricercare la pietra filosofale.
Birliğin amacı, Akdeniz bölgesi genelinde istikrar ve entegrasyonu teşvik etmektir.L'Unione ha lo scopo di promuovere la stabilità e l'integrazione in tutta la regione mediterranea.
Bu uyduların her birinin belli bir amacı vardır.Ognuno dei tre sembra avere uno scopo.
Amacı şehri yok etmektir.L'obiettivo è distruggere la Repubblica.
Üniversitenin kurulma amacı araştırma ve öğretim sistemine yeni bir yaklaşım getirmekti.L'idea era di creare un'università con un nuovo approccio sia nella ricerca che nell'insegnamento.
Aslında amacı dünyayı daha iyi bir yer yapmaktır.Il suo scopo è quello di creare un nuovo mondo.
Linux Profesyonel Enstitü, 25 Ekim 1999 yılında kâr amacı gütmeyen bir şirket olarak Kanada'da kurulmuştur.Si è formalmente costituita come un'organizzazione no-profit canadese il 25 ottobre del 1999.
Amacın olumlu yönde olmasına rağmen deney olumsuz sonuçlandı.Nonostante i buoni risultati l'esperimento non ebbe seguito.
Alman V-2 füzesi 1942'de fırlatılan ve uzaya ulaşma amacı taşıyan ilk roket oldu.Il missile A-4 tedesco, lanciato nel 1942, divenne il primo proiettile a raggiungere lo spazio.
Öğretim faaliyetleri KGG' nün NATO standartları çizgisine doğru geliştirilmesi amacını taşımaktaydı.Gli sforzi di tutoraggio dovevano sviluppare la KSF in linea con gli standard della NATO.
Bu amacı doğrultusunda Amerika Birleşik Devletleri'ne savaş ilan etmiştir.In un certo senso, sto dichiarando guerra agli Stati Uniti.
Aynı zamanda Türkiye'nin NATO'dan çıkması amacıyla faaliyet yürüttü.Si batte anche per l'uscita del proprio paese dalla NATO.
O ve Curtis, yaşanabilir bir gezegen bulmak amacıyla geçitten geçerler.Egli riesce a fuggire e vaga attraverso il cosmo alla ricerca di un pianeta vivibile.
Herschel'in ana amacı galaksilerin kökeni ve galaksi formasyonunu aydınlatmak üzere gözlemler yapmaktır.La missione di Herschel si concentra principalmente sulle origini delle galassie e sulla formazione galattica.
Tanrı'nın bana ihsan ettiği yeteneğim aracılığıyla onlara biraz olsun 'kaçış duygusu' vermek amacım.Alzati, perché Dio desidera rivelarti un grande segreto».
19. yüzyılın birinci yarısında Hamar-Daban Dağları'na ulaşım sağlamak amacıyla yeniden inşa edildi.Fu ricostruita nella prima metà del XIX secolo, per facilitare l'accesso delle carrozze .
Bu toplantının amacı her iki taraf içinde tatminkar olabilecek bir uzlaşmaya varmaktı.Una Commissione venne incaricata di redigere un accordo accettabile per entrambe le parti.
Dolandırıcılık amacıyla oluşturulmuş kurgusal ülkeler de bulunmaktadır.Vi sono anche mezzi militari specificamente costruiti per l'inganno.
Amacı dünyanın en büyük kılıç ustası olabilmektir.Il suo sogno è di diventare il più grande spadaccino del mondo.
Bu operasyonların amacı Hamid Karzai liderliğinde bir Afganistan yönetimi kurmaktı.Il Fronte ebbe una presenza molto forte all'interno del governo provvisorio afghano guidato da Hamid Karzai.
Bağlantı genellikle yedekleme amacıyla kullanılır.La posizione è solitamente usata per il saluto.
Oyunun amacı 4 Avrupa şehrindeki ulaşım faaliyetlerini sağlamaktır.Scopo della campagna è conquistare 4 città.
Amacı sadece anlamak değil, ayrıca açıklamaktır.Il risultato non è descrivibile ma soltanto da provare.
Tek amacı ise ölümdür.Un'ultima differenza è la morte.
Kuruluş amacı üye devletler arasında serbest ticaret bölgesi oluşturmaktır.La CSI ha lo scopo di creare una zona di libero scambio tra i suoi membri.
Örneğin mutluluk yaşamın temel amacıdır ve mutluluğa ulaşmanın yolu erdemli olmaktan geçer.Infatti se la felicità è lo scopo della vita, cosa succede quando sei infelice?
İnönü'yü sulamak ve taşkınları önlemek amacıyla kurulmuştur.Il quale vien messo innanzi a i sani, infermi, e moribondi.
Oyunun temel amacı mümkün olduğunca çok puan elde etmektir.Lo scopo del gioco è essere il più divertenti possibili.
Koruma alanının kuruluş amacı, kelebek türlerini ve yaşam alanlarını korumaktır.Si impegna a proteggere gli uccelli caraibici e i loro habitat.
Oyunun esas amacı 10000 Euroya kadar ulaşabilen büyük ikramiyeyi kazanmaktır.Questo gioco permette di guadagnare fino ad un massimo di 1.000 €.
Merkez bankalarının amacı gelir artışını ve iş imkânını artırmaktı.Il compito delle banche centrali si estese alla domanda di occupazione e di crescita dei redditi.
İkili, birlikte bu yüzen hapishaneden kurtulmak amacıyla çalışmalara başlarlar.I due cercano i liberarla dalla sua prigionia.
Bu fikirlerin amacı, yaygınlaşan eğitim fikrini korumak ve sürdürmekti.L'obiettivo era e continua ad essere lo sviluppo e l'uso comune dei satelliti per le comunicazioni.
Bataklığın büyük kısmı tarım amacıyla kurutulmuştur.Gran parte della Camargue esterna è stata drenata per fini agricoli.
Bu ziyaretin amacı aynı zamanda yağmur duasına çıkmaktır.Anche la sessione pomeridiana fu accompagnata dalla pioggia.
Bu okulun amacı sinyal ve haberleşme istihbaratı yapmaktı.L'atto della comunicazione ha infatti lo scopo di trasmettere a qualcuno informazioni e messaggi.